Ekimde seçimi var, çılgınlığı üstünde…
İsrail’in Gazze etrafındaki bölgeye yönelik saldırganlığı ertesinde ‘‘Yoksa sıra Türkiye’de mi?’’ sorusuna cevap aranan ülkemizde, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib bölgesinde bulunan Abu al-Durur askeri üssüne, orada Türk askerlerinin konuşlandırılacağı iddiasıyla, sekiz hava saldırısıyla vurmasının pek az ilgi uyandırmasını anlamlandırmak hayli güç.
Daha çok ‘‘İsrail mi, güldürmeyin bizi’’ tavrı hakim oldu saldırı sonrası ortama…
Karmaşa ortamında en çok, ABD’nin Ankara’ya büyükelçi olarak gönderdiği, bu arada Suriye temsilcisi görevini de yüklediği, ardından sıfatlarına bir de Irak temsilciliği eklediği Tom Barrack’ın sesi duyuldu.
Barrack, Suriye’nin kuzeyindeki askeri üsse İsrail saldırısı sırasında Türk ordusunun bunu kendilerine dönük kötü niyetle ilintilendirmelerinin mümkün olduğunu bile söyledi.
Muhalif-muvafıkıyla İsrail medyası günlerdir Suriye’deki üsse saldırı konusunu ve Barrack’ın Netanyahu üzerinden İsrail’i suçlayıcı açıklamalarını konuşuyor.
Suriye’nin kuzeyini bombalama kararı verirken, Netanyahu’nun amacının, kaybettiği oylarını ekim ayında yapılacak seçimlerde yeniden kazanmak olduğu tezini de dile getirmiş ABD büyükelçisi…
[Tom Barrack, bu arada, Türk seçmenlerin Gazze konusunda hassas olduklarını İsraillilere hatırlatmak amacıyla, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi erken seçime götürme kararını vermek üzere olduğunu da söylüyor… Türkiye’nin erken seçime yaklaşmış olabileceğini de ilk kez bir ABD büyükelçisinin ağzından işitmiş olduk.]
İsrail medyasının da dikkat çekmeden edemediği tuhaflık gerçekten dikkat çekici: Kuzeydeki bir askeri üsse Türk askerleri gelecek bahanesiyle İsrail egemen bir devlet olan Suriye’ye saldırıyor, Ankara ve Şam’dan da açıklama yapılsa bile, kınama ve karşı hamle en çok ABD’nin Ankara büyükelçisinden geliyor…
Türkiye’nin saldırıya cevap vermesine kıl payı kaldığı ondan işitiliyor…
İsrail uçağının, vaktiyle Rus uçağının saldırıyla düşürülmesi gibi bir sonuca maruz kalabileceği benzerliğini kuran da o…
Orada da kalmıyor, İsrail’in Türklere ‘gel-gel’ çektiği ihtimalini de akla düşürüyor Barrack…
Ardından, savaş uçaklarının önceden uyarmadan ve koordinasyon sağlamadan sınıra yakın uçmalarının ‘çok tehlikeli bir oyun’ olduğunu İsrail’e hatırlatan da o…
[İsrail saldırıyı Beyaz Saray’a haber vermiş aslında. Saldırıdan altı gün önce Türkiye’nin üsse askeri unsurlar taşıyabileceği yönündeki istihbarat aktarılmış… Mossad başkanı Roman Gofman da, saldırıdan iki saat önce Suriye dışişleri bakanı Esad el-Şaybani’yi arayıp bilgilendirmiş… Barrack, Washington’daki yetkililer ile uzmanların ‘böyle bir şey olmaz’ kanaatinde olduklarını da söylemekte.]
Peki, saldırıyı altı gün önce haber alan Washington Ankara’yı arayıp Netanyahu’nun niyetini aktarmış mı?
Cevabını bilemediğimiz bir soru bu.
Üsse yapılan saldırıyı, İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını ‘kendilerine karşı bir tehdit’ olarak algılamalarıyla gerekçelendiriyor…
İsrail istihbaratı Mossad’ın terörle mücadele biriminin eski başkanı Oded Eilam, Jerusalem Post gazetesine, daha önce hiç işitilmemiş ‘‘Türkler o üsse İran’a giden İsrail jetlerinin işini zorlaştıracak ileri bir sistem yerleştirmek çabasındaydı, onu durdurduk’’ yakıştırmasında bulundu.
S-400’ü mü kast ediyor?
Herkesi kendileri gibi sanıyor İsrailliler…
Şu tabloya bakın:
İsrail, ülkedeki karmaşayı kullanarak Suriye’nin kendi sınırına yakın bölgesini işgal etti; böylece 1967 savaşında işgal ettiği Golan Tepelerini, Suriye’nin en yüksek zirvesi olan Hermon (Şeyh) Dağı’nın Suriye tarafında kalan kısmını da tamamen içine alacak şekilde kilometrelerce ileriye taşıyıp kendisiyle işbirliği içerisindeki Dürzi güçlere teslim etti. Orada güvenliği İsrail askerleri sağlıyor. Ayrıca, resmi kayıtlara göre, İsrail Suriye’deki hedefleri tam 27 kez vurdu ve 37 kara operasyonu gerçekleştirdi.
Tablo bu.
Bu tabloya, bir yandan İran’a saldırırken, savaşı ve Hizbullah varlığını bahane ederek İsrail’in Lübnan’da işgal ettiği, derinliği 10 km’yi aşan geniş şu bölgeleri de ekleyebiliriz: Debşe Tepesi ve Ali Tahir Tepesi gibi sınır hattındaki köyler ve tepeler…Merciyun kırsalı… Bint Cibeyl sınır kesimleri…Kafr Rumman ve Nebatiye el-Fevka çevreleri… Sur ilçesi güney sınırı…Tarihi Şakıf kalesi ve çevresi…
İsrail gazetelerine, Jerusalem Post ile Haaretz’e göz atıyorum, eğilimleri farklı olsa da yazarları, her biri kendi eğilimine göre, Netanyahu’ya ‘‘Başımıza bir de Türkiye ile savaş çıkarma’’ uyarısında bulunuyorlar…
Türkiye’nin güçlü ordusunu ve NATO üyeliğini hatırlatarak…
Ekim ayındaki seçimde iktidarını kaybetme ihtimali büyüdükçe, Netanyahu’nun ‘‘Yaparım bilirsin, gözü kara deliyim, yakarım Romayı da yakarım ben’’ çılgınlığına doğru yol aldığının onlar da farkındalar…
