Back To Top
Kürt sorununun neresindeyiz?

Kürt sorununun neresindeyiz?

 - Son Güncelleme: 15.12.2018 Cumartesi 09:57
- A +

Gazeteci Ali Bayramoğlu “Kürt meselesi dün olduğu gibi bugün de siyasi düzen, dengeler ve gidişin belirleyici unsurudur” diyor.

Türkiye çözüm sürecinin sona erdiği 2015 Temmuz’undan itibaren Kürt meselesinde içte ve dışta kuvvet ve asayiş politikalarıyla yol alıyor. Devlet ve hükümet bu politikalar ve kopuşun doğru, başarılı, sonuç verici olduğu kanaatinde.

Peki öyle mi?

İktidarın hedeflerine ve yöntemlerine oranla, en azından kendi beklentileri açısından sahaya bakıldığında ortada askeri bir başarı bulunduğu söylenebilir. Yeni teknolojik imkanlar, araçlar ve silahlar, hendek siyasetinin Kürtlerde ve kentlerde ters tepen sonuçları son üç yılda PKK’yı Türkiye’de iyice sıkıştırdı ve geriletti. Bunun yanında yasal Kürt temsilinin üzerine her düzeyde uygulanan baskıyla, yasal Kürt siyasi alanı daraltıldı, Kürt sorununun toplumsal algıda marjinalleşmesine yol açıldı. Görece bir başarı da Suriye’de elde edildi. Türkiye Zeytin Dalı ve Afrin askeri harekatlarıyla Suriye topraklarına girdi, Akdeniz’e ulaşacak Kürt kuşağının oluşmasını engelledi, PYD’yi Fırat’ın batısından doğusuna sürükledi.

Ne var ki, bu durum madalyonun sadece bir yüzünü oluşturuyor.

Diğer yüzde ise “öteki”nin başarısı var.

PYD Suriye’de 2011 öncesi hayal bile edemeyeceği bir konuma ulaşmış bulunuyor, bugün Suriye’nin beşte birini  kontrol altında tutuyor. Bu alanda ABD’yle kurduğu ilişki ve ortaklıkla meşruluk kazanma ve kökleşme istikametinde ilerliyor. PYD’nin PKK’yla ilişkisinin ise mutlak olduğu tartışılmaz bir gerçek. Gelinen noktaya bakıldığında PKK’nın Türkiye topraklarında hareket alanı daraltılmış, askerlerin deyimiyle alan hakimiyeti sağlanmıştır. Bunu karşılık aynı PKK, PYD üzerinden Türkiye’nin hemen güneyinde, Fırat’ın doğusunda ABD’nin koruması altında geniş bir alanın hakimiyetini ele geçirmiştir. Türkiye merkezli Kürt hareketi, Türkiye’nin yanı başında, ABD-Fransız üsleriyle kaynaması bakımından Ankara’nın askeri girişimini müşkül kılan bir egemenlik sahası kurmuştur. Bu saha, ileriye dönük olarak statü kazabilecek, Türkiye’nin Kürtleriyle ilişki içinde bir çekim merkezi oluşturacak, Türkiye’nin Kürt bölgelerini etkileyebilecek bir niteliktedir.

''Yeni dönemin ‘tek doğru merkezli siyaset karşıtı’ duruşu, farklı bakan herkesi kriminalize etme eğilimi Kürt meselesi üzerinden zirve yapıyor.''

Türkiye’de hakim siyasi ittifakın beka tehdidi olarak gördüğü mesele de budur. PYD/PKK’nın Suriye’de Fırat’ın doğusunda kazandığı yarı yerleşik hale gelen alan Türk siyasal sistemi tarafından ana tehdit olarak tanımlanıyor, öncelikli sorun olarak ele alınıyor.

