Stres kaynaklı yeme krizlerine son veren yöntem!

Stres kaynaklı yeme krizlerine son veren yöntem!

Günlük hayatın koşuşturmacasında farkında olmadan edindiğimiz alışkanlıklar sağlığımızı tehdit ediyor. Uzmanlar, duygusal durumumuz ile mutfak arasındaki gizli bağı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Vücudun verdiği alarmları doğru okumak, kronik hastalıklardan korunmanın anahtarı olabilir. İşte detaylar...

Günümüzde pek çok kişi, yoğun iş temposu ve yaşam kaygıları nedeniyle duygusal yeme bozukluğu riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Uzmanlar, kortizol seviyesi yüksekliği yaşayan bireylerde aşırı yemek yeme isteği ve karbonhidrat bağımlılığı gibi durumların sıkça görüldüğünü belirtiyor.

Stres kaynaklı beslenme alışkanlıkları, uzun vadede insülin direnci tedavisi gerektiren ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Araştırmalar, zihinsel sağlığımız ile obezite nedenleri arasında güçlü bir bağ olduğunu doğruluyor.

Bu noktada sağlıklı yaşam önerileri ve stres yönetimi teknikleri, hem beden hem de ruh sağlığını korumak adına kritik bir rol oynuyor.

VÜCUDUN VE ZİHNİN VERDİĞİ DOĞAL TEPKİ

BBC Türkçe'de yer alan habere göre, ABD merkezli Yale Üniversitesi bünyesindeki Disiplinlerarası Stres Merkezi'nin kurucusu ve tanınmış klinik psikolog Prof. Dr. Rajita Sinha, stresi tanımlarken oldukça net ifadeler kullanıyor.

Prof. Dr. Rajita Sinha, stresi, "O an elinizden bir şey gelmediğini hissettiğiniz, kapasitenizi zorlayan durumlara karşı vücudunuzun ve zihninizin geliştirdiği bir refleks" olarak açıklıyor.

Çevresel faktörler, zihni meşgul eden kaygılar veya vücutta meydana gelen aşırı açlık ve susuzluk gibi değişimler, beyindeki bezelye tanesi büyüklüğündeki hipotalamus bölgesini tetikliyor.

Bu tetiklenme sonucunda vücut, genel işleyişi etkileyen kapsamlı bir stres tepkisi veriyor.

Prof. Dr. Rajita Sinha, bu mekanizmayı vücudun 'alarm sistemi' olarak nitelendiriyor ve bu sistemin her bir hücrede devreye girdiğini vurguluyor.

Nabız ve tansiyonu yükseltmek amacıyla adrenalin ve kortizol gibi hayati hormonların salınımı bu süreçte hızlanıyor.

KISA VE UZUN VADELİ ETKİLER ARASINDAKİ FARK

Kısa süreli stres, aslında insan yaşamı için faydalı olabiliyor.

Kişiye tehlikeden kaçma gücü veriyor veya bir işi belirlenen sürede bitirme motivasyonu sağlıyor.

Ancak uzun süre devam eden 'kronik' stres, vücut üzerinde yıkıcı etkiler bırakıyor.

İlişkilerde yaşanan pürüzler, iş hayatındaki baskılar veya maddi zorluklar gibi nedenlerle ortaya çıkan kronik stres; depresyon, uyku bozuklukları ve kontrolsüz kilo alımı gibi sorunları beraberinde getiriyor.

MİDE VE BEYİN ARASINDAKİ GİZLİ İLETİŞİM HATTI

Stres, iştah mekanizması üzerinde iki yönlü bir etki yaratıyor; açlığı aşırı derecede artırabildiği gibi tamamen de kesebiliyor.

'Stress-Proof' ve 'Hyperefficient' kitaplarının yazarı nöroloji ve göz hastalıkları uzmanı Dr. Mithu Storoni, kendi deneyiminden yola çıkarak, "Sınavlara hazırlandığım dönemlerde sürekli mide bulantısı yaşardım" diyor.

Dr. Mithu Storoni, sindirim sistemi, mide ve bağırsaklar ile beyin arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu hatırlatıyor.

Stres, beyin sapından karın bölgesine kadar uzanan vagus sinirinin işlevini baskılayabiliyor.

Vagus siniri, beyin ile bağırsaklar arasında sinyal taşıyarak beyni midenin doluluk oranı ve vücudun enerji ihtiyacı hakkında bilgilendiriyor.

Bu iletişim aksadığında bazı kişilerde iştah kapanıyor.

BİLİNÇALTI YAKIT ARAYIŞINA GİRİYOR

Dr. Mithu Storoni, madalyonun diğer yüzüne de dikkat çekiyor:

"Akut stres anında beynin şekere ihtiyaç duyduğunu biliyoruz."

Bu durumda bazı bireylerde bilinçaltı devreye giriyor ve beklenmedik durumlara hazırlık yapmak amacıyla vücudun 'yakıtını artırmak' için yiyecek arayışına yöneliyor.

