Futbol hala sadece futbol değil

Mikdat Karaalioğlu

Katar’da bugün başlayacak 2022 Futbol Dünya Kupası, belki de tarihin en siyasallaştırılan şampiyonası oldu. Şampiyona öncesi Batı medyasında futbol hariç her şey konuşuldu. Katar’da çalışan işçilerin uğradığı haksızlıklar, Katar’ın şampiyonayı rüşvetle aldığı iddiaları, ülkedeki alkol yasağı, şampiyonaya gelmesi muhtemel LGTB’li bireylerin hayati tehlike yaşayacakları ön kabulü gibi futbolla ilgili olmayan ne varsa turnuva öncesi gündemini işgal etti.

Medya favori takımlardan, star oyunculardan, iddialı hocalardan, renkli taraftarlardan, yıllardır ülkeler arasında yaşanan futbol rekabetinden hiç bahsetmedi. Ortalama bir medya tüketicisi diğer dünya kupalarına kıyasla bu etkinliğin sportif yönünden nerdeyse bihaber.

Katar 2002 Dünya Kupası bir futbol şampiyonasından çok, yüzyıllardır var olan Doğu-Batı anlatılarının, imgelerin savaştığı/savaştırıldığı bir sembol mücadelesine dönüştü. Batı kamuoyunun kanaat önderleri, kendi temel tezleri olan çok seslilik, çok kültürlülük, hoşgörü vs. gibi değerleri yaşayabilecekleri, gösterebilecekleri bir etkinliği, oryantalistik öğelerle bezeli bir sembol şiddetine dönüştürdü.

****

Katar, turnuva öncesinde, şampiyonayı diğer ülkelere uygulanan süreçler, koşullar içerisinde almamış ve adeta bu süreç sonlanmamış gibi bir atmosferde tartışıldı. Şampiyona hakkında ispatlanmış ya da ispatlanmamış bütün spekülasyonlar ardı arkasında Batı medyasında yer aldı. Kamuoyu Dünya Kupasına değil de bir (kültürel) savaşa hazırlandı.

Katar kendisine yapılan temel eleştirilerinden, misafir işçi hakları konusunda iyileştirmeler yaptı. Alkol yasağına yönelik, ülkede alkol kullanımının yasak olmasına rağmen, alkol kullanmak isteyen misafirlere özel alanlar sağlayacağını açıkladı. Yine Dünya Kupası’na gelmesi muhtemel LGTB’li bireylerin, ülkede eşcinsellik yasak olmasına rağmen, herhangi bir takibat ya da yaptırıma uğramayacağını beyan etti. Ancak bu garantiler yetmedi. Batı kamuoyu ciddi bir biçimde, alkol kullananların ya da eşcinsellerin Katar’da hayati tehlike yaşayacağı iddiasını/imasını durmaksızın yapmaya devam ediyor.

Dünya Şampiyonası öncesinde, konu Batı medyasında spor sayfalarından daha çok siyaset, ekonomi hatta kültür sayfalarında konuşuldu. Tarihte ilk kez Müslüman bir ülkede düzenlenen dünya şampiyonası anlaşılan Batı’nın yüzyıllar öncesinde kendisini tanımlarken icat ettiği Şarklı imgesini yeniden harekete geçirdi. İnsanın ’’ Batı kamuoyu madem bir spor etkinliğini, kültür savaşına çevirmeye karar verdi, can sıkıcı bayağılıklardan imtina etmek adına, en azından biraz Edward Said okusaymış iyi olacakmış.’’ diyesi geliyor

****

Hiçbir dünya şampiyonası bu denli eleştiriye, siyasallaştırmaya sahne olmamıştı. Batı kamuoyu o denli tedirgin edildi ki, takımlar ve taraftarlar adeta dünya şampiyonası değil de gittikleri taktirde bir daha geri dönemeyecekleri bir Orta Doğu zindanına gönderiliyormuş gibi hava yaratıldı. Bu denli yoğun eleştiri ve iddiaya rağmen hiçbir Batı ülkesinin şampiyonayı boykot etmemesi de dikkat çeken diğer bir konu.

Eleştiriler o denli insafsız bir noktaya vardı ki FİFA Başkanı Gianni İnfantino dün bir saat süren basın toplantısında artık uyarı değil isyan denilebilecek bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Kendisi de bir Avrupalı olan İnfantino’nun konuşmasında söylediği şu cümle konunun bir kültür çatışmasına dönüştürüldüğünü hazin bir itirafı aslında. “ Biz Avrupalılar, insanlara ahlak dersi vermeden önce geçtiğimiz üç bin yılda yaptıklarımız için gelecek üç bin yılda özür dilemeliyiz“ Bu ifadenin tarihi içeriği elbette bir tartışma konusu. Ancak futbol kurumunun başkanı konumundaki bir spor adamının bir spor etkinliği hakkında mensubu olduğu (kültürel) kıta adına böylesi bir ifade kullanması, aynı zamanda iflas eden bir spor kültürünün gizli ifşası anlamı taşır.

Katar elbette bir yeryüzü cenneti değil. Demokrasi, insan hakları vs. gibi değerlerin tartışılmaya ihtiyaç duyulduğu ülkelerden biri. Katar’daki Futbol Dünya Kupası etkinliğinin merkezine futbol konulabilseydi, sadece Katarlıların değil, tüm dünyanın demokratik değerleri konuşmasına, hatırlamasına vesile olabilirdi. Batı kamuoyunu oluşturanlar buna izin vermedi. Sahip olduğunu zannettikleri kültürel üstünlüğü bir kez daha kendi kamuoyuna ispat etme şehvetine kapıldı. Her şeye rağmen keyifli bir dünya şampiyonası olmasını arzuluyorum.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.