Back To Top
Müebbet hapisten tahliyeye!

Müebbet hapisten tahliyeye!

 - Son Güncelleme: 06.11.2019 Çarşamba 09:39
- A +

Bir hukuk sisteminde mahkemelerin verdiği kararlar bir uçtan başka bir uca savrulabilir mi? Yani aynı dosya, aynı kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları veren bir yargı sistemi aynı dosya, aynı kişi hakkında bu kez beş altı yıl hapis cezası verebilir mi?

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla 5-6 yıllık hapis cezası arasında muazzam bir fark, bir uçurum yok mu?

Birinde bütün umutlar sönüyor, hayatlar kararıyor, bütün yakınlar derin acılara boğuluyor… Ama diğerinde acı da olsa biteceği bilinen sayılı gün var…

TBMM’yi “cebir ve şiddet” yoluyla ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye, anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme iddialarıyla haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilen gazeteci Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak üç buçuk yıl tutukluluğun ardından Pazartesi gecesi adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Gazeteci Mehmet Altan ise beraat etti.  

Aynı mahkeme bu gazeteciler hakkında daha önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları vermiş, istinaf mahkemesi bu cezaları onaylamış ama dosya Yargıtay’a gittiğinde 16. Ceza Dairesi bu mahkumiyet kararlarını bozmuştu. 

Söz konusu ceza dairesine göre, gazeteciler “cebir ve şiddet” kullanarak hükümete ve Meclis’e karşı darbe suçunu işlememişlerdi. Yine Yargıtay’a göre bu gazeteciler “örgüt hiyerarşisi” içinde yer almıyordu ve FETÖ terör örgütünün üyesi sayılamazlardı. 

Yargıtay Mehmet Altan’ın beraatine, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın terör örgütüne “bilerek ve isteyerek” yardım niteliğinde yazılar yazdığına karar vermişti, bunun cezası çok yüksek olmadığı için Pazartesi akşamı tahliye edildiler. 

Başlangıçta bu gazetecilere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veren yerel mahkeme bu defa Yargıtay’ın kararına uydu, ilk kararında ısrar etmedi. 

Yerel mahkeme üç buçuk yılın ardından Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında “terör örgütü üyeliği için zorunlu hiyerarşik bağ, çeşitlilik, yoğunluk, süreklilik boyutlarına vardığının tam olarak tespit edilememesi nedeniyle eylemin terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım suçu oluşturduğu kanaatine varıldı. Mahkememizce yapılan değerlendirmede bu iddialar bakımından ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir” dedi.

Yerel mahkeme Mehmet Altan hakkında “Her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de sanığın cezalandırılmasına yeter, kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delil elde edilemediğinden, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle” beraatine karar verdi. 

Yerel mahkeme üç buçuk yıldır “terör örgütü” kapsamında cezaevinde tuttuğu Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak hakkında aldığı bu kararı oy birliği ile verdi. 

Elbette ki gerek Ahmet Altan gerek Nazlı Ilıcak’ın 17-25 Aralık sürecindeki tutumları yanlıştı ancak bu yaptıklarının karşılığı ne tutuklu yargılanma ne de haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıydı. Bu bağlamda mahkemenin Yargıtay kararına uyarak vermiş olduğu bu karar hukuk ve adalet adına sevindiricidir. 

***

Üzücü olan mahkemenin kanunlara ve yerleşik içtihatlara göre verdiği bu kararı belirli kesimlerin bir hayli tepkiyle karşılamasıdır. Tepki gösterenler hiçbir hukuki gerekçe göstermiyorlar sadece siyasi görüşlerini dile getiriyorlar. Adalet siyasi görüşlerle değil hukukla tecelli eder.  

***

Normalde, gelişmiş demokrasilerle yönetilen, hukukun üstünlüğü ilkesinin hakim olduğu ülkeler bile fevkalade tehlikeli ortamlarla karşı karşıya kaldıklarında geniş kapsamlı tutuklamalar yapabilir. Bu normaldir. Devletin ve toplumun bekasının tehdit altında kaldığı böylesi durumlarda bu tutuklamalar anlayışla da karşılanır. 

Nitekim 15 Temmuz’da kalkışılan hain darbe teşebbüsü sonrasında yapılan geniş kapsamlı tutuklamalar da normaldi. 

Ancak hukukun üstünlüğü ilkesinin hakim olduğu ülkeler karşılaştığı tehlikenin ilk şokunu atlattıktan sonra normalleşmeye dönmenin adımlarını atar, hukuku devreye sokar, yargı soruşturmalarını dikkatle yürütür, somut delillere bakar, delil olmadığını gördüğü yerlerde tahliye kararları verirdi. Böylece hukuk mağduriyetlerinin oluşmasının önüne geçerdi.

Yani bir hukuk devletinde yapılması gerekenler yapılır, atılması gereken adımlar atılırdı. Ne bir eksik ne bir fazla. Tali yollara sapılmaz, kişisel ve siyasi hesaplar devreye girmezdi. 

Hukuk tam da bunun için vardır. 

Biz de ise öyle olmadı. Yargı maalesef yüzbinlerce mağdur yarattı. 

Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak davaları ülkemizdeki adalet sorunlarının tipik örnekleri arasındadır. Türkiye’de o kadar çok adli yanlışlar yapılıyor ki, adil bir karar çıktığı zaman neredeyse şaşkınlıkla karşılar hale geldik. Yargıçların hukuk içinde kalmaları, vicdanları ile karar vermeleri bizde inanılmaz, gerçekleşmesi imkansız bir şeymiş gibi sanılıyor. Adalete güvenimiz o kadar azalmış ki adalet ve tecelli iki yan yana gelmez kavram gibi geliyor.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin tartışıldığı günlerde Ankara Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde düzenlenen bir programa katılan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, yargı reformunun temel felsefesinin mottosunu “güven veren adalet” olarak açıklamış ve şöyle demişti:

Adliyenin önünden geçen, içine giren, yolu düşen bir insanda ‘Orada gerçekten hakim ve savcılar var, adalet, yargı sistemine güvenirim’ inancının oluşması lazım. Bu algı bizim için her şeyden önemli.” (24 Mayıs 2019)

 Evet, adliyelerin önünden geçen, adliyelere yolu düşen bir vatandaş ‘orada gerçekten hakim ve savcılar’ diyebilmeli, toplumda bu inanç bu güven oluşmalıdır. Bu güvenin oluşması için mahkemelerin verdikleri kararlar ile bir uçtan bir uca savrulmaması lazım. Yerel mahkemelerle Yargıtay arasındaki hukuk farkı bu kadar büyük olmamalıdır.  Sonuçta Yargıtay’daki yüksek hakimlerin önünde ayrı kanunlar, ayrı yasalar, yerel mahkemelerdeki hakimlerin önünde başka kanunlar başka yasalar yok.  

