RÖPORTAJ/IŞIL ÇALIŞKAN
Geçmişte ve günümüze büyük ustaların elinden zanaat olmaktan çıkarak sanat haline dönüşen yorgancılık unutulmaya yüz tutmuş ayrıntılarıyla birlikte gün yüzüne çıkıyor. Dr. Mustafa Duman, yorgancılığın etimolojik kökeninden tarihine, malzemesinden dikiş tekniğine, atasözlerden deyimlere tüm detaylarını bir kitapta topladı. Duman'ın İstanbul'da Geleneksel Yorgancılık Sanatı kitabı anılarda kalmış yorgan ve yorgancılık sanatı ile ilgili gelecek nesillere ışık tutuyor. Kitap, Evliya Çelebi’nin ve yabancı gezginlerin seyahatnamelerinden, Topkapı Sarayı’ndaki Padişah ve Valide Sultanların yatak odalarına, Beşik Alayı’nda, Kapalı Çarşı’da Kandilli’de yorganın ve hallaçların izlerini sürüyor. Duman, kitabında 1994 yılından beri İstanbul’daki yorgancılarla yaptığı görüşmeler sırasında çektiği fotoğraflara da yer veriyor.

Yorgana ve yorgancılığa ilginiz nereden geliyor?
Yorgancıların çoğunun hemşehrimdir. Güzel desenli yorganların çocukluktan beri ilgimi çeker. O günlerde, hele yorgan çarşafların değiştirildiği günlerde odaya yayılan yorganların üzerinde takla atmalarımız çok geride kalan güzel anılarımızdan. Günümüzdeki fabrika üretimi yorganlarda o güzellik, o sihir var mı? Özellikle ilkbahar geldiğinde hallaçın, evin bir odasında yastık ve şiltelerin pamuklarını atmak için hallaç yayını gerip tokmakla yaya vurduğunda çıkan sesin ahengi... Pamukların havada uçuştuğunda seyrettiğimiz kar manzarası, mutlaka o günlerin çocuklarının anılarında yer etmiştir.
1994'ten bu yana yorganlar ve yorgancılıkla ilgili geniş bir bilgi birikimine sahipsiniz. 94'ten bu yana gözlemlediğiniz en büyük değişimler neler?
Aslında, yorgancı dükkanlarının henüz büyük caddelerden ara sokaklara çekilmediği 1965 yılından beri İstanbul yorgancıları hakkında gözlemlerim var. Lâleli ana caddede, belediye otobüs durağının yanında, o tarihlerde bir yorgancı dükkânı vardı. Bu 50 yıl içerisinde, İstanbul’un nüfusu 2,5 milyondan 15 milyona çıktı ama yorgancı sayısı azaldı. Kalan yorgancılar da daha ucuz dükkan bulabildikleri ara sokaklara kaydılar. Bu değişimin, daha ucuz fabrika işi seri üretim mahsülü yorganların kullanımının yaygınlaşmasıyla doğrudan ilgisi var. Ayrıca gelinlerin çeyizlerinin olmazsa olmazı güzel desenli saten yorganların artık rağbet görmemesi bu el sanatının zaman içerisinde nitelik olarak değil ama nicelik olarak gerilemesine neden oldu. İnsan sağlığına uygun pamuğun, yünün yerini günümüzde sentetik elyaflar aldı. Demek ki, toplumun geldiği yerde, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu sürecin ve değişimlerin yaşanması gerekiyor.
Osmanlı dönemindeki gezginlerin yorgan ve yorgancılıkla ilgili ilginç bulduğunuz izlenimlerinden bahseder misiniz?
O zamanlar yer yataklarının kullanıldığını, kerevet ve sedirlerin ancak zengin evlerinde bulunduğunu, karyolanın ise ancak 19. yüzyıldan beri evlerde görüldüğü bilgisine ulaşıyoruz. Bunun yanı sıra halkın kullandığı basit yorganlar ve sarayda, zenginlerin konaklarında çok değerli dokumalardan yapılmış, elişi süslemeli yorganların kullanıldığını gezginlerin eserlerinden de öğreniyoruz. Tekstil ürünlerinin zamana dayanıksız olması, ülkemizde yorgan müzesi gibi müzelerin bulunmayışı bu konulardaki değişimleri izlememizi oldukça güçleştiriyor malesef.

YORGANCILAR PRESTİJ SAHİBİYDİ
Osmanlı döneminde yorgancılar Kapalıçarşı'da Muharrem aşüresi pişirip dağıtıyormuş. O dönemin ruhunu yansıtacak bir örnek verebilir misiniz? Bu görev neden yorgancılarındı?
Osmanlı döneminde yorgancılık çok gözde bir meslekti. İstanbul’da, Kapalı Çarşı’da hala bulunan Yorgancılar Kapısı ve caddesi bu durumun günümüze ulaşan tanıklarıdır. Yorgancılar en zengin meslek gurubu olduğu için belirli bir harcama gerektiren Muharrem Aşuresini pişirip dağıtma işi onlara verilmişti. Bu iş onların prestiş sahibi olduklarını gösteriyordu.
Yorgancılık zanaatının yaygın olduğu dönemde yorgan motifleri desinatörler tarafından kağıtlara çizilip satılıyormuş. Bir nevi yorgancılığın doğurduğu bir meslek haline gelmiş. Bu durum nasıl son buldu?
Evet yorgan motifleri bir dönem yorgan desinatörleri tarafından çizilip kartonlara bastırılarak ücreti karşılığında yorgancılara dağıtılırdı. Daha sonra, gelişmiş baskı yöntemleriyle basılan yorgan motifleri katalogları çıkınca kartonlara basma işi sona erdi. Günümüzde, ziyaret ettiğim yorgancıların çoğu bu yorgan motifi kataloglarını kullandıklarını söylüyor.
Yorgan ve yorgancılık birçok atasözü ve deyime konu olmuş. Bunun sebebini neye bağlıyorsunuz?
Yorgan günlük kullanımda çok gerekli bir eşya olduğu için halkın deyimlerine ve atasözlerine girmiş. Yorgan ev yaşamında, evlilikte bir sembol olduğu gibi, seyahatlerin ve taşınmaların da vazgeçilmez eşyasıdır. Anadolu’dan gurbete doğru yola çıkanların daha düne kadar ellerinde bir tahta bavul, sırtlarında bir yorgan bulunuyordu. Bunu o dönem filmlerinde de görüyoruz. Haydarpaşa Garı'nda trenden inen Anadolu delikanlısının omuzunda yorganı vardır mutlaka o filmlerde.
Eski dönemde yorgancılık bir zanaatken şimdi silikon yorganlar yaygın. Bunun toplum ve insanlar üzerindeki etkisini nasıl yorumluyorsunuz?
Günümüzde pamuk ve yün dolgulu, elişi, göz nuru emek ürünü geleneksel yorganlarımız yavaş yavaş tarihe karışmakta. Yorgancı ustaları da çırak bulmakta zorlandıklarını, böyle giderse kendileri ortadan çekileceğini ve bu sanatın da sona ereceğini söylüyorlar. Bu sonucu yaratan olay da son yıllarda, dolgu olarak sentetik elyafların kullanıldığı, basit, ucuz yorganların kullanımının giderek artması. Toplumlardaki değişimleri önleyemeyeceğimize göre geleneksel sanatlarımızın yaşatılması için ilgili devlet kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin bu alanlarda daha aktif olmasını bekleyebiliriz. Örneğin, bazı el sanatlarından gelir vergisi alınmaması bu yolda atılmış olumlu bir adımdır. Buna benzer daha başka önlemler alınırsa yorgancılık ve bunun gibi geleneksel el sanatlarımız yeni kuşaklara öğretilir, geleceğe ulaşır.
Padişahların ve saray eşrafının kullandığı yorganları anlatır mısınız?
Padişahların kullandıkları yatak, yorgan ve yastıklar konusunda, 17. yüzyılın ilk yarısında İstanbul’a gelen gezgin Tavernier’in, IV. Murat’ın yatak odası bağlamında anlattıkları bize bir fikir verebilir. Onun anlattığına göre, padişahın kış odasında duvarlar boyunca inciler ve değerli taşlarla süslü yastıklar konmuş. Gündelik olarak kullanılan yastıklar ise altın, gümüş simli brokardan ya da daha başka kumaşlardan yapılmış. Bu odanın bir köşesinde, iki ayak yüksekliğinde bir küçük yatak varmış. Bu yatağın örtüsü, yastıkları, şiltesi tümüyle inci, yakut ve zümrüt işlemeliymiş. Padişah geldiğinde bu süslü yastıklar ve örtüler kaldırılarak yerlerine, daha rahat kullanıldığı için, kadife veya satenden yapılmış olanlar serilirmiş. Padişahın asıl dairesi de gösterişli mimarisine uygun süslü eşyalar, özellikle ipek halılar ve brokar, işlemeli yastıklar bulunuyormuş. Örtüler ipekten ve çok güzel işlenmiş. Bu anlatıdan yorganların atlastan, kadifeden veya başka değerli kumaşlardan yapılmış ve altın, gümüş tellerle işlenmiş, ayrıca değerli taşlarla süslenmiş yorganlar olduğu anlaşılıyor.

Türkiye'deki yorgancılık tarihine bakıldığında en çok kullanılan motiflerden bahseder misiniz? Bu yorganların en belirgin özelliği nedir?
Geçmişten günümüze yorgancı ustalarının kullandıklar yorgan motifleri içerisinde en çok kullanılanlar, Sultan Selim lale, papatya, menekşe, dört yapraklı yonca, karanfil, lale, dallı yonca gibi çiçek, yaprak motifleriyle, ikili parke, zırhlı baklava, pervane, S parke, batırmalı mekik gibi eşya ve madde motifleri. Ayrıca güneş motifi, tavus kuşu motifleri de bunların içinde. Bu motifler geçmişte kullanıldığı gibi günümüzde de kullanılıyor.
