Back To Top
“Yargı dünyasının ‘karanlık’ dönemi”

“Yargı dünyasının ‘karanlık’ dönemi”

 - Son Güncelleme: 15.03.2019 Cuma 09:19
- A +

Ürktünüz değil mi? Adaletin tecellisini sağlayan yargı kurumunda, adalet kavramıyla ters olarak karanlık işlerin, yani alaverelerin, dalaverelerin döndüğü, kumpasların, kirli operasyonların yapıldığı dönemi olur mu,  diyorsunuz.

Evet, oldu... Ve maalesef yargıya güvenin yerlerde sürünmesinin ve bugün hala yargının güvenirliğini sağlayamamasının sebebi, yargının işte “o karanlık” dönemi.

Yargı dünyasının karanlık dönemi olduğu tespitini yapan isim HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz. Urfa’da “Stratejik Plan Çalıştayı’nda hakimlere ve savcılara “Yüreklerinde Allah korkusunu gördüğüm meslektaşlarım. Sizden rica ediyorum yargının tarafsızlığını hakim kılalım” hitabıyla seslenen Sayın Yılmaz şöyle söylüyor:

“93 yıllık Cumhuriyette, yargının sopa gibi kullanıldığı, belli amaçlara alet edildiği bir başka dönem yok. 2007 ile 2013 yılları arasında yargı dünyası ilk defa böylesi bir utanç dönemi yaşadı. 2007’den beri yaşadığımız süreç bizi nereye getirdi hepimiz görüyoruz. Güvenirlilik açısından yüzde 70’lerin altında düşmeyen Türk yargısı bugün yüzde 30’lar seviyesinde. Bu manzaranın asıl sebebi bizleriz. Bu kara dönemin izlerini silmek bizim neslimize nasip olacak.”

Hakimler ve savcılardan sorumlu kurumun başında olan Sayın Yılmaz bu sözleri, yaklaşık üç  yıl önce, yani 22 Nisan 2016 tarihinde söyledi.

Yıl 2019. Ve değişen bir şey yok. Ülkemizde hukuk kurumlarına güvenmeyenlerin oranı hala yüzde 30’ların altında.

Gelelim, Sayın Yılmaz’ın ifadesi ile yargı dünyasında, 2007-2013 yılları arasında yaşanan karanlık döneme.

Ergenekon, Balyoz, Zirve, Erzincan Ergenekon, KCK ve Casusluk davaları başta olmak üzere onlarca davanın görüldüğü yıllar... 

***

12 Haziran 2007 tarihinde bir ihbar telefonuyla, her şey ne de güzel başlamıştı değil mi? Hepimizde “demek ki olabiliyormuş”, “demek ki darbecilere dokunulabiliyormuş”  duygusu yaratmıştı.  Dalga dalga operasyonlar, peş peşe yapılan tutuklamalar...

Nihayet, ülkemizde 1960’tan bu yana devam eden askeri vesayet düzenine karşı mücadele imkanı çıkmıştı...

Genelkurmay’ın içinde Ergenekon isimli gizli bir örgüt kurulmuştu. Türkiye’yi kana bulayacak planlar yapılmıştı. Hatta ülkemizde yaşanan pek çok karanlık eylemin sorumlusu Ergenekon isimli örgüttü ve yapılacak soruşturma, bu örgütün tüm karanlık faaliyetlerini açığa çıkaracaktı.

Bir yandan toplumsal destek için algı operasyonları yapıldı bir yandan da Ergenekon davasının temel dayanaklarından birisi olan “Gizli Tanıklık” için Meclis’ten yasanın geçirilmesi sağlandı.

Bu karanlık örgütün, medya ayağından sosyal ayağına kadar örgütün bütün çalışmalarını bilen tanıklar vardı, ancak hayati tehlikeleri söz konusuydu!

Nitekim önce Meclis’te gizli tanıklık yasası kabul edildi. 17 gün sonra da Ergenekon operasyonu başladı. Devamında Balyoz, İzmir Casusluk, KCK gibi operasyonlar...

Gizli tanıkların bir kısmı “Deniz”, “Vatan”, “Mart”, “Huzur”, “Ağrı Dağı”, “Osmanım”, “İsmet”, “Kıskaç”, “Emek”, “Tükenmez Kalem” gibi kod isimler alırken kimisi rakamlarla kodlandı.

Sadece Ergenekon davasındaki gizli tanık sayısı 44 toplamda ise bu sayı 100’ün üzerindeydi.

AİHM’de de CMK’da da hukuken sınırları ve çerçevesi, “kimler gizli tanık sayılabilir”, “gizli tanıkların ifadelerinin tek başına delil teşkil etmez” gibi hiçbir tartışmaya sebep vermeyecek şekilde belirlendiği halde, Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi davaların tek delili, gizli tanıklar oldu. Hukuken birleşmeyecek olan davalar sadece gizli tanık ifadeleriyle birleştirildi.

Uzun uzun anlatmaya lüzum yok. 2008 yılında “Asrın Davaları” diye alkışlanan bu davalarla ilgili toplamda 600’ün üzerinde duruşma yapıldı, darbe suçuyla yargılananlar yüzlerce yılı bulan cezalara çarptırıldı. Toplum tarafından lanetlendi.

İktidarın başlarda “savcısı benim” dediği davaların kumpas olduğu ortaya çıktı.

Dün yüzlerce yıl cezalar veren mahkemeler “askere kumpas kuruldu” açıklamasının ardından bu kez “örgüt yok” deyip tahliye ve beraat kararları verdiler.

Bu davalarda “gizli tanıklık” yapanların çoğuna bu kez “yalan beyan” vermek suçuyla dava açıldı. Gizli tanık koltuğuna oturanlar bu kez de sanık sandalyesine oturdular.

Ben hala adı Ergenekon olmuş Balyoz olmuş fark etmez, darbe planlarının gerçek olduğuna ve Fethullahçı hakimlerin ve savcıların bu davaları çığırından çıkarttıklarını düşünüyorum.

Özetle, bugün yargıya güven duygusunun zedelenmesinin sebeplerinden birisi bu davalarda yapılan hukuksuzluklardı. Bu hukuksuzlukların başında da “gizli tanık” terörü geliyordu.

***

Bu yazıyı neden yazdım?

İki sebeple:

Birincisi Fethullahçı yargıdan miras kalan “gizli tanıklık” hala geçer akçe olarak devam ediyor.

Bakınız, ülkemizin hukuk algısına ciddi zararlar veren Büyükada Davası  Rahip Brunson Davası “gizli tanık” ifadelerine dayandırılarak “ajan, terörist” suçlamasıyla açıldı. Sonrası malum...

İkincisi.... Ergenekon Davası’nın en ünlü gizli tanığı kimdi diye sorsam, çoğunuz “Efe” kod adlı bir savcı cevabını verirsiniz...

Hatırlayacaksınız, dönemin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, “Efe” kod adlı savcı Bayram Bozkurt’un beyanlarıyla, hukuka aykırı bir şekilde makam odası basılarak gözaltına alınmıştı.

15 Temmuz darbesinden sonra FETÖ’cu olduğu ortaya çıkan ve gözaltına alınan Bayram Bozkurt  “gerçekleri anlatacağım” diyerek İzmir Başsavcılığı’na 40 sayfalık bir ifade vermiş. Akıl alır gibi değil. Bozkurt’un ifadesine göre “Fethullah Gülen, başlarına bir iş gelir diyerek Türkiye’deki bütün cemaatlere adamlarını yerleştirmiş. Bugün devlet kurumlarından FETÖ’cü olarak tasfiye edilenlerin yerlerine farklı cemaatlerin referanslarıyla gelenlerin tamamı aslında FETÖ’cüymüş.”

Bozkurt’un ifade tutanağında yüzlerce isim hakkında akıl almaz ifadeler yer alıyor.

Tuhaf olan, dün “kullanıldığını, yalan beyan verdiğini” söyleyen birisinin ifade tutanağının ciddiye alınarak dava dosyalarına konulması.

Bir “gizli tanık” garabeti de eski HSYK başkanı olan İbrahim Okur’un davasında yaşanıyor mesela... Nasıl mı? Şöyle, Okur’un davasının soruşturma aşamasında bir gizli tanık, iki ayrı kod ismiyle, sanki iki ayrı tanık varmış gibi dinleniyor, bu durum yargılama esnasında ortaya çıkınca, bu kez mahkeme “gizli tanığın” dinlenmesinden “vazgeçtim” diyebiliyor.

Yani görünen o ki, geçmişten ders alınmıyor.

Peki, geçmişten ders alınmadan bugünü düzeltmek mümkün mü?

MHP Lideri Devlet Bahçeli “Gizli tanık, Türk Ceza Kanunu’na giren fitne tohumudur” demişti.

Haksız mı?

Bugünlerde yargı reformu deniliyor, öncelikle bu “gizli tanıklık” denilen karanlığın üzerine gidilmeli ve son derece sıkı kurallara bağlanmalıdır.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 19 Mart 2019 01:37
Kızını taciz eden kişiyi öldüren sanık: Savcılığa 50 defa geldim, yalvardım, bir şey yapmadılar
Halil 17 Mart 2019 20:02
Yahu insan neye, hangi bilgiye inanacağına şaşırıyor.Balyoz gibi davalardaki suçlamalar doğru muydu yanlış mıydı? Bu davaları açanların amaçları neydi? Kim kimi neden, neyle suçladı? Suçlayanların doğruluğunun kanıtı ne? Ne karışık bir durum!!
İbrahim Erdoğan 15 Mart 2019 15:25
Elinize ve yüreğinize sağlıklar olsun... Çünkü ve ne yazık ki gerçeğin ifadesi bile olsa, bazı konulara dokunabilmek günümüzde cesaret istiyor!.. Bu cesarete sahip olanların sayısı ise günümüzde pek çok değil... Köşelerine kurulan kimileri çıkarını gözetip muktedirlerin düdüğünü öttürüyor!.. Sizi alkışlıyorum Sayın Çakır... Dilerim Allah'tan ki yardımı seninle olsun...
Şahin 15 Mart 2019 14:17
Elif Hanım, bu yazdığınızı neden 2015'de bitirdiniz? Niye 2019'a kadar uzatmadını? Adalet güveni 2015 de neredeydi, 2019 da nerede?
KARAR OKURU 15 Mart 2019 18:17
15
Kim yaziyi 2019 a kadar uzatir. Sanki bugün her şeydüzeldi. Dün uzun uzun eleştirdiğini yazabiliyorsun. Ya bugün? Lütfen altından kalkamayacağın konulara girme.
Cesur Ali 15 Mart 2019 13:50
Ergenekon, Balyoz, Zirve, Erzincan Ergenekon, KCK ve Casusluk davaları hepside vardı ve zannettiğimizden çok daha güçlü bi yapılanma olduğunu gözlerimizle gördük bu süreçler yaşanırken feto ülkenin refahı için deil de kendine alan açmak için yapmış bu işleri siyasette tam destek vermiş bir pisliğin yerine başka bir pislik gelmeye çalışmış fakat Türk yargısının en utanılacak en taraflı en berbat dönemi 2007-2013 olamaz neden zaten o devir Devletin hukuku deil örgüt hukuku varmış lakin 2014-2019 arası tamamıyla devlet tarafından yapılan dönem işte
KARAR OKURU 15 Mart 2019 12:42
2013 ten sonra daha mı iyiyiz? Güç ve parayı verenin düdüğü çaldığı bir yerde değilmiyiz? Atasözümüz olmuş artık, güldüğümüz Nasreddin Hoca fıkralarına kadar içimize işlemiş. Niye adliye ve karakola Allah düşürmesin diyoruz.
karar okuru 15 Mart 2019 12:08
Elif , NATO demek ABD demektir. NATO demek bela demektir. Bu belanın içinde kaldığımız sürece bu ülkede ne darbeler biter nede tetikçi cemaatler. Şuna inanın yanınızdaki adamın kim olduğunu bile bilemezsiniz. Türk ordusu eğer NATO(ABD) çizgisinden bir gram sapsın vay haline. Ordudaki avrasyacı gruba tetikçi cemaat ve ona kol kanat geren hükümet tarafından yapılan operasyondur dediğin davalar. Sen hala darbe yapacaklardı diye düşünmeye devam ededurki Tatatların Kuddisilerin Kozinoğlunun kemiklerini sızlat.
KARAR OKURU 15 Mart 2019 19:12
86
NATO üyesi Devletler digerlerine göre her alanda cok daha ilerideler.NATO'ya üyelik bir sanstir,tabi üyeligin degerini bilene.
KARAR OKURU 15 Mart 2019 10:47
İşlerine geleni herkes kullanır.
Okuyucu 15 Mart 2019 10:13
Aslen merak ettiğim konu ise bir zamanlar iktidar sözcüsü olmuş olanların bu gazetede sanki yukarıda anlatılan işlerden ve ortaya çıkan sonuçlardan niye şikayet ettikleri?? Ne bekliyorlardı ki!
KARAR OKURU 15 Mart 2019 08:42
Ergenekon ve Balyoz varmışmışta, o dönemin hakimleri şimdinin teröristleri sulandırmış mış. Eee şimdiki Hakimler Savcılar ıspat etsinler o zaman. Böyle çelişki dolu bir yazı görmedim. Hem var hem yok. Oysa felsefede bir kuraldır. Var vardır yokta yoktur.
KARAR OKURU 15 Mart 2019 08:38
2007-2013 te Dünya sıralamasında Türkiye kaçıncı sıradaymış 2013-2018 de kaçıncı sıraya düşmüş bir bakıverin bakalım.
Habele-Hubele 15 Mart 2019 08:28
Bayram Bozkurt artık gizli tanık değil. 40 sayfalık ifadesinde yer alan iddialar üzerinde durulmalıdır. AK Parti kendisine gebe hakim ve savcıları kullanıyor. Mansur Yavaş için dosya elden ele gezip nihayet militan bir savcıya gelmiş deniliyor. Bazı davalar için iltisakı, irtibatı bize lazım olur diye görmezden gelinen savcı ve hakimler yok mudur? Şeytanın aklına gelmeyeni akledenler ile muharabız? Kendine göre toplumu inşa etmek üzere seferber...
KARAR OKURU 15 Mart 2019 06:18
ABDnin Turkiye hakkinda yazdigi insan haklari raporuna disisleri bakanimiz yine "cok sert" cevap vermis. Hukuk devleti oldugumuzu ve insan haklari konusunda cok hassas oldugumuzu beyan etmis. ABD gibi dunyanin basina bela bir ulkenin baska ulkeler hakkinda her yil insan haklari raporu yazmasi kustahlik; buna kusku yok. Ote yandan raporda yazilan her sey dogru. Ulkemizde olup bitenlerin tum dunyada ayrintisiyla bilinmesi, disisleri bakaninin da herkesin bildigi gercegi inkar etmesi utanc verici.
KARAR OKURU 15 Mart 2019 05:26
Keske bu guzel makaleyi Devlet Bahceli'nin bir sozu ile bitirmeseydiniz. 70 yasinda, siyasi kariyerini birkac yil daha uzatmak icin vaktiyle agir hakaretler yagdirdigi Cumhurbaskani'nin kanatlari altina siginan ilkesiz bir insanin ne soyledigi hic onemli degildir. Bugun gizli tanik fitne tohumudur der, yarin gizli bir tanigin cok gerekli oldugunu soyler...Ergenekon gerekli bir davaydi. Orduda darbe planlari her zaman yapilyordu ve buna son vermek onemliydi ama Gulenci savci ve yargiclar hukuka aykiri isler yaparak suc islediler.
Ahmet Kaya 18 Mart 2019 18:23
8
Bahçeli hiç yoktan devletin Cumhurbaşkanı ile beraber yürüyor.CHP ,İYİ ,SP ise HDPkk ile beraber yürüyor.Sence hangisi daha iyi acaba.Ayrıca Gülenci savcı ve yargıçlar değil ,Fetöcü savcı ve yargıçlar diyecektin herhalde!!!!!!!!!
KARAR OKURU 16 saat 7 dakika önce
21 Mart 2019 21:10
0
Saadete sataşan şahıs. Saadet in Hdpkk ile işbirliği yaptığını ispatlasana. İftira atmaktan başka işin yokmu? Böyle birşey varsa savcılar polisler ne duruyor. Bu kadar mı düştünüz? Eğer gerçek olsaydı şimdiye kadar hükümet dururmuydu. CB İstanbulda ve Ankarada Saadetin adayı yok diyor. Çok iyi biliyor var olduğunu. Allah korkusu yok mu sizde. Ucuz siyaset buna denir.
Okur 15 Mart 2019 03:58
Bütün bu anlattıklarınız dehşet verici ama kim yaptı, kim zemin hazırladı, kim desfekledi. Ve hiç haberiniz olmadı mı bu süreçte? Bu enkazın kalkması mümkün değil gibi. Kentsel dönüşüm gibi bir mantık gerek ama aynı kafa ile inşa edilecekse Kartal daki bina gibi kendikendine yıkılır oda.
KARAR OKURU 15 Mart 2019 03:47
Yıl 2019 adalet 0 bir ülkenin en önemli temel taşı adalettir. ama görüyorum ki daha da kötüye gidiyor bu üzücü. ....
Has Parti 15 Mart 2019 02:18
Sayın yazar Fetö firarda ama Fetöcülük iiktidarda mı diyorsunuz?
KARAR OKURU 15 Mart 2019 19:16
1
Ortaklar kötü bosandi,gerisi ayni.
KARAR OKURU 15 Mart 2019 01:19
Gizli tanıklığı kaldırsan, maalesef yalancı tanık bulurlar, yada başka birşey. Amaç muhalifleri korkutmak, sindirmek, ve terörist diyerek atmak değil mi?
Kime göre karanlik, muhaliflere, yazarlar, hür medyaya, okumuslara, kürtlere, alevilere ve akpli olmayanlara göre karanlik olabilir ama reis daha hayal etmeden bunu düsünen bir yargi var o memnun olsun diye insanlara suc üreten sucsuz yere hapislerde süründüren tüm rakiplere siyasi olarak gücleri yetmiyorsa yargi eliyle alasagi eden AKP baskani, akpli vekiller, bakanlar, evlatlar, damatlar icin ap aydinlik bir yargi sonalarin önündeki bütün sorunlari sapidak diye cözen bazen fetö bazen pkk bazen gizli sanikla insanlari zindana tikan dünyanin en güzel tarafgir bembeyaz bir y
Karadenizli 15 Mart 2019 01:01
iktidar ülkeyi aldığı yere bıraksa şükrederiz,her konuda geri gidiş var..siyasal islam güçlendi dindarlık geriledi...Allah sonumuzu hayr etsin..
Hasan Fevzi 15 Mart 2019 00:42
Görünen o ki bu iktidar ve AKP genel başkanı büyük bir enkaz bırakıp gidecekler. Peki bu enkazı kim nasıl temizleyecek. Adalet sistemi bu kadar adaletsizlikten sonra neyi nasıl ayakta tutacak en önemlisi de bu işlere imza atan savcı ve hekimlerden kim hesap soracak birileri bedel ödemeli gene söylüyorum çok suçsuz insanİn hakkına girildi iktidar savcıları eliyle
Avukatsınız,söyledikleriniz doğru..Gizli tanık olabilir belkide can güvenliği söz konusudur.Bunu o kadar önemsemem.Asıl önemsediğim insanlar kendini dahi ilgilendirmeyen konularda nasıl iftira atabilirler!Bu adliyelerde sıradan vaka olmuş sa bunu önemsemeliyiz!Bence Yemin etme tekrar getirilmeli,Nasıl olsa yalan söylüyorlar bari günaha girmesinler anlayışı doğru değil!Yalan tanıklıkla insanların gelecekleri karartılıyor.Birde tanıklık zorunlu olmalı,hile erbabı sahte tanıkta buluyor.Esas görgü şahidi tanıklıktan kaçınırsa adalet nasıl ortaya çıks
KARAR OKURU 16 Mart 2019 00:13
0
Mevcut hukuk sistemimizde tanıklık yapmak zorunludur. Ceza davalarında tanıklar yemin ederler.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN