Zorunlu bir yazı

Okur yorumlarından, sıkça değişen gündemin en sonuncusu Kaşif Kozinoğlu konusuna neden girmediğimi merak edenler olduğunu biliyorum.

Adli Tıp Kurumu’nun ölüm sebebi raporunu bekliyorum…

Geçen hafta Karar’a uğradığımda, Mustafa Karaalioğlu, Kozinoğlu konusunda hangi kanala konuştuğumu sordu. Çoktandır hiçbir kanala çıkmadığımı, görüntülü malzeme kullanılıyorsa, onun çok eski tarihli olabileceğini söyledim.

Sonra konuyu unuttum.

Ancak ciddi bir durum teşkil etmese aramayacağını bildiğim bir dostumun uyarısı üzerine, konuyu benim eksenimde tartışanlar da olduğunu ve tartışmaların sosyal medyaya da taştığını öğrendim.

Şaşırdım.

Kendisinden hakkımda yazılıp çizilenlerle ilgili yazılı-görüntülü her şeyi toplamasını istediğim yol arkadaşımın hazırladığı dosya ise beni hayretler içerisinde bıraktı.

Dosyadaki ayrıntılı bilgiler, 2004 ve 2011 yıllarında yazdığım yazılar ve bir Kanal-7 yorumum üzerinden gelişen yayınların, ilgi çeken güncel bir konuya ismim üzerinden biraz daha ilginçlik katma gayretini aşan bir muhtevaya doğru yol aldığını gösteriyor.

İlk yazım 1966 yılında yayımlandığına göre yazarlık hayatım 60. yılında.

Gazeteciliğe fiilen girmem 1970’li yıllarda Yeni Devir ve Milli Gazete’de gerçekleşti. Arada o dönemin çok satan yayınlarından İslam Mecmuası’nda dış haberler bölümünü hazırladım ve bazı dış yayınlara haber ve yazı katkısında bulundum. 1984’te Milli Gazete’ye genel yayın yönetmeni oldum.

1985-1986 yılları arası bir dönem dışında hep yazıp duruyorum.

Bir dönem, gazetede biri Taha Kıvanç müstearıyla olmak üzere iki yazım yayımlanırken, bir yandan da Daily News gazetesinde de yazdım. Hafta içi her akşam Kanal-7 Haber Saati programı içerisinde günlük gelişmeleri yorumladım. Hafta sonu da, üç meslektaşla, ‘Başkent Kulisi’ programında siyasi gelişmeleri tartıştık.

Günde bazen dört farklı yazıyla okur önüne çıktığım oldu.

Gazetelerde genel yayın yönetmenliği veya Ankara temsilciliği görevlerim de bulunduğu için, gelişmeleri yerinde takip etmem de gerekiyordu.

Onbinleri aşan yazı birikimimden erişebildiğimiz büyük çoğunluğuna ve katıldığım bazı TV programlarının videolarına fehmikoru.com' sitemden kolayca ulaşılabiliniyor.

Kimseden yazdıklarımı ve yorumladıklarımı saklamam gerekmiyor.

Bütün istediğim yazdıklarımın ve yorumlarımın bağlamından saptırılmaması…

İstihbarat her zaman ilgi alanım olmuştur; o alana giren konularda birkaç kitaba malzeme teşkil edecek yazılar yazdığımı sanıyorum.

Kaşif Kozinoğlu da istihbaratçı kimliği sebebiyle ilgi alanıma girdi. Hem 2004’te ismi ilk geçtiğinde, hem de vefatı üzerine 2011’de birkaç yazı yazdım; vefatı televizyonda yorumlarıma da konu oldu.

Bugünlerde o gazete yazılarım ve televizyon yorumumdan haberlere malzeme yapılan benimle ilgili belli başlı iki konu var.

Kozinoğlu’nun Bağımsız Türkiye Partisi’nin merhum lideri Haydar Baş ile akraba olduğu iddiası; bunlardan ilki…

İddia bana ait değil. Kozinoğlu’nun bir parti lideriyle akrabalığını ilk konu edinen, kendisi de istihbarat kökenli olan Mehmet Eymür’dü; ben ona atıfta bulundum zaten.

Kast ettiği parti liderinin Haydar Baş olabileceğini, ikisinin Trabzonlu oluşundan hareketle, bir okurumun uyarısına dayanarak, yazdım.

Değilmiş…

Kozinoğlu’na “Akraba mısınız?” sorusunu, 2004 yazımdan yıllar sonra, 2011’de gözaltına alındığında, Zekeriya Öz sormuş…

Farklı bir konuda ifademe başvurulduğunda, ifademi alan savcılarla bulunduğum odaya bir dakika bile sürmeyen uğraması dışında Öz’ü hayatımda görmedim. Onunla haberleşmedim, telefonla veya başka bir vasıtayla görüşmedim.

Konu 2004’te kaldı benim için.

İkinci konu da şu: Vefat ettiği akşam, Kanal 7’de yorum yaparken, sunucunun sorusu üzerine, Kozinoğlu’nun ölüm sebebiyle ilgili tahminlerde bulundum. İstihbaratçı kimliğinden hareketle, yaptığı bunca devlet görevinden sonra cezaevine düşmeyi hazmedememiş olmasını önemseyerek, cezaevinden çıkma umudunu yitirince kendisini aşırı sporla kalp krizine sürüklemiş olabileceği ihtimalini de dile getirmiştim…

Sadece bir ihtimal olarak…

Ölümünün doğal mı, yoksa birileri eliyle mi -yani cinayet- olduğunu Adli Tıp raporunu açıkladığında öğreneceğiz.

Kozinoğlu konusuna gösterilen yakın ilgi birdenbire benim bu işe bulaştırılmamla daha da ilginç hale getirilmiş oldu.

[Gazeteciyim ve Adli Tıp raporu beklenirken konuyu canlı tutacak yan ayrıntılara ihtiyaç duyulabileceğini anlamakta zorlanmıyorum. Anlayamadığım, var olmayan ilişkiler kurularak olayın köpürtülmesi. Bunu yapanların herhalde bir hesapları vardır.]

Vefat eden bir insanın, kim olursa olsun, arkasından “Oh olsun” demiş olabilir miyim?

Ben?

Çünkü işi böyle bir noktaya kadar götürenler de olmuş…

Adli Tıp raporu fazla gecikmese bari.

ΩΩΩΩ

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.