Yerlerine kayyım atanan belediye başkanları sadece Ahmet Türk ve Ahmet Özer mi?
MHP lideri Devlet Bahçeli 24 Şubat 2026 Salı günü TBMM’deki grup toplantısında “Ahmetler makama” çağrısını bir kez daha tekrarladı. Kayyum uygulamasının “herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde” yeniden ele alınması gerektiğini söyleyen Bahçeli “iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır” dedi.
Bu üçüncü tekrar…
Bahçeli üç haftadır isimlerini zikrede zikrede grup kürsüsünden temennisini değil açık ve net bir şekilde talebini gündeme getiriyor, çağrıda bulunuyor. Üçüncü haftadır partisinin grup toplantısında, doğrudan Beştepe’ye, açık açık, herhangi bir izaha ihtiyaç duymayacak netlikte dilekçe yazıyor. Aslında üstü kapalı ittifak ortağına “Ahmetlerin dosyasını kapatın, kayyum rejimini istisna çizgisine çekin” diyor.
Üzerimize alınmamızı gerektirecek bir durum yok, bu çağrının muhatabı bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarıdır.
Ahmet Türk ve Ahmet Özer konusunun MHP için tartışmaya kapalı olduğunu, bu konudaki kararlarının net olduğunu daha ilk açıklamasında dile getirmiş “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Selahattin Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” demişti. (3 Şubat 2026)
***
Bahçeli’nin bu taleplerine dair üç haftadır somut bir gelişme olmadı; ittifakın icracı ortağı herhangi bir adım atmadı, topu taca atmaya, kulağının üstüne yattığı yerden havaya bakıp ıslık çalmayı sürdürüyor. Ama buna rağmen MHP lideri, önceki gün Öcalan’la ilgili el yükseltti ve bu taleplerine bir de “Öcalan’ın statüsü” başlığını ekledi.
Ben gerçekten bu “Ahmetler meselesinin” nasıl neticeleneceğini merak ediyorum.
Elbette ki MHP liderinin bu talebini aynı zamanda kamuoyuna açık bir şekilde dile getirmesi önemlidir ama yeterli değildir. MHP lideri Bahçeli ve MHP’li yetkililer her ne kadar iktidar ortağı değil, ittifak ortağı olduklarının altını çizseler de… İktidar içinde çok güçlü oldukları, AK Partinin MHP’ye hayati derecede ihtiyacı olduğu, MHP’yi kaybedecek lüksünün olmadığı da ortada.
Dolayısıyla Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk “teşekkür ediyoruz, bu çağrılar ve öneriler hukuk güvenliği açısından son derece kıymetlidir ama halkımız artık somut adımların atılmasını, bu çağrıların icraata dönüşmesini bekliyoruz” demekte haklılar yine “iki Ahmet’in” de söylediği gibi halkın iradesine ipotek koyan “kayyımlar meselesinde yasal düzenlemelere” ihtiyaç yok. Olay gayet basit iktidar “AİHM ve AYM kararlarında uygun adımları” atılmasının önünde engel teşkil etmese sorun çözülecek.
Her şey bu kadar basit aslında.
Partisinin kürsüsünden üç kez “Ahmetler makama” talebinde bulunan MHP lideri Bahçeli “Ahmetler makama” gündemiyle ittifak ortağıyla görüşse ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kapalı kapılar ardında bu konundaki kararlılığını göstermiş olsa bu sorun çoktan çözülürdü.
***
Şimdi gelelim madalyonun öteki yüzüne.
İçi boş dosyalar üzerinden görevlerinden alınan, seçmenin iradesine ipotek vurularak yerlerine kayyım atanan belediye başkanları Ahmet Türk ve Ahmet Özer mi sadece?
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde toplamda 78 belediye kazanan DEM Partinin 11, CHP’nin 3 belediyesine kayyım atandı. İktidar 2023 yerel seçimlerin ardından CHP’ye yönelik başlattığı “silkeme” operasyonlarıyla CHP’yi köşeye sıkıştırmaya devam ediyor, tutuksuz yargılanması gereken CHP’li belediye başkanları maalesef tutuklu yargılanıyorlar.
Ahmet Türk ve Ahmet Özer makama dönsünler tamam da Van Büyükşehir Belediye Başkanı Abdullah Zeydan’, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ne olacak?
“İki Ahmet makama dönsün” de Mehmet Sıddık Akış, Gülistan Sönük ne olsun? Onlar dönmesinler mi?
Sayın Bahçeli Ahmet Özer’in uğradığı hukuksuzluk ve karşı karşıya kaldığı adaletsizliğin maşeri vicdanda yeri yok, mahkemenin verdiği mahkumiyet kararının hukuken makul bir gerekçesi yok, evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmıyor… Peki CHP’li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın uğradığı hukuksuzluğu nereye koyacağız? Seçilmiş belediye başkanı Resul Emrah Şahan makamına dönmesin mi? Tutuklu mu yargılansın?
İttifak ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli ülkemizdeki bütün hukuksuzluklara mı karşı, yoksa hukuksuzlukların sadece “Terörsüz Türkiye” politikasını ilgilendiren kısmıyla mı ilgileniyor?
AİHM ve AYM kararlarının sadece Terörsüz Türkiye kapsamında uygulanmasını mı istiyor yoksa AİHM ve AYM kararlarının eksiksiz bir şekilde uygulanmasından yana mı?
MHP Genel Merkez’den yükselen hukuk sesi sadece Terörsüz Türkiye politikasıyla mı ilgili mi, bütün ülkeyi mi kapsıyor?
Daha net sorayım hadi, AİHM ve AYM kararları sadece Abdullah Öcalan’ı, Selahattin Demirtaş’ı kapsayacak… Mesela Osman Kavala’yı Can Atalay’ı, Tayfun Kahramanı da kapsayacak mı?
Daha da önemlisi MHP lideri Devlet Bahçeli artık söylemin, çağrının, talebin ötesine geçmeyecek mi? Sözünün daha fazla yerde kalmasını içine sindirecek mi? Çünkü MHP’nin durduğu makam, talepte bulunma makamı değil, bu taleplerin yerine getirilmesini sağlama makamıdır.
Sayın Ahmet Türk’ün de ifade ettiği gibi halk artık MHP’den somut adımların atılması konusundaki iradesini görmek istiyor. Ülkemizdeki hukuksuzlukları yeterince gündeme getirdiler, uyarılarda bulundular. Şimdi eylem zamanı.
