En iyi yönetim: ‘Vasat’ın iktidarı

Arapçadan aldığımız vasat kelimesinin asıl anlamı “orta”. Yerine göre ortam veya ortalama anlamlarına da geliyor. Gelgelelim son zamanlarda dilimizdeki bu eski kelime yeni bir anlamda kullanılıyor ve daha çok olumsuzluk ifade ediyor. Herhangi bir durumu veya olguyu nitelemek için vasat dediğinizde “eh işte” gibi bir şey anlaşılıyor. Fazla gelişmemiş, olağanüstü sayılmaz, mükemmel değil… Ama idare eder.

Hatta bununla da kalmıyor, bazen kelime “ortalamanın altında” gibi bir anlam yükleniyor. En azından sıradan demek oluyor.

Bu bakımdan, söz gelimi Türk toplumunun vasat yönlerinden söz eden bazı özeleştirel değerlendirmeler, siyasette ve sanatta artık vasatlığın egemen olduğu gibi görüşler veya aydınlarımızın vasatlığını yeren dokundurmalar sıkça karşımıza çıkıyor.

Peki, bunlarla anlatılmak istenen nedir? Toplumumuzun kalitesinin istenilen ve gereken seviyede olmadığı herhalde. Öyleyse bir toplumun kalite seviyesini tespit etmek için kullanılan birtakım ölçüler ve ölçütler (kriterler) olmalı. Ancak bilhassa “istenilen seviye” dediğimize göre burada nesnel olmaktan çok öznel nitelikte bazı ölçülerden ve ölçütlerden söz ediyoruz demektir.

Yani herkesin kendince bir “kalite filtresi” var. Sizin de var benim de var. Mesela, bana sorarsanız bir toplumun kaliteli sayılabilmesi için iki şartı karşılaması gerekir: Olabildiğince birbirinin hakkına riayet eden bireylerden oluşması, bir. Kuralların ve yasaların herkes için geçerli olması, iki.

Bizim kaliteli toplum dediğimize Farabi “erdemli toplum” diyordu. Daha doğrusu, “erdemli şehir” (“El-Medinetü’l-Fazıla”) diye tanımladığı bir “ideal toplum”dan söz ediyordu.

İkinci Öğretmen”, toplumların da insan bedeni gibi farklı organlardan oluştuğunu ve bunlardan birinin sağlığını kaybetmesi durumunda tüm bedenin bundan etkileneceğini söylüyordu. Organlarımız fonksiyonları ve güçleri bakımından eşit değildir, bazıları diğerlerinden üstündür ve yönetici konumundadır. Bununla birlikte bedeni canlı tutmak için tüm organlar birbirileriyle yardımlaşmak durumundadır. Tıpkı bunun gibi, insanların kendilerini mutluluğa ulaştıracak şeyler konusunda birbirlerine yardımcı oldukları toplum en mükemmel toplumdur. Keza en iyi millet (ülke) de bütün şehirleri birbirlerine yardımcı olan millettir (veya ülkedir.) İdeal evrensel toplum ise bütün milletler birbirleriyle dostluk ve dayanışma içinde oldukları zaman ortaya çıkar. (Farabi, “İdeal Devlet”, çev. Ahmet Arslan, Türkiye İş Bankası Yay., 2019)

Farabi’nin devleti kim yönetmeli sorusuna verdiği cevap kadim Grek filozoflarının çoğunun cevabıyla aynıdır. Erdemli Şehir yazarı da mesela Platon gibi ideal bir toplumun ancak ideal bir liderin yönetimi altında mümkün olduğu görüşünü savunuyor.

Platon’a göre en mükemmel devlet “en erdemli ve bilgili kişilerin yönetimi” anlamındaki aristokrasiyle yönetilen site devletidir. (Aristokrasi kavramı sonradan Orta Çağ Avrupa’sındaki feodal düzeni ifade eder hale gelecek.) Toplumu yönetmek bilge kişilerin işi olmalıydı. Bunun için de site devletinin başında “filozof kral”ların olması gerekiyordu.

Platon’un öğrencisi Aristoteles ise büyük bölümünü hocasının “Devlet”teki görüşlerine itiraz etmek üzere kaleme aldığı “Politika”sında “en iyi yönetim modeli” konusunda da farklı bir yaklaşım sergiler.

Nikomakhos’a Etik”inde ahlaki erdemin “vasatlık”ta bulunabileceğini ileri sürmüştür Aristoteles. Yani iki aşırı uç arasındaki dengede.

Buna göre ahlaki erdem, biri yetersizlik, diğeri ise aşırılık olan iki uç noktanın tam ortasında yer alan doğru eylemdir. (Doğuda da altı çizilen bir değerdir “vasatlık”. Hem İslam geleneğinde hem de Konfüçyüs ve Buda öğretilerinde “orta yol”, ölçülü bir hayat tarzı olarak övülür ve insanlara önerilir.)

Aristoteles, “Politika”sında ise aynı ilkeyi bu sefer devlet yöneticilerinin sahip olması gereken özellik olarak dile getirir. “Bütün devletlerde topluluğun üç kesimi vardır”, der filozofumuz, “çok zenginler, çok yoksullar ve orta halliler (aradakiler).”

Çok zenginleri ve çok yoksulları devleti yönetme kabiliyetleri açısından şöyle değerlendirir: “Başarı, kuvvet, zenginlik ve benzerlerini oluşturan her şeyde aşırı bir bolluğa sahip olanlar devlet görevlerine atanmak istemedikleri gibi böyle işlerden de anlamazlar. Öte yandan bu nitelikleri çok eksik olanlar da fazlasıyla boynu büküktürler. Buyruk veremezler, ancak bir rejime kölece boyun eğmeyi bilirler. (…) Öyleyse, şu iki şey apaçıktır ki, orta sınıf aracılığıyla işleyen siyasal ortaklık en iyisidir ve orta sınıfın diğerlerinden daha geniş ve güçlü olduğu şehirlerin iyi yönetilme olasılığı yüksektir.” (Aristoteles, “Politika”, çev. Mete Tunçay, Remzi Y., 1983, sh. 127-128)

Peki, filozofumuz bir yandan hocası Platon’un “devletin en erdemli insanlar tarafından yönetilmesi” fikrini savunuyormuş gibi görünürken aslında yöneticilerde aranması gereken ahlaki niteliklerin yerine toplumsal bir sınıfa aidiyeti mi geçirmiş oluyor?

Galiba tam öyle değil. Ahlaki niteliklerin veya değerlerin toplumsal zeminine işaret ediyor. En alttakilerin ve en üsttekilerin ahlakı yerine orta hallilerin ahlakını tercih ediyor. En iyi devlet yönetimi de bu kesimin ahlakıyla mümkün olabilir diye düşünüyor.

Özellikle modern tarihteki büyük toplumsal dönüşümlerin çoğu orta sınıfların eseri olduğuna göre çok da akıl almaz bir düşünce değil herhalde bu.

Peki, Türk siyasetinin toplumsal dinamiklerini değerlendirebilir miyiz buradan bakarak? Bunu bir düşünelim…

YORUMLAR (9)
9 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.