Nutuk ‘kutsal kitap’ değil

İbrahim Kiras

Lozan ve Misak-ı Milli konularında fikir beyan edenlerin bir kısmı yalnızca Nutuk referansıyla konuşuyor. Nutuk elbette bu konularda referans alınması gereken kaynaklardan biri. Ama tek başına değil. Çünkü -her ne kadar bazı Kemalistler bu metne kutsal kitap muamelesi yapmaya teşne olsalar da- Nutuk nihayetinde siyasi bir konuşmadan ibaret. Tıpkı bugünlerde parti liderlerinin Meclis gruplarında yaptıkları konuşmalar gibi… Atatürk de mevzubahis konuşmasında siyasi rakiplerini eleştiriyor; hem o günkü hem de daha önceki bazı tartışma konularında kendisinin haklı olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Elbette üzerinde konuşulan konular Millî Mücadele ve Cumhuriyetin kuruluşuyla ilgili olduğu için aslında o günün güncel siyasî tartışmalarına taalluk eden bu konuşma metni tarihî açıdan da önem taşıyor.

Ancak bu önemli konuşmanın subjektif karakteri ortada. Atatürk her şeyden önce Millî Mücadele sırasında ve Cumhuriyet’in kuruluşunda yaşanan olayları kendi bakış açısından değerlendiriyor ve özellikle -konuşmanın yapıldığı günlerde artık siyasi rakipleri haline gelmiş olan- bazı silah arkadaşlarını kıyasıya eleştiriyor; hatta kimilerini eleştirmekle kalmıyor, vatana ihanet etmekle bile suçluyor. Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Kazım Karabekir gibi isimlerden söz ediyoruz.

***

Ne var ki sonraki gelişmeler bize gösteriyor ki Millî Mücadele’yi kendileriyle birlikte başlatıp el ele sonuçlandırdıkları bu arkadaşlarına yönelik eleştiri ve suçlamaları o günün siyasi şartlarından kaynaklanıyordu. Çünkü bu isimlerden Bele ve Cebesoy’la birkaç yıl sonra barışacak ve hatta kendilerini milletvekili seçtirecektir. Orbay ve Karabekir ile de barışma girişimleri olduğunu ama bunun gerçekleşemediğini biliyoruz. Bu iki Milli Mücadele komutanının da bilahare İsmet İnönü devrinde tekrar milletvekili seçilip devlet yönetimine döndüklerini göreceğiz.

Oysa Nutuk’ta söz konusu paşalar hakkında söylenen ağza alınmayacak sertlikteki sözlere, yapılan ağır suçlamalara bakılacak olursa Atatürk’ün bu kişilerle barışıp birlikte siyaset yapmayı istemesini bırakın, yüz yüze gelmeye bile razı olmayacağını düşünürsünüz. Ama öyle olmuyor. Siyaset bu.

Nutuk’u zaten bugünkü Meclis grup toplantılarında yapılan konuşmalara onun için benzettim. Hep birlikte görüyoruz: Bir genel başkan çıkıyor, bir diğer partinin liderini en ağır ifadelerle eleştiriyor; sonra şartlar değişiyor ve aynı kişiyi bu sefer en mültefit sözlerle anabiliyor. Onun için siyasetçilerin ne birbirleri hakkındaki iltifatı ne de suçlamaları çok fazla ciddiye alınmasa da olur diye düşünürüm ben her zaman.

***

Tekrar Nutuk’a dönecek olursak… Nutuk, aynı zamanda “Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Başkanı” da olan Atatürk’ün partisinin kuruluşunun ikinci yıldönümünde yerli ve yabancı gazeteciler önünde parti üyelerine yaptığı bir konuşmadır. Yani bir yanda partisinin siyasi duruşunu dışarıya karşı izah ederken diğer yanda ise parti üyelerine ve belki iç kamuoyunun tamamına bir siyasi istikamet göstermektedir.

Türkiye’nin yakın tarihini araştıracak uzmanlar için Nutuk elbette en önemli kaynaklardan biri olmak durumundadır ama kendi başına bir tarih kitabı değildir. Kutsal kitap zaten değildir. Hatta Atatürk’ün bakış açısını bütünüyle yansıtan bir metin bile değildir. Çünkü Atatürk’ün sadece belirli bir dönemdeki fikirlerini ve yaklaşımlarını yansıtmaktadır. 1927’deki bu konuşma o tarihten iki sene önce veya iki sene sonra yapılmış olsa bambaşka bir içeriği olacağını düşünmek hiç zor değildir.

Dolayısıyla yakın geçmişin hadiselerini anlamak ve o deneyimlerden bugünkü sorunları çözmekte yararlanmak için yalnızca Nutuk referansına başvurmak yeterli olmaz. Hatta yanlış olur.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (10)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.