Back To Top
Mümtaz bir Türkiye hikayesi...

Mümtaz bir Türkiye hikayesi...

 - Son Güncelleme: 19.11.2019 Salı 15:58
- A +

Bugün Karar’da, Elif Çakır ve Ahmet Taşgetiren ile birlikte yaptığımız Mustafa Yeneroğlu röportajı var. 

Güncel meselelerle ilgili söyledikleri kadar biyografisi de çok dikkat çekici ve itiraz kültürünün nereden geldiğini gösteriyor. 

Türkiye’ye gelip siyasete atılmadan önceki hayatı, bir yaşında gittiği Almanya’da, 11 yaşından itibaren aktif bir şekilde çalıştığı Milli Görüş Teşkilatı içinde, Müslüman azınlığın, göçmenlerin hakları için mücadele ederek geçmiş. Almanya’da genç yaşlarda Sosyal Demokrat Parti, Greenpeace ve Uluslararası Af Örgütü’ne (Amnesty) üye olmuş. 

2015’de milletvekili olarak döndüğü Türkiye’de Meclis İnsan Hakları Komisyonu başkanlığı sırasında uğraştığı ilk davalardan birinin de Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye’deki iki yöneticisinin tutuklu yargılandığı Büyükada Davası olması talihin kötü cilvelerinden biri...

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli Müslüman bir göçmen gencin, 13 yaşında Af Örgütü’ne üye olması sebepsiz değil. 

1961 yılında kurulmuş olan Uluslararası Af Örgütü, yarım asırdır dünyada kriz anlarında mağdurların, azınlıkta kalmış olanların yanında durmuş bir örgüt.  

Türkiye’de de 71 muhtırasından sonra tutuklanan aydınlar, 80 darbesinden sonra gözaltına alınan siyasetçiler, hapishanelerde işkence gören sağ ve sol mahkumlar, 90’larda köyleri yakılan Kürtler, tutuklanan DEP’li vekiller, başörtüsü yüzünden üniversiteye alınmayan kızlar, şiir okuduğu için hapse atılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan, 2000’lerde 301 davalarında yargılanan yazarlar için ayrımsız kampanyalar düzenlemişlerdi. Son olarak 15 Temmuz darbesinden sonra OHAL döneminde yaşanan hak ihlallerini raporladılar. Her seferinde dönemin iktidarlarının tepkisini çekmeyi başardılar. 

Sadece Türkiye’de değil, yarım asırdır bütün dünyada kimsenin umurunda olmayan siyasi mağdurlara destek veriyorlar ve onlar için kampanyalar yapıyorlar.  

Bu yüzden Fikir Suçluları Yılı ilan ettikleri 1977 yılında Nobel Barış Ödülü’nü de almışlardı. 

 

Tabii Türkiye’de hem uluslararası  hem Batılı hem de sivil toplum olan bir şeye pek hayırhah gözle bakılmaz. 

Sivil toplum, hak, hukuk hikayedir, bunlar ancak beşinci kol faaliyeti, ülkeleri karıştırmaya çalışan dış güçlerin maşaları, ajan olabilir. 

Bu uluslararası, sivil toplum, Batı kelimelerin yanına bir de Nobel’i eklersek, ülkenin yarısının  tüyleri diken diken olur. 

Hala Orhan Pamuk’un Nobel’inin gurur değil, öfkeye neden olduğu bir ülkede yaşıyoruz. 

O yüzden 1977 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kabul ederken bir konuşma yapan Af Örgütü’nün ikinci başkanının ayrımsız hak mücadelesi vadettiği şu sözleri çok az Türkiye Cumhuriyet vatandaşına ilkeli, samimi gelecektir:

“Af Örgütü’nün temel görevi her toplumda politik, dini inançları yüzünden hapsedilen, ırk, dil ya da cinsiyeti yüzünden  ayrımcılığa uğrayanlara dikkat çekmektir. Bu fikirler ve sorunlara katılmayabiliriz. Önemli olan insanların bu fikirleri ifade etme, bu inançlara sahip olma hakkıdır. Şu anda dünyada bir gruba ya da partiye ait olduğu ya da olmadığı, sosyal değişim istediği ya da istemediği, sesini çıkardığı ya da sessiz kaldığı, rejimler değiştiği ya da değişmediği için hapiste olan insanlar var.”

