Tarihsel kırılma ânı
Ermenistan’da evvelki gün yapılan parlamento seçimlerini Başbakan Nikol Paşinyan’ın partisi Sivil Sözleşme kazandı, hem de yüzde 50 civarında oy alıp tek başına iktidarını koruyarak.
Karabağ konusunu kapatmayı, Doğu Anadolu topraklarının bir kısmını “Batı Ermenistan” olarak görmekten vazgeçmeyi, uluslararası tanınmış sınırlar içindeki “Gerçek Ermenistan”a odaklanmayı, “1915”i aşmayı ve Azerbaycan-Türkiye ile bölgesel iş birliği marifetiyle kalkınma yoluna girmeyi savunan Paşinyan’a Ermenistan halkının yarısının destek vermesi bir tarihsel kırılmadır.
2020’deki Karabağ savaşını Ermenistan kaybettiği ve yenilginin sorumluluğunu ister istemez Başbakan Paşinyan taşıdığı halde 2021’deki seçimlerde Sivil Sözleşme yüzde 50’den fazla oy almıştı, o da olağanüstüydü ama bu son seçim zaferi bambaşka.
Paşinyan, yukarıda mezkûr çizgisini 2021’den sonra belirledi veya netleştirdi.
Türk düşmanlığının varoluşsal önem taşıdığı “Ermeni kimliğinin ideolojik oluşumu”nu (Dr. Brendon J. Cannon) kıyasıya sorgulayarak ve adeta yeni bir Ermeni kimliğinin inşasına soyunarak büyük cesaret gösterdi, büyük risk aldı.
Kimilerince “Hain Nikol” diye damgalandı, ayaklanma teşebbüslerine maruz kaldı.
Şükür ki onca ihanet tezviratı kâr etmedi ve Paşinyan ‘Türklerle barışıp onlarla iş birliği içinde ülkemizi ve bölgemizi ihya etmeye bakalım’ diye diye kazandı bu seçim zaferini.
Paşinyan’ın partisine oy vermeyenlerin içinde de bu çizgiyi benimseyenler, en azından tümüyle reddetmeyenler mutlaka vardır.
Neticede maya tuttu; “Ermeni kimliğinin ideolojik oluşumu”nu kıyasıya sorgulamak, Türk düşmanlığına dayanan kimliği yahut kimlik algısını değiştirmeye çalışmak Ermenistan’da normalleşti, hatta ana akım haline geldi.
Bu bir tarihsel kırılma ânıdır, evet.
Darısı Ermeni diasporasının başına.
Ne diyordu Hrant Dink?
“Ermeni kimliğinin sağlığını Fransız’ın, Alman’ın, Amerikalının ve ille de Türk’ün soykırımı kabul edip etmemesine endeksli bir durumda bırakmak, Ermeni dünyasının artık terk etmesi gereken bir hatadır…
“Ermeni dünyasının, tüm ortak performansını dünya üzerinden ‘Türk’e baskı uygulamaya ve soykırımı kabul ettirmeye ayırması, ne yazık ki kimliğin uyanışını erteleyen koca bir zaman kaybından başka bir şey değildir…
“Ermeni dünyasının kendisini ‘Türk’ten (‘Türk’le hesaplaşmaya endekslenmenin çağdaş Ermeni kimliği üzerindeki tayin edici rolünden -H.A.) kurtardığında, kimliğinde bir boşluk yaşayacağını ve özellikle de Diaspora Ermenilerinin kimliksel çözünürlüğünün hız kazanacağını sananlar aldanırlar.
“Ermeni kimliğinde ‘Türk’ten geriye kalacak boşluğu dolduracak çok daha yaşamsal bir olgu söz konusudur o da bizatihi bağımsız Ermenistan devletinin varlığıdır.
“Bundan on beş yıl önce var olmayan bu yeni heyecan, artık her türlü etkinin ve etkenin üstünde Ermeni kimliği üzerinde büyük bir rol oynamaya namzettir.
“Ermeni dünyasının geleceğini, bu minik ülkenin gelecekteki refahına ve içinde yaşayanların mutluluğuna endekslemesi aynı zamanda kendi kimliğini rahatsız eden sancılardan kurtuluşunun da bir işareti olacaktır...” (Agos, 30 Ocak 2004)
