Uluslararası gastronomi film festivali başladı: Lezzet ve sinema Kars'ın 'katman katman' hafızasında buluştu

Uluslararası  gastronomi film festivali başladı: Lezzet ve sinema Kars'ın 'katman katman' hafızasında buluştu

Bu yıl Londra ve Çeşme ayaklarının ardından rotasını serhat şehri Kars’a çeviren Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), gastronomi ile sinemanın güçlü anlatım dilini sınırların birbirine karıştığı büyülü bir coğrafyada bir araya getirdi. Festivalin ilk gününe panellerdeki felsefi tartışmalar, darmadağın dünyada ruhumuzu zenginleştiren göçmen hikâyeleri, edebiyatçı ruhlu Kars insanı ve Orhan Pamuk’a göz kırpan sinema sohbetleri damga vurdu.

Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Anadolu’nun zengin kültürel mirasını dünya vitriniyle buluşturma yolculuğunda en anlamlı duraklarından biri olan Kars’ta perdelerini açtı. Etkinlikleri kent hafızasında iz bırakmış olan 1984 Otel ve Grand Ani Otel gibi mekânlarda gerçekleşen festivalin açılışında konuşan UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün’ün, “İnsanlar sınırları çizmiş ama hayat birbirine karışmış burada. O yüzden katman katman bir kültürel mirasa sahip, çok anlamlı bir lokasyondayız” sözleri, bu edisyonun sadece bir şenlik değil, köklü bir kültürel kazı olacağının ilk işaretiydi. İlk günden itibaren takip ettiğimiz paneller, perde arkasındaki kadın emeği ve yönetmen söyleşileri, sinema ile sofranın hayatın kalbindeki o derin anlamı çıkarma noktasında nasıl ikiz kardeş olduğunu bir kez daha kanıtladı.

DSC04023

MUTFAĞIN VİCDANI VE GASTRO DİPLOMASİ

Festivalin kapılarını açtığı ilk panel, ‘Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik’ başlığıyla gastronomi dünyasının profesyonellerini bir araya getirdi. Yalçın İnam’ın moderatörlüğünde düzenlenen oturumda, Kars mutfağının Anadolu’nun genelinden farklı, Avrupa’ya ve Rus ekolüne yakın duran o çok katmanlı yapısı masaya yatırıldı. Kars’ta 30’u aşkın yerel peynir çeşidi olduğunu hatırlatan İnam, “Bizde yemek biter, sonra peynir gelir; tıpkı Fransa’daki gibi” diyerek kentteki çok kültürlü göçmen mirasına dikkat çekti.

Şef Eyüp Gül ise Kars’ta yerelde tam 12 çeşit kaz yemeği yapıldığını belirterek, sinema ve gastronomi ortaklığının uluslararası arenadaki gücüne şu sözlerle parmak bastı: “Gastro diplomasi geç kalınmış bir konu. Dünyada en çok Türk dizileri satılıyor ama gastronomiyle küresel ölçekte yer edinmeye baktığımızda maalesef yokuz. Uluslararası buluşmalarda mutfağımızı bu ortaklıkla anlatmalıyız.”

Panelin en dikkat çeken isimlerinden Rixos Tersane İstanbul Executive Şefi Efe Çetin de ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın mihmandarlık yaptığı 12 kişilik bir kurulla yürütülen ve 7 yıl süren entelektüel mutfak projesinin kendisini nasıl heyecanlandırdığını aktardı. Çetin, dışarıya karşı "Biz bu yemek işinde varız" diyebilmek için eleştirmek yerine birlik olmak gerektiğini vurgularken, dinleyicilerden gelen soru üzerine Kars coğrafyasının kaz dışındaki haşır, hengel, biti ve harşo gibi saklı lezzetlerine selam gönderdi.

DSC04042

KÜLTÜR EMPERYALİZMİNE KARŞI KADININ DİRENCİ

İlk günün bir diğer önemli ayağını oluşturan ‘Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?’ başlıklı UGFF Söyleşisi ise Derya Oruçoğlu’nun moderatörlüğünde; Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı’yı festival takipçileriyle buluşturdu. Kars mutfağının ve mutfaktaki toplumsal hafızanın masaya yatırıldığı oturumda Süleyman Tarakçı, festival alanında da ağırlığını hissettiren kadın emeğine ve yerel kimliğe dair ezber bozan bir vurgu yaptı: “İnsanların yerleşik hayata geçtiği andan itibaren yerine sahip çıkan, geliri koruyan, doğurgan olan ve yöneten hep kadın oldu. Dolayısıyla yine bir bölge kalkınacaksa, bizim kadınımızın eliyle kalkınacağına inanıyorum. Yöresel mutfakların markalaşması ve sürdürülebilirliği, kültür emperyalizmine karşı bir dirençtir.” Aynı oturumda söz alan şef Cüneyt Asan da "Hikayeniz yoksa hikaye olursunuz" diyerek alın terinin ve emeğin coğrafyanın kaderini nasıl değiştirebileceğini aktardı.