Bu durumda görmek gerekir ki, “başarı”, “askeri başarı” marjinalize etme iddialarının karşılığı sınırlıdır. Kimlik endeksli siyasi sorun ve talepler kendi kendilerine buharlaşmazlar. Nitekim akışkan sıvı, akan su kendine uygun bir yatak bulmuş, kuzeyden güneye akmıştır. Türkiye’de sıkışan örgüt Suriye’de güçlenmekte, Türkiye’nin Kürt sorunu bölgesel bir nitelik kazanmaktadır. Türkiye suyun yönünü kendi havuzuna çevirip bünyesine katmadıkça, suyun kaynağıyla ilgili çözümler bulmadıkça Kürt sorunu varlığını, Türkler, Kürtler, Türkiye ve siyasi düzen üzerinde etkilerini sürdürecektir.

Nitekim, Kürt meselesi dün olduğu gibi bugün de siyasi düzen, dengeler ve gidişin belirleyici unsurudur.

1- Kürt sorunu dış politikaya egemendir: Uzunca bir süredir dış politik ilişkiler, önemli ölçüde bu sorun etrafında şekilleniyor. Türkiye’nin Esad konusundaki tutumunu gözden geçirmesinden Rusya’yla kurduğu ilişkilere, İran’la yaşadığı yumuşamadan ABD’yle iplerin gerilmesine kadar dış politik dengelere ilişkin pek çok kritik gelişmenin arkasında esasen bu mesele yatıyor.

2- Kürt sorunu iç politikayı da yönlendiren ana bir unsurdur: İç siyaset sahasında oluşan yeni ittifak ve yakınlaşmaların temelinde bu sorunun yattığı açıktır. Cumhur ittifakının iki ana direğinden birisini (diğeri FETÖ meselesi) Kürt politikası oluşturuyor. Kürt sorununda özel gelişmeler ve tutumlar söz konusu olunca, AK Parti-MHP arasındaki ittifaka İYİ Parti de katılmakta, CHP ise sınırında dolaşmaktadır. Daha büyük bir ittifak şemsiyesi olan, yeni iktidar bloğunu temsil eden “askeri karargah, ulusalcılar-milliyetçiler-muhafazakâr aktör” halkalarını, hem Suriye üzerinden dış politika hem Kürt sorunu endeksli hukuk sınırlarını zorlayan asayişçi iç politika birbirine bağlıyor.

Bu tablo, sadece “askeri başarı iddiası ve sonuçlarını” görece kılmaz, aynı zamanda Kürt sorunun çözümüyle ilgili iktidar söylemini çelişkiye iterek havada bırakır. Kürt meselesinin çözüldüğünü ima eden, askeri yöntemin bu meselede hedefine varmak üzere olan yegane araç olduğunu söyleyen siyasetçi açıklamalarının karşılığını bulmak oldukça zordur. Sorunu terör eylemlerine, onların yaydığı tehdit ve korku haline indirgeyen bu tür söylemler, Özal öncesi veya Çiller evresi devlet politikalarına geri dönüşü ifade etmektedir.

Nitekim, bugün de o günlerde olduğu gibi iktidar güvenlikçi politikalar vurgusuyla yetinmiyor, aynı zamanda Kürt meselesinde siyaset ima eden her tür işaret bastırma hamlesiyle karşılıyor. Kürt meselesinde siyaset ya da çözüm gibi kelimelerin telaffuzu bile tepkilerle, tehdit kokulu uyarılarla karşılaşıyor. Bir süre önce Oslo’da farklı ülkelerden uzmanların da katıldığı, “Türkiye’deki Akil Heyetler” deneyiminin “çatışma çözümleri ve toplumsal meşruiyet ilişkileri” bakımından kullanılabilecek bir model olup olmadığını ele alan kendi halindeki bir toplantı bile şimşekleri üzerine çekiyordu. Meral Akşener’in dile doladığı, iktidara yakın kalemlerin, ulusalcı gazeteler ve internet sitelerinin, milliyetçi grupların aynı anda ve hep birlikte “muhtemel siyaset tehlikesi” olarak hedef aldıkları bu toplantıyı, MHP lideri grup toplantısında şu sözlerle yerden yere vuruyordu: Çözüm süreci gömüleli çok olmuştur, şansınızı fazla zorlamayın. Milletin şamarını yerseniz Hanya’yı da Konya’yı da öğrenir, Oslo’yu da İmralı’yı da görür, kendinizi mekap giyerek dağda taşta bulursunuz. Akıllı olun, aklınızı başınıza alın, üstünü başınızı yırtmayın, çözüm çığlığı atmayın, zira meydan boş değildir, Milliyetçi Hareket Partisi’nin gözü üzerinizdedir...

Yeni dönemin “tek doğru merkezli siyaset karşıtı” duruşu, farklı bakan herkesi kriminalize etme ve hedef gösterme eğilimi, bu son örnekte de görüldüğü gibi Kürt meselesi üzerinden zirve yapmaktadır. Ülkede Kürt hassasiyetini taşıyan siyasilere, sivil örgütlere, Kürt sorununu tartışmak isteyen düşünce insanlarına ve akademisyenlere yönelik söylem, bakış ve uygulamalar, söylem ülkede otoriterleşmenin önemli taşıyıcılarından birisi haline gelmiş bulunuyor.

Su bu seviyede de birikmektedir. Geçen günlerde katıldığım bir toplantıda, eski bir Diyarbakır Milletvekili, Kürt sorununun meşru ayakları da dahil olmak üzere her yönüyle kriminalize edilmesinin ileriye yönelik öfke biriktirici risklerini hatırlatıyordu. Diyarbakır’dan bir oda başkanı bu şehirde örgütle ilgisi olamayan 800 işadamının yargılandığı söylüyor, bunun ifade ettiği travmanın altını çiziyordu.

Şiddete karşı silahlı tedbir kaçınılmazdır. Ancak dev etnik-politik sorunların çözümü, ancak siyaset üzerinden mümkündür.

Kim ne derse desin, siyasete dönüş Türkiye için bir beka meselesidir.

 

18-12/14/ekran-resmi-2018-12-14-235337.png

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muslum bey 13 Ocak 2019 02:52
HDP siyaseti kendini ispatlamıştır. Kürt halkının haklarının mücadelesinin engeli kandil kökenlidir. Çünkü, HDP başarılı olursa PKK gereksiz kalır, taban kaybeder. İşte bu yüzden, gerginlikten beslenen İktidar, kürtlerin yasal temsilcisi olan HDP yi zayıflatarak dolaylı olarak PKK ya destek oluyor. PKK nın en büyük pişmanlığı bir Türkiye partisi olan HDP yi (öncekileriyle) kurmuş olmasıdır. Bununda sebebi Suriyede siyasetten değil silahtan gelen başarılarıdır. Halbuki bu başarının realitede içi boştur. Yani HDP kalıcıdır, PKK ve YPG sonuçta gid
İnsiyator. .. 18 Aralık 2018 23:23
Antoloji ve Epistomolojiye aykırıdır. Sorunuz.! Ornek.Balkan kokenliyim Osmanlı'ya katılım 1400 sonu yıllar.Tarihin Her aninda Maddi ve Manevi Bedel ödedik. ve Diger Etnik kokenler.. OZ VATANIMDA muhacir, göçmen (Sacmaligi) var. Tam Etnik (On milyonlar varız) kokenim Anadil,Mutfak, Müzik vb.Tüm Etnik kökenler KENDİ TÜRKÜSÜNÜ SÖYLER ise ne olur bi düşünelim. Bana,Bize kabul et-ti-re-mez-sin.!..bir etnik kökeni Bu TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE. .!!..doğru soru budur NERESİNDEYİZ TÜM ETNİK KOKENLERIN SORUNUNDA. !.Çözüm Tek Vatan, Tek Millet (etnik kökenlerı ile).
Cuma özusan 16 Aralık 2018 20:47
Hani o akıl. Türkiye küçük bir devlet gibi hareket ediyor.
Ali Nurdoğan 16 Aralık 2018 14:27
Ali Bey ömürlü olmasın. Yüreğine , kalemine sağlık.Özlemişim.
Mehmet can 15 Aralık 2018 14:38
Bu ülkede ırk dinin yerine ika me ediliyor. Bu ölçü düzelmediği sürece bu toplumun bünyesinde bulunan hiç bir müşkül halledilemez...
Şükrü Aslan 15 Aralık 2018 13:08
Değerli Ali Bey, hayırlı günler dileyerek sizin bugünkü (15. 12. 2018) yazınızda " Kim ne derse desin, siyasete dönüş Türkiye için bir beka meselesidir" tespitiniz gibi, ben de yıllar önce şöyle özetin özeti bir cümle kullanmıştım: Ya Türkiye ve Erdoğan kendi eliyle Türkiye Özerk Kürdistanını/Eyalrtini kurar ve bu sayede ilelebet Kürtlerin kardeşliğini kazanır; ya da başkaları er-geç bir Kürdistan kurar, ama bu defa Kürt halkı ilelebet Türkiye ve Erdoğan'a düşman olur. Tercih Türkiye ve Erdoğan'ın?! Tekrar bir yazınızda buluşmak üzere... S
Andromeda 15 Aralık 2018 14:18
13
Coğrafya ve jeopolitik bilmeyenin beylik lafları.Başkalarının kurduğu Erdoğan &Türkiye düşmanı Kürdistan kiminle ticaret yapacak. Nereden dünyaya açılacak.Acaba bir halk oylaması yapsak Kürtler arasında doğu ve Güney doğu dışında yaşayanların yüzde kaçı geri döner?Amerika eliyle kurulan Kürdistan varsın düşmanımız olsun.Kimse de bu Türkiye ye bu devlete neden düşmanlık ediyorsun dememeli.İlk başta sen Şükrü Aslan
KARAR OKURU 19 Aralık 2018 03:50
1
Erdogan Irak'da kardes Kudistani kurmayi denedi gormeyen kordur. peki sonuc? Elin gavuru geldi kacirdi, daga kaldirdi. Dusman yigit. Barzani, iblis Hacli-Sion aklina uymasaydi, onlarin dumenine girmeseydi ne olurdu? Daha mi kotu olurdu? Halclilar Sionistler sirf Kurdleri sevdikleri icn mu irak'i Suriye'yi dagitti, pkk'ya destek veryor? Ayni evinde icinde yasayipta el ile bir olur evi taslarsan bir gun hesabini odetirler. Ya dogru konus ya sus!
musto 15 Aralık 2018 12:29
Rahmetli kamuran inan ve ailesi Bursa ya tehcir edilmiş orada okuyor devletin her kademesinde çalışıyor millet vekili bakan oldu ona göre bu durum dünyanın devamlı güçlü olmasını istemediği doğuyu kaşıyacağı bir sorun hiç bir zaman çözülmez işte barzani talabani anında nasıl birbirine düşürüldü doğuda para kazanan kürt servetini batıya taşır bilirki orda güvende değil işte suriye ülkenin 3/1 ellerinde yine devlet kurulmayacak sadece parçalı güçsüz doğu için meze yapılacak...
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 12:26
demirtasin hapisanesindeyiz!
Andromeda 15 Aralık 2018 12:14
PKK ideolojisiyle bu devlet nasıl bir ortak payda da buluşacak Sn. Yazar?Kandille bağını koparamayan siyasi kanat hangi saikle muhatap alınabilir,bunun pratikte karşılığı ol(du/acak) mı?ABD bu bölgede stabil bir Kürt devleti istiyor mu,diğer bölge aktörleri buna nasıl tepki gösterir? Sol Marksist ideoloji ile emperyalist ABD hangi ortak payda da kime karşı birleşti?Muhafazakar halk bu cendereye ne kadar sabredebilir.Biz bir AB üyesi kadar müreffeh ve özgürlükçü bir ülke olsak bile çözüm hayal.
Mehmet can 15 Aralık 2018 14:44
4
Kandili muhatab al diyen kim. Akp nin içindeki kürt leri,akp nin sectigi akıl adamları bölgenin kanaat önderlerini ,en önemlisi bölgeden yükselen ÇIĞLIKLARI Muhatab alsın kafatas çiları degil...
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 11:43
Ali bayramoğlu düşünce hayatımızın bir markasıdır.
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 11:06
Tebrikler sayin yazar acaba sizin gibi gerçekleri yazan kaç yazar kaldı memlekette
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 10:27
Bu Kürt fobisi oldukça Türkiye arpa boyu yol almayacağı aşikar... Kürtlerin siyasal sorunları çözülmeli
KARAR OKURU 30 Aralık 2018 15:28
1
Çok çok Doğrudur
Zd 15 Aralık 2018 08:58
Ey Türkiye'yi yönetenler.,Ey ben ne dediysem doğru diyenler.Ey reis turkuaz seviyor diye her yeri tukuaza boyayanlar. Türkiye kürtlerle ilk defa devri iktidarınızda bir daha birleşmemek için ayrıldı. Dün Paris'te cuma namazına gitti m Kürt camisi imiş...Anadolu'dan, Mezopotamya 'dan ,Suriye'den gelen yüzlerce Kürt kürtçe avaz ve hutbe dinledi...sonra eyleme çağrı. Peki Paris'te DİTİB imamları ne yapıyor AKP'nin siyasi propogandasını...Bu camililere ülkücüler gitmiyor,sosyal demokratlar gitmiyor,Süleymancılar gitmiyor,Gülenciler gitmiyor,Milli Görüşçüle
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 08:50
Elinize sağlık sn yazar. İyi ki varsınız.
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 08:40
Sn.süleyman soylu çözdü.sadece 700 kişi kaldı dağlarda diyor...
İsmail 15 Aralık 2018 10:04
0
700 diyeli çok oldu şimdi sorsalar 500 diyebilir? yanımdaki arkadaş 375 kaldı diyor
okur 15 Aralık 2018 16:28
1
Mesele dağdakiler değil, ovadaki eline ekmek bıçağından başka silah almayan milyonlar...
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 08:37
Tebrikler Ali bey. Hala kaliteli fikir mümkün demek bu ülkede.
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 08:03
Hoş gelmişsiniz Ali Bey. Yazı ve yorumlarınızı özlemiştik.
Ali Kemal 15 Aralık 2018 07:50
Kürd sorunu cözülmeden ne demokrasi sorunu ne de baska sorunlar cözülür.Akli basinda olan tüm yurttaslar tüm sorunlarin kaynagini biliyor.Siyaset ise bunu hamasetlen cözmeye calisiyor.Devlet bu sorunu nasil baskiliyorsa Cin de ayni sorunu Uygurlara uyguluyor.Cin de uygur ne demek ise Türkiye de Kürd odur
İsmail 15 Aralık 2018 10:02
18
Bu kıyas doğru değil kardeşim
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 02:35
Zamanında severek desteklediğiniz Erdoğan Türkiyesi. Gurur duyabilirsiniz.
KARAR OKURU 15 Aralık 2018 10:14
6
Zamanında demokrasiyi ve hukuku katlederek kemalistlerin islamcılara hediye ettiği rejim ve ülke. gurur duyabilirsiniz.
Okur 15 Aralık 2018 16:43
2
02:35, 10:14: Bu geçmişte kim hangi hatayı yaptı diyerekten yüzlerce yıl, hadi bilemedin onlarca yıl öncesine giderek hata yarıştırmak boş iş. Birisi hata yaptıysa, bu diğerinin hatasını maruz göstermez. Olayları tarihi bağlamları içinde değerlendirirsek, birşeyler öğrenebiliriz; yoksa geçmişle uğraşıp – üstelik çoğu kez kulaktan dolma, yarım bilgiyle - , sürekli “tencere, dibin kara, seninki benden kara” diye hata yarıştırmanın hiçbir güncel soruna çözümü yok. Bir sorun belli bir yöntemle onyıllar boyu çözülememişse, sorunların ned
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN