Back To Top
Bedreddin isyan etti mi

Bedreddin isyan etti mi

 - Son Güncelleme: 31.08.2019 Cumartesi 08:14
- A +

Önceki yazılardan birinde şöyle bir cümle kullanmıştım: “Solcularımız asi olduğu için övüyor Şeyhi, sağcılarımız yine bu gerekçeyle lanetliyor. Ama gerçekten bir isyan hareketinin yaşanıp yaşanmadığı, yaşandıysa da bunun mahiyetinin ne olduğu iki tarafça da merak edilmiyor.” Bu hususu açmamı isteyenler çok oldu ama “Şeyh Bedreddin hadisesi”nin çok fazla boyutu olduğu için nihayet şimdi fırsat çıktı bu konuyu tartışmak için.

Osmanlı kroniklerinin tamamında “Şeyh Bedreddin isyanı”ndan bahsedilir. Günümüzün Osmanlı tarih anlatısında da bu “olay” pek sorgulanmaksızın eski kaynaklarda olduğu şekilde hikâye edilir. 

Oysa aynı kaynaklarda, misal olarak söylüyorum, yine Bedreddin’le aynı dönemde gerçekleşen “Düzmece Mustafa hadisesi” de vardır. Yıldırım Bayezid’in şehzadesi Mustafa Çelebi babasıyla birlikte katıldığı Ankara Savaşı’nda Timur’a esir düşmüştü. Daha sonra Semerkant’a götürülen şehzade, Timur’un ölümünün ardından Anadolu’ya dönmüş ve kardeşi Çelebi Mehmet’e karşı taht kavgasına girmişti. Padişahın adamları gerçek Mustafa Çelebi’nin Ankara savaşında esir düştüğünü, şimdi ortaya çıkan kişinin düzmece (sahte) olduğunu yaydılar ama bu propaganda pek ciddiye alınmamış olmalı ki şehzade hemen her kesimden çok önemli bir destek buldu ve bu hadise payitahtı epeyce zor durumda bıraktı.

Şehzade Mustafa’dan bütün Osmanlı kaynaklarında “düzmece” diye bahsedilir. Ama belirli bir dönemden sonra kaleme alınan metinlerde -sözkonusu adlandırma kullanılmaya devam etse bile- isyan başlatan kişinin aslında padişahın kardeşi olduğu üstü kapalı ifadelerle kabul edilir.

Günümüz Osmanlı tarihçileri arasında ise, benim bildiğim kadarıyla, bu şehzadenin “düzmece” olduğunu düşünen hiç kimse yok. Çünkü konu hakkındaki kaynaklar mukayeseli ve analitik bir yaklaşımla değerlendirildiği zaman düzmece iddiasının iktidar mensuplarının ürettiği bir propaganda aracından ibaret olduğu kolaylıkla görülebiliyor.

Ne var ki günümüz Osmanlı tarihçileri “Bedreddin isyanı” konusunda “Düzmece” konusundaki gibi kuşkucu değiller.

Osmanlı geleneksel/resmi tarihyazımının dile getirdiği hemen her şeye karşı kuşkuyla yaklaşan “revizyonist” ekolden Colin Imber’ın bile Şeyh Bedreddin “isyanı” konusundaki genel geçer kabulleri nedense hiç sorgulamadan benimsemiş olması bana özellikle dikkat çekici gelmiştir. Resmi anlatıyı “yorumlayarak yeniden üreten” İngiliz tarihçiye göre Dobruca’daki isyan Bedreddin’in sultanın ajanları tarafından yakalanıp Serez’de yargılanarak asılmasıyla bastırılmıştır. (Colin Imber, “The Ottoman Empire 1300–1650”, Palgrave Macmillan, 2002, sh, 21)

***

Tıpkı “Düzmece hadisesi” gibi, “Şeyh Bedreddin İsyanı”nın da istisnasız bütün Osmanlı kroniklerinde geçiyor olması böyle bir isyanın vuku bulmuş olduğunu kabul etmek için yeterli sayılmamalı. Çünkü sözkonusu kaynaklara özellikle bu konuda kuşkuyla yaklaşılmasını gerektiren çok ciddi sebepler var. Bunları birer ele almaya çalışacağız.

En başa dönecek olursak, “Şeyh Bedreddin hadisesi”nin gerçek mahiyetini anlayabilmek yolunda dönemin tarih kaynaklarından doğrudan yararlanmak mümkün değil. Çünkü ilk dönem Osmanlı tarihçileri de -tıpkı sonraki dönemlerin tarihçilerinin de yapmaya devam edecekleri gibi- ele aldıkları konuları veya anlattıkları hadiseleri hiç kuşku yok ki yönetimin resmî tarih görüşüne uygun şekilde nakletmişlerdir. Bu noktadaki en önemli problem ise Osmanlı kuruluş devrine dair konularda resmi tarih anlatısının dışında fazla alternatif kaynağımız yok. “Anonim Tevarih” adıyla anılan bazı imzasız metinlerde veya menakıbnamelerde ve daha sonraları tabakat tarzı kitaplarda yer alabilen ufak tefek farklılıklar da ciddi bir istisna oluşturmuyor aslında.

“Şeyh Bedreddin ayaklanması”ndan söz eden ilk kaynak “Çelebi Mehmed’in sır kâtibi ve şehzadelerinin hocası” olarak Edirne Sarayı’nda bulunmuş olan -yani pek tarafsız kabul edilemeyecek- Suriyeli tarihçi İbn Arapşah’dır. İsyan rivayetine yer veren ilk yerli kaynak ise Âşıkpaşazâde’dir.

Âşıkpaşazâde’den önce kaleme alınan Şükrullah’ın Behçetü’t-Tevarih’inde ve Bizanslı Dukas’ın kroniğinde ise yalnızca Börklüce isyanından bahsedilir, Bedreddin’in adı bile geçmez. (İbn Arabşah’da ise aksine Börklüce’den bahsedilmez nedense.)

Âşıkpaşazâde Tarihinde Şeyh Bedreddin kişisel iktidar hırsı uğrunda tasavvuf yolunu suiistimal ederek haksız bir dava güttüğü için cezalandırılmış bir kişi olarak anlatılır. Diğer “Tevarih” yazarları da aşağı yukarı aynı bakış açısıyla hikâye ederler Bedreddin olayını. Başka konularda olduğu gibi bu konuda da kurulan cümleler bile Âşıkpaşazâde metnindekiyle hemen hemen aynıdır sözkonusu kitaplarda. Ama Oruç Bey, Neşrî, İbn Kemal gibi sonraki kaynaklarda “Şeyh Bedreddin ayaklanması” konusunda Âşıkpaşazâde’de yer alan “olayın anlatımı”dır tekrarlanan; müellifin kişisel yorumları -daha doğrusu hakaret ifadeleri- iktibas edilmez.

Bu noktada Âşıkpaşazade’nin bir tekke mensubu oluşu, dahası tarihteki en büyük sufi isyanının lideri Baba İlyas’ın torunlarından olması önemli bir ayrıntı. Muhtemelen Bedreddin’in suçunun bütün tekke mensuplarını ilzam edecek bir şekilde ele alınmasının önüne geçmek isteyen derviş tarihçimiz, kitabının bu konuyla ilgili bölümünde yer verdiği manzumesinde de “Çürük sôfi dili Allah’ı söyler/Gönülde altun u akçayı soylar” diyerek Bedreddin’in derdinin dünya malı olduğunu, gerçek sufilerin amaçlarıyla aynı olmadığını ileri sürer.

Belki de kendi mensup olduğu geleneği “devlete isyan etmiş olan sufi grubu” damgasını tek başına taşımaktan kurtarmak, özellikle de ailesinin bunca zamandır taşımakta olduğu bu yükü hafifletmek için… (Âşıkpaşazâde Selçuklu devrindeki Babailer İsyanına öncülük ettiği bildirilen Baba İlyas’ın soyundandır.)

Baba İlyas’ın torununun yazdıklarına mukabil Bedreddin’in kendi torununun Menakıb-ı Şeyh Bedreddin’de yazdıkları ise Tevârîh-i Âl-i Osman’larda yer alan anlatıdan tamamen farklıdır…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Abdullah 01 Eylül 2019 00:36
Selçuklular döneminde Anadolu’da bulunan bazı Hıristiyanlar da Baba İlyas’ın öğrencileri arasına girmiştir. Bunlardan biri de Baba İshak’dır. Karamanlı bir Rum çocuğu ve Kefersudlu (Malatyalı) bir Hıristiyan olan Baba İshak, kötü emeller besleyen bir kimsedir. Görünüşte Baba İlyas’ın öğrencisi gibi olmasına rağmen o, bir Rum devleti kurma emelindedir. İşte Baba İlyas’a bağlı kimseleri bu yolda kandırarak 1239 veya 1240 yılında Anadolu’daki isyanların ilkini başlatmıştır. bu harekete karşı çıkan Baba İlyas, isyandan vazgeçmesi için Baba ishak'a haber gönderir ama başarılı olamaz
Muhtefi. . 31 Ağustos 2019 17:23
Varidati yazacak Gönül Ufkuna Sahib bir Zat ı Muhterem İsyanla işi olmaz. Isine gelenler Maske olarak kullanıyor. Yanındaki, Etrafındaki ham kişilerin yüzünden yaşanmıştır, ne yaşanmışsa. !..kalanı lakirdilar. .
KARAR OKURU 31 Ağustos 2019 14:53
Osmanli hosgorusu.... cercevesinde, Seyh Bedretin de idam edildi !!! Yazinin ozu bu... Binlerce masum insan gibi...
Abdullah 01 Eylül 2019 10:16
0
Osmanlı, binlerce insanın ölümüne sebep olan Şehy Bedreddine işlediği bu cinayetler karlılık bir de onu mükafatlandırıp madalya mı taksaydı. Böylece dünyaya ne kadar hoşgörülü olduğunu göstermiş olurdu. Böyle bir sakat anlayış olur mu?
Karar Okuru 31 Ağustos 2019 14:11
Maturidilere ne oldu? Yazmaz oldunuz.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 13:47
(14) ibni arabinin 'açılan' ruhunu, kötü bir kısaltma sebebiyle sert ve kaskatı bir 'eylem' alanına döndürerek vazettiği varidatı görenler farkedeceklerdir ki, bu 'kafayla' iktidarı ele geçirse idi, cümle alemi 'bellerdi'!. ha bide -ihtimal- selçuklu tekrar yükselip devam edip, osmanlıdan bahsedilmez (miydi?)... hülasa bunlar hep 'sorular' ve bizde sorusuz hiçbir mesele yok!.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 13:32
(13)bedrettin, elbet farklıdır. lakin, şekil yönünden 'zamanının fetösü' denilebilir (mi?) halk duygusu denilen (demokrasinin de hitap ettiği) vasata seslenen bir dini anlayış.. talep edilen büyük ve sürükleyici ruh durumunu yaratamayınca.. politik iktidarı ele geçirip konuyu deus ex machina (tepeden inme Tanrı) ile çözme yoluna gitti.. başarısızlığını haklılığına tevil etmek; zulme başkaldırı olarak görmek?.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 13:15
(13)zira sol-alevi söylem, -haklı haksız- osmanlı aleyhine tüm davranış ve ifadeleri kendi hanesine almak üzere bir yol izlemektedir. oysa kendisi osmanlıda 'politik bir vakıa' olarak görülmemiştir. meğer ki, şah ismail üzerinden kurulmuş bir irtibatı kendine hamletmesin. belivetin bahsettiği 'dinlerüstü bağdaştırmacı' yaklaşımı (vahdeti vücudun kötü-kaba bir apliğidir) aleviliği, güncel politik bir dayanak olarak kabul eden değil de, din vasfını kaybetmemiş ve dindar haliyle temeyyüz edebilecek herhangi bir alevi ekolün kabul etmesi nasıl mümkün olacaktır ki?.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 13:05
(12)burada 'solculuktan' başka bir şeyin devreye girdiğini de düşünüyorum. belivet, bedrettin için sürekli 'türklerin hallacı mansuru' dendiğini tekrarlıyor. TÜRKLERİN!. milliyet, bir psikolojik vakıa olarak, kaskatı ideolojik kalıplar dahi belirtse, insan-toplum vakıasına daima 'sızar'!. belivet, dışarıdan biri olarak 'vurguyu' bizlerin alamayacağı kadar sarih bir biçimde seziyor olmalı; solcu da olsan, dimi!. son tahlilde, bedrettin 'söylemi'nin kuvveti, onun alevilik üzerinden yeniden yaratılmış olmasından da geliyor olabilir.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 12:37
(10)ama siyasi güçler henüz çok kuvvetli değildi ve haliyle 'isyan' bir olası alternatif olarak imkansız değildi. denenebilirdi; denendi. halk duygusu denilen bir vasata kolayca sirayet ettirilebilen, basit anlatımlı bir ibni arabi yorumu, nitelikli bir fikri çatışmadan galip çıkamasada, siyasi gücü ele geçirmek veya güçlerden birini kendi tarafına çekmek yoluyla pekala kendini gerçekleştirebilirdi; gerçekleştirebilir miydi? bence HER DÜŞÜNCE AKIMI İÇİN cevap koca bir hayırdır!. ruhlara sirayet edebilen derinliğine ve sürükleyici bir telkin yoksa daima 'pırtlar'!.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 12:33
(9)ancak mevlevi, nakşi, bektaşi vb yollar çoktan tüm faaliyet sahalarını kuşatmıştı. üstelik, ibni arabi ekolü (hatırladığım) davud el kayseri ve başkaları eliyle anadoluya da girmişti. bir nevi bedrettine hareket alanı kalmamıştı. dahası, vahdeti vücudun KISALTILMAYA GELMEYEN vaazı (bir melodiyi başka bir oktavdan çalabilirsiniz; notalar değişebilir ancak notalarda kalma sürelerini değiştiremezsiniz) hemen öncesinde oldukça kuvvetlenmiş SÜNNİ çatı ile bağdaşmamaktaydı. bedrettin HERŞEYDEN ÖNCE fikri olarak reddedilmiştir.
KARAR OKURU 31 Ağustos 2019 12:29
Çok mu önemli? Biz onu, güce ve zulme karşı isyanın kahramnı olarak görüyoruz. Tıpkı Spartacus gibi. