Yeni dönemde Suriye krizi

Galip Dalay

Suriye’de muhalefet kavramını çok rahat bir şekilde kullanıyoruz. Muhalefet sanki herkes tarafından aynı şekilde anlamlandırılan, aynı şekilde içeriklendirilen bir kavram gibi davranıyoruz. Fakat muhalefet kavramının bu şekilde tekil kullanılmasının gerçekle bir ilişkisi yok. Suriye’de farklı muhalefet türleri ve grupları var. Özgür Suriye Ordusu, Fırat Kalkanı operasyonu muhalefeti, Nusra Cephesi, IŞİD, Moskova ve Kahire muhalefeti ve PYD, farklı öncelik, beklenti, vizyon ve misyonlarla hareket eden gruplardır. Burada bazı gruplar hem rejim hem de yönetim değişimini talep ederken diğer bazıları sadece yönetim değişimini talep etmektedirler. Buna mukabil, Moskova ve Kahire muhalefeti ile PYD, yönetim değişiminden ziyade siyasal sistem reformu ile güç paylaşımı temelli sistemin yeniden yapılandırılmasını talep etmektedirler.

Bu çerçevede, Rusya’nın Suriye’deki krizin çözümüne dair kendi bakış açısını yansıtan ve Astana’da katılımcılara dağıttığı anayasa taslağı ile Kahire-Moskova muhalefeti ve PYD’nin talep-vizyonlarıyla örtüşen bir mahiyete sahiptir. Teklif, yönetim değişimini öngörmüyor. Bunun yerine siyasal sistemde reform ve ülkede kültürel özerklik öngörüyor. Cumhurbaşkanı’nın elindeki birçok yetkiyi parlamentoya devretmeyi öngören taslak, Suriye’deki etnik ve mezhebî demografinin devlet kurumlarındaki görev paylaşımlarına yansıtılmasını içeriyor. Kimlik grupları için belli kotaların oluşturulması tasarlanıyor.

***

Suriye krizini siyasal reform ve güç paylaşımı meseleleri üzerinden okuyan Moskova, Kahire muhalefeti ve PYD’nin vizyonuyla örtüşen bu teklifi, Suriye muhalefetinin en geniş çatı örgütü konumundaki Yüksek Müzakere Heyeti ile SMDK reddetti. Zaten Suriye’de takvimi hızlandırmak için Suriye muhalefetinin siyasal kanadını Moskova’da toplamak isteyen Rusya’nın bu davetine hem Yüksek Müzakere Heyeti hem de SMDK olumsuz yanıt verdi. Buna karşın, Moskova muhalefetinden Kadri Cemil, Suriye Dışişleri Bakanlığı eski Sözcüsü Cihat Makdisi, PYD Fransa Temsilcisi Halid İsa ve Moskova Temsilcisi Ali Abdusselam ile Lavrov’la çok yakın ilişkilere sahip Astana Platformundan Randa Kassis katıldı. Randa Kassis, 11 Ekim’de Trump’ın oğlu ile Rusya’ya yakın Suriye muhalefetinin bazı isimlerini Paris’te buluşturmuştu.

Astana sürecinin dışında bu anayasa taslağı ve toplantı şunu gösteriyor: Birincisi, İran ile aralarındaki ayrışmalara rağmen Rusya’nın Suriye krizini okumasında bir değişim yaşanmış değil. Burada bir süreklilik bulunuyor. Rejim değişiminden ziyade sistem reformu, merkezden yerele güç devri ile kimlik gruplarına siyasal ve kültürel teminatların verilmesi Rusya’nın siyasal çözümünün ana eksenini oluşturuyor. İkincisi, Astana sürecinin yanı sıra, Moskova toplantısının niteliği Rusya’nın Suriye muhalefetini şekillendirme arayışlarını devam ettireceğini gösteriyor. Nasıl ki ’yararlı’ ve ’butik’ Suriye’de rejimin konsolidasyonunun sağlanması Rusya’nın Eylül 2015’ten itibaren Suriye’deki öncelikli hedefini oluşturduysa, makbul muhalefetin şekillendirilmesi de Rusya’nın yeni dönemdeki temel hedeflerinden birini oluşturacak gibi duruyor. Üçüncüsü, Türkiye ile yakınlaşmasına rağmen Rusya, PYD’yi gözden çıkarmış değil. Unutmayalım, ABD ve Avrupa’nın aksine Rusya, sadece PYD’yi değil PKK’yı da terörist örgüt olarak görmüyor. Dolayısıyla, Suriye krizinin siyasal çözümü arayışlarında Türkiye ile Rusya arasındaki makas açıklığı olduğu gibi devam ediyor.

Rusya’nın dışında ABD de Suriye konusunda kolları sıvamış durumda. Trump, iktidarı devralır almaz Suriye dosyasını masaya getirdi.

Trump hazırladığı bir kararnameyle ABD Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan, Suriye ve komşu ülkelerde güvenli bölgelerin oluşturulması için 3 ay içerisinde taslak bir planın hazırlanmasını talep etti.

Buna ilaveten Trump, imzaladığı başkanlık genelgesiyle Pentagon’dan 30 gün içerisinde, “Suriye ve Irak’ta IŞİD’ı yenme planı” hazırlaması emrini verdi.

Bu iki girişim, ABD’nin mevcut yönetiminin Suriye krizini okuma noktasında bir önceki yönetimden pek ayrışmadığını gösteriyor. Tek fark olarak, daha önceki yönetimin izlediği politikayı bu yönetim yeni enstrümanlar eşliğinde daha yoğun bir şekilde izleyecek gibi duruyor.

***

Daha açık ifade etmek gerekirse, Trump yönetimi de Suriye krizini iki başlığa indirgemiş durumda: Terörizm ile savaş ve mülteci akınını durdurmak. Bu iki sorun alanını da güvenli bölgeler ve IŞİD ile daha yoğun bir savaş stratejisiyle çözmeye çalışacaklar.

Her iki yaklaşım da Türkiye’yi endişelendirecek bir mahiyete sahip. Birincisi, ABD’nin IŞİD karşısında hızlı bir ilerleme sağlama arayışı onu bugüne kadar çalıştığı gruplarla daha yoğun bir şekilde çalışmaya yönlendirecek gibi duruyor. Bu noktada ABD’nin, ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu SDG ile daha yoğun çalışması kuvvetle muhtemeldir. Türkiye’nin Fırat Kalkanı’nın El Bab ayağının yavaşlaması, burada ABD ve Rus kuvvetlerinin desteğinin talep edilmesi ve El Bab ile Rakka arasında yaklaşık 200 km’ye yakın geniş bir mesafenin bulunması, Pentagon’da SDG ile çalışmayı tercih edenlerin elini güçlendiriyor.

Buna karşın, güvenli bölge fikrini Türkiye uzun bir süredir dillendiriyordu. Fakat kendisinin dile getirdiği güvenli bölge fikri ile Trump yönetiminin uygulamayı düşündüğü güvenli bölge modeli arasındaki farklılık ihtimali Türkiye’yi endişelendiriyor. Trump yönetiminin nasıl güvenli bölgeler tasarladığı konusunda henüz detaylara vakıf değiliz. Fakat buradaki kritik soru şu: Trump yönetimi bu güvenli bölgeler ile sadece mülteci akınını mı durdurmayı düşünüyor yoksa ABD’nin Suriye’deki nüfuz alanını ve bu nüfuz alanının üzerine inşa edildiği müttefiklerini mi tahkim etmeyi tasarlıyor? Eğer cevap ilki ise Türkiye ile ABD’nin çalışma imkanı ortaya çıkar, fakat ikincisiyse Türkiye ile ABD arasında çatışma zemini doğar. Çünkü bu noktada, ABD’nin uygulamaya koymayı düşündüğü güvenli bölgeler modeli muhtemelen PYD’ye tabiri caizse bir güvenlik şemsiyesi sağlama işlevi görecektir.

Suriye dosyasında, Türkiye’yi zorlu bir süreç bekliyor. Trump iktidara ilk geldiğinde esen iyimserlik havaları ve beklentiler yerini pek de pozitif olmayan gerçekliğe bırakacak gibi duruyor.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.