Türk kimdir? - Bir rüyanın izinde
Bazı ülkeler vardır ki bir fikrin, bir rüyanın ve bir ümidin adıdır.
Türkiye böyle bir ülkedir.
Türkiye’yi yalnızca Anadolu’daki bir devlet olarak görmek, onun hikâyesini eksik okumaktır.
Türkiye, yüzyılların kurduğu bir rüyanın adıdır.
Tıpkı dili gibi: Türkçe, birçok dili konuşan insanların içinde birleştiği, yükselttiği bir dua gibidir.
“Türk” ve “Türkiye” adları yüzyıllar boyunca bir istikameti, bir rüyayı anlattı.
Osmanlı zamanında uzak diyarlardan gelen insanlar İstanbul’a baktıklarında bir düzen görürlerdi. Adaletin hüküm sürdüğünü görürlerdi. Bir himaye görürlerdi.
İnsanı içine alan büyük bir rüyanın izini sürerlerdi.
Bugün dünyanın düzeni yeniden tartışılıyor.
Güç merkezleri değişiyor, eski dengeler sarsılıyor.
Böyle zamanlarda milletler, hikâyeleri ve rüyalarıyla ayakta kalırlar.
Rüyalar insanları ayakta tutar.
Her rüya onu taşıyacak insanları arar.
Türkiye’nin asıl meselesi burada başlıyor.
Yeniden bir hikâye kurabilecek mi?
Türkiye’nin rüyasını yaşatacak insanlar hâlâ var mı?
Bu arayışın merkezinde tek bir soru duruyor: Türk kimdir?
Bu sorunun izini, “Türk’ü tanımak” başlığı altında sürmeye devam edeceğiz.
