İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?

Elif Çakır

Felaket tellallığı yapmak istemem, güzel umutlarınızı suya düşürmek de istemem ancak...

Gerçek şu ki...

Hiçbir şey...

Bugün Türkiye’de gerçekleşecek olan İslam İşbirliği Teşkilatının Kudüs toplantısından hiç ama hiçbir şey çıkmayacak...

Haksızlık yapmayalım...

Elbette “çok güçlü ve sert bir şekilde kınıyoruz” falan diyecekler. Öyle de demeseler ayıp olur!

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD’nin skandal Kudüs kararıyla ilgili olarak İslam İşbirliği Teşkilatı’nı olağanüstü zirve için çağırmasını anlamlı buluyorum.

Açık açık yazmam gerekirse, İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığı yapan Türkiye’nin ‘örgütü’ toplantıya çağırmasını, böylesi bir toplantıya ev sahipliği yapmasını, çaba göstermesini anlamlı ve kıymetli bulmakla beraber bugün gerçekleşecek toplantıya öyle “İslam dünyasının büyük sınavı” gibi büyük anlamlar yüklemenin saflık olacağını düşünüyorum...

Öyle çünkü...

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın elli yıl önce, temellerinin güzel niyetlerle, samimi duygularla atıldığı ve İslam dünyasının yarasına merhem olabilmek amacıyla yola çıkıldığı muhakkak.

Elli yıl sonra bugün elde olanın sıfıra sıfır olduğu da...

Tekrar hatırlatmakta fayda var. Eski adıyla “İslam Konferansı Örgütü”, değiştirilen ismiyle “İslam İşbirliği Teşkilatı”, 1969 yılında İsrail’in Kudüs’teki Al Aksa Mescidi’ni ateşe vermesinin İslam ülkelerinde uyandırdığı tepki üzerine kurulmuştu.

57 üye ülkesi var. Tamamı İslam ülkelerinden oluşuyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı kendisini Birleşmiş Milletler’den sonraki en büyük örgütlenme olarak görüyor.

Üye ülke sayısı, üye ülkelerinin nüfus çoğunluğu vesaire rakamlarla hesaplandığında bu doğru olabilir.

Peki, Birleşmiş Milletler denilince aklınıza neler geliyor?

İslam İşbirliği Teşkilatı denildiğinde akla neler geliyor?

Doğrusunu söylemek gerekiyorsa, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bugüne kadar hallettiği, zulme uğrayan bir İslam ülkesinde zulmü engelleyebildiği, yoksullukla boğuşan bir ülke için ortaya koyduğu bir çözüm, dünya gündemine oturan bir bildirisi falan aklıma gelmiyor.

Filistin’de yıllardır çocuklar ölüyor, yaşlılar katlediliyor, Gazze ambargo altında, Kudüs’te ezan yasaklandı biricik İslam İşbirliği Teşkilatı’mız ne yapmış mesela!

Hangi konuda ne adım atmış? Hangi adımın atılmasına öncülük yapmış?

Hatırlıyor musunuz?

Hatırlamazsınız.

Ancak...

Mesela, üyeleri tarafından “aidatları ödenmeyen uluslararası örgüt” hangisi diye sorulduğunda akla gelen tek bir örgüt var: İslam İşbirliği Teşkilatı.

***

Dolayısıyla aslında merak edilecek bir husus yok.

Teşkilatın 57 üye ülkesi var. Peki, sizce İslam ülkesi liderlerinden kaçı gelebilecek bu zirveye, kaçı masaya oturacak?

Suudi Arabistan gelirse, Katar nasıl gelecek?

İran gelecek mi?

Katar gelirse, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Bahreyn, Mısır gelir mi?

Mesela, Suriye de teşkilatın üye ülkesi. Liderler bazında yapılacak bu toplantıya Esad nasıl gelecek?

Afganista’nın kendisine hayrı var mı?

Pakistan böyle bir toplantıya gelse ne olur?

Somali, Uganda, Sudan, Malezya...

57 üye ülkenin liderinin tamamını 57 saniye bir arada oturtacak ne imkan var, ne konjonktür var, ne de onlara “kendi sorunlarınızı bir kenara bırakın” diyecek ve sözünü dinletecek bir ülke lideri!

Beyaz Saray masasında 20 yıldır beklettiği “Kudüs” kararı için “en iyi ortamı” buldu ve ilan etti.

Bugün “Kudüs Zirvesi” gündemi ile bir araya gelen, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın alması gereken bir tek karar var. O da şudur:

Kendisini hemen imha etmesi ve kapatması.

İslam İşbirliği Teşkilatı 2016 Liderler Zirvesi geçen yıl İstanbul’da gerçekleştirilmişti.

BİR BUÇUK MİLYAR NÜFUSLU İSLAM DÜNYASI!!!

ünkü “Çünkü...İslam alemi kendi derdine düşmüş” başlıklı yazım üzerine eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün kendi arşivinden, altını çizdiği, bilge adam ve lider Aliya İzzetbegoviç’in İslam dünyasına, Müslümanlara dair şu tespit sözlerini gönderdi:

“Müslümanların hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, aklımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Küçük ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, külli iyiliğe katkımız?”

***

Nihat Ergün. AK Parti’nin pırıltılı güzel o 13 yıllık gurur duyulan iktidarları döneminde, uzun yıllar grup başkanvekilliği, genel başkan yardımcılığı gibi görevlerde bulundu. Kabinenin saygın isimlerinden birisiydi. AK Parti’nin sağduyulu, akil isimleri arasındaydı. Dün AK Parti’li bir ismi bu tanımlamalarla yazmıyorduk, ancak bugün artık bu ayrımlar yapılıyor maalesef.

Nihat Ergün’ün Otto Yayınlarından çıkan “İktisadi ve Siyasi Düşüncede Akıl” kitabını mutlaka alınız ve okuyunuz. Özellikle de gençler mutlaka okumalılar.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (24)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.