Birlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu…

Şunları söylemiştim, son yazımda: “Kürt meselesinin çözüm yoluna girmesinin üç katmanı bulunuyor İlk katman silahlı örgüt ve kalkışmanın varlığıdır. İkinci katman Kürt sorununu yaratan asli sorunlardır. Üçüncü katman Kürtlerin siyasi ufku ve geleceği meselesidir.

İlk katmanda önemli bir irade ortaya kondu, adımlar ve atılacak.

Geriye kalan iki katman, Kürtlere ilişkin “haklar” ve “alanı” meselesidir.

Haklar ve alan meselelerinin birbirine bağlı olduğu açıktır. Beklentiler dikkate alınırsa Türkiye bakımından haklar, ana dilde eğitim, anayasal vatandaşlık ve yeri demokrasi olarak tanımlanabilir. Alan ise siyasetle, siyasi örgütlenmeyle ilgili bir meseledir. Bu haklara ilişkin talepleri kim taşıyacak,” Kürtlere ilişkin siyasi ufuk ve gelecek ne olacak” sorularını , ancak siyasi, temsili bir yapı taşıyabilir ve belirleyebilir. Kürtler bakımından demoratik siyaset veya silahsız siyasetin esas anlamı da bu olmalıdır.

Irak modeli haklar ve alan bakımından son derece açık. Kürtler siyasi dokusu hem Irak sisteminin kurucu parçalarından birisi, hem Kürtlerin yaşadıkları alanı üniter devlet mahtiği içinde idare eden bir yapı.

Suriye’deki Kürt taleplerini biliyoruz. Mutlat özerlikten başlayan, silahla direnen, gelinen noktada Suriye sistemine entegrasyonu kabul eden bir durum var. İstikameti belli olmakla birlikte ayrınıtlır da durum hala çok değil. Kürtlere bir alan bırakılaçak ama siyasi varlık meselesi hala tartışmalı. Nitekim Maluz Abdi, son söyleşilerinden birisinde şöyle diyor: “Biz SDG’yi de içine alan bir Suriye çözümü istiyoruz…” Bunu da şöyle tanımlıyor Mazlum Abdi: “ SDG, Suriye ordusu içinde kendi tugayları olarak kabul edildi; daha önce böyle değildi. Ayrıca Kürtçenin eğitimde resmi bir dil olarak tanınması için müzakerelerin sürdürülmesi kararlaştırıldı. Bu, özerk yönetimin 14 yıldır kurumlar kurarak ve çocuklara eğitim vererek yürüttüğü emeğin resmi ve hukuki olarak tanınması demek…”

Özerklik vurgusunu gözardı etmemek gerek…

Alan meselesinde kritik husus o ki, son 10-15 yıldır Suriye Kürt örgütü ile Türkiye’nin Kürt örgütü içe girmiş durumda. Türkiye bu bakımdan Suriye ve Türkiye arasına kalın çizgiler çekmek istiyor. Suriye ve Türkiye Kürtleri için ise Rojava hala ortak bir tasavvur ve ufuk ve siyasi alanı ifade ediyor.

Peki hedef ne? Kürt hareketinin Türkiye’de de Suriye’de de esas meselesinin bir yerde ve alanda siyasi irade olmak ve siyasi iradeyi kullanmak olduğunu inkar edemeyiz.

Veriler bunlar…

Günümüz koşullarında Kürtlerin ufku ve tasavvuruyla ilgili ilerleyebilecekleri iki yol var.

Kimlik hakları koruyarak, yaşadıkları ülkede, o ülke sisteminin tam parçası olmak ve bu yolla o sistemin demokratikleşmesine katkıda bulunmak. Bu böyle gelişme, siyasi bakımından Suriye’de, Türkye’de Irak’ta ayrı ayrı varoluşları ve arayışları ifade eder. Günümüz dünya ve bölge konjontürürü buna öne çıkarıyor. Bu yol, Kürtlerin önüne büyük iddialar çıkarabilir.

İkinci yol birleşik siyasi Kürt alan arayışıdır.

Sebahat Tuncel şöyle diyor:

“Nerede olursa olsun Kürtlere yönelik bir saldırı bütün Kürtlere yönelik olarak algılandı. Bu kolektif bir iradedir. Rojava belki en küçük parça Kürtler açısından ama kuvvetli bir duygu bağı var oranın herkeste. Bu son durumda da sokak Kürtlere “Birlik siyaseti yapın” dedi. Şimdi birlik zamanı. Sayın Talabani, Sayın Barzani, Sayın Öcalan’ın da içerisinde yer alacağı, yine Rojava yönetiminin de belki ortaklaşacağı Kürtlerin hak ve özgürlüklerini güvence altına alacak bir statü arayışıdır bu Orta Doğu’da…”

Çözüm sürecinin önündeki aşılması gereken engeller bunlar.

Kürtlere yaşam alanı verilmeden çözüm zor görünüyor.

İlk yol, bu yaşamn alanını günümüz dinamiklerine çok uygun şekilde verecektir.

YORUMLAR (18)
18 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.