Adalet bakanı gazetecilere konuşmuş…

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül Cuma günü davet ettiği bir grup gazeteci ve akademisyen ile fikir alışverişinde bulunmak üzere bir araya gelmiş.

Haber Türk’ten Nagehan Alçı kaleme aldığı “Adalet Bakanı ile beş saat” başlıklı yazısı ile toplantıyı ve toplantıda konuşulanları köşesinden paylaştı. Alçı yazısına “Türkiye’nin en yakıcı, en derin ve tartışmasız en mühim sorunu adalet ve yargı düzeni problemi. Maalesef 97 senelik cumhuriyet tarihimizin hiçbir döneminde hukuk devleti olmayı başaramadık…” sözleriyle giriş yapmış.

Alçı’nın yazısından öğrendiğimiz kadarıyla, ağır yargı sorunlarının yaşandığı bugünlerde gerçekleşen ve beş saat süren “fikir alışverişi” temalı toplantıda şunlar konuşulmuş:

Yargıdaki kadroların yarıya yakını 3 yıl içerisinde değişmiş. Bakan Gül “Unutmayın, bu değişiklikler bir tercih değildi” uyarısında bulunmuş. (15 Temmuz darbesinden saatler sonra 4500 hakim ve savcının ihracına nasıl karar verildiği hakkında bir şey söylememiş. Bu oldukça önemli bir ayrıntıydı oysa.)

Adalet Bakanlığı, yaşam hakkının korunması ve geliştirilmesi, ifade özgürlüğünün korunması, sivil toplumların güçlendirilmesini kapsayan 20 başlıktan oluşan İnsan Hakları Eylem Planı üzerinde çalışıyormuş. (Bunlar elbette ki sevindirici, takdire şayan çalışmalar. Ancak açıklanan reform çalışmalarını, eylem planlarını, strateji belgelerini anlamlı kılacak olan bu çalışmaların kağıt üzerinde kalmayarak uygulanmasıdır. Maalesef böyle ciddi bir sorumuz var. Mevcut yasalarımız bile iyi uygulanmıyor, uygulanması için çaba sarf edilse daha iyi olmaz mı?)

Artık havaalanlarında yaka paça yapılan gözaltılar, tutuklamalar olmayacakmış. Gayet yerinde ifadeler, umarım uygulanır.

Mevcut hakim ve savcıların toplamı içerisinde kadın savcı ve hakimlerin oranı yüzde 46’ya çıkmış. (Doğrusunu söylemek gerekirse bu kadar ağır adalet sorunlarının yaşandığı bir dönemde bu oran artışını çok da belirleyici bulmadım.)

Beş saat süren toplantıda sanırım adalet sorunu adına tek önemli başlık Osman Kavala sorununun gündeme getirilmesi olmuş, öyle anlaşılıyor.

AİHM’in hakkında “derhal tahliye” kararı verdiği ancak mahkemelerin tahliye kararını uygulamadığı, yargılandığı Gezi Davası’ndan beraat eden, ancak anında başka bir soruşturmaya eklemlenen Osman Kavala hakkında da bakan Gül “Devam eden bir soruşturma olduğu için yorum yapmayacağını” ifade ederek, görüş belirtmekten sakınmış.

Evet, Adalet Bakanı ve hiçbir devlet adamı, görülmekte olan bir dava hakkında görüş bildirmemelidir. Çünkü onların yargıyı etkileme gücü vardır. Hele de bir ülkenin adalet bakanı aynı zamanda hakim ve savcıların idari kurumunun başkanı ise.. Ama sorun yürümekte olan dava değildir, AİHM kararlarının uygulanmamasıdır. Anayasamızın 90. Maddesine AK Parti iktidarı döneminde eklenen fıkra ile AİHM kararlarının kesin bağlayıcı olduğu belirlenmiştir. Bu durumda Sayın Bakan en azından “AİHM kararları uygulanmalıdır” diyebilmeliydi. Hatta kısık sesle de değil gayet yüksek bir sesle söyleyebilmeliydi.

Bu davayı etkilemek değil, AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu hatırlamak olurdu.

***

Toplantıya katılanlardan Ufuk Uras’ı aradım ve “Osman Kavala meselesi öylece kapandı mı?” diye sordum. Sayın Uras 28 Şubat dahil her dönemde insan haklarını savunan, hukukun üstünlüğü ilkesine göre tavır almış aydın ahlakından taviz vermemiş bir isimdir bunu belirtmeliyim. Sayın Uras, Bakan Gül “Görülmekte olan dava hakkında yorum yapmak istemiyorum” deyince şunları söylemiş:

“Sayın bakan yürüyen davalarla ilgili yorum yapmak istemediğini ifade edince ben de aynı hassasiyeti Cumhurbaşkanının da göstermesi gerektiğine işaret ettim. Yargı sorunları üzerine konuştuk. Yargının sorunlarını çözümüne yönelik somut adımlar atılacaksa muhalefetle bir mutabakat sağlanması gerektiğini söyledim. Hakim teminatı ve hukuki rasyonalitenin kaybedilmemesi gerektiğini, Mahmut Alınak’a kelepçe takmanın ve Selahattin Demirtaş’ın ailesine her hafta Diyarbakır-Edirne yolunda çile çektirmenin çok yanlış olduğunu söyledim. AİHM kararlarının uygulanmasının tartışma konusu olamayacağını ifade ettim. Alice harikalar diyarında bir masalda bir yol ayrımına gelirler. Kedi Alice sorar ‘Hangi yoldan gideceğiz’ diye sorar. Alice de ‘bilemiyorum’ diye cevap verir. Kedi de bunun üzerinde ‘Hangi yoldan gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gideceğinin de bir önemi yok’ diye cevap verir. Biz de önümüzdeki süreçte bu yol ayrımında Avrasya hukukundan, Başbuğ hukukundan değil, evrensel hukuk ilkelerinden yana tutum almalıyız dedim.”

Hiç kuşkusuz Adalet Bakanı Gül, yargının sorunlarını çözebilmek için gayret gösteriyor. Bunu takdir etmek lazım. Ancak öyle görünüyor ki kendisinde aşamadığı bir takım engeller var.

YORUMLAR (21)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
21 Yorum