Bu durum, kişinin stresli anlarda farkında olmadan yüksek kalorili gıdalara yönelmesine neden oluyor.

KAN ŞEKERİ VE İNSÜLİN DENGESİ BOZULUYOR

Kronik stresin etkileri sadece mide bulantısı veya tatlı krizleriyle sınırlı kalmıyor.

Prof. Dr. Rajita Sinha, vücut stres altındayken kan dolaşımına yoğun miktarda şeker pompalandığını ve bu durumun kan şekeri seviyesini düzenleyen insülin hormonunun etkinliğini geçici olarak azalttığını belirtiyor.

Normal şartlarda enerji üretimi için kullanılması gereken glukoz, kan dolaşımında kalarak kan şekeri seviyelerinin yükselmesine neden oluyor.

Bu süreç, kronik stres yaşayan bireylerin uzun vadede yüksek kan şekerine, insülin direncine ve nihayetinde diyabet hastalığına yakalanma riskini artırıyor.

Ayrıca kilo almak, vücudu iştah dalgalanmalarına karşı daha savunmasız hale getiriyor.

Vücudunda yağ oranı yüksek olan kişilerde insülin direnci görülme ihtimali artıyor ve bu da stres anında beyin hücrelerinin daha fazla şeker talep etmesine yol açıyor.

Prof. Dr. Rajita Sinha bu durumu, "Bir sorun diğerini tetikliyor. Bu bir kısırdöngü ve içine düştükçe kurtulmak daha da zorlaşıyor" sözleriyle özetliyor.

PLANLAMA VE UYKUNUN GÜCÜ

Peki, stres kaynaklı yeme ataklarını nasıl durdurabiliriz?

Dr. Mithu Storoni'ye göre, stresli geçmesi muhtemel yoğun bir dönem öncesinde beslenme planı yapmak, aşırı yemekten kaçınmanın en etkili yollarından biri.

Ancak asıl kilit nokta uyku.

Dr. Mithu Storoni, "Uykuya gerçekten öncelik verilmesini öneriyorum çünkü uyku, stres tepkisinde rol oynayan üç kritik organı yeniliyor" diyor.

Kaliteli bir uyku; beyindeki hipotalamus bölgesi, hipofiz bezi ve böbrek üstü bezlerini yeniden dengeye kavuşturarak stres hormonlarının üretimini durduruyor.

Uykusuzluk durumunda ise şekerli gıdalara duyulan ihtiyaç artıyor çünkü yorgun beyin daha fazla enerji talep ediyor.

Ayrıca düzenli egzersiz yapmak, stresli ruh halinden sıyrılıp rahatlamayı sağlıyor ve beyin fonksiyonlarını geliştiriyor.

Yoğun baskı altında geçecek bir dönem yaklaşırken uyku ve egzersize odaklanmak, yeme eğilimini kontrol altına almaya yardımcı oluyor.

MUTFAKTA ALINACAK BASİT ÖNLEMLER

Prof. Dr. Rajita Sinha, stresliyken şeker tüketimini azaltmanın en pratik yolunun eve abur cubur almamak olduğunu vurguluyor.

"Bu oldukça uygulanabilir bir yöntem. Bu tarz yiyecekleri kolay ulaşabileceğiniz yerlerde bulundurmayın, çünkü stres altındayken iradenize hakim olmak zorlaşacaktır" diyor.

Açlık ve şeker krizlerini önlemek için gün boyunca sağlıklı ve küçük porsiyonlar tüketmek de uzmanların önerileri arasında.

Kan şekerini hızla yükselten pizza ve şekerli atıştırmalıklar gibi basit karbonhidratlardan uzak durulması gerekiyor.

Bunların yerine et, bakliyat, balık gibi protein açısından zengin gıdalar ve tam tahıllı kompleks karbonhidratlar tercih edilmeli.

ALKOL VE SOSYAL ÇEVRE ETKİSİ

Stresle başa çıkmak için alkole yönelmek sık yapılan hatalardan biri.

Dr. Mithu Storoni, "Eğer stresli olduğunuzda alkol tüketen biriyseniz, zorlu dönemlerde alkolü azaltmak harika bir adım olur" uyarısında bulunuyor.

Sosyal çevre de dengede kalmak ve duygusal yeme ataklarından korunmak için önemli bir destek mekanizması.

Prof. Dr. Rajita Sinha, "Toplumlar stres ve yeme sorunlarını yönetmek için etkili yöntemler geliştirdi. Bunlardan biri de beraber yemek yemek veya birlikte yemek pişirmektir" diyor.

Uzmanlar, gıda ile ilişkimizi yeniden yapılandırmak ve stres-yeme bağlantısını koparmak için temel fabrika ayarlarına dönmemiz gerektiği konusunda hemfikir.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN