İyi ki Güney Afrika ve İspanya var…

Güney Afrika Cumhuriyeti ve İspanya. İkisi de faşizmin belalarını yaşamış ülke. İspanya, iç savaşın ardından kurulan onlarca yıl boyunca muhalefeti ezip geçen, toplumu korku, sansür ve devlet şiddetiyle hizaya sokan Franco faşizmini yaşamış. Güney Afrika devlet eliyle kurulan ve siyahi çoğunluğu temel haklardan dışlayıp ırka göre katı biçimde ayıran, şiddet ve baskıyla sürdürülen kurumsal ırk ayrımcılık sistemin derin acılarını yaşamış…

Şimdi bu iki ülkenin liderleri geçmiş tecrübelerinden çıkardıkları dersler ile yeryüzünde dinlerine, ırklarına, siyasi görüşlerine bakmadan insan hakları savunuculuğu, savaş karşıtlığı ve egemenlik hakkının savunuculuğu yapıyorlar. Bu iki ülkenin liderleri hem ülkelerinin hem kendilerinin adlarını altın harflerle, tarihin ‘zor zamanda doğru yerde duranlar’ hanesine yazdırıyorlar. Bu iki cesur, yürekli, vicdan sahibi lider, zulmün zifiri karanlığa büründürdüğü dünyaya pusula oldular korkunun pususunu dağıtmak için istikamet veriyorlar, boğulan, nefessiz kalan insanlığa nefes oluyorlar…

***

Güney Afrika Cumhuriyeti Başkanı Cyril Ramaphosa… Yıllardır Filistin topraklarını uluslararası hukuka aykırı olarak işgal altında tutan İsrail’in, 1948 Tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini ihlal suçu işleyerek “7 Ekim 2023 günü itibariyle Gazze’de soykırım yapmaya başladığı” gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundu… Güney Afrika UCM’ye İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de yaptığı soykırımın fotoğraflarını, videolarını kanıt olarak sundu ve savaş suçundan yargılanması için dava açılmasını talep etti. (29 Aralık 2023)

Gazze’deki mazlumların feryadını, adları var kendileri yok İslam ülkeleri değil Güney Afrika duydu. Nelson Mandela’nın ülkesine yarışır, Nelson Mandela’nın itibarına yakışır şekilde hareket ettiler.

İyi ki Güney Afrika Cumhuriyeti var, utanç içindeki İslam dünyasından böyle bir ülke çıkmadı.

Ve mahkeme İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu savaş suçlusu bularak hakkında tutuklama kararı çıkarttı. Bugün katil Netanyahu hakkındaki tutuklama kararı nedeniyle birçok ülkeye giremiyor.

***

İkincisi İspanya. ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını ‘Rus ruleti’ne benzeten İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Trump ve Netanyahu’ya şu sözlerle meydan okudu:

“İnsanlığın büyük felaketleri işte böyle başlıyor. Milyonların kaderiyle Rus ruleti oynayamazsınız, sadece misilleme korkusundan ötürü, dünyaya zarar veren, milyonlarca insanın hayatını tehlikeye atan, değerlerimize ve çıkarlarımıza aykırı olan bir savaşın suç ortağız olmayacağız. Hepimizi koruyan uluslararası hukukun ihlaline hayır, dünyanın sorunlarını bombalarla yapılan çatışmalar yoluyla çözebileceğini varsaymaya hayır. İran’da savaşa hayır diyoruz.

2003’teki Irak’ın işgalini kastederek, savaşın hedeflerine ulaşamadığını, bölgede büyük istikrarsızlık yarattığını ve çok sayıda insanın hayatını olumsuz etkilediğini söyleyen Sánchez, ülkesindeki ABD için kritik öneme sahip Rota ve Moron askeri üslerinin İran’a saldırılar için kullanmasına kesin olarak izin vermeyeceklerini duyurdu ve üsleri ABD savaş uçaklarına kapatma sebeplerini şöyle anlattı:
Dedi ki; “23 yıl önce de ABD Başkanı Bush, Saddam Hüseyin rejimini kitle imha silahları geliştirdiği gerekçesiyle Irak’a savaş başlatmıştı. Dönemin İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar Bush’a destek vermişti, bu savaş amaçlanın aksine sonuçlar doğurdu ve Berlin Duvarı’nın yıkılışından bu yana kıtanın yaşadığı en büyük güvensizlik dalgasını tetikledi.”

Dedi ki; “Irak Savaşı cihatçı terörizmde ciddi bir artışa, Doğu Akdeniz’de büyük bir göç krizine ve enerji fiyatlarında genel bir yükselişe yol açtı.”

Dedi ki; “İspanya bu felakete karşıdır. Bu tutum, Ukrayna’da ve Gazze’de de sürdürdüğümüz aynı tutumdur. Çünkü hükümetlerin görevinin insanların hayatını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek olduğunu; insanların yaşamını daha da kötüleştirmek olmadığını biliyoruz.”

Dedi ki; “bu sebeplerle, son olarak geçmişin hatalarını tekrar etmeye hayır diyoruz.” (3 Mart)

Haydut Trump, boyun eğmeyen her ülkeye yaptığı gibi İspanya’yı da tehdit etti, şu küstahça sözleriyle:

İspanya şu anda berbat durumda. İnsanları harika ama liderleri felaket. Müttefiklerine sırt çevirmeye devam ederse bedelini çok ağır öder. İspanya ile olan tüm ticareti kesmeyi, gümrük vergilerini zirveye çıkarmayı ve her türlü ekonomik iş birliğini askıya almayı ciddi şekilde değerlendiriyorum. Ya bizimlesiniz ya da teröristlerle. Kimse bize üslerini kullanmamızı söyleyemez, istersek oraya uçar ve kullanırız” (3 Mart)

Hazin olan şu ki, Trump İspanya’yı aşağılayan, küçümseyen, suçlayan ifadeler kullanırken, tehdit ederken yanında Almanya Başbakanı Friedrich Merz vardı. Ağzını açıp “İspanya AB’nin en değerli ülkelerinden biridir, Almanya’nın saygın dost ülkesidir, ayrıca ülkelerin doğru buldukları politikaları uygulamaları egemenlik hakkıdır. İspanya konusunda sizden farklı düşünüyoruz” diyemedi. Ağzından çıt çıkmadı.

Sánchez Trump’ın tehdidine boyun eğmedi anında yanıt verdi, İspanya’nın ekonomisinin Trump’ın söylediğinin aksine çok güçlü olduğunu, ülkesinin kurumsal ve ahlaki gücüne güvendiğini, kararlarının arkasında olduklarını söyleyerekkorkmuyoruz” resti çekerek, bir kez daha “savaşın suç ortağı olmayacağız” dedi.

Ve ABD savaş uçakları İspanya’yı terk etti. Demek ki bir ülke üslerinin kullanılmasını istemediğinde kapatabiliyormuş, Trump’a “üstlerimizi kullanamazsınız” diyebiliyormuş. Trump’ın dediği gibi değilmiş…

***

Ama bir ülkenin bunu yapabilmesi için ekonomisinin sağlam, kurumlarının sağlam ve ahlaki gücünün sağlam olması gerekiyor. ABD ya da dünyadaki başka bir ülkenin başka bir ülkeye yaptığı “ticari ilişkileri keserim” tehdidine karşı “korkmuyoruz” diyebilmenin tek yolu ekonominin sağlamlığı, kurumlarının sağlamlığı ve iç cephesinin güçlü olması.

ABD ve İsrail’i değil de saldırı altındaki İran’ı eleştiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ne diyordu Tahran’a: “Sen ödevlerini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen İsrail’le, Amerika’yla ağız dalaşına bile girmemen lazım.”

Bu, aynı zamanda İran nezdinde ülkemizin durumunu da ortaya koyan bir gerçeğin itirafı, bir durum tespitidir.

Ben inanıyorum ki İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in ortaya koyduğu tavra, meydan okumaya, onurlu duruşa Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın içi gidiyordur. Baştan şunu söylemeliyim ki elbette ülkemiz doğru bir yerde duruyor. Ama kısık ve mahçup bir sesle yaptığı itirazları daha yüksek sesle yapması pekala mümkündü. Bugün İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in gösterdiği tavır, 2009 yılında Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e Filistin’de zulüm yaptığını söyleyerek “one minute” çıkışında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve ülkemize yakışırdı.

2009 yılında ülkemizin ekonomisi güçlü, kurumları güçlü ve dünya ile diplomatik ilişkileri güçlü olmasaydı Erdoğan o gün “one minute” çıkışında bulunamazdı. Erdoğan’a Davos’ta meydan okutan güç ülkemizin o zamanki ekonomik gücüydü.

Aynı güçlü ekonomi ve başarılı diplomasi ile Türkiye 2008 yılında dünya devletlerinden 151 oy olarak Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmişti. Sonraki yıllarda girdiği her seçimi kaybetti, ekonomisi de ayrı şekilde yıllarda bozuldu.

Bugün Türkiye’nin İran’a yapılan haksız, hukuksuz saldırıya yüksek sesle itiraz edememesinin, “biz bu savaşta üslerimizi kullandırmayacağız” açıklaması yapamamasının nedeni elbette ülkemizin ekonomik durumu, kurumların kalite kaybıdır, diplomasi alanında “eksen kayması”nın yarattığı sorunlardır. O yüzden iktidar yetkilileri Trump’ın haydutluğunu ağız ucuyla bile söyleyemiyor.

Ülkesinin ekonomisi yeterince güçlü olduğu için İspanya Başbakanı çıkıyor ve Trump’ın “İran rejimi savunuculuğu” ithamına aldırmadan bütün dünyanın gözünün içine bakarak özgüvenle “Buradaki mesele Ayetullahları destekleyip desteklemediğimiz değil, kimse desteklemiyor. İspanyol halkı kesinlikle desteklemiyor ve elbette İspanyol hükümeti de desteklemiyor. Öte yandan asıl soru, uluslararası hukukun ve dolayısıyla barışın yanında olup olmadığımızdır” diyebiliyor. (4 Mart)

Çağımızın Hitleri Netanyahu’ya ve ekürisi haydut Trump’a ve “uluslararası hukuka saygı” çağrısında bulunuyor.

Ama dünya nüfusunun yüzde 25’ni oluşturan sözde 57 Müslüman ülkenin üyesi olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı İran’da öldürülen 167 kız çocuğu için bile ağzını açamıyor, İspanya Başbakanının söylediklerinin yarısını bile söyleyemiyor, gıkını çıkartamıyor…

İyi ki İspanya var, İslam ülkelerinin payına düşen de koca bir utançtır.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.