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Milletimiz pesinen birbirine dusman oldu bitti.sevmedigi yada tanimadigi hele de ondan degilse aleyhine duydugu her seye hemen inanir.yalan mi iftira mi bakmaz.bi de toptanci yargilama anlayisi biz de super bi koyde 3 kisi sahtekarlik yapti mi o koy sahtekar koy olur
KARAR OKURU 10 Kasım 2019 13:19
Düşüncelerinize genel olarak katılmakla birlikte şu satırlarınıza katılmıyorum. ‘Nitekim 15 Temmuz’da kalkışılan hain darbe teşebbüsü sonrasında yapılan geniş kapsamlı tutuklamalar da normaldi.’!!! Binlerce öğrenci, memur, ev hanımı savunmaları alınmaksızın, fiziki ve/veya psikolojik işkence altında içeri alındı... Diyeceğim o ki normal değildi...
Karar okuru 07 Kasım 2019 13:35
Hakikati haykıran bir kaç gazeteciden birisiniz. Kaleminize sağlık
Mustafa ALSANCAK 07 Kasım 2019 00:13
Esasda Nazlı ILICAK VE AHMET ALTAN FETÖCÜLÜĞÜN EN BAŞTA GELEN BORAZANCILARINDANDI. Mehmet BARANSU DENEN GAZETECİNİN BAVULLAR DOLUSU UYDURUK BELGELERİ AHMET ALTAN’a getirip TARAF GAZETESİNDE YAYINLATTIRIP PEKÇOK SUÇSUZ İNSANI HEDEF GÖSTERİP FETÖCÜ SAVCILARIN ÖNLERİNE YEM OLARAK ATTIRDIĞINI BİLMEYEN YOKTUR. Bir çok aile bunların yüzünden perişan edilmişti. Bunların birden bire tahliye edilmiş olmaları milletin infial duymasına sebep olmuştur . Sanki bugidişle bütün azılı Fetöcülere af çıkarma da yoldaymış gibi bir şüphe uyanmaya başlamıştır. Adalet herkese lazım olabilir vicdanlı hakimlerle...
Muhtefi. . 06 Kasım 2019 22:20
Zor işler, ! Fetosgiller kim oldugunu az bucuk çevresi ile ilgilenen biliyor kimler,ve ne yapmak istediler..İç Siyaeet zor .Sevmiyorum onun icin iç Siyasette Temiz kalmak cok zor.*elbet birileri yapmak zorunda* Dunyanin Her Tarafında böyledir. :).Politika. GAZteciler ise bir harikalar. Evet Hanımefendi hep dogrusunuz.hep doğru yazıyorsunuz. Devam edin dosdogru gidiyorsunuz.!.. .
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 20:52
Ağır hakaretlere varan söylemlerinden veya bazı üst düzey yöneticilerinin ağır suçlara iştiraklerinden dolayı x partisi (yada x derneği) kapatılmış ve dava açılmış olsa, suçu işleyen ve suça iştirak edenler mi ceza alır.? Yoksa, suça iştiraki olsun veya olmasın, irtibatlı ve iltisaklı olmaktan tüm üyelermi ceza alır.? Herhalde sağduyu sahibi (başka deyişle aklı selim) tüm insanlar; "suça iştirak edenler ceza alır." diyecektir.
ali namlı 06 Kasım 2019 18:01
Belki bir gün biz de ''Ankarada hakimler var '' diyebiliriz ; ne yapalım ,elden başka bir şey gelmiyor ! Birileri ''aldandık '' deyip elini kolunu sallaya sallaya gezerken '' ben de aldandım '' diyen N.Ilıcak hapishanelerde sürünüyor ! Mutlak adil olan Allahü Tealaya havale ediyoruz !
KARARLI okur 06 Kasım 2019 16:55
cesur ve dürüst gazeteci Allah kaleminize güç versin
okur 06 Kasım 2019 16:36
BAĞdadinin karısını yakalamışlar
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 22:04
0
hmmmm, acaba niye?????
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 15:48
İşte ülkemin hukuku! Yazının başlığı gayet güzel bir mesaj veriyor, "Müebbet hapisten tahliyeye" Aslında bu bir mağduriyetin önlenmesi, hukukun yerine getirilmesi değil. Bu Fetö ile barışma projesinin alt yapısı. Yakında genel af da gelir, ötekiler de salıverilir. Bütün bunlar iktidarın Makyavelist devlet anlayışı. İktidarı kaybetmemek için her yol mubah. Geçtiğimiz seçimde Kürtler üzerinde oynandı fakat Kürtler bugünkü iktidarı samimi bulmadığından oyuna gelmedi, şimdi Fetöcülerle barışma projesi başlatıldı.
