Vukuata göre hilafet teorisi
Müslümanların Kur’an veya Sünnet’le belirlenmiş bir yönetim şekli veya yöneticilerin nasıl seçileceğine dair bir doktrini var mı?
Yok.
Fakat vukuata uygun teori geliştiren alimlerimiz, mütefekkirlerimiz var.
Vukuat’ ne?
Beni Saide gölgeliğinde Ensar ile muhacirlerden küçük bir grubun diğer Medinelilerin gıyabında Hz. Ebubekir’e biat etmesi.
Daha sonra Hz. Ebubekir’in kendi yerine Hz. Ömer’i tayin etmesi.
Daha sonra Hz. Ömer’in ‘aşere-i mübeşşere’den 6 sahabiyi yanlarına oğlu Abdullah ibn Ömer’i de katarak yeni halifeyi seçmek üzere görevlendirmesi.
Bu uygulamaları benimseyenler Peygamberimiz’in arkadaşları. Dolayısıyla onların görüşlerine itiraz etmememiz gerekir.
Peki bu uygulamaları benimsemeyenler kimin arkadaşı?
Hz. Ali, Hz. Abbas ve diğer sahabiler?
Bu konuları tartışırken Şia’yı tartışma dışı saymak doğru değil.
Şia’nın görüşü de tarihi gerçekliğe göre şekillenmiş.
Fakat Şia vuku bulanı dışarıda teorinin tutmuş.
Sabiteleri, Hilafet’in ya da kullanmayı tercih ettikleri tabirle İmamet’in Hz. Ali’nin hakkı olduğu düşüncesi. Doktrinlerini bu sabiteye göre şekillendirmişler. Hz. Ali’den sonra İmam, oğulları Hz. Hasan ve Hüseyin’dir. Onlardan sonra bazılarında ihtilafa düştükleri imamlar.
Görüşlerini ‘nass’a dayandırıyorlar. Kendilerinin sağlam buldukları, Ehl-i Sünnet’in o kadar muhkem bulmadığı ‘nass’lara.
Allah’ın İmameti halkın tercihine bırakmasının mümkün olmadığını görüşünü de kendi doktrinleri doğrultusunda temellendiriyorlar.
Prof. Dr. Ahmet Akbulut Sahabe Dönemi İktidar Kavgası kitabında (OTTO) bu yaklaşımların her birini tartışıyor, hemen hepsini eleştiriyor.
Mesela Muaviye kendi yerine oğlu Yezid’i tayin ettiği için eleştiriliyor. Akbulut tartışmayı şöyle açıyor:
“Bazı yazarların ‘İslam’daki seçime dayalı hilafet veya başka bir ifade ile devlet başkanlığı geleneğini verasete dayalı saltanat sistemine dönüştüren Muaviye’ eleştirisini yeterli bulmamaktayız. Çünkü bu uygulamanın temelinin Hz. Ebubekir tarafından atıldığını, Muaviye’nin (Yezid’i) tayini gibi Ebubekir’in Ömer’i tayininin de hatalı olduğunu söylemek zorundayız. Öznelerin kimliklerine göre yargıda bulunmak Müslümanların zihniyetine uygun düşmemektedir. Bu sebeple bizi bireylerin kişilikleri değil yapıp ettikleri ilgilendirmektedir.”
Muğire bin Şu’be’nin Hristiyan kölesi Ebu Lu’lu tarafından ölümcül şekilde yaralanan Hz. Ömer kendisinden sonraki halifeyi seçmek üzere 6 kişilik bir şura oluşturdu oğlu Abdullah b. Ömeri de iki tarafın eşit olması halinde Abdurrahman ibn Avf’ın görüşü doğrultusunda oy vermek üzere şuraya dahil etti.
Hz. Ali ve amcası Hz. Abbas’ın şuranın üyeleri hakkındaki mütalaaları dikkate değer.
“Hz. Ömer’in belirlediği yeni halifeyi seçecek komitenin üyelerine ilk tepki Hz. Ali’den geldi. Amcası Abbas ile komite üyelerinin durumlarını tartıştılar. Komite üyeleri hakkında şöyle düşünmekteydiler: Sa’d ibn Ebi Vakkas amcasının oğlu Abdurrahman ibn Avf’a asla muhalefet etmez. Abdurrahman ise Osmanla hısımdır. Bundan dolayı her ikisi de Osman’dan yana olacaklardır. Her ne kadar Talha ve Zübeyir kendilerinden yanaysalar da bu fayda vermeyecektir. Çünkü Abdurrahman karşı taraftandı ve Hz. Ömer eşitlik durumunda Abdurrahman’ın görüşünün tercih edilmesini vasiyet etmişti.”
“Olaylar Ali ve Abbas’ın öngördükleri gibi gelişti. Abdurrahman ibn Avf tercihine gerekçe bulabilmek için anket diyebileceğimiz bir araştırma yaptı. Sonuçta Hz. Osman’a “Ey Osman elini uzat dedi, o da elini uzattı ve Abdurrahman Osman’a biat etti. Bundan sonra Abdurrahman Aliye dönerek ondan da Osman’a biat etmesini istedi. Hz. Ali bir an durakladı. Bunun üzerine Abdurrahman Biat et yoksa boynunu vururum uyarısında bulundu. Kural gereği o gün Abdurrahman’dan başka hiç kimsede kılıç yoktu. Hz. Ali de biat etti.”
Bu misalden ne çıkar?
Din çıkmaz, siyaset çıkar.
Hz. Ömer nasıl bir karar vereceği belli olan bir şura mı atamıştı?
En azından Hz. Ali ve Hz. Abbas sonucu tahmin etmişler.
Ardından ‘fitne kapısının tamamen açıldığı’ Hz. Osman’ın hilafet dönemi başlıyor.
Fitne kapısı kendiliğinden açılmıyor tabii. Sebebi, Halife’nin, idarecilerin, eşrafın, Kureyş aristokrasisinin yanlış uygulamaları.
Daha önce, Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak’ın Farklı Bir İslam Tarihi kitabını değerlendirirken (İletişim) temas ettiğimiz için tekrara gerek görmüyorum.
Prof. Dr. Ahmet Akbulut kitabın sonuna doğru siyasi ihtilaflardan nasıl itikat imal edildiğini de anlatıyor.