DSC04104

YÜZ YILLIK RUS MEZARLIĞINA GÖSTERİLEN SAYGI

Festivalde günün en duygusal buluşmalarından biri de Taşkın Çağatay’ın moderatörlüğünü üstlendiği ‘Sofradan Perdeye: Kars’ın Kültürel Hafızası’ söyleşisiydi. Söyleşide konuşan ve uzun yıllardır Ankara’da yaşayan Rus gazeteteci Aliona Palazhchenko, Kars’ta keşfettiği Molokanlar’ın izini sürerken tanık olduğu çarpıcı bir Anadolu irfanını paylaştı: “Gittiğim bir Kars köyünde, tarlaların ortasında eski Rusça isimlerin yazılı olduğu taşlar gördüm. Köylülere ‘Burası mezarlık, neden hâlâ burada duruyor?’ diye sorduğumda, ‘Burası mezarlık, dokunmak günahtır’ dediler. Üzerinden yüz yıl geçmiş ama o mezarlara hâlâ bakıyorlar, temizliyorlar. Rusya’daki arkadaşlarıma Türklerin bu uzak köydeki bir Hristiyan mezarlığına nasıl saygıyla sahip çıktığını gururla anlatıyorum.”

Oturumda Kars dilindeki Rusça geçişkenliklere değinen Taşkın Çağatay’a salondaki dinleyiciler de katılarak kartoşka, boşka, hrişka, stol ve pamidor (domates) gibi kelimeleri sıraladı. Çağatay’ın “Halam hâlâ borç çorbası yapar” sözü ve oyuncu/yönetmen Rıza Sönmez’in “Semaver” örneğiyle pekişen sohbette Aliona, Rusça bir kelime olan semaverin (samo: kendi kendine, var: pişmek) ‘kendi kendine pişiren’ anlamına geldiğini belirterek kültürel geçişkenliği özetledi.

12 EYLÜL’ÜN APOLİTİK PERDESİNDEN BABA FİLMİNİN SOFRASINA

Aynı panelde söz alan gazeteci Deniz Zeyrek ise kendi yatılı okul yıllarından hareketle sinema ve politikanın dönüştürücü gücünü anlattı: “Kars’a gelmek insanın çocukluğuna, anavatanına gitmesidir. Türk siyasetinin üzerimdeki tüm gerilimi şuraya ayak basınca gitti. Biz Kazım Karabekir Öğretmen Lisesi’nde yatılı okuduk. 12 Eylül darbesinden sonra politik filmler göremezdiniz. Okulda bir gün perde açıldı ve bize İbrahim Tatlıses’in ‘Sabuha’ filmini izlettiler. Gençleri apolitize etmek için varoş bir anlayışı hakim kılmaya çalışıyorlardı. O film, Rusların süvari ahırlarından bozma yemekhane binasında bize izletilmişti.” Zeyrek, bir şehri tanımak için önce mutfağının hikâyelerine bakılması gerektiğini de söyleyerek, “Sinema da hayatın içindeki o anlamı çıkarmaya çalışıyor. Dikkat ederseniz en akılda kalan sahneler hep Baba (The Godfather) filmindeki gibi sofra hikâyeleridir” dedi.

DSC04151

REİS ÇELİK: KARS BÜTÜN FİLMLERİMDE BAŞROLDE

Festivalin Sine Sınıf etkinlikleri kapsamında İnan Ercan moderatörlüğünde gerçekleştirilen ‘Kars Filmleri Üzerine’ paneli ise adeta bir sinema şölenine dönüştü. Kars sinemasının efsane ismi Reis Çelik, bir izleyicinin kendisine yönelttiği “Kars’ın daha çok tanıtılmasına dair özel bir projede yer alır mısınız?” sorusuna net bir yanıt verdi: “Ben son filmim hariç bütün filmlerimi burada çektim. Bu topraklar bana göre başrolde. Kars hikâyesi bitmeyen bir şehir. Bir esnafla otur, bir film hikâyesi anlatır sana. Kars zaten kendi başına çok özel.”

Çelik, konuşmasında sinemanın ve kentin belgesel gücüne değinerek, “Kars’ta çekilen bütün filmler bana göre aynı zamanda birer belgeseldir. Burada çok az yerde rastlayacağınız bir ‘sadeleşme kültürü’ var. Kars insanının yalnızlık duygusuyla, çarpışmaların ortasında kalıp birbirine tutunarak geliştirdiği muazzam bir aşık ve hikâye anlatma geleneği mevcut. Sıradan bir köylü bile olaya bir edebiyatçı gibi bakar, tarlaya götürdüğü yoğurdun hikâyesini evden başlatarak öyle anlatır ki hayran kalırsınız” dedi. Ünlü yönetmen ayrıca bir sosyalist olarak özeleştiri de yaparak, “Biz Marks’ı anlayamamışız. Kültür burjuvasız olmaz. Dünya burjuva kültürüne sahip çıkamadı. Burjuva kültürü olmadığı zaman ayakları yere basmıyor, ona sahip çıkan olmuyor” diyerek ezber bozan bir çıkış yaptı.

Kars’ta imkânsızlıklar içinde film çekmenin bir akademisyen titizliği gerektirdiğini söyleyen yönetmen Faruk Hacıhafızoğlu ise ödüllü ‘Kar Korsanları’ filmi için para bulamayınca çareyi çocukluk arkadaşlarında bulduğunu belirterek, “Biz şehrin filmini yaptık, Kars’ın kendisi filmin başrol karakteri oldu” dedi. Panelde ayrıca UGFF Kısa Belgesel Seçkisi kapsamında ‘Salyangozun Yolculuğu’, ‘The Table’ ve ‘Agop'un Kazı’ filmleri gösterilerek sinemaseverlere geniş bir seçki sunuldu.

DSC04226

ORHAN PAMUK’A SÖYLEMEYİN, KARS’TA ROMANININ DA İÇİNDE OLDUĞU FİLM VAR!

Günün en renkli anları ise yönetmen Rıza Sönmez’in ‘Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var’ film gösterimi ve sonrasındaki söyleşiyle yaşandı. Söyleşide izleyicilerin sorularını yanıtlayan Sönmez, filmin ismini Cannes Film Festivali’ndeki bir reklamcılık kalıbından esinlenerek koyduğunu aktardı. Sönmez, filmi çekerken Orhan Pamuk ile Cihangir’deki bir restoranda karşılaşma anını da şöyle paylaştı: “Arkadaşıma hemen eve gidip ‘Kar’ ve ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ romanlarını getirmesini söyledim. Pamuk’a içi post-it’lerle dolu Kar romanını imzalatırken filmin kaba kurgusunun olduğu USB’yi de verdim. Daha sonra mailini bulup ‘Adını böyle koydum, izin vermezseniz değiştirebiliririm’ dedim, ‘Yo, yo’ dedi. Daha sonra Büyükada’daki gösterime geldiğinde filmdeki Masumiyet Müzesi göndermelerine kikirdediğini gördüm, anladım ki filmi beğendi. Sonra da filmin söyleşisine katılma nezaketi gösterdi.”

Kars’tan 130’dan fazla yerel insanın rol aldığı filmde, eski belediye başkanı Naif Alibeyoğlu’nun da fırtınalı sanat yönetmeni kimliğiyle yer aldığını belirten Sönmez, Kars’ın köprüleriyle, kızlarına ve kadınına değer veren yapısıyla kendisini büyülediğini söyledi. Sönmez, üretimlerinin ardındaki temel dinamiği de şöyle özetledi: “Bir şehre gittiğimde doğal bir üretim refleksim devreye giriyor.” Açılış günü, Stephen Chbosky’nin yönettiği ‘Nonnas’ (Büyükanneler Restoranı) filminin açık hava sineması gösterimiyle son buldu.

FVI03944 FESTİVAL BUGÜN VE YARIN DEVAM EDİYOR

Festival bugün kültürel miras, eğitim ve sinemayı bir araya getiren etkinliklerle ünlü peynir rotası olan Boğatepe köyünde devam ediyor. Programda müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve bölgenin tarihi ile kültürel birikiminin ele alınacağı eğitim odaklı paneller var. Günün kapanışı ise Kars merkezde yapılacak bir açık hava film gösterimiyle sinemaseverleri yeniden buluşturacak. Festivalin son günü olan 12 Temmuz Pazar günü ise katılımcılar Ani Tarihi Kenti'nde düzenlenecek olan kültürel gezi programında bir araya gelecek. Kars'ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü yerinde deneyimleten bu bütüncül geziyle festival noktalanacak.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN