Back To Top
Şûle Yüksel: Edebiyattan olmayanın edebiyatı

Şûle Yüksel: Edebiyattan olmayanın edebiyatı

 - Son Güncelleme: 05.09.2019 Perşembe 10:17
- A +

Şûle Yüksel hanıma rahmetler diliyorum. Sürüp gidene karşı çıkan, kadın cenahında kendine göre örnek oluşturan ve böylece bir dönüşümün öncülüğünü üstlenen bir hanımefendi idi…

Eskiden “aktivist” filan yoktu, okur yazarlık esastı. Yazılmayan, “mestur olmayan”, kitaplaşmayan pek ciddiye alınmazdı. Şûle hanım gazete yazarı olarak göründüğü gibi, bu minval üzere “roman” da yazdı. Gazete yazarlığı için söylenecek bir şey yok, fakat “romancı” mı idi?

Ona “romancı” demek, haksızlık olur; kendisi de “romancı” olarak anılmak istememiştir zannımca. Onun edebiyat yapmak için Huzur Sokağı’nı yazdığını söylemek yanlışı büyütmek olur. O fikrini sözle anlattığında hatib olmadığı gibi, bu şekilde ifade ettiğinde de romancı olmadı. Fakat edebiyatın yapamayacağı şeyler yaptı, bunun için her vasıtayı kullandı.

“Huzur okuyucusu olarak Huzur Sokağı’nı okumadım, okuyamadım” desem yanlış olmaz. Zaten Şûle Hanım’ın edebiyat okuyucuları ile işi yoktu. Daha geniş kitlelere, bilhassa kadınlara, genç kızlara ulaşmak istiyordu. Derdi vardı ve onlara derdini, dâvasını anlatmak istiyordu. Bunu yaptı ve başardı da. Huzur Sokağı edebiyattan olmayanın edebiyatıdır!

Şûle hanımın kitabını okumadığım gibi, şahsî bir tanışıklığımız da olmadı. Bu gerekli mi idi? Ortak zeminlere rağmen bunun olmaması gariptir sadece, yoksa mecburiyet yoktur.

Kitabını okumadım, dedim ama Birleşen Yolları seyrettim. Yücel Çakmaklı’nın bu filmi bir Huzur Sokağı uyarlamasıdır. Dönemin ünlü oyuncuları ve Yeşilcam’ın teknik altyapısı ile gerçekleştirilmiş güzel bir temaşa eseridir. Sinema kitlelere mesaj vermek için edebiyattan daha elverişli gibi gelir bana.

Şûle Hanım, Cumhuriyet ideolojisinin kadınlar üzerinden dindarlar üzerinde tehdit oluşturmasını sekteye uğratan bir başlangıç yapmıştır; gerçek anlamda gedik açmıştır. Vefatı üzerine Cumhuriyet gazetesinin manşeti bunun ifadesi olarak okunmalıdır.

Cumhuriyet’in kadın üzerinden dayattığı tezler zamanla parlaklığını yitirmişse, bunda Şûle hanımın payı önemlidir. Kadınlar hakkında erkeklerin ahkâm kesmesinden, bizzat kadınların kendi hükümlerini koymasına geçiştir bu.

Bir hareketin başlangıç safhası ile gelişme tarzı ve sonuçları farklı resimler ortaya koyabilir. Şûle Hanım, kendi başlangıcının bir mücadeleye dönüşmesinden memnun olmuştur şüphesiz. Şehirli dindarların 1980’lardan itibaren yüksek öğrenim gören çocuklarının hikâyesi Cumhuriyet’in kadınları okutmak masalını, kadın özgürlüğü efsanesini çürüten bir süreçte gelişti. “Kadınlar yüksek tahsil yapmalı ancak bizim gibi düşünenleri, hayat tarzı bizim gibi olanları…”

Türkiye’nin siyasî tarihi son yirmi yılda hızlı bir dönüşüm yaşadı. Tek parti ideolojisi 28 Şubat’taki bütün diriltme hamlelerine rağmen zamana direnemedi. Bir “mağlubiyet ideolojisi” olarak gereğinden uzun sürmüştü zaten. Onun zihin hasarları onarılmadan yaşanan dönüşüm, yerine konulması gerekeni de belirledi. Bugünün manzarası ancak böyle ifade edilebilir.

Şûle Hanım hayattan çekilirken öncülük ettiği mücadelenin böyle bir seyir takip etmesinden mutlu muydu? Kendisiyle yapılan konuşmaya bakılırsa, başörtüsü üzerinden yürütülen mücadelenin geldiği nokta onu huzursuz ediyordu. Görünen o ki, şekil üzerinden yürütülen mücadele kendi özünü oluşturamamıştı. Mücadele iken değerli olan, sonuç alındıktan sonra hızla değersizleşmişti. 

Son yıllarında Huzur Sokağı’nın dizi olduğunu da gördü, Şûle Hanım... Huzur Sokağı dizisi dindarların değişimini, bütün çıkmazlarıyla özetleyen bir örnek olarak büyük bir televizyonun bir zaman aralığını doldurdu. Artık ne “islâmcı”lar o islâmcı idi, ne sokak o sokaktı ve ne de huzur o huzurdu…Bir hidayet romanının sonu böylece yazılmış oldu. 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kafkameli 05 Eylül 2019 21:17
Okumadığınız kitabı eleştirerek gençlere örnek oldunuz pekiyi. Okumadığınızı övünür gibi yazmanız da ayrıca entelektüel kibir olarak tabloyu tamamlamış
KARAR OKURU 07 Eylül 2019 19:39
0
Yazar okumadığını söylüyor. Anlattıkları kitabın içeriği ile ilgili değil. Dengeli, hakkı teslim eden ama gelinen noktayı da iyi özetleyen bir yazı. Kalbimize güvenelim. Galip gelmemiz gerekmiyor.
Muhtefi. . 05 Eylül 2019 17:59
On yıllar Evvel Tesettürlu Kızlar Otoriteden Haklarını istiyorlardi. Karşılarında Cevik kuvvet Polisler, Panzerler vb Ağlamaklı geçerdim oradan. !.Peki Neden Ağırlıklı YOBAZ DINBAZLAR yüzünden. Müspet İlimler ile meşgul olma Teknolojide,Sanayide,Edebiyatta,Tıpta, Mimaride, Musikide vb Yer edinme Nakil ilimlerde(ezber) kal İnşallah, Maşallah.Okul okumadığını Gururla söyleyen Yanmaz Kefenci vb Tayfa (bu 300 yıla yakındır patinaj.) Eğer İSLAM'ı sadece Kuran ezberle Sünnete ı Seniyyeyi Sakal, Şalvar vb Bakarsak SÜRÜNMEYE MAHKUMUZ.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 11:51
Sokak da kalmadı, huzur da. İslam'ın %90'ı başörtüsüymüş gibi güç ve enerji oraya harcandı. Liseyi başı açık okumuş kızlar bile örtüneceğim diye üniversitede sıkıntı yaşadılar ama dolaylı yoldan mahallelerinin kazanmasına katkıda bulundular. Bugün bile niye başörtülü general, hâkim yok diye hâlâ konu istismar ediliyor. Başörtülü general de olmasın yani.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 10:26
HUZUR SOKAĞI'nın asıl yazarı Şule Yüksel ŞENLER'in ağabeyi merhum Özer ŞENLER'dir ... 1986 yılında Eyüp Lisesi'nde bizim tarih öğretmenimizdi ... Hatta rahmetlik hocamızın kendi adıyla kaleme aldığı "Esrarlı Kale" isimli bir romanı mevcuttur ... Huzur Sokağı'nın da büyük bir bölümünü kendisi tarafından yazıldığını belirtti şahsıma ...
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 09:15
Vay vay vay !!! Mehmet Doğan, edebiyat okuyucusuymuş. Romanın hasını, sıradanını, bayağısını tefrik edebilirmiş. Hayret !!!! Ben onu, sadece beşinci sınıf anı kitapları okuyup, oralardan yaptığı alıntılarla, Atatürk'e söven biri olarak tanırdım.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 12:42
4
70'ini geçmiş adam bu saatten sonra fikirlerini değiştiremez. Beyin hücreleri izin vermez. Kendisinin de öyle bir niyeti yok zaten.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 16:15
5
9.15, Sen Karar'da okuduğundan başka bir şey bilmiyorsun...
Özer 06 Eylül 2019 07:32
1
Vav vav vav! Sizin de bir tarafınız, ideolojinin var, onun da.Kendinizi Atatürkçü olarak tanımladığınız belli Atatürkçülük adına Mehmet Doğan'a karşı hakarete varacak cümlelerle saldırma hakkını Atatürkçülükten mi alıyorsunuz? Demek, beşinci sınıf anı kitabını da biliyorsunuz?!!! Başka ne biliyorsunuz?
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 12:29
4
Okumamış zaten kitabı, ama hala anlatıyor bişeyler. Okuması da sart değilmiş zaten, onu da yazıya da belirtmiş.
Takipci 05 Eylül 2019 09:01
1) 'Yesil Kusak' ABD onculugunde bir (kafir) Bati projesidir, uygulamasi 60li yillarda baslamistir. 2) Yuce Yaratici kendi yarattigi 'Sac'in gorunmesini neden yasaklar?
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 12:38
1
Vücudunun her yerinin görülmesini de yasaklayan yüce yaratıcı değil midir? Şunu da merak etmişimdur hep: Dekolte giyimlere karşı olanlara gerici/yobaz diyenlerin açıklıktaki sınırı ve ölçüsü nedir acaba? Ne kadar açıklık ve teşhir normaldir?
ferik 05 Eylül 2019 13:35
0
Yüce Yaratıcı senin ve ailenin de her azasını (üreme azaları dahil) yaratandır. Ve yarattığı bazı şeyin teşhir edilmesinin yasak olduğunu bildirmiştir.
Özer 06 Eylül 2019 07:48
0
2. sorunuzun cevabını Bakırköy Ruh ve sinir hastanesini kurmuş hekim olan Mazhar OSMAN açıklamış.. Ben şunu diyeceğim: 'mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler..' diyebilmektir din. Yoksa bir başkası der ki " Allah'ın namaz kılmamıza ihtiyacı mı var?" vs. Kardeşim, Yüce Yaratıcı'ya inanıyorsak O'na "... neden yasaklar?" diyemeyiz.Lakin, saçın görünmesini yasak olmasının hikmeti ni sorgulayabiliriz.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 07:12
Böyle bir emir olup olmadığı bile ilahiyatçılar arasında tartışılırken türbanı birinci gündem maddesi yapan ve yıllarca ondan beslenen bir yazardı. M.Doğan da bol bol Cumhuriyete çatarak prim yapmanın peşinde koşan biridir. Araçlar farklı ama amaç aynı. Sansayyonel olmak istiyorsan toplumun inandığının tersini savunacaksın. Cehalet seni baş tacı yapar zaten.
Karar Okuru 05 Eylül 2019 06:05
O mahallenin tamamı ABD nin anti-kominist projesinin ürünü olup, o günki amaçları doğrultusunda bağnazlıktan da hayli beslenmiştir. Emperyalizm İngilizler başta olmak üzere bu zihniyeti başarılı bir biçimde kullanmıştır. Emperyalizm yüzyılının kullanışlı malzemesi bugün düştüğü çukurda debelenmekte.
İnsana " ben böyle inanıyorum " diyerek Bunun uhrevi bir emir gibi propagandasını yapıp saptırmak Suistimaldir Ne yazık ki yaşadığı dip için kimsenin tespit etme olanağı yok Toprağın altı için belli belirsiz dibe yaşamış
Tercih! 05 Eylül 2019 01:53
Şu yazıyı yazmasan da olurmuş..İlk cildi çok akıcıdır İkinci cildi için eleştirilerinizde haklı olabilirsiniz.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 01:49
Kendisini haksiz yere tutuklayan savcilara komunistler hakkinda suc duyurusunda bulunan, basini ortmeyen kadinlara "erkeginin kiskanmadigi degersiz kadinlar" diye hakaret eden, son yillarda iktidari elestiren gazetecilerin, halkin sectigi milletvekillerinin siyasi kararlarla hapse atilmalarina sesini sedasini cikarmayan bir aktivistti Sule Yuksel. insan haklari basini ortme hakkindan ibaret degildir oysa.
Karar Okuru 05 Eylül 2019 08:13
4
Kendileri kıskanırlar özgür yaşayanları
karar okuru 05 Eylül 2019 08:33
9
İslam dinine inanan kadınlar ve erkekler mahrem yerlerini namahreme açamaz. Açan ve açtıran da Allah'a hesabını verir. Allah'a teslim olmayanları da bu konular ilgilendirmez.
KARAR OKURU 05 Eylül 2019 20:05
1
08: 33...Basini ortmeyen kadinlar degersiz midir? Bunu soylemek kendi inancindan olmayanlara saygisizlik degil midir? Kimin, ne icin Allah'a hesap verecegi de Allah'in huzuruna ciktigimizda belli olur.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN