Sandıktan korkmaya hacet yok

Sonunda partilerin seçimden korktuğu günlere de geldik.

CHP, 2028 yılının ikinci yarısında yapılacak seçimin tarihinin bu yıla alınmasını, tahmin edilebilecek gerekçelerle istiyor; bunu sağlamak için değişik yollar deniyor CHP.

Ülkenin dört bir tarafında düzenlenen mitinglerde toplanan yüzbinlere iktidar kulak asmayınca, pek alışılmadık farklı bir yönteme başvurmayı düşündü CHP yönetimi: Ara seçim zorlanacak

Bunun için Meclis’te 30 milletvekilinin eksilmesi yeterli; sekiz sandalye şimdiden boş, CHP’den 22 milletvekili istifa ederse anayasa gereği boşalan yerler için ara seçime gidilmesi gerekiyor…

Kulaklarını iktidar partilerine veren yorumcular “Ya istifalar kabul edilmezse?” sorusunu gündeme taşıdılar…

AK Parti - MHP çoğunluğu ara seçimi zorlama amaçlı istifaların hepsini reddedebilir, hatta sadece bazılarını reddederek girişimi başarısız kılacağı gibi CHP’nin Meclis’te temsilini de zayıflatabilirmiş…

Yapar mı yapar…

Tamam da, iyi mi olur?

Özellikle de iktidar partileri açısından soruyorum bu soruyu…

Sorumun cevabını en iyi bilebilecek durumda olanlar iktidar partilerinin yönetici koltuklarında oturuyorlar. Zamanı gelmiş seçimleri engelleme yanlışına düşmediği bilinen bir parti -MHP- şimdi iktidarın ayakta kalmasını sağlıyor; oysa MHP 2002 yılında seçimin erkene alınmasını sağlamıştı.

Hem de, baraj altında kalma pahasına…

Ülke açısından doğru bir tavırdı Devlet Bahçeli’nin partisi içerisinden gelen itirazlara rağmen seçimi erkene aldırma kararı… Kriz içerisindeki Türkiye, tazelenen iktidarıyla, boğucu sıkıntılarını kısa sürede geride bırakabildi o sayede…

Bugün de 2002 yılındaki duruma benzer sıkıntılar her alanda hissediliyor.

Ülkenin iktidar tazelemeye ihtiyacı var ve bu ihtiyaç hemen her kamuoyu yoklamasına artarak yansıyor…

İktidarın tazelenmesi ihtiyacı, taraflı yorumcuların yansıtmaya çalıştıkları gibi, CHP’ye iktidar yolunun açılmasını sağlama amaçlı olmak zorunda değil. Seçimin arzulandığını gösteren kamuoyu yoklamalarında, AK Parti ile CHP oyları birbirine yakın görünüyor.

MHP ortaklıktan vazgeçmediği takdirde, yapılacak ilk seçimde, sandıktan bugünkü iktidarın yenilendiği bir sonuç da pekala çıkabilir…

Sandıktan ne çıkarsa çıksın seçimin yenilenmesi ülkenin hayrına olacak…

Benzer sorunlar yaşayan Macaristan’da 24 Nisan günü seçim var. Ülkeyi 16 yıl ‘tek adam’ olarak yöneten Viktor Orban’ın seçimi kaybetmesi bekleniyor…

Kaybederse kime kaybedecek Orban?

İktidarı boyunca yanı başında bulunmuş Péter Magyar’a ve yeni partisi Tizsa’ya…

NATO ve AB üyesi Macaristan’da, Orban’ın kişiliğine bakıp “Kaybedeceğini görürse seçim yaptırmaz” diyenler vardı; ama gördük, sandıktan kaçılamıyor…

Dostu Orban’ın akıbetinin kötüye gittiğini fark eden Donald Trump, seçim kampanyasına katkıda bulunsun diye yardımcısı JD Vance’i gönderdi Macaristan’a…

Bakarsınız yararı olur, Orban yeniden seçilir…

Seçimle iktidarı tazeleneceği için, başta muhalifleri olmak üzere, kimse kendisine itiraz etmez…

Tabii işin içine hile karışmazsa…

İktidar partilerinin seçimden korkması için sebepler var elbette. Ancak sebeplerin hemen hiçbiri sandığın halkın önüne gelmesinin gecikmesiyle ortadan kalkacak türden değil.

Hayat pahalılığı mı azalacak?

CHP’li belediyelere karşı yürütülen yargı süreci iktidar çevreleri tarafından beklendiği biçimde yürüyor mu? İnsanlar hukukun yanlış kullanılmadığı kanaatine mi kavuşacaklar süreç biraz daha uzar, cezaevindeki siyasetçi nüfusuna yenileri katılırsa?

‘Terörsüz Türkiye’ adıyla yürütülen sürece olan kamuoyu desteği, seçim geciktikçe, bugünkünden daha mı artacak, yoksa azalacak mı?

DEM Parti tabanından gelmesi beklenen destek herhangi bir sebeple gerçekleşmez veya ortağının süreci yokuşa sürdüğü vehmine kapılacak MHP desteğini çekerse ne olacak?

Ülkemizde siyaset ile kamuoyu arasında ciddi bir farklılaşma da gözleniyor. Bu yazıda benim de yaptığım gibi, seçimi etkileyecek siyaset hep AK Parti-MHP cephesi ile CHP arasında yaşanacak sanılıyor; oysa bir de en az o iki cepheye akabilecek oy hacminde bir üçüncü kategori daha var: Kararsızlar

Meclis’te temsilcileri bulunan ve kendilerini ‘Üçüncü Yol’ veya ‘Yeni Yol’ olarak tanımlayan partilerde henüz bir kıpırdanma yok; ancak formülünü buldukları takdirde onların da böyle bir potansiyeli olabilir…

Macaristan’da kitleler, vaktiyle Orban’ın yakınında bulunmuş birinin yeni partisine oy verebileceklerini belli ettikleri gibi, tarihi yakınlaştığında o kesimde bir canlanma bizde de gözlenebilir.

Seçim tarihinin ertelenmesi böyle bir gelişmeye de yol açabilir.

Birkaç dönemdir ülkeyi erkenden seçime götürmeyi Devlet Bahçeli sağlamıştı; onun çıkışlarına alıştık.

Galiba bu kez de yine ilk işaret ondan beklenecek…

YORUMLAR (17)
17 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.