CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda Milli Parklar Kanunu teklifinin 11’inci maddesi üzerine yaptığı konuşmada hem düzenlemenin içeriğine hem de emeklilerin bayram öncesi yaşadığı ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Genç, teklifin ceza hükümlerini ağırlaştırmasına karşın milli park yönetiminde kurumsal dengeyi zayıflattığını savundu; konuşmasının ikinci bölümünde ise bütçe açığı ile emekli bayram ikramiyesi arasında karşılaştırma yaptı.
Genç, teklifin 2873 sayılı Kanun’da öngörülen yaptırımları değiştirdiğini belirterek, “Görüşmekte olduğumuz teklifin 11’inci maddesi, 2873 sayılı Kanunun 14 ve 15’inci maddelerinde yasaklanmış fiilleri işleyenlere verilecek cezayı ‘1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası’ haline getiriyor; mevcutta ‘6 aya kadar hapis veya adli para cezası’ olan yaptırım ağırlaştırılıyor. Aynı maddede, milli parklara giriş ücretini ödemediği tespit edilenlere uygulanacak idari para cezasının oranı da 10 katından 4 katına düşürülüyor” dedi.
Teklifin genel yaklaşımını eleştiren Genç, “Teklifin genel mantığı ‘koruma’dan çok ‘işletme’ mantığına kaydırılıyor. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı uhdesindeki bazı yetkilerin özel bütçeli bir kuruma devriyle kurumlar arası görevler ayrılığı zayıflatılıyor; birimlerin birbirini denetleme imkanı azalıyor, uzmanlık alanı dışında işlem tesis edilmesinin önü açılıyor. Yani bir taraftan ‘cezayı artırdım, doğayı korudum’ diyeceksiniz; öte taraftan kurumsal dengeyi ve denetim kapasitesini zayıflatan bir idari mimari kuracaksınız” ifadelerini kullandı.
Tekrar eden avlanma ihlallerine ilişkin düzenlemeye de dikkat çeken Genç, mevcut uygulamada belge iptalinin süresiz olduğunu, yeni düzenlemede ise iki yıl ile sınırlandığını belirtti. Bu değişikliğin caydırıcılığı tartışmalı hale getirdiğini savunan Genç, yaklaşık 60 bin avcının bu kapsamda etkileneceğinin not edildiğini söyledi. “Milli park; suyun, toprağın, yaban hayatının, biyolojik çeşitliliğin bir arada nefes aldığı kamusal bir emanettir. Orada işlenen fiil sadece ‘kabahat’ değildir; ekosisteme, geleceğe, çocukların hakkına karşı işlenmiş bir fiildir. Eğer korumayı güçlendireceksek, milli park sınırlarında özellikle yaban hayatına ilişkin ihlallerde sadece para cezası konuşmak yetmez; milli park sınırlarında avlanmanın tümüyle yasaklanması gibi daha net ve korumacı tedbirler masaya gelmelidir” dedi.
“RAMAZAN, TOPLUMUN VİCDAN MUHASEBESİDİR”
Konuşmasının devamında Ramazan Bayramı öncesi emeklilerin durumuna değinen Genç, bayram ikramiyesinin 4 bin TL’de kalmasını eleştirdi. “Ramazan; sadece takvimde bir ay değildir, toplumun vicdan muhasebesidir. Ve o vicdanın en ağır sınandığı yer bugün, emeklinin mutfağıdır. Emeklinin bayram ikramiyesi 4 bin TL. Peki 4 bin lira ne demek? Bayramı karşılamak bir yana, artık birçok evde ‘bayram ikramiyesi’ denince konuşulan şey bayram sevinci değil; ‘hangi borcu bir gün geciktirmeyeyim’ hesabıdır” ifadelerini kullandı.
"BÜTÇE AÇIĞI HER SANİYEDE 20 EMEKLİNİN BAYRAM İKRAMİYESİ KADAR BÜYÜYOR"
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı 2026 Ocak ayı merkezi yönetim bütçe açığı verilerini hatırlatan Genç, rakamlar üzerinden karşılaştırma yaptı. “Şimdi bazı rakamları yan yana koyalım ki milletin yaşadığıyla, devletin rakamları arasındaki uçurum görünsün. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre 2026 Ocak ayında merkezi yönetim bütçe açığı 214,5 milyar TL. Bu ne demek biliyor musunuz? Ocak ayındaki açık, günde yaklaşık 6,9 milyar TL, saatte 288 milyon TL, dakikada 4,8 milyon TL, saniyede yaklaşık 80 bin TL demek. Saniyede 80 bin lira… Yani devletin bütçe açığı her saniyede yaklaşık 20 emeklinin bayram ikramiyesi kadar büyüyor” dedi.
Genç, “Emekliye ‘4 bin lirayla idare et’ diyen anlayış, saniyeler içinde 20 emeklinin ikramiyesini yutan bir bütçe gerçeğiyle yüzleşmek zorundadır” ifadelerini kullandı. Konuşmasını, “Doğayı koruyormuş gibi yapıp korumayı zayıflatan; emekliyi kolluyormuş gibi yapıp ikramiyeyi kuşa çeviren bir anlayışla yürünmez. Doğada bilimsel planlama, güçlü denetim, kurumsal denge; ekonomide emekliye insan onuruna yaraşır bir pay, adil bölüşüm, gerçek enflasyonla mücadele. Bayram ikramiyesi, emeklinin cebine konan bir ‘sus payı’ değil; emeklinin bu ülkeye ömrü boyunca verdiği emeğin karşısında, insan onurunun gereği olmalıdır” sözleriyle tamamladı.
