Bomba ve Demirtaş

Demirtaş’ın 600 km’lik PKK hakimiyet alanında bir bomba geziyor.

Bağırsanız sesinizi diğer tarafa duyurabileceğiniz Suruç’tan, karşısındaki Kobani’ye gitmek için kullanmak zorunda kalacağınız 165 km’lik yolu, sırf herkesle alay etmek için dolaşarak geziyor.

IŞİD tehlikesi karşısında silahlanma çağrısı yapan ve tümüyle hakimiyeti altındaki Kobani’ye yapılan saldırıda 300 insanını kurban etmişken, silahlanmanın ne işe yarayacağının hesabını vermekle ilgilenmeyen PKK’ye rağmen geziyor.

Daha geçen ay, şahane savunmasının deliklerinden sızan 80 kadar IŞİD militanın katliamı sonrası, kalanlarını aldıkları rehinelerle birlikte Miştenur Hastanesinin yıkıntıları arasına gömüp, meseleyi temize havale eden PYD’yi umursamadan geziyor.

Esad adıyla anılan bir diktatörün, halkına karşı yürüttüğü yıkımdan kaçıp, Türkiye’ye sığınan 2 milyon Suriyeli göçmeni ağırladığı için hükümeti, ülkeyi Ortadoğu bataklığına sokmakla suçlayanların yüzlerine gülerek geziyor.

Hangi biçim ve niyetle kurulmuş olursa olsun, 90’ların devlet terörüyle bir “direniş hareketi” olma kazanımından biriktirdiği sermayesini, artık tümüyle bir savaş ağalığı kurumuna dönüşmekte kullanırken tüketmiş Kandil’e korku salarak geziyor.

Kendisiyle savaşan gruplara silah yardımı yapmış Türkiye Hükümetinin, silahların kendisine gönderildiği iddiasındaki, cemaat kılığına bürünmüş bir çetenin yalanlarına, beyhude muhalefetlerinin en değerli silahı muamelesi yapanlarla eğlenerek geziyor.

Bu iddiayı, bir tetikçiler tekkesine dönüştürdüğü gazetesinde olur olmaz zamanlarda yayınlayarak suyunu çıkaran ve buna rağmen kendi iddialarının içeriğine bile hakim olamayan Can Dündar’a, (tüm acımasızlığına rağmen ona bile) acıyarak geziyor..

Bidon kafalılıktan çıkmasın istediği halklarının, kendilerini şaşırtan insancıllığı ve uzak görüşlülüğü altında ezilmiş, itidalli politika önerileriyle bir tavşanın mabadından ötesini görmeyen ve göremeyecek uluslararası politika uzmanlarının, “Pakistanlaşmayalım” laflarını ağızlarına tıkayıp, kulaklarından girip burunlarından çıkarak geziyor.

Ama en fazla HDP taraflarında dolaşıyor.

Özellikle de, birbirine yakın gözlerinin boş bakışları belirsiz yerlere dalmadığı zamanlardaki söylevlerinde, olmayanın ispatına çağrılar yapan akıldâne eşbaşkan Yüksekdağ’dan çok, her on dakikada bir söylediği bir yalanla diğerini çürüten, diğer eşbaşkan Demirtaş etrafında dolanıyor..

Mesleğini Hollywood filmlerinde sıkça rastlanan her türlü rezilliği savunabilecek, “yalanda sınır tanımayanlar cemiyeti” üyesi paragöz avukat tiplemelerine hayranlığıyla geliştirmişe benzeyen Demirtaş.

Davutoğlu’nun “terore karşı ortak açıklama” çağrısını, daha açıklandığı gün “hükümet yürüttüğü politikayla, zerre kadar umut vermiyor, barışa yaklaşmıyor” diyerek itibarsızlaştırdığını unutup, “Dolmabahçe Mutabakatı’na dönelim, öyle..” diyerek reddeden Demirtaş.

Kürt Siyasal Hareketinin baş düşmanı IŞİD’ın temel politikalarından birinin, Türkiye’de bir Kürt-Türk ya da bir başka boyutuyla
İslamcı-Sekuler çatşması çıkarmak olduğunu bilmesine rağmen ama, Türkiye Halkları umrunda olmadığından o yangına körükle giden Demirtaş.

Yalan söylerken engelleyemediği sesinin incelmesine inatla direnmeye çalışarak ve barış için atılmış atılacak her adımı itinayla tökezletecek çelmeler atmaya hazır, ağzını her açışında, etrafa paralel yapı argümanları saçan Demirtaş.

Bir halkın direnişi üzerine çöreklenmişlerin sözcüsü,
Zorluk ve fedâkarlıklarla tesis edilip sabırla sürdürülen bir barışın paraziti,
Gezi Kalkışmasının sosyetik asileri de dahil, her türlü ikiyüzlülüğün reklâm yüzü,
Yılandan korkunç kıvrılan yalanların tizleşmiş sesi Demirtaş.

Birazdan gidip hedefinde patlayacak o bomba en çok, işte bu Demirtaş’ı seviyor ve hedefine ulaşmadan hemen önce Adıyaman’a da uğrayıp, o işini gördükten sonra hedefindeki jandarma timine bu sefer taciz için değil, öldürmek için ateş açıp onbaşı Müsellim Ünal’ın hayatını alacak PKK gerillasının namlusunun önünden de geçiyor.

Sonra da gidip hedefiyle buluşuyor.

Türkiye’nin her tarafından gelen çoğu öğrenci genç, akılları ilk erdiğinde gördükleri bu zalim Dünya’yı bir devrimle kökten değiştireceklerine inanan, inançlarını sorgulamaktan çok onun üzerine kurulu bir altkültürün cazibesine ve aslında sürekli kim ve ne ne için olduğu meçhûl fedakârlıklarla ölümü kutsayan marşların etkisinde savrulan bir grup insanın içinde patlıyor.

Sonuç;

32 ölü 102 yaralı

Ve onların etrafında kıvrılıp bükülen Demirtaş, hep Demirtaş, yine Demirtaş, daima Demirtaş.

Yine ölüm, yine provokasyon, yine yalan…





YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.