Oldu mu, asayiş berkemal mi, olay mahallinden istenilen alındı mı?
Yaptığı icraatları sayılarla, rakamlarla anlatmayı seven Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi’nde kız ve erkek öğrenci yurtları açılış töreninde yaptığı konuşmada yine rakamlarla, sayılarla övündü. Kaç bin öğrenci kapasiteli yurt açtıklarını, kaç üniversite açtıklarını, üniversite sayısını kendi iktidarları döneminde kaçtan kaça çıkardıklarını anlattı.
Ama yine her zamanki gibi nitelikten söz etmedi: Çok üniversite açtı ama iktidarının 24 yıllık döneminde ülkemize Boğaziçi Üniversitesi kalitesinde bir üniversite kazandırdığını söyleyemedi. Övünebileceği bir Şehir Üniversitesi vardı; onun da kapısına kilit vuruldu.
Neyse, benim yazı konum bu değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, eğitim-öğretime ara verilen Boğaziçi Üniversitesi’nde açılışa gitmesi, konuşma yapması.
Ortaya çıkan görüntüye bakınca insan şu soruyu soruyor:
Madem protesto olmasın diye bütün üniversite tatil edilecekti, öğrenciler de okulda olmayacaktı… O hâlde neredeyse bütün etkinliklerini Beştepe Külliyesi’nden yürüten, çoğu zaman açılışları dev ekrana yansıyan görüntü eşliğinde yapıp kurdeleyi uzaktan kesebilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki yurt açılışını da Beştepe’den gerçekleştirebilirdi…
Dahası açılış törenini Beştepe’de gerçekleştirmiş olsaydı Erdoğan’ın “Gençlerimizin çehresindeki şu aydınlığı, gözlerindeki şu ışık ve kararlılığı gördükçe bizler de her seferinde güç ve enerji tazeliyoruz. Türkiye Yüzyılı tutkumuzu sizlere baktıkça, gençlerimizle buluştukça inanın daha da perçinliyoruz” sözleri dinleyenlere tuhaf gelmez; “Hangi gençler, gençler nerede?” sorusunu sordurmazdı.
Öyle ya, bir üniversitenin bünyesindeki bir yurdun açılış törenine katılmayı en çok hak eden, davet edilmesi gereken o üniversitenin öğrencileri değil midir?
Ama üniversitenin rektörü Naci İnci, Boğaziçili öğrencileri açılışa davet etmek yerine 13 Şubat’ta gerçekleşecek olan “Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni” nedeniyle akademik ve idari personel için çalışma düzeninin çevrimiçi (uzaktan) uygulanacağını; Güney Kampüs’e yalnızca etkinlikle görevli personelin giriş yapabileceğini; bunların dışında hiçbir kişinin kampüse girişine izin verilmeyeceğini duyurdu.
Rektör İnci üniversitenin girişine barikatlar kurdurdu, fiilen OHAL ilan etti… Ve 2014 yılından bu yana her fırsatta “halkın Cumhurbaşkanı” söyleminin altını kalın kalın çizen… Her fırsatta “gençlerle buluşmaktan mutluluk” duyduğunu ifade eden… “gençlerin önünü açan bir kardeşleri” olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Şubat günü çevik kuvvetin, barikatların ve TOMA kordonlarının altında açılış yaptı.
Ortaya çıkan bu görüntü normal mi?
Birkaç dakikalık “Boğaziçili öğrenciler tarafından karanfillerle ve ‘Gençlik seninle gurur duyuyor’ sloganlarıyla karşılanma” görüntüsü ve kamuoyu algısı uğruna, ülkede sıkıyönetim varmış izlenimi veren o sahnelere gerçekten gerek var mıydı?
Ortaya çıkan bu fotoğrafı başka türlü yorumlamak mümkün mü?
***
Ahmet Hakan dün köşesinde Boğaziçi Üniversitesi mezunlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti öncesinde alınan geniş güvenlik önlemlerine gösterdiği tepkiye tepki göstermiş. Hakan, “Bildiride Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversiteye gelmesinin üniversiteyi fetih amacı taşıdığını söylüyorlar” diyor ve “Ne yani? Bir işgal mi var Boğaziçi Üniversitesi’nde? Ülkenin Cumhurbaşkanı bile giremeyecek mi bu üniversiteye?” diye soruyor.
Elbette girecek. Kim bunun aksini savunabilir? Bir ülkenin cumhurbaşkanının ülkesinin bir üniversitesini ziyaret etmesinden, ülkesinin bir üniversitesinin bünyesindeki yurdun kurdelesini kesmesinden daha doğal, daha sıradan, daha normal ne olabilir?
AK Parti’nin reformist dönemlerinde “iflah olmaz” bir muhalif olan, adalet–hukuk–demokrasi çizgisinden uzaklaşıldığı son yıllarda ise iktidarın ateşli savunuculuğunu yapan Ahmet Hakan’ın sorusunun muhatabı yanlış.
“Bir işgal mi var?” sorusunun asıl muhatabı iktidardır ve üniversitenin rektörü Naci İnci’dir. Doğru soru da “Hayırdır, ülkede sıkıyönetim mi var?” sorusudur.
“İşgal mi var” algısını oluşturan, üniversitenin girişine kurulan barikatlardır, çevik kuvvet kordonudur ve üniversiteye yığılan TOMA’lardır.
Ben bildiride Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversiteye gelmesinin üniversiteyi fetih amacı taşıdığı imasını görmedim. Ama söyleyeyim: O görüntüler iktidar adına da Cumhurbaşkanı Erdoğan adına da hoş görüntüler değildi. Yakışmadı.
Boğaziçi mezunları “Yurt açılışı olarak ilan edilen bir etkinlik için tüm kampüsün tahliye edilerek kullanıma kapatılması, üniversitemizin barikatlarla ablukaya alınması sıkıyönetim dönemlerinde bile örneği görülmemiş bir uygulamadır” sözlerinde ise sonuna kadar haklıdır. Çünkü ortaya çıkan o görüntülerin başka türlü izahı mümkün değildir.
Evet, seçilmiş bir öğrenci grubu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karanfillerle ve “Gençlik seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla karşıladı. Ama gerçeğin bütünü bu değil. Eğer iktidar için bütün mesele, Boğaziçi Üniversitesi’nden iktidar karşıtı, muhalif öğrencilerin giriş çıkışlarını kısıtlayarak böyle bir fotoğraf alınmasıysa… O görüntüler alınınca iktidar için “bütün Boğaziçi karanfillerle karşıladı” sayılıyorsa… O fotoğraf alındı… İktidar medyası okurlarına duyurdu.
Oldu mu, asayiş berkemal mi; olay mahallinden istenilen başarı sağlandı mı, herkes dağılabilir mi?
