Akrabadan biri ama hangisi?

Aşina olduğumuz, önceden tecrübe ettiğimiz bir siyasi zeminde değiliz. Bir tane iktidar partisi var. Bir de iktidar partisini kayıtsız şartsız destekleyen yardımcı parti. Koalisyonun içine girmiyor, meccanen, vatan millet aşkına destekliyormuş gibi duruyor fakat verdiği desteğin faydalarını görüyor.

İktidar partisinin bir lideri var. Cumhurbaşkanı Erdoğan. Türk demokrasi tarihinin en güçlü siyasi lideri.

İktidar partisi bazı konularda son derece başarılı.

Yol, köprü, tünel gibi inşaat sektörünün faaliyet alanına giren konularda ve savunma sanayiinde.

Eğitimde durum iyi değil. Kültürde iyi olmadığımızı zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan da itiraf ediyor. Kültürle ilgilenen bir bakanımız bile yok.

İktidar kendi onardığı ekonomiyi kendi beceriksizliğiyle fena halde bozdu. Paradan kendi eliyle kaldırdığı sıfırlar geri gelmeye başladı.

İnsanlar zihinlerindeki fiyat kavramını kaybetti. Her şeyin fiyatı her şey olabilir.

Gelir dağılımının gidişatı da zenginler lehine saptı. Yerli ve milli Robin Hood’larımız fakirden alıp zengine veriyor.

Bir büyüme rakamımız var, bombeli büyüyoruz, zenginlerin bulunduğu taraf boyuna şişiyor. Dolar milyonerlerinin sayısı dünyada yüzde 1,2 oranında artarken bizde yüzde 8,4 oranında arttı, dünya ortalamasından 7 kat fazla. Gerçi dolar enflasyonu ve doların hususi gayretle yerinde saydırılması hesaba dahil edildiğinde büyüme rakamı düşüyor.

Yolsuzluk endeksinde muasır medeniyet seviyesinin üzerinde olduğumuz kesinleşti. 124. Sıradayız. Fakat yolsuzluk artık ülkemizde sorun sayılmıyor. Milletçe yolsuzluğa karşı ‘sürü bağışıklığı’ kazandık. Hele de yolsuzluğu iktidar yapıyorsa. Yargı sisteminin iktidarın yaptığı yolsuzluklarla ilgilenmesi gerekmiyor. Muhaliflerin veya yolsuzluk yapmaya mezun olmayanların yaptığı ya da yapmadığı yolsuzluklarla ilgilenmesi yeterli oluyor.

Hukukun üstünlüğü konusunda da hızla geriliyoruz. 143 ülke arasında 118. Sıradayız. Temel haklar konusunda hepten kötüyüz. Sıralamadaki yerimiz 134.

Kişi başına düşen demokrasi de azalmaya devam ediyor.

Böyle bir durumda genel seçimlerin ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin memleket için önemli olması lazım. İktidarın başarısız olduğu alanlarda muhalefet partileri çalışacak, ülkeyi bu sıkıntılı hallerden nasıl kurtaracaklarını millete anlatacaklar ve bir sonraki seçimde iktidara aday olacaklar.

Fakat sistemimiz biraz değişik, iktidara aday olabilecek seviyeye geleni dövüyorlar.

Hayır, dövmüyorlar, dövmekten beter ediyorlar. Hapse atıyorlar. Ya da mutlak butlan gibi yöntemlerle felç ediyorlar.

Muhalefetteki performansınız, iktidara gelme potansiyeliniz, toplumun teveccühüne mazhar olmaktaki muvaffakiyetiniz başınıza bela oluyor.

Programı nispeten düzgün, liderleri makul fakat taraftarı az partiler yok değil.

Bu partilerin taraftarının az olması toplumdaki bir kabulü yansıtıyor olabilir mi? İnsanlar, bu siyasetçiler dürüst, ahlaklı, bizim memlekette dürüst adama iktidar vermezler diye düşünüyor olabilir mi?

Bir ihtimal.

Devlet imkanlarıyla, devlet aygıtlarıyla muhalefet potansiyelinin zapt u rapt altına alınabildiği aşikâr olunca bazı siyaset erbabı AK Parti dışındaki siyasi alternatifleri konuşmayı artık cazip bulmuyor.

Keza Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dışındaki cumhurbaşkanı adaylarından bahsetmeyi de…

Bunların yerine ne konuşulabilir? Erdoğan sonrası konuşulabilir.

Aslında Erdoğan görevinin başında iken Erdoğan sonrasını konuşmak başka iktidar alternatiflerini konuşmaktan daha sakıncalı.

Hele iktidarın yakınındakiler tarafından konuşulması. Kabalık bile sayılabilir.

Ne demek Erdoğan sonrası? Miras peşinde misiniz?

AK Parti içinden halk arasında, kahve köşelerinde ya da sosyal medyada adı dillendirilenler oluyor. Ama sessizce, fısıltı şeklinde.

Normaldir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK parti içindeki muhtemel lider adaylarını dengine getirdikçe tasfiye etmiş olması böyle bir ihtiyata sebep olmuş olabilir.

Adı aşikare dillendirilenler daha çok akraba-i taallukattan.

Önceleri anılıyordu ama yakın zamanlarda Selçuk Bayraktar’dan bahsedildiğini işitmedim. Bu sıralar eski enerji bakan Berat Albayrak’la Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mahdumu Bilal Erdoğan’ın adı daha sık geçiyor.

Bazılarının Berat Albayrak’ı bazılarının Bilal Erdoğan’ı anması bir hizipleşmenin ilk belirtileri olarak yorumlanabilir mi?

Yorumlayan yorumlar ama Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle bir hizipleşmeye meydan vermez.

Peki yeni nesil bir ‘kuvvetler ayrılığı’ndan bahsedilebilir mi?

Zannetmiyorum.

Siyaset zemini bozulunca böyle tuhaflıklar sökün ediyor.

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.