Peki, 1977 yılındaki bu güzel konuşma, Türkiye’de Nobel ödüllerinden hiç hazzetmeyen ulusalcıların fikir babalarından birine aitti dersek? 

Çok az bilinir ama Orhan Pamuk ve Aziz Sancar dışında Türkiye’den Nobel Ödülü olan üçüncü isim Mümtaz Soysal’dı.

Soysal, 1977 yılında Uluslararası Af Örgütü’nün ikinci başkanı olarak, örgütüne verilen Nobel Barış Ödülü’nü, örgütün başkanı ile birlikte almış, Oslo’daki törende bir insan hakları manifestosu olan bu kabul konuşmasını yapmıştı.

https://www.nobelprize.org/prizes/peace/1977/amnesty/lecture/

Peki ulusalcı Mümtaz Soysal, 1974 ile 1978 yılları arasında nasıl Uluslararası Af Örgütü ikinci başkanı olmuştu? 

Cevabı basit; çünkü kendisi de bir zamanlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin mağduru olmuş bir düşünce suçlusuydu. 

Türkiye’nin sürekli yer değiştiren mazlumlar ve zalimler hikayesinin en ilginç hikayelerinden biri ona ait.

1961 yılında Yassıada’da siyasetçiler linç mahkemelerinde yargılanırken, hapishane koşullarına dayanamayan yaşlı Demokrat Partililer vefat ederken, bazılarını olanları onuruna yediremeyip intihar ederken Mümtaz Soysal, 61 Anayasası’nı hazırlayan komitenin üyesi olan genç bir anayasa hukuku doçentiydi.

Ama Türkiye kimsenin garantisinin olmadığı bir ülke. 

10 yıl sonra, 12 Mart 1971 muhtırasının ardından, ülkenin mevcut anayasasını yazmış diğer profesörlerle birlikte, artık Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı olan Prof. Mümtaz Soysal da üstelik dersinden çıkarılarak gözaltına alınmıştı.

Gözaltı dalgası Doğan Avcıoğlu ve Cemal Madanoğlu’nun başını çektiği 9 Mart’ta darbe hazırlıkları yapan cuntayla bağlantılı olduğu düşünülen isimleri hedef almıştı.

Soysal, Avcıoğlu ile birlikte Yön dergisinin üç kurucusundan biri ve isim babasıydı.

Ülkenin önde gelen bütün aydınlarının içinde olduğu Yön dergisinde, Nasırcılığa, Baasçılığa benzer asker destekli devletçi bir sosyalizmi savunuyorlardı. 

Fakat, Yön dergisi kapatıldıktan sonra kurulan Devrim gazetesinde Mümtaz Soysal yer almadı. Hatta 1971 yılının Ocak ayında Milliyet gazetesine “Her şafakta ölürüm” başlıklı çok tartışılan bir yazı yazmış “Nasıl olsa yarın sabah devrim olacak diye günlük ödevlerini yapmayan veya çiziştiren devrimcilik her şafakta biraz ölür. Ya da devrim sabahı aynada kendi yüzünü tanıyamaz” diyerek darbe hazırlıkları yapan arkadaşlarını ad vermeden eleştirmişti.

Tabii yazı aynı zamanda böyle darbe hazırlıklarından haberdar olduğunu da delil gösterilebilirdi.

Gözaltı dalgasında doğrudan darbeyle suçlanmamıştı. 

Hakkındaki suçlamalardan biri TRT’de anayasayı halka anlatmak üzere yapılan bir programda yaptığı konuşmalar ve o programlardan birinde sokak röportajı yapılan bir işçinin “Biz haklarımızı kanımızla savunuruz” cümlesiydi.

İkinci suçlama ise Nisan 1971’de üniversitelerde boykot, işgaller artmışken Ortam dergisinde kaleme aldığı “Güzel Huzursuzluk” adlı bir yazıydı. 

“Bazılarının huzursuzluğu sessiz milyonların huzura kavuşturulması için ödenmesi gereken zorunlu fiyat. Türkiye’de de bu fiyat herhalde bir gün ödenmeli” diye biten yazıda ‘huzursuzluk’ denen bu olayları övüyordu. 

Gözaltında geçirdiği 29’uncu gün radyoda Meclis saatini dinlerken, Siyasal’dan hocası olan Cumhuriyetçi Güven Partisi genel başkanı Turhan Feyzioğlu kürsüye çıkıp, bu yazısını okumuş ve “Bu da mı suç değil” diye sormuştu.

Ertesi gün birlikte tutuklandığı diğer aydınların bir kısmı bırakılırken Soysal tutuklandı.  

Sonra bu suçlamalara “Dinamik  Anayasa” adlı kitabında komünizm propagandası yaptığı iddiaları eklendi. 

Mahkemenin, aralarında Sabahattin Zaim, Nevzat Yalçıntaş’ın da olduğu akademik bilirkişilere gönderdiği kitapta komünizm propagandası yapıldığı tespit edilmişti.

14.5 ay Mamak Cezaevi’nde yattı. Burada yazar ve TRT yapımcısı Sevgi Soysal’la evlendi. 

İşte bu sırada bir fikir suçlusu olarak Af Örgütü onun için kampanyalar düzenlemeye başladı. 

Tahliye olduktan sonra da destek için örgütün yönetim kuruluna alındı. 

Aktif bir Af Örgütü yöneticisi olarak Sri Lanka’dan, Kahire’ye dünyayı dolaşıp siyasi tutuklulara destek verdi, idam cezalarına karşı kampanyalara katıldı. 

1977 yılında Fikir Suçluları Yılı’nın açılışını Kahire’de bizzat yaptı. Aynı yıl örgüte verilen Nobel Barış Ödülü’nü kaldırdı.

Fakat hikaye maalesef burada bitmedi.

Mümtaz Soysal, Af Örgütü adına Nobel Barış Ödülü’nü aldıktan  17 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı oldu. 

O yıl Uluslararası Af Örgütü’nün hakkında en sert raporlar yazdığı ülke Türkiye’ydi. 

O yıllarda Türkiye hapishanelerinde 2000’e yakın siyasi tutuklu vardı. Ama Af Örgütü’nün eleştirilerinin hedefinde Güneydoğu’daki köy boşaltmaları/yakmaları, her gün bir yenisinin eklendiği kayıplar, fail-i meçhuller vardı.

Yani bizim bugün 90’lar diye bildiğimiz devletin rutin dışına çıkması.

Peki, bu iddiaları araştırmak için bölgeye gitmek isteyen Uluslararası Af Örgütü’nün yabancı ve yerli aktivistleri karşılarında kimi bulmuşlardı?

Tabii eski ikinci başkanları olan yeni Dışişleri Bakanı’nı. 

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 2005 yılında Mümtaz Soysal için çıkardığı armağan kitabında Soysal’ın biyografisini yazan ve onunla uzun bir röportaj yapan eski asistanının hocasını tarif ederken ki cümlelerinden biri şöyle: 

“İnsan hakları kılıfı ardında Güneydoğu’yu komşu kapısı yapıp ‘başka’ faaliyetler gösterenlerin Uluslararası Af Örgütü kalkanı ardına gizlenmelerine izin vermeyen Dışişleri Bakanı.”

Mümtaz Soysal, daha sonraki yıllarda da Af Örgütü’nün Nobel Barış Ödülü’nü kaldırmış, fikir suçlusu ikinci başkanı kimliğinden bir hayli uzaklaştı.

Başörtüsü yasaklarına, AK Parti’nin kapatılmasına destek verdi, 2009 yılında Nazilerin Yahudi sorununu çözmek için kullandığı terminoloji aynen kullanarak “Nihai Çözüm” başlıklı bir yazı yazarak ‘ulus devletin kırmızı çizgilerini aşan anadil, özerklik gibi talepleri olan Kürtlerle, Irak’taki Türkmenleri mübadele etmeyi’ dahi önerdi. Hatta Nobel Edebiyat Ödülü alan Orhan Pamuk’un ‘ülkesini dünyaya şikayet ederek’ bu ödülü aldığını da yazdı. 

Türkiye’de muhalifler, başına iş gelenler, zor durumda kalanların çoğu demokrat ve hürriyetçidir.

Ama esas mesele bu mağdurların ellerine güç geçtiğinde, iktidara geldiklerinde de demokrat ve hürriyetçi kalamamalarıdır.

Bu ikincisi şimdiye kadar hiç vaki olmadığı için mazlumlar ve zalimler sürekli yer değiştiriyor. 

Bir zamanlar Mümtaz Soysal’ı televizyondaki konuşması, yazısı nedeniyle darbecilikle, teröre destekle suçlayan devlet, Soysal’ın vefat ettiği günlerde bu kez Ahmet Altan’ı benzer suçlamalarla hapse atıyordu. 

Üstelik Altan’ı suçlayanlardan biri de Turhan Feyzioğlu’nun bugün Barolar Birliği başkanı olan torunu.

Aynı günlerde bir zamanlar herkes için demokrasi, hürriyet, insan hakları, fikir hürriyetini savunan AK Parti de, Almanya’dan bu ideallerle gelip milletvekili olmuş, eski bir Af Örgütü üyesi Mustafa Yeneroğlu’nu, Af Örgütü başkanlarının da içinde olduğu haksız siyasi tutuklamalara, hak ihlallerine karşı yüksek sesle tepki gösterdiği için “Siyasi çizgimiz farklılaştı” diyerek istifaya zorladı. 

İçinden çıkamadığımız döngü hala devam ediyor. 

1977’deki Nobel Barış Ödülü konuşmasındaki o tutarlı demokrat anlayışı yakalayamazsak da bu devran böyle dönmeye devam edecek...

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 19 Kasım 2019 03:18
Demek ki aradan 1977 yılı üzerinden 42 yıl geçmiş ama değişen bir şey yok Yıldıray bey...Sosyoloji bu...Adam boşu boşuna yaptırdığı çeşmeye "herkese helal müslümana haram çeşmesi" adını koymamis...
ali namlı 18 Kasım 2019 22:46
Her zamanki gibi güzel ve de bir o kadar ibretlik bir yazı olmuş ! Ama siz de biliyorsunuz ki fikir ve düşüncelere karşı uygulanan şiddet ve baskılar hatta zulümler maalesef bütün insanlık tarihi boyunca devam edegelmiştir ; Galile, Hallacı Mansur , mezhep imamlarının hemen hepsi ve diğer bir çok düşünür ... Ne yazık ki insanoğlu bu yüzkarası , bu iğrenç ,bu en alçak rezillikten hala kurtulamadı ; neyleyelim !!!
timur 18 Kasım 2019 21:24
Bu gün erken seçim olsa chp ve iyi parti kemalistlik dışında akp ve mhp den hiç bir farkları yok, bir tek icraatları yok yok gerçekten yok ne yüzle oy isteyecek niçin oylarınıza talibiz diyecekler ırkçılıklamı milliyetçiliklemi? zaten onların en alasını yapan akp mhp var. O yüzden muhalefet sürekli kaybediyor, mertçe göğsüne vurupta ben başa gelsem din dil ırkı milleti ayrımı yapmam ayrı olanlarında haklarını anayasal olarak güvence altına alırım diyebilirmi korkudan hdp ismini anmıyor söz veriyorum bunu şunu yaparım yapmazsam namerdim diyecek. bir bakıyorsun avrupada ame
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 20:12
Mumtaz Soysal milliyetci bir insandi. Milliyetcilerin insan haklarina saygi gostermelerini beklemek hayalperestliktir. Milliyetcilikle insan haklari birbirine zit kavramlardir.
KARAR OKURU Cemil 18 Kasım 2019 17:25
Bu yazıyı çok etraflıca analiz edebilirsek ülkemizin uzun yıllarının idare-iradesinin fotoğrafı ortaya çıkmış olur. Bir de bugünün böyle devam edeceğini zanneden zevatlara iyi bir örnek.
turgut ertav 18 Kasım 2019 16:20
türk derin devleti daima terörden nemalanmıştır.apo nun ,bir mit ajanı olduğu söyleniyor medyada.fetö dediklerini de derin devlet yuvalandırdı bir zamanlar.,devletin en mahrem yerlerine.şimdi de düşman bellediklerini fetöcülükle suçluyorlar.fetö nün siyasi ayağı akp.akp içinde ,erdoğan dahil,fetö ile iş tutmayan,onlara yanaşmayan yok.ama bir akp li veya bir yandaş akpli fetöcü- lükten tutuklanıp ceza almadı.sadece akp içinde çatlak ses olursa, fetö sopasını sallıyorlar.sonra da terörle mücadele masalı okuyorlar.masallara kanan olursa ,masal okuyan da çok olur.saygılar.
Ehl-i İrfan 18 Kasım 2019 15:25
Sayın Oğur,Bu ülkede,"35milyar $ piyasa değeri olan Telekomun,bürokratik oligarşi ile işbirliği sonucu 6 milyar dolara özelleştirilmesine kim sebebiyet verdi"sorusuna cevap olacak bir yazı bekliyor okuyucu sizden....Şu müzmin muhaliflik yerine müsbet muhaliflik yazıları yazıp-yayınlayında siyasi iktidarı ikna edici olsun...Yılların liberal genç sivili, devletçi-cuntacı bir müteveffaya sığınarak müzmin muhalifliğine gerekçe üretmesin...
KARAR OKURU Mürsel 18 Kasım 2019 14:58
Türk siyasi tarihi M.Soysal örnekleriyle dolu.Aslında Kemalizmin bitmeyen kördüğümü. Bir şey haddini aşarsa zıddına dönüşür.Haddini aşan haksızlıklar zulüm olarak geri dönüyor.Fetöcüler mağdur ve kahraman olabilir mi? -Evet Türkiye'de maalesef. Suriye'de İngiliz beyaz miğferlilerle sorunun kalbinde( miş).Ne zaman tam anlaşıldı.İşin başı öldürülünce.İnsan Hakları Örgütü,baretlilerin yumuşak dünya uyarlaması.Birazı insanlara birçoğu İngiliz'e yazılır!.
Kamil 18 Kasım 2019 14:23
3 ay dışişleri bakanlığı yapmış bir kişiyi 90 lı yılların icraatlarından sorumlu tutamazsınız. Entelektüel, dürüst, ilkeli, demokrat ve vatansever bir kişilikti.sürekli yanılan siz liberaller gibi değildi bir çizgisi vardı. Telekom özelleştirmesine neredeyse hukuk dersi verir gibi karşı koydu, bu kadar sene sonra haklılığı anlaşıldı.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 19:48
0
demokrat değildi. kemalistti.
Çekingen 18 Kasım 2019 12:54
Adalet 'in dini ırkı cinsiyeti yoktur güneş gibidir herkesin üzerine doğar kimse gölge yapmasın gerekirse müslümandan alır müşrike hakını iade eder bu böyle biline
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 12:49
Türkiye"nin demokratlari ve aydinlari genelde Kürtler söz konusu olunca taninamaz hale geliyorlar,demokratliklari Kürt sorununa kadardir.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 14:02
1
Sadece Kürtler değil, toplumun yarısından fazlası nasibini alıyor bu hukuksuz, adaletsiz, otoriter... yapıdan
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 20:43
0
Onlar gercekte demokrat degil. Demokrat maskesi takarak bir sure ortalikta dolasirlar sonra maske duser.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 11:50
İstikametsizdik
Toplumumuzda iki çeşit ahlak anlayışı vardır. 1-) kendisi haksızlığa uğradığında devreye girer ve talep oluşur, bunlar kısaca Insan hakları, hukuk, liyakat, fırsat eşitliği, özgürlükler. demokrasi vs. 2-) diğerleri haksızlığa uğradığında (ise) birinci maddedeki savunulanlar asla hatırlanmaz ve yokmuş gibi varsayılarak asla talep edilmez. Biz buna Türk usulü demokrasi diyoruz. 3-) yurtdışına çıkıldığinda, (bu üst düzey yönetici, akademisyen, siyasetci, basın yayın, sanatçı ve iş adamlarında görülen) bir ahlak çeşididir kendileri haricinde, tüm herşeyi ve herkesi suçlayan.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 11:44
Ahmet Altan bu ülkede cesaretin, namusun ve dürüstlüğün sembolü. İlkelerinden taviz vermeyen kimseye eyvallahı olmayan bir insan. Güzel bir insan. İnsana dair ümidimizi kaybetmememizi sağlayan insan.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 11:35
Elinde çekiç olan her şeyi çivi görürmüş. Mazlumların güç sahibi olunca zalime dönüşmesi çok acı. Toplumun genel temayülüne baktığımda, gelecek adına pek ümitli değilim. İdeolojileri ayrı, davranışları aynı bir kitleyiz. Zulüm ve haksızlık iliklerimize işlemiş.
mutlu yücel 18 Kasım 2019 11:07
2) nispeten dayanıksız bu genç yenilmişliğin dayanılmaz ızdırabından kurtarmak için, kendini yeneni haklı çıkaracak,hırsızlığın hiçte hak etmeyen zenginin malını çalmak olduğu ve meşru olduğunu savunacak,yanlışlığını düzelttiği için ona minnet duyacak,savaşta yapılan her hilenin mübah olduğunu söyleyecek.halbu ki,dünkü azmine ve saflığına geri dönebilse,haksızlıkla elde edilen gücün , kirlettiği ruhlarla temiz olma mücadelesi verilmeyeceği temiz nesil yetiştirilemeyeceği düşünecek! ali kemal in düşüncesinin bir bölümüne katılırım.”ittihat tarakki’yle bu vatan savunulsa bile, onun şerri yüz
mutlu yücel 18 Kasım 2019 11:06
1) doğruları şiar edinen ve bunun mücadelesini veren bir genç olsun, diyelim tümü hırsız olan ve en iyi hırsızlarını en muteber olarak kutsayan bir mahallede oturmak mecburiyetinde kalsın, mahalle, bünyesiyle uyuşmayan o genci dönüştürüp kendilerine benzetmeye çalışacak.önce burnunu kırılacak, sonra çeşitli iftiralara maruz bırakacak, sonra geçmişten örnekler gösterecek, ölümle tehdit edilecek ve bir şekilde çözecektir.önünde baraj olduğu sel suyu kendisini bünyesine kapmıştık ki genç artık karşısında durduğun sele karışmış onun itici, yok edici bir parçası olmuştur.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 09:10
Mumtaz Hoca nin dis isleri bakani olmasi da usul olarak sorunluydu, mevcut disisleri bakani yurt disinda resmi gorevde iken onun yerine oturmustu diye hatirliyorum
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 08:15
Ben de bu toplumda ayni seyi algiliyordum, dune kadar mazlumken degerlilik-ustunluk-gucluluk algisi yerlesince bizim muhafazakarlar bildiginiz dunun ataturkculeri olup cikti!.. ayni, birebir ayni kaygilar, ayni tonlama, ayni zulumler.. inanin hic farklari kalmadi:( .. bunun bir iyi yani, zulumle mulk devam edemeyecegi icin bir gun bu da bitecek.. bir iyi yani da, herkes zulmun tadini almis ve digerinden ustun olmadigini gormus olacak.. chp bu yonde olgunlasiyor, darisi muhafazakarin basina..
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 06:55
Her şeyi yahudi gerekcesi ile eleştirme kolaycılığı var ülkede.M.Soysal hapisten çıktığında dersimize gelmişti.Ayni dönemde üst sınıflardan öğrenciler de hapisten çıkmıştı.Kendisini çiçekle karşıladılar, reddeti ve sınıftan ayrılmalarını istedi. İdeolojik yönleri olmakla birlikte derslerde hiç bir zaman kullanmadı.AnlattiklarınIarinda boş bir kelime olmazdı.Not tutma çok kolaydı bu nedenle.İyi bir hoca idi.Hatırımda bunlar kaldı 46 yıl önceden.Allah taksiratını affetsin.
Emperyal Batı 18 Kasım 2019 05:57
Dışişleri bakani olunca sevinmistik. 3 ay sonra, "Amerika istemiyor" denilerek bakanlik gorevinden alinmisti Mümtaz hoca. Hocaya Nobel ödülü veren Emperyal Bati, Hocanin disisleri bakani olmasina tahhammül edememiş, bakanliktan aldirmisti.
İyi adamdı 18 Kasım 2019 05:42
Mumtaz hoca iyi adamdi, allah rahmet etsin. 1985'de yazdigi gazete köşesinde mealen şöyle demisti: Emperyalist Bati petrol bolgelerinden Osmanli'yi tokatlayip atarken yaptigi anlaşmalar bitmek bitmek uzere, tekrar dönmenin hesabini, planini yapiyorlar" Demişti. Hocanin o yazisindan 5 yil sonra, Batili Emperyalistler Kuveyt bahanesiyle geri döndüler ve hala insan katlediyor, oluk oluk kan döküyorlar.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 04:36
O hem bir demokrat hem de vatansever biri idi. Memleketini AIHM ye şikayet edecek karakter değildi.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 13:28
3
Demokratligi Kürt sorununa kadardi daha ileri gidemiyordu.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 19:53
1
oraya kadar da gitmiyordu. kemalizmin bittiği yerde demokratlığı da bitiyordu. bir beyaz türk rol modeli.
sahtekar 18 Kasım 2019 04:14
Mumtaz hoca ölmeden yazsaydin ya bu sahte algi calismasini. Seni Tef'e koyup oynatirdi demi!
Kasa 18 Kasım 2019 04:08
''Mümtaz Soysal, Af Örgütü adına Nobel Barış Ödülü’nü aldıktan 17 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı oldu'' Gercek,: ONCE NOBEL NEDir? Nobel: Dinamit'i bulup onunla milyonlarca insani katletmis yani sermayesi insan kani olan katil bir vakfin verdigi goz boyamasi, gunah cikarmasidir. Orgutun kurucusu Yahudi Peter Benenson Nobel odulunu (Sirf goze batmamak icin) kabul etmeyince odulu ikinci baskan M.Soysal'a verdiler. Mumtaz hoca o tarihte neler dondugunu derinlemesine biliyormuydu? Supheli. yazi bastan sona algi calismasi. Seytan insandan gayri degil ki.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 05:48
4
Mumtaz hoca 1980'lerde Franda gorülen bir Ermeni soykirimi davasinda Turkiyenin avukati olarak mahkemede Fransizca savunma yapmiş ve davayi kazanmıştı.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 08:00
1
Nobel insanin iyilige hizmet edecegini dusundugu seyin guc sahibi olmaya tapan insanlar tarafindan kotuluge hizmet ettigini gormesine tepki olarak basladi.. iyinin kotuye tepkisidir yani..
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 20:53
1
Ermeni Soykirimini inkar eden, 90larda Dogu Anadolu'da 2 bin Kurt koyunu buldozerlerle yerle bir eden devleti savunan birinden insan haklari savunucusu olmaz.
Kasa 18 Kasım 2019 03:56
''Türkiye’de hem uluslararası hem Batılı hem de sivil toplum olan bir şeye pek hayırhah gözle bakılmaz. Sivil toplum, hak, hukuk hikayedir, bunlar ancak beşinci kol faaliyeti, ülkeleri karıştırmaya çalışan dış güçlerin maşaları, ajan olabilir. Bu uluslararası, sivil toplum, Batı kelimelerin yanına bir de Nobel’i eklersek, ülkenin yarısının tüyleri diken diken olur.'' insanin gozunun icine baka baka algi calismasi, carpitma yapabilmek nasil bir katakterdir acaba! Turk devletine milletine allah yardim etsin.
Kasa 18 Kasım 2019 03:53
''Son olarak 15 Temmuz darbesinden sonra OHAL döneminde yaşanan hak ihlallerini raporladılar. Her seferinde dönemin iktidarlarının tepkisini çekmeyi başardılar.'' Peki, Feto veya PKK aleyhine bir aciklamsi, bir kinamsi, hic bir faaliyeti oldu mu bu orgutun? Hayir olmadi, olamazda. Feto'nun ve PKK'nin para kasalari ingilterede yasiyor zaten
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 08:06
4
Feto de pkk da iktidarlarin var ettigi yapilar, yani zulmun urettigi zulumler, niye ilgilensinler ki!
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 11:20
3
Devletin ve devleti yönetenlerin kasasıda orada
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 11:44
2
08:06 feto pkk hangi iktidarlar nasil var etti? #Feto 1960'larda var eden Kasım Gülek CHP genel sekreteriydi, ABD'de Rockefeller bursuyla okumustu. Cenaze namazini bizat F.gulen kildirdirmisti #Pkk'yi ABD'den maas alan Mit kurdurmus, Avrupa da buyutmustu.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 14:50
1
11;20 bir iddia da bulunmadan once isim miktar delil sunacaksin! Devletin kac parasi var orda? Basta Akin ipek parali Fetöcülerin ingilterede oldugunu herkes biliyor
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 03:52
Evet böyle devam edecek bu düzen. Çünkü halkımızın anlayışı bu kadar.
Has Parti 18 Kasım 2019 03:30
Dışardan komedi, içerden trajedi. Güzel ve yalnız ülke. Milletçe 'yapay zeka' teknolojisinin gelişip, 'yapay ahlak' ve 'yapay vicdan' gibi yan ürünleriyle birlikte ülkemizi yönetmesinden başka çaremiz olmadığı fikri uyandı yazıyı okuyunca.
Zaaf 18 Kasım 2019 03:23
Bu: ''1961 yılında kurulmuş olan Uluslararası Af Örgütü, yarım asırdır dünyada kriz anlarında mağdurların, azınlıkta kalmış olanların yanında durmuş bir örgüt.'' Anlatilmak istenen! Gercek ise su sekilde: Kuruldugu yer Londra, kurucusu ''Britanyanin gururu'' ödüllü bir Yahudi avukat Peter Benenson. Bu tur orgutlerinin isimleri sifati her ne olursa olsun KENDİ DEVLETLERİ İÇİN ÇALIŞAN BİRER İSTİHBARAT ÖRĞÜTÜDÜRLER. Krizi cikartan, katliami yapan iblisler farkli bir kiyafet ve kimlikle gelip sizin zaaflarinizi sonuna kadar istismar ederler.
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 12:09
3
Tipki, Suriyede insanlari ölümden kurtaran Beyaz Baretliler örğütünü kuranin, geçen ist'da "intihar etti" dedikleri James Bond lakaplı üst düzeyli bir MI6 elemani olmasi gibi. BBC'nin, "ABD'nin Kirli Savaşı" ismiyle yayinladigi; ABD'nin Rakka, Deir Zor'da Deaş'ı tahliye ettigi görüntuleri kayda alan, aldiran eleman
Matci 18 Kasım 2019 03:21
Bir makale bu kadarmi güzel yazılır. Helal olsun sana
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 03:17
(Türkiye’de muhalifler, başına iş gelenler, zor durumda kalanların çoğu demokrat ve hürriyetçidir. Ama esas mesele bu mağdurların ellerine güç geçtiğinde, iktidara geldiklerinde de demokrat ve hürriyetçi kalamamalarıdır. Bu ikincisi şimdiye kadar hiç vaki olmadığı için mazlumlar ve zalimler sürekli yer değiştiriyor.) Başka söze gerek var mı?
KARAR OKURU 18 Kasım 2019 11:49
0
Turkiyede iktidardan nemalanamayan "demokrasi" turkusu soyler
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN