PISA bize göre değil
1
Ülkemizde varolagelen bir alışkanlık; kendi eksiklerimizi görür görmemezlikten geliriz, hatalarımızı bilir bilmemezliğe vuruz. Dışardan biri görüp dillendirince sanki yeni bir durummuş gibi kıyameti koparız. Durumun taraftarı olur. Rakibi bunlar üzerinden yıpratma eylemine soyunuruz.
Bu girişi geçtiğimiz haftalarda yapılan PISA sonuçları ve sonuçlar üzerinden yapılan tartışmalar için yazdım.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 3 yılda bir düzenlenen ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren PISA sonuçlarına göre Türkiye "okuma, matematik ve fen bilimi" alanlarının tamamında OECD ortalamasının altında kaldı.
MEB’in kurduğu ABİDE ( Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) kurumunun sonuçları da PISA ile benzer tespitleri yapmıştı.
Görünen köy kılavuz istemez. Her yıl yapılan lise ve üniversite giriş sınavlarında da aynı durumu eğitimden sorumlu zevat görüyor.
PISA’da farklı olan ve sosyolojik açıdan önemli olan birçok tespit üzerinde durmayıp yalnız akademik sonuçlar üzerinde durmak, kısa yoldan suçlu tespit edip suçluyu taşlamak ne kadar doğru.
Akademik başarıyı hazırlayan nedenler düzelirse zaten sonuç istenilen duruma doğru ivme kazanır.
Ödeneğin Türkiye'deki öğrencilerin %24'ü (OECD ortalaması: %16) kendilerini okulda yalnız hissediyor.
Türkiye'deki öğrencilerin %44'ü (OECD ortalaması: %67) hayatlarından memnun olduklarını belirtti.
Akademik başarıyı belirleyen nokta; öğrencilerin bulundukları okul ortamından memnun olamama hali. Yalnız okulda mı ev, sokak, mahalle hali de farklı değil.
Eğitimi diğer tüm verilerden arındırıp salt okul ile ele alıp bir sonuca varamayız.
Toplumun tüm verilerini göz önünde bulundurarak bir sonuç tespitinde bulunup durum düzeltmesi yapılabilir.
Maarif davamız Osmanlı’dan gelen ve Cumhuriyet ile devam eden temel sorun.
Çocuğun hayat bulduğu ilk yer ev, ilk insan anne baba. Biz yıllardır aileyi yok sayarak eğitim üzerinden yol almaya çalışıyoruz.
Bir öğretmen olarak ben öğrenciye bakınca öğrencinin içindeki anne babanın mayasını görüyorum. Aileden gelen maya; çocuğun akademik başarısına ve iyi insan olmasına temel teşkil eder. Tam tersi de geçerli tabi.
Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Bey’in okullarda tasarım beceri atölyeler açarak çocukların teorik bilgilerini pratiğe dökmelerini sağlama ortamı oluşturması öğrencilerin kendini ifade etme imkanı bulmaları çocukların içinde bulunduğu durumdan memnun olmalarını sağlayan etkenlerden biri.
Eğitim; çocuğun doğru ekosistemde doğru hayatı bulmasıdır. Hayat olmayan yerde bırakın eğitimin başarısını canlı dahi yetişmek istemez.
Özünde PISA, 21. yüzyılın ekonomisine uygun bireyler yetiştirme üzerinde ilerliyor.
1 Yorum
Kimse merak etmiyor bile; biz 5G’yi neden 6 yıldan fazla bekledik? Ve sahiden 5G’ye geçtik mi?
İsmet Berkan
Muhalefeti ezmek
Taha Akyol
Adalet bizim mahalleyi terk ettiği günden bu yana…
Mehmet Ocaktan
Arabadan inerse ‘tavuk’ olur
Yusuf Ziya Cömert
İran füzelerine karşı NATO’dan iyisi mi var?
Akif Beki
Mandela’nın dört hali…
Yıldıray Oğur
Hayal dünyasında uçan kelebekler gibi
İbrahim Kahveci
Bir taşla bir kaç kuş vurmak…
Mensur Akgün
Batı ‘uygarlığı’ insanlığın akıbetini risk altına soktu
Mustafa Çağrıcı
Her yosun kokusunda, her martı çığlığında...
Taner Ay
Af kültürü ve devletin seçici ciddiyeti üzerine
Şenol Kaluç
Madrid’den Ankara’ya bakmak
Şule Demirtaş
Bugün bir seçim olsa
İbrahim Kiras
Özgür Özel’in en sıkıntılı ânı
Ahmet Taşgetiren
Üniversitelere saldıranlara nasıl cevap verilir?
Fehmi Koru
