Kentsel dönüşüm gruplarındaki şenlik (!)
Malum kentsel dönüşüm süreci son hızla ilerliyor, özellikle İstanbul’da bazı bölgeler şantiye alanı gibi, ev hanımları bu durumdan çok şikayetçi, yaz günü bu sıcakta cam açmak dert oldu, açsalar bir türlü açmasalar bir türlü, hoş camları açmasalar da yıkılan binaların tozu evlere girecek bir delik buluyor, her yer toz pislik içinde.
Bir de apartman mesajlaşma grupları var. Buralarda neredeyse her apartman, kentsel dönüşüm konularının konuşulması için bir mal sahipleri grubu oluşturdu. Malum, kentsel dönüşüm mal sahiplerini doğrudan ilgilendiriyor. Bazı apartmanlarda mal sahipleri birbirleriyle yeni tanışıyor diyebilirim, çünkü genellikle 30 yıl ve üstü binalar bunlar. Aynı binada başından beri oturanlar varsa bile tanıdıkları mal sahiplerininin bir kısmı dairesini, dükkanını satmış, bir kısmının artık çocukları ilgileniyor, kimisi de yurt dışında yaşıyor vb. Dolayısıyla mal sahipleri gruplarında önce bir tanışma, birbirini hatırlama faslı oluyor. Sonrasında kentsel dönüşüme girmek isteyenler, istemeyenler oylaması yapılıyor, bu oylamada yüzde 51 bulunursa sıra hangi mütahitle hangi koşullarda çalışılacak sorusuna geliyor, işte asıl şenlik burada başlıyor. Tabi şenlik derken ne demek istediğimi anladınız, mecazen şenlik diyorum, kastettiğim şey sıkıcı ve yorucu süreçlerin burada başladığı. Neredeyse herkesin gönlünde bir aslan yatıyor. Kimisinin bir akrabası müteahhit, kimisinin bir arkadaşının binasını bir müteahit yapmış, o kadar güzel yapmış ki mutlaka onunla çalışmak gerekiyormuş. Eğer apartman yöneticisi işin ucunu sağlam tutmazsa günlerce bu konularda mesajlaşıyorlar. Bazen yönetici veya apartmandaki birkaç kişi işin ucunu tutuyor ve müteahit müteahit geziyorlar, teklifler alınıyor, toplantılar, değerlendirmeler yapılıyor ve bir karara varılıyor. Bunlar şanslılar. Bazen de apartmanda bir ya da birden fazla sorun çıkıyor, mesela bir kat malikinin birden fazla dairesi var, yarısı bizdenden tek ödeme alacağı için dairelerini çoluk çocuğuna devretmesini bekletiyor ya da vesayet altında biri bulunuyor kat malikleri arasında. Daha önce kentsel dönüşümle ilgili yazdığım birkaç yazıda bahsetmiş olmalıyım işlemler zor yürüyor bazen. Öyle tuhaf durumlar çıkıyor ki insanın karşısına bu süreçlerde şaşırmamak elde değil.
Bir de takım tutan kat malikleri var. Hayır yanlış okumadınız “takım tutan” yazdım, tabi mecazen yine. Bunlar da bir müteahhiti gözlerine kestirmişler, diğer kat malikleri ne derse desin amigo gibi “benim müteahitim de benim müteahitim” demekten başka bir şey yapmıyorlar ama en iç acıtıcısı gözü kapalılar.
Bunlar gözü kapalı her şeye imza atmaya hazırlar. Biri gelip kendileriyle güzel güzel konuşunca ellerine verilen sözleşme metnini okuma ihtiyacı bile duymuyorlar. “Biz falana güveniyoruz.” diyerek milyonluk borç sözleşmelerinin altına hemen imza atmaya hazırlar. Bunların çoğu gerçekten iyi niyetli fakat bu kadar büyük miktarlardaki borç sözleşmelerine nasıl oluyor da sözleşme maddelerini bile okumadan ‘falana güveniyoruz’ diyerek imza atmayı göze alıyorlar anlamak mümkün değil. Başka tarz insanlar da vardır da benim gördüğüm gruplarda en çok bunlar var.
Grup sohbetleri ise tam bir drama. Bazen ufacık şeyler öyle büyütülüyor, öyle büyütülüyor ki gerçek meseleleri sağlıklı konuşmaya alan kalmayabiliyor. Alınganlıkların haddi hesabı olmayabiliyor. Öyle ki küçük ölçekli apartmanlarda aidatlar elden toplanıyorsa herhangi bir gider için “Makbuzu nerede?” diye soran kişi, para toplayan kişiye hırsız demiş gibi lanse edilmeye bile çalışılıyor, aslında makbuzu soran kişiye iftira edilmiş oluyor ama sohbet akışı içinde, o onu dedi, bu bunu dediler arasında geçmişe karışıp gidebiliyor, makbuz soran kişi biraz ısrar etmezse makbuzun gösterilmesi de geçmişe karışıp gitme riski taşıyor, böyle yapmamak lazım, herkes toplanan paraların hangi kalemlere harcandığı hakkında açıkça bilgilendirilmeli tabi. Zaten yönetimini düzgün kurmuş, banka hesabı üzerinden yürüten apartmanlarda böyle şeylerin yaşanma riski daha az. Konu 40-50 ýıllık binalar olunca eski usul elden aidat toplayan ve harcama yapanlar daha çok sorunla karşılaşıyor, bu da normal.
Böyle gruplarda drama meraklılarına çok dikkat etmek lazım yani en küçük bir şeyi büyüten, sôzleşme maddeleri ile, ödenecek para, metrekareler vb ile ilgili ciddî konuları bilerek veya bilmeyerek laf kalabalığına boğanlar aslında herkesin hakkına giriyorlar, bunun en kötü yanı da apartmanda ciddiyetle kentsel dönüşüm işinin yapılması için uğraşanları bezdirmeleri. O kadar çok laf, söz ediyorlar ki en sabırlı insanlar bile bir yerde pes etme noktasına gelebiliyor. Dramadan beslenen böyle maliklerin aslında kaos oluşturduklarınının farkına varmaları lazım çünkü kentsel dönüşüm kaosa açık bir alan değil. Milyonluk borçların altına imza atması gereken, belki de tek mal varlığı kentsel dönüşüme girecek kişiler var. Dramadan beslenenler, gruplarda en küçük şeyi büyüterek bu kişilerin kafasını karıştırıyor, bazen onları korkutuyor, bazen sindiriyor hatta kentsele girmek üzere olduğu için değeri iyice düşmüş olan dairelerini yok pahasına elden çıkarıp satıp bu kaostan kurtulmak için uğraşmaya bile sevk etmiş olabiliyorlar yani hiç de iyi bir şey yapmış olmuyorlar. Zaten bu kaos ortamını bilerek oluşturuyorlarsa o durumun hukukî boyutu bile olur ama bu ayırt edilmesi kolay bir şey değil tabii ki, bu yüzden kentsel dönüşüm gruplarında en ufak meseleyi lafa, söze boğarak aşırı büyütenlere gerçekten dikkat edilmeli.
Özellikle İstanbul büyük bir yenilenme süreci yaşıyor, Allah herkese yardım ede, deprem afetinden hepimizi koruya.