hakan alp 06 Kasım 2019 14:57
NEDİM ŞENER VE MUSTAFA DESTİCİ, MHP tescilli AKP ve Erdoğan düşmanı nedim şener şimdi AKP'ye yön veriyor, dizayn ediyor, kalemşorluk yapıyor. Bülent Arınç'ın "caniler ve hainler dışında onbinlerce masum var" sözüne güya göndermede bulunuyor. Oysa kendisi şehir şehir gezip AKP'ye nefret kusuyordu. Bir biçimde hapisten yırtınca AKP militanı oluverdi. ya Mustafa Destici'nin destisi niye kırıldı? Arınç sadece masum ve günahsız insanları savunmasına rağmen destici rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun kemiklerini sızlatıyor. MHP zaten intihar etti. Enginyurt ulumaya devam ediyor.
konuk1 06 Kasım 2019 14:29
çocuklarını fetö dersanelerine gönderip sonra yanlış giden bir şeylerin farkına varıp evladını hemen başka bir dersaneye veren bu sebepten başına gelmeyen illet kalmamış gerçek mağdur edilen kumpaslarla intihar eden beka uğruna tanklara,mermilere siper olanların hakları ne olacak ruz'i mahşerde partimin menfaatları için yaptım mazereti kimseyi kurtarmaz diye düşünüyorum
İsimsiz 06 Kasım 2019 13:54
Adliyeyi bırak şurada yorum yaparken bile korkuyoruz.
KARAR OKURU 09 Kasım 2019 14:04
0
Bir tek Roma artiklari Korkar, korksunlar
kararlı1 06 Kasım 2019 13:49
Sanırım bu ülkede adalet hiç olmayacak..olması için herkesin bir şekilde haksızlığa uğrması lazım
Yüksel dinçer 06 Kasım 2019 13:25
Ergenekon ve balyoz davalarında insanların çok canı yandı ölenler oldu yazılarıyla katkıda bulundular zekeriye öz'le kartopu oynamaları'da unutulmadı ama yanlışa yanlışla cevap verilmemeli birbirimizin dünyasını karatmaya son verelim ve millet olarak artık barışalım
rukiye 06 Kasım 2019 13:11
Adalet Türkiyede bir kadın ismidir kadına türkiyede nası gözle bakılyosa adaletede aynı gözle bakılyor diyeceklerim bukadar selam ve dua ile ...
Köroğlu 06 Kasım 2019 11:43
Konunun hukukla alakası yok. Bu insanlar siyasi esir.
karar okuru 06 Kasım 2019 11:36
Herkes konuşuyor,acıtıyor.Dinlemiyorlar,ah bir birimizi dinlesek,anlasak,eksikler,hatalar ortaya çıkar.Enerjimiz boşa girmez.Boşa giden hayatlar.Zaman mı önemli?para mı önemli?Hep öğreniyoruz.Uygulamalarımız,yanlış.Doğrudan,iyiden,güzelden yana olalım,acele edelim.Erken teşhiş hayat kurtarır.
Özkan 06 Kasım 2019 10:52
Adalet istiyoruz ayrıcalık değil sadece adalet bunun neresini anlamıyorlar gerçekten anlamıyorum.Ama şunu anladım biz adaletin bize lazım olduğunda ADİL olmasını istiyoruz.Yazıkkkk gerçekten yazık binlerce yıllık tarihi olan bir millete yakışmıyor bu durum
musto 06 Kasım 2019 10:33
Yerel mahkemeler parti teşkilatının devşirmeleri ağır cezalar verecek başka oyuncağı İstinafda onaylayacak.Henüz yargıtay tam olarak ele,geçirilemedi.Fetöyü çıkarttılar kendileri yerleşti.Hayvan hırsızları muhalefet liderini linç ediyor parti üyesi çıkıyor kahraman ilan edilerek serbest bırakılan bir ülkeden bahsediyoruz.
Mustafa 06 Kasım 2019 10:00
Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın terör örgütüne “bilerek ve isteyerek” yardım niteliğinde yazılar yazdığına karar vermiş... Yani sadece fikirleriniz uyuşmuyor diye bir terör örgütüne bilerek yardım ediyorsunuz bu tarafı yazar çizerler tarafından önemsemiyor, adeta yokmuş hükmünde görülüyor. Örgüte üye olmak suçundan beraat edince "biz dememişmiydik" heyhatları ile inciler diziliyor. Şimdi aklını ipotek ettirmiş vatandaşlarımıza soruyorum örgüte bilerek yardım ettikten sonra üye olmamış olsan kaç yazar. Zaten legal bir yapılanmadan bahsetmiyoruzki genel başkan ve alt kademe çizelgesi olmazki.
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 09:43
'Güvenin oluşması için mahkemelerin verdikleri kararlar ile bir uçtan bir uca savrulmaması lazım.' Zengin, Bank Asya'ya 162.000 TL yatırır FETÖ ye iltisaklılığa delil teşkil etmez derken; faizsiz diye fakir tasarruf hesabı açtığından iltisaklı muamelesi görmemeli mesela.
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 09:20
Yargı toplumun nezdinde bitmiş zaten. Verdikleri karar isabetli olsa bile millet adaletlerine güvenmiyor. Özellikle FETÖ olaylarındaki çifte standartları iyice bitirdi. Benzer iki olay biri beraat, biri hüküm veya A ilindeki mahkeme beraat, B ili tutuklama. O da bir tarafa adi suçlarda bile sosyal medya zoru ile tutuklanan-bırakılan onlarca vaka var. Savcı bırakıyor millet gündem yapınca tamam tutun diyor. Şaka gibi. Adam kameralar önünde insan kesiyor Türk yargısı ortalama 2-3 yıl sürecek yargılama boyunca tutuksuzluk kararı ile bu gibileri topluma yolluyor. Artır istediğin kadar. Yazık be.
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 08:55
Kim ne derse desin iyiki vardınız sizleri tebrik ediyorum
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 08:07
Ben kim olursa olsun böyle bir mantıkla tutuklanamayacak hiç bir kimsenin olamayacağını düşünüyorum eğer adalet siyasallasirsa kimse kendinden emin olamaz bu mantıkla iktidara gelen siyasiler istediği herkese böyle suçlama yapar adalet verenler de onlara ayak uydurursa vay memleketin haline
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 07:36
Nazlı Ilıcak'ın mektubu etki etti bence. Talimat gelince müebbet tahliyeye döndü. Yargı futbol topuna döndü. Aynı oyunu daha önce rahip ve Deniz Yücel olayında da gördük. İyi kötü bir yargı vardı, iyi kötü bir meclis vardı, iyi kötü bir devlet vardı. Hepsinin içine ettiler.
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 15:52
0
tespitiniz her zerre harika.
evin 06 Kasım 2019 07:27
hapiste olan hdpliler ile ilgili neden hiç yazmıyorsunuz? sadece kendi mahallenizden olan insanların haklarını savunarak "aydın" olunmaz...
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 05:20
Türkiye asla normal bir ülke olmadı olmayacak da. Ak parti bu umutlarla iktidara getirildi. Ancak fetösüyle, ulusalcılarıyla, fırsatçılarıyla el ele verdiler, olağanüstü bir OHAL düzenine getirdiler ülkeyi. Şimdi kına yaksınlar.
Gayya 06 Kasım 2019 04:54
fetoculer KILIK, kimlik degistirerek, hile, kurnazlikla bu dunyada cezasiz kalabilirler ama ote dunyada milletin eli yakalarinda olacak, atesleri bol olsun
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 02:15
Butun bu kararlari Cumhurbaskani veriyor. Yargiclarla, savcilarla ilgisi yok bu kararlarin. Yarin ne olacagi hic belli olmaz. Nazli Hanim'i degil de Ahmet Altan'i yine hapse atabilirler. Altan susmaz cunku. Her zaman yaptigi gibi haksizliklari en sert sekilde elestirecektir. Ozellikle baskanlik sistemi denilen rejimi korkmadan yerden yere vurmaya devam edecektir.
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 01:09
Dedem birgün"ah alma olur mu oğlum" Dedi.Aradan yıllar yılları kovaladı 60 yıl geçti. Halen dedemin telkinlerini tutmaya Çalışırım. İnşallah ipe tutunanlar "AH" almazlar Elif Hanım. Halen bir resim seyrediyorum. "Birileri kartopu oynuyor.Şen şakrak" "Birileri de kartopuna karşılık "Ahlar" doldurarak yanıt veriyor" İP'e tutunanlar yürekten "AH" Doluşturuyorsa yüreklerine ben onlara oy veriyorum. Dedeme rahmet diliyorum.
Doğru diyorsun, Fetö ah aldı, İP'e değil ABD'ye tutundu ama hali ortada... Bu millete ihanet etmeyeceksin...
Bunda terslik nedir? Savcının istediği ceza yargıtaydan dönmüş. Bu Türkiye'de adaletin işlediği manasına gelir. Tersi olsaydı adalet sorgulanabilirdi. Yani savcı on yıl istese mahkeme ve yargı müebbet verse daha mı doğru olurdu. Ortada bir beraat yok. Bu gazeteci kılıklı terör destekçileri 10 yıl ceza almış. 10 yıl yatacakları yerde, infaz yasasına göre üç buçuk yıl yatıp tahliye oldular... Müebbet almadılar diye bu terörist destekçilerini masum göstermenin alemi yok. Bunlar, vatana ihanet edenleri desteklemekten 10 yıl hapis cezasına çarptırılmış suçlulardır.
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 05:04
7
Vatana ihanet eden senin gibi onyargili insanlardir. "Gazeteci kilikli teror destekcileri" diye hakaret ettigin insanlarin eline su dokemezsin. Bu ulkede son birkac yildir yasanan yargi rezaleti kara bir sayfa olarak yazilacak. Cok degil 10 yil sonra bu donemde olanlar hakkinda kitaplar yazilacak, filimler yapilacak.
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 05:35
4
Asil suclular "ne istediniz de vermedik" diyen, yillarca Gulen tarikatiyla can ciger kuzu sarmasi olanlardir.
Muazzam 06 Kasım 2019 00:33
"Yani aynı dosya, aynı kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları veren bir yargı sistemi aynı dosya, aynı kişi hakkında bu kez beş altı yıl hapis cezası verebilir mi? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla 5-6 yıllık hapis cezası arasında muazzam bir fark, bir uçurum yok mu?" Soru calarak makam mevki sahibi olan kisilerin hapse gireceklerini bile bile birde üstüne aclien evlenip cocuk yapip, "cocuklari hapsediyorlar" diye yaygara yaparak magduru oynamalari muazzam bir iblislik degil mi?
Sorgulayan 06 Kasım 2019 09:44
3
Durum tespiti: Muazzam bu söylediklerinin karşılığında bir gün Allah'a hesap verecektir. Teraziye sadece bugün söyledikleri girerse, söyledikleriyle ya cennetlik olacaktır veya cehennemlik. Muazzam, hazırmısınız hesap vermeye?
KARAR OKURU 06 Kasım 2019 09:55
1
Benim çocuklarım hapis değiller. İhraçlar. Hiç kimse ne sordu, ne söyledi. Kapılarını ne devlet ve ne de vatandaş çaldı. Boğaz tokluğuna yaşamaya çalışmaktalar. Evliler. Çocuk sahibi hem olmak istemekteler ve hem isteyememekteler. Sizin mantığınıza göre, hapise girmeleri belli olunca çocuk yapsınlar mı? Cevap ver ey Allah'ın yaratığı. Cevabı burada değil, kendi kendine ver. Ver ki, ya günahın veya sevabın artsın.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN