Back To Top
‘Siyaset böyle güzel’

‘Siyaset böyle güzel’

 - Son Güncelleme: 12.06.2019 Çarşamba 09:20
- A +

17 yıl önce televizyon ekranlarında AK Parti lideri Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal tartışmaya çıkmıştı. Moderatör Uğur Dündar’dı.

Bütün Türkiye’yi o gece ekran başına kilitleyecek olan programı, birinci sayfasından “Beklenen an geldi” manşetiyle duyuran Milliyet Gazetesi tartışmanın şartlarını ise Uğur Dündar’ın ağzından şöyle açıklıyordu:

“İkisine de aynı sorular yöneltilecek”

“Türkiye’nin sorunlarını nasıl çözeceklerini anlatacakları bir tartışma ortamı oluşturulacak”

“Canlı bağlantı olmayacak, sırasıyla söz hakkı verilecek ve sataşma olduğunda cevap hakkı tanınacak.”

Milliyet gazetesi 17’inci sayfasını iki liderin programa nasıl hazırlandıklarına ayırmıştı. Gazetede yer alan habere göre,

“Seçim Arenası”na A Takımıyla hazırlanan Baykal, AKP ile koalisyon ihtimalini  düşünerek fazla hırçın davranmayacak, kurmaylarının telkiniyle olumlu bir üslup kullanacak, Erdoğan’ın “İSKİ skandalını” hatırlatması olasılığına karşı “CHP kadroları yenilendi ve tüm adaylardan dokunulmazlıkların kaldırılması için noter tasdikli taahhütname aldık” diyecekti.

Erdoğan, “Seçim Arenası” programına, iki gün boyunca kurmaylarıyla çalışmıştı, Deniz Baykal kendisini sıkıştırırsa İSKİ’yi gündeme getirecek, tartışmada uzlaşmacı bir görüntü çizecekti. Erdoğan’ın imaj takımı özel olarak çalışmıştı ve giyeceği kıyafet stüdyodaki renklere göre aynı gün saptanacaktı.

***

Uğur Dündar 25 Ekim 2002 gecesi saat 22:00’de “Seçim Arenası” programını şu sözlerle açtı:

3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde tarihi buluşmanın gerçekleştiği ‘Seçim Arenası’ndan hepinize iyi akşamlar. Tarihi buluşma diyoruz, çünkü, iki siyasi partinin sayın genel başkanları ilk ve son kez sadece Seçim Arenasında buluşup ülke sorunlarını nasıl çözeceklerini anlatacaklar.”

Erdoğan ve Baykal’ın bir araya geldiği programı on yedi yıl sonra başından sonuna izledim.. İki liderde birbirine saygılı davranmış. 

Dündar programda ilk sözü, seçim yasağı konulan AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’a vermiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun AK Parti’ye açtığı kapatma davasını sormuş.

Erdoğan, sık sık “hukukun üstünlüğü” ilkesine vurgu yaparak, AK Parti’ye kapatma davası açılmasını da kendisine konulan siyasi yasağı da eleştirmiş.  Ülkemizde yaşanan temel hak ve özgürlükler gibi alanlarda yaşanan sorunların antidemokratik kanunlardan kaynaklandığını, dolayısıyla AK Parti olarak  “hukukun üstünlüğü” ilkesine inandıklarını ve Türkiye’yi kanun devletinden hukuk devletine dönüştürme arzusunda olduklarını söylemiş. Daha da önemlisi, belki de “kararsız seçmenlerin” AK Parti’ye yönelmesini sağlayan Erdoğan’ın, iktidara geldiklerinde toplumsal kutuplaşmayı bitirerek toplumsal uzlaşmayı sağlayacaklarını söylemesidir.

Dündar’ın “AB yolunda ilerleyen Türkiye’de siyasi yasakların devam etmesini, AK Parti’ye açılan davayı ve Sayın Erdoğan’la ilgili gelişmeleri nasıl karşılıyorsunuz?” sorusunu Baykal şöyle cevaplıyor:

“Gerçekten yadırgatıcı bir tabloyla karşı karşıyayız. Dünya siyaset alanında başka bir benzeri var mı bilemiyorum. Bu hukuk ve siyaset alanındaki ilişkinin doğru bir şekilde kurulamamış olmasından kaynaklanıyor. Bu Türkiye’ye yakışmayan bir durumdur. Bu böyle gitmez, bunu böyle sürdüremeyiz. Bu sorunların çözülmesi için sorumluluk almaya talibiz.”

Sayın Baykal, bu antidemokratik durumun çözülmesi için öncülük yaptı ve Erdoğan’ın siyasi yasağı kalktı, milletvekili seçildi ve partisinin başına geçti.

Uğur Dündar’ın o akşam belki de o seçimlere yönelik olarak söylediği şey gerçek oldu: Siyasi parti liderlerinin karşı karşıya geldikleri “ilk” olmadı ancak “son” kez çıktıkları program oldu Seçim Arenası. 2002’den bugüne onlarca seçim ve o geceden sonra onlarca seçim özel programları yapıldı. Ancak siyasi parti liderleri bir daha karşı karşıya gelmediler.

Sayın Baykal ve Erdoğan’ı dinlerken şunu hissettim:

Dünden bugüne ülkemiz ne gerçek anlamda demokrasiye kavuştu ne hukukun üstünlüğü hakim oldu ne temel hak ve özgürlük alanlarındaki sorunlar çözüldü ne toplumsal kutuplaşma son buldu.

Ancak bugün hala bütün bu çözülmemiş sorunların arasında özlem duyulan bir şey var: Siyasi nezaket. Siyasetçilerin birbirleriyle saygı çerçevesinde konuşabilme ihtimalleri.

Çünkü bu yapılabilmiş. Ülkemizin en sorunlu olduğu dönemlerde siyasetçiler rakipleriyle yaptıkları polemiklerde, karşı karşıya geldikleri tartışma platformlarında birbirlerine karşı nezaket göstermişler, saygılı davranmışlar. Bir üslupları varmış.

Genel seçimler döneminde merhum Süleyman Demirelli, Turgut Özallı, Necmettin Erbakanlı, Erdal İnönülü, Bülent Ecevitli programları ya da yerel seçimler dönemlerinde siyasi partilerin İstanbul ve Ankara belediye başkan adaylarının karşı karşıya geldikleri tartışma programlarını izlediğinizde benimle aynı hissiyat içerisinde olacağınıza inanıyorum.

25 Ekim 2002’de CHP lideri Baykal ve AK Parti lideri Erdoğan’ın katıldığı program siyasi liderlerin karşı karşıya geldikleri son program olmuş.

Belediye başkan adayları en son 1994 yerel seçimler sürecinde televizyon programlarında karşı karşıya gelmişler. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkan adayı olduğu ve seçildiği dönemden sonra belediye başkanları karşı karşıya gelmediler desem abartmış olmam. 1994 yerel seçimlerinde SHP adayı Zülfü Livaneli, ANAP adayı İlhan Kesici, DYP adayı Bedrettin Dalan ve RP adayı Tayyip Erdoğan, 21 Mart tarihinde Kadir Çelik’in Star ekranlarında yayınlanan Objektif programında bir araya gelip tartışmışlar. Gazetelerin televizyon sayfalarında “Dört aday ‘Objektif’te” diye yer almış. Sonrası yok.

Yavaş yavaş bu gelenek bitmiş.

Belediye Başkan adaylarının karşılıklı televizyon programlarına çıktığı tarihi baz alacak isek, Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu ve Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım’ın 16 Haziran’da karşı karşıya gelmeleri 25 yıl sonra bir ilk olacak.

Umarım, geçmiş dönem siyasetçilerinde var olan siyasi nezaket ve saygı çerçevesinde gerçekleşir program...

Çünkü bu kadar kutuplaşmanın arttığı bu dönemde, rakiplerin medeni bir tartışma örneği ortaya koyması ülkemize iyi gelecek…

Karar’ın dünkü manşeti “siyaset böyle güzel”di. Gerçekten öfke ve kutuplaşmadan uzak, böyle medeni tartışma örnekleri ortaya koyduğu zaman siyaset gerçekten güzel...

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 13 Haziran 2019 19:32
Hanımefendi yazmış ama sadece yazmış
ACI SORU 12 Haziran 2019 13:00
Ülkemizin en sorunlu olduğu dönemlerde siyasetçiler rakipleriyle yaptıkları polemiklerde, karşı karşıya geldikleri tartışma platformlarında birbirlerine karşı nezaket göstermişler, saygılı davranmışlar. Bir üslupları varmış. Bunu karekterleri öyle olduğu için mi yapmışlar? Yoksa danışman kadrosunun oy kaybederiz, oy kazanırız telkinleri dolayısıyla mı yapmışlar? Zurnanın ZART dediği nokta burası.
ACI SORU 12 Haziran 2019 12:56
Sayın Baykal, antidemokratik durumun çözülmesi için öncülük yaptı ve Erdoğan’ın siyasi yasağı kalktı, milletvekili seçildi ve partisinin başına geçti. Şimdi Allah için söyleyin aynı jesti, demokratik olgunluğu Erdoğan gösterir miydi?
KARAR OKURU 12 Haziran 2019 17:12
0
Baykali iyi gostermeye gerek yok. Bizim milletimiz istiyor ki oy verdigi siyasetci evliya olsun. Boyle bir insan yok. Gerekli siyasi sartlar olusursa her Allah'in kulu baskici da olur yolsuz da olur. Baykal 2002'nin siyasi sartlari geregi yapacagini yapti. Sonra parti kapatma davasini yine CHP acti. Eger Akparti de vaktinde iktidardan dusseydi ve bu guc zehirlenmesini yasamasaydi Akpartinin ne kadar kotu oldugunu konusmuyor olurduk. Bize iyi adaylar degil dengeli bir siyasi sistem lazim. O da su an Akpartinin dusmesini gerektiriyor.
KARAR OKUNUR 12 Haziran 2019 12:52
Erdoğan, sık sık “hukukun üstünlüğü” ilkesine vurgu yaparak, AK Parti’ye kapatma davası açılmasını da kendisine konulan siyasi yasağı da eleştirmiş. Aynı Erdoğan bugün hukukun üstünlüğünden neden hiç bahsetmiyor hukuk görünümlü hukuksuzluklar yapılırken?
istanbullu 12 Haziran 2019 16:48
7
yapardı çünkü baykal nezaket için o hamleyi yapmadı siyaseten yaptı. siyaset konusunda çok bilgin olmadığı ortada. biraz siyaset çalışmanı tavsiye eerim. yok bilgin var Erdoğan antipatin varsa bu daha kötü objektif olayım derken baltayı taşa vurdun derim.
KARAR OKURU 12 Haziran 2019 16:58
8
Türkiye'de hukuk üstündür ki, 40 Yıllık kahpe Fetö yapılanması yargılanabiliyor...
KARAR OKUNUR 12 Haziran 2019 17:57
0
16.48 Baykal nezaket için o hamleyi yapmadı siyaseten yaptı diyorsun bu konudaki karinen nedir? Siyaset konusunda çok bilgimizin olmadığına hükmedip, biraz siyaset çalışmamızı tavsiye ediyorsun senin şu üstün siyaset bilginden istifade etmiş olalım.
Krr 12 Haziran 2019 09:34
Unutmayalım ki, siyaseti bel altı vurma aracı haline getiren AKP yönetimi ve sonrasında küçük ortağı MHP'dir. Siyasi ve ahlaki nezaketten uzak tutumlar ile korku imparatorluğu kurdular 17 yıl boyunca. İmamoğlu hem halkın korkularını hafifletti hem de tatlı dil ve nezaket ile yönetimin mümkün olabileceğini hatırlattı. Bu büyük bir kazanımdir ve takdir etmek gerekir.
BURSALI KARARLI 12 Haziran 2019 09:33
Böylece 'Her şey güzel olacak' inşallah
KARAR OKURU 12 Haziran 2019 09:28
Reis ne derse o olur. Nokta
İstanbul 12 Haziran 2019 08:24
O zaman Erdoğan ve millet siyaseti yürütüyordu. Şimdi Yalaka teşkilatlar milletin yerini aldı. Çöküş burada
KARAR OKURU 13 Haziran 2019 19:26
0
Seni almadilarmi o teskilatlaravahvah
KARAR OKURU 12 Haziran 2019 07:45
Elif hanımefendi bu günkü yazınız gibi yol gösterici olun.Olumlu şeyleri dile getirin.Gerçek mânada tarafsız olun.Bir tarafın başından kezzap döküp,diğer tarafın gönlünü serinletmeye çalışmayın.Fikir,yol ve zihniyet farklı olsada,eksikleri ve hataları olsada her iki parti ve partiler,adaylar bu milletin evlatlarıdır.Beğeniriz veya beğenmeyiz.Bunun cevabı sandıkta olmalı.Liderler ve adaylar birbirlerine karşı galiz ifadelerle karşılık vermemeli.Gazeteci ve yazarlar ise peşin hüküm yerine tansiyonu düşürücü yayınlar yapmalı.Böyle olursa netice itibariyle kaybedende,kazananda kazsçanmış olur.
Fatih Kömürcüoğlu 12 Haziran 2019 06:52
Türkiye'deki muhalefetin (parti anlamında söylemiyorum) AKP iktidarını anti demokratik yollardan (367 kararı, e-muhtıra, kapatma davası, 15 Temmuz) devirmeye çalıştığını öncelikle tespit edelim. Ancak AKP de şunu kabul etsin ki insanların düşünce ve ifade özgürlüğü alanlarını adım adım daraltıp (kabz-ı mallara bile hain terörist denmesi, bildiri yayımladı diye onca akademisyenin işten atılması, yok yere hapse tıkmalar vb.) onları duvara sıkıştırdılar.
Şahin 12 Haziran 2019 11:48
0
@06:52: Pardon ama muhalefet AKP iktidarı "15. Temmuz" ile devirmek istemedi. O AKP'nin eski ortağı idi.
KARAR OKURU 12 Haziran 2019 05:45
Eh hadi hayırlısı, niyet güzel. Ama bazı yüzler eskidi; Yeni bir şeyler yapmak lazım cancağzım demek geliyor içimden.
KARAR OKURU 12 Haziran 2019 02:03
Akp’nin en büyük hayal kırıklığı, eski düzenin taktiklerini kendi söylemleri ile aynen devam ettirmesi. Eskiden yargı paşaların iki dudağına bakardı şimdi Reis’in ne dediğine bakıyor. Akp bunca sana eleştirdiği düzeni meğer içten içe kıskanıyormuş. Yazık oldu şu 17 seneye.
Murat Doğrusöz 12 Haziran 2019 06:45
13
Akp'nin güç zehirlenmesinin sonuçları kötü.Geçmişle mukayese edilmese de Adaletsizlik ve yanlışlar diz boyu.Ama boşa giden çok şey yok.En azından kanıksadığımız geçmiş faşistliklerden büyük oranda kurtulduk.Partiler kapatılmıyor,karakolda kalanlar yok,beyaz toroslar yok,yargı brifingleri yok,367 keyfilikleri yok,v.b.En azından bundan sonra geleceklerin tarafsız bir yerden başlama imkanı var.Eleştirilecek çok şey var da,Yaygara boyutunun ayarlanması da gerekli.
KARAR 'da Kararlı 12 Haziran 2019 13:58
0
Cevabım Doğrusöz e .Soyadınla sözlerin ne yazık ki örtüşmüyor.Partiler kapatılmıyor ama,liderleri ve m.v.ri hapse atılıyor.Muhalif fikirlere müsamaha gösterilmiyor.Karakolda kalan yok diyorsun.Nezarethanede insanlar sorgusuz sualsiz günlerce tutuluyor,iddianamesiz uzun tutuklamalar,beyaz torosların yerine,siyah transporterler var.Yargı brifingine gerek yok,yargı bir kişiye bağlı,ne bağımsız ne de tarafsız.367'in versiyonu,31 Mart 'ta yaşandı.Abdullah Gül seçimden sonra:"Bir arpaboyu yol alamamışız"demişti.Yazık oldu geçen yılların çoğuna.
KARAR OKURU 12 Haziran 2019 16:02
0
Murat Bey meraba, hava nasıl oralarda. Adammı seçiyosun yoksa dalgamı geçiyosun.
Murat Doğrusöz 12 Haziran 2019 18:53
2
Birileri doğrulardan,niye bu kadar hopluyor ki?Akp eleştirilerini görmeden,geçmişin faşistlikleri sergilenince niye bu kadar rahatsız olunuyor?Burada birilerinin istediği şekilde illa sadece Akp'ye vurma zorunluluğu mu var?1-Yenilenen bir seçime bu yaygarayı yapanlar,en masum partilerin dahi C.Savcılarının kan içici vampirler! suçlamasıyla kapatıldığını bilir mi? 2- 367 rezaletinin anlamını bilirmisiniz?3-Yargı brifinglerinde en ön koltuğu kapacağım diye birbirini ezen yüksek hakimlerin ne haltlar yediklerini bilirmisiniz?4-Şu an birinizin yakını beyaz torosla alınıp,çöplükten cesedi çıktı mı?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN