Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü bünyesindeki Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvet Çalışma Grubu, Türkiye’nin Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi’ne uyumunu inceleyen 4. Faz takip raporunu yayımladı.
Gazeteci Çiğdem Toker’in köşe yazısında gündeme taşıdığı 65 sayfalık rapora göre Türkiye, kendisine yöneltilen 71 tavsiyenin yalnızca 10’unu tamamen uyguladı. Tavsiyelerin 12’si kısmen hayata geçirilirken 49’u uygulanmadı. Çalışma Grubu, uygulanmayan tavsiyelerin sayısından bir kez daha “hayal kırıklığı duyduğunu” bildirdi.
OECD: UYGULAMA SİCİLİ SON DERECE KÖTÜ
Raporda Türkiye’nin yabancı rüşvet iddialarının soruşturulması ve kovuşturulması konusundaki performansı için İngilizce “abysmal enforcement record” ifadesi kullanıldı. Çalışma Grubu, Türkiye’nin bu son derece kötü uygulama sicilini düzeltmesi amacıyla daha önce çok sayıda tavsiyede bulunulduğunu kaydetti.
OECD, Türkiye’nin yabancı rüşvetle mücadele konusunda hükümetin tamamını kapsayan bir ulusal strateji oluşturmadığını; iddiaların savcılıklara hızlı biçimde aktarılmasını sağlayacak etkili bir sistemin de hâlâ kurulmadığını belirtti.
23 İDDİANIN 15’İ SORUŞTURULMADI
Raporda, Türkiye’nin sözleşmeye taraf olduğu 2000 yılından bu yana Türk vatandaşları veya şirketleriyle bağlantılı 23 yabancı rüşvet iddiasının kayıtlara geçtiği belirtildi.
Bu iddialardan 15’i hakkında herhangi bir soruşturma yürütülmedi. Soruşturulan dosyalardan altısı suçlama yöneltilmeden kapatılırken iki dava beraatle sonuçlandı. Türkiye’de sözleşmenin yürürlükte olduğu 26 yıllık dönemde yabancı rüşvet suçundan mahkûmiyet kararı verilmedi.
2024’te yayımlanan 4. Faz raporundan sonra Türk şirketleri veya kişileriyle bağlantılı üç yeni iddianın daha ortaya çıktığı ve toplam sayının 26’ya yükseldiği aktarıldı. Buna karşın Türkiye’nin yeni bir soruşturma ya da kovuşturma başlattığına ilişkin bilgi sunmadığı ifade edildi.
SORUŞTURMALARA İLİŞKİN GÜNCELLEME SUNULMADI
Türkiye, Nisan 2026’da OECD’ye iki yıllık genel takip raporunu sundu. Ancak Çalışma Grubu’nun talebine rağmen yabancı rüşvet dosyalarındaki soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin güncel bilgi vermedi.
Türkiye, söz konusu bilgilerin yabancı rüşvet soruşturmalarından sorumlu özel bir savcılık birimi oluşturulduktan sonra paylaşılacağını bildirdi. OECD ise bu açıklamayı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve özel bir birimin bulunmamasının mevcut savcıların soruşturma yürütmesini engellemediğini vurguladı.
HSK’NİN YAPISINA İLİŞKİN TAVSİYE UYGULANMADI
Uygulanmayan tavsiyeler arasında yargı ve savcılık bağımsızlığına ilişkin düzenlemeler de yer aldı.
OECD, Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin çoğunluğunun meslektaşları tarafından seçilen hâkimlerden oluşmasını; Adalet Bakanı ile Bakan Yardımcısı’nın kurulda yer almamasını tavsiye etmişti. Raporda Türkiye’nin bu tavsiyeyi uygulamadığı, HSK’nin yapısına ilişkin ihtiyaç analizi ve eylem planının ancak 2028’e kadar hazırlanmasının öngörüldüğü belirtildi.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TAVSİYESİ KARŞILIKSIZ KALDI
Çalışma Grubu, yabancı rüşvet iddialarının gazeteciler tarafından özgürce haberleştirilebilmesi için Anayasa ve basın özgürlüğüne ilişkin yasaların uygulamada güvence altına alınmasını istemişti.
OECD, Türkiye’nin bu konuda yeni bir adım atmadığını ve takip raporunda yalnızca 2024’teki değerlendirme sırasında zaten mevcut olan düzenlemelere atıfta bulunduğunu kaydetti. Sansürlenen haberlerdeki yabancı rüşvet iddialarının savcılığa ulaştırılmasını sağlayacak mekanizmanın da kurulmadığı belirtildi.
İHBARCILARI KORUYAN YASA HÂLÂ YOK
Raporda, kamu veya özel sektörde yolsuzluk ve yabancı rüşvet iddialarını bildiren kişileri misillemelere karşı koruyan kapsamlı bir yasanın bulunmaması da eleştirildi.
OECD, ihbarcıların korunması konusunun 2007’den beri Türkiye’ye iletilen tavsiyeler arasında olduğunu, aradan geçen yaklaşık 20 yıla karşın henüz bir yasa taslağının hazırlanmadığını bildirdi.
Şirketlerin yabancı rüşvet vakalarını gönüllü olarak yetkililere bildirmesini teşvik edecek mekanizmaların da geliştirilmediği kaydedildi. Raporda, özel sektöre eğitim verilmesinin planlanmasının tek başına gönüllü bildirim sistemi oluşturmak anlamına gelmediği vurgulandı.
TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN “ARTIRILMIŞ İNCELEME” UYARISI
OECD, Türkiye’nin sözleşmenin temel hükümlerini uygulamakta yetersiz kalması nedeniyle istisnai bir adım atarak kamuya açık “durum tespiti uyarısı” yayımladı.
Uyarıda Türkiye’deki şirketlerle çalışan ticari ortakların, çok taraflı kalkınma bankalarının, OECD Çalışma Grubu üyesi ülkelerin ve diğer yargı bölgelerinin Türk şirketleri hakkında daha kapsamlı inceleme yapmasının gerekebileceği belirtildi. Uyarının, Türkiye temel eksiklikleri giderene kadar yürürlükte kalacağı açıklandı.
EĞİTİM ÇALIŞMALARINA OLUMLU NOT
Raporda eleştirilerin yanı sıra bazı olumlu adımlar da sıralandı. Kamu görevlileri, vergi müfettişleri, hâkim ve savcı adayları, diplomatlar ve kolluk personeline verilen yabancı rüşvet eğitimleri olumlu karşılandı.
Dışişleri Bakanlığı’nın merkez ve yurt dışı teşkilatı için yeni bir bildirim kılavuzu hazırladığı, ancak kılavuzdaki bildirim süreçlerinin hâlâ önemli ölçüde geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.
OECD, Türkiye’den öncelikli tavsiyelerin uygulanmasına ilişkin yeni yazılı raporunu Aralık 2026’da sunmasını istedi. Türkiye’nin yabancı rüşvet soruşturmaları ve kovuşturmaları konusunda bundan sonra Çalışma Grubu’na her yıl bilgi vermesi kararlaştırıldı.
