Ali Babacan: Malum arkadaşlar Yüce Divan'a gitmemek için sağı solu tehdit ettiler

Taha Akyol ve Elif Çakır'ın sunduğu Gündem Özel'in konuğu DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan oldu. Babacan, Merkez Bankası ve 17-25 Aralık olaylarıyla ilgili Eski Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın yıllar sonra yaptığı açıklamalar hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Babacan, 'Malum arkadaşlar Yüce Divan'a gitmemek için sağı solu tehdit ettiler' diye konuştu.

GÜLCAN ASLAN

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan KARAR TV’de Elif Çakır ve Taha Akyol’un gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

Sürekli sahada olduklarını söyleyen Babacan, "Ülkede refah kaybı var. Satın alma gücü düştü. İnsanlar bunu fiilen yaşarken, ekonomimiz yüzde 21.7 büyüdü diye övünüyorlar. Vatandaşla iktidar arasındaki mesafenin arttığının fakında bile değiller" dedi.

"TÜRKiYE EKONOMİSİNİN ŞU AN DİBİ DELİK"

Türk ekonomisini 'dibi delik' diye ifade eden Babacan, yönetimin temelinde büyük bir sorun olduğunu söyledi. Babacan, "Bu sorunu, 50 milyar dolarla, 100 milyar dolarla bile çözemezsiniz. Şu anda Türkiye ekonomisinin dibi delik. Büyük bir israf var. Usulsüzlükler ve yolsuzluklar var. Hukukun olmadığı, kuralların olmadığı, yargının tarafsız, bağımsız işlemediği, kural bazlı bir yönetim felsefesi olmayan bir ülkeye yatırım gelmez" diye ifade etti.

"KENDİNE GÜVENEN İNSANLAR YÜCE DİVAND'A AKLANMAYI TERCİH EDERDİ"

17-25 Aralık soruşturması sırasında istifa eden eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın “Dosyamda ne varsa, hem tapeler hem teknik takip doğrudur” açıklamasını da değerlendiren Babacan şu ifadeleri kullandı:

"17- 25 Aralık olaylarının iki yüzü var. Bu adeta mini bir darbe teşebbüsüdür. Ülkenin yargı mensuplarıyla kolluk kuvvetlerinin, bir koordinasyon içerisinde yıllarca sürdüğü iddia edilen yolsuzluk ve rüşvet olaylarını biriktirip, hepsini paket ediyorsun, eş zamanlı memleketin gündemine düşürüyorsun ve bunu da yerel seçimlerden üç ay önce yapıyorsun. Bu, kesin bir darbe teşebbüsü. FETÖ terör örgütünün bir kumpası. Bu bir oyun. Bir kişinin gözaltına alınması için 17 defa rüşvet almasını beklemezsiniz"

"MALUM İNSANLAR SAĞI SOLU TEHDİT ETTİLER"

Bağımsız ve tarafsız yargının bu iddiaların hepsine bakması gerektiğini söyleyen Babacan, “Yüce Divan, illa bir hesaplaşma, yargılanma değil de bir aklanma mekanizması görülebilirdi. Kendine güvenen insanlar gidip oradan aklanmayı tercih edebilirlerdi. Bu arkadaşlar Yüce Divan'a gönderilmedi. Bu toplumun vicdanında bir iz bıraktı. Yüce Divan'a nasıl gönderilmedi? Önce 15 kişilik soruşturma komisyonu; 9'u iktidar partisinden. Soruşturma komisyonunda üye olan arkadaşlarla tek tek konuştuk. Hepsinin güçlü ve olumsuz kanaatleri vardı. Daha sonra iş hukuki değerlendirmeden yavaş yavaş döndü siyasi bir değerlendirmeye ve bir siyasi hesap başladı. Ve o malum arkadaşlar sağı solu tehdit ettiler" diye konuştu.

Halk Bank davasında Türkiye'nin dünyaya rezil olduğunu söyleyen Babacan, "Ama olmadı o gün bugündür de aradan neredeyse 8 yıl geçmiş halen gündemde. Baktık o dosyalar burada kapatıldı, örtüldü. New York’ta patladı tekrar. Halk Bankası davası dediğimiz dava bu 17-25 Aralık olayı, başka bir şey değil. Türkiye orada da dünyaya rezil oldu" dedi.

"2020'DE MERKEZ BANKASI'NDA DOLAR REZERVİ SIFIRDI"

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Merkez Bankası rezervlerinin 115 milyar doları yakalayacak açıklamaları için ise şunları söyledi:

"Türkiye Merkez Bankası'nın 109 milyar lira brüt rezervine karşı şu an 164 milyar dolar borcu birikti. Merkez Bankası'nın net rezervi -55 milyara düştü. 2020 yılında Mart ayında Türkiye Merkez Bankası'ndaki dolar rezervi sıfırdı"

Merkez Bankası’nın rezervinin 3 yılda eridiğini belirten Babacan, "Gerçekten insanın içi kan ağlıyor. Bu rezervler kolay birikmedi. Bu ülkenin ihracat yapan firmalarında çalışan işçilerin alın teri bu döviz. Ama 3 yılda çarçur ettiler. Aslında 2019 yılının başında ilk olay başlıyor. Çünkü 2019 Mart ayında yerel seçim var ve yerel seçimden önce Merkez Bankası’nın ve kurun olduğundan daha iyi gösterme çabası var. Seçime giderken sırf bu yalan, yanlış görüntüyü verebilmek için bunu başlattılar ve gelinen sonuç bu. IMF ara ara dünyadaki likideyi gözden geçiriyor ve dünyada likide ihtiyacı olduğu kanaati oluşursa IMF’nin yönetim kurulunda bütün üye ülkelere hissesi nispetinde bir SDR cinsinden bir rezerv tahsil ediyor. Bu dönem tahsis edilen 600 milyar dolar. Bizim de hissemiz yaklaşık yüzde 1 olduğu için bize yaklaşık 6,3 milyar dolar düştü" dedi.

"GELİR DAĞILIMI 12 YIL ÖNCEYE DÖNMÜŞ"

Türkiye'nin şu anki dış borcunun 2020 yılının sonunda 450 milyar dolara çıktığını ve bu açığın milli gelirin 63'üne tekabül ettiğini söyleyen Babacan, "Dış borcumuz 450 milyar dolar. 2020'de milli gelire oranla dış borcumuz yüzde 54'tü. Biz bunu 3 yılda yüzde 34'e düşürdük" diye konuştu.

Milli gelir dağılımının 22 kattan 26 kata çıktığını vurgulayan Babacan, "Benim bıraktığımda bütçe açığı 24 milyar dolar, bu yılın 245 milyar dolar. Yani zengin ve fakir arasındaki gelir farkı 22 kattan 26 kata çıkmış. Gelir dağılımı 12 yıl önceye dönmüş" dedi.

“MERKEZ BANKASI'NIN YÜZDE 19'DA TUTAN ERDOĞAN'DIR"

Türkiye Merkez Bankası Başkanı'nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bağımsız hareket edemeyeceğini belirten Babacan, "Merkez Bankası başkanı, Cumhurbaşkanı'nın talimatının dışında bugün bir şey yapabilir mi? Ben şimdi söylüyorum, madem bütün yetki sayın Erdoğan’ın elinde niye bu sene 180 milyar lira faiz ödüyoruz. Niye Merkez Bankası’nın faizi yüzde 19. Madem faiz sebep, enflasyon sonuç. Niye faiz indirmiyor? Merkez Bankası'nın faizini yüzde 19'da tutan sayın Erdoğan'dır. Bu milletin 180 milyar dolar ödemesinin sebebi bu faizlerdir" dedi.

Yüksek faizin bedelini milletin ödediğini belirten Babacan, iktidarı faiz üzerinden eleştirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

"Biz 50 milyar faiz öderken Sayın Erdoğan dönemin bürokratlarını meydanlarda yuhalatıyordu. Yüzde 6 faizi vatana ihanetle suçluyordu. Erdoğan'ın, faizi indirsin ki enflasyon da insin, tezi o değil miydi? Benim de hükümette olduğum dönemde bize baskı yapıyordu, ‘yanlış yapıyorsunuz’ diyordu, ‘doğrusu budur’ diyordu ee yapsın. Şimdi kim faizci soruyorum."

Türkiye'nin şu anki faiz ödemesinin 180 milyar dolar olduğunu ve bunu ödemek için 200 milyar doların üzerinde ödeme yapmak zorunda kalınacağını belirten Babacan, "Bir sene önce faiz ödememiz 134 milyarmış. Şimdi 180 milyar. Bunu düzeltmek için 200 milyarın çok üzerinde bir faiz ödemek zorunda kalacağız" diye ifade etti.

"FAİZLERLE 5 BİN YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI ALABİLİYORSUNUZ"

Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ni eleştiren Babacan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden sonra faiz 180 milyar liraya çıktı. Bu parayla 5 bin tane yangın söndürme uçağı alabiliyorsunuz. Temelde prensip hatası var, yakın akraba göreve getirilmez. Yazık değil mi şu faize. Ülkeye giren çıkan doğrudan sermaye değil mi? 2007 yılında bu 22 milyar dolardı. Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nden sonra ilk defa eksiye düştü. Türkiye'den çıkan yatırım Türkiye'ye giren yatırımdan daha çok" dedi.

"HÜKÜMET, VATANDAŞINA DÖVİZLE BORÇLANDI"

Hükümetin içten de vatandaşa dövizle borçlandığını söyleyen Babacan, bu borcun 30 küsur milyar dolar olduğunu söyledi. Babacan, "Hükümet, içeride de dövize borçlanıyor. Biz bunu sıfırlamıştık. Bir devlet kendi vatandaşına ülke içinde borçlanmaz. 30 küsur milyar dolar da hazinenin kendi vatandaşına döviz borcu var" diye ifade etti.

"VARLIK FON'U BORÇLU BİR YAPI"

Babacan, Varlık Fon'unun kuruluş nedeni hakkında ise şunları söyledi:

"Varlık Fon'unun kurulmasının nedeni orada geniş bir inisiyatif alanı açmak. Varlık Fon'u şu an sadece Türk Lirası cinsinden 65 milyar TL borçta ve 1 milyar 250 milyon euroluk tahvil ihraç etmiş durumda. Onunda borcu var. Şu an Varlık Fon'u dediğiniz borçlu bir yapıdır."

"SAYIN ERDOĞAN'LA ÇATIŞTIĞIMIZ KONULAR VARDI"

Ekonomi Bakanı olduğu dönemde Erdoğan'la çatıştığı konular olduğunu söyleyen Babacan, bunlardan en önemli sorunun ise insan kaynağı sorun olduğunu ifade etti. Babacan, "Sayın Erdoğan'la bir çok konuda çatışmalar yaşadım. En önemli anlaşmazlık konularımızdan bir tanesi insan kaynağı meselesiydi. En sonunda şunu demek zorunda kaldım "Eğer bu isimlerden birisini müsteşar istiyorsanız o zaman bu müsteşarlarla çalışacak bir de bakan bulun dedim" diye konuştu.

"ERDOĞAN, O YASAYI DEFALARCA REDDETTİ"

Ahmet Davutoğlu'nun Başbakan olmadan önce kendisiyle beraber 'Siyasi Etik Paketi' hazırlayıp Erdoğan'a sunduklarını belirten Babacan, Erdoğan'ın yasayı defalarca reddettiğini vurguladı. Babacan şunları kaydetti:

"Şeffaflık, yolsuzlukla mücadele, siyasi etik, imar rantları bunların tamamını biz sayın Davutoğlu daha Başbakan olmamışken sayın Erdoğan'a defalarca sunduk ama hep reddedildik. Erdoğan, bunları yaparsak İl Başkanı, İlçe Başkanı bulamayız dedi."

"BARAJ DERDİMİZ YOK"

Babacan, seçim barajının 7'ye indirilmesine ise şöyle cevap verdi:

"20 yıldır bu değişimi yapmıyorsun da bugün neden yapıyorsun? Katılımcı demokrasi çoğulcu, demokrasi şimdi mi aklına geldi?. Bunların hepsinin arkasında hesap var. Bizim baraj derdimiz yok"

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR (19)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
19 Yorum
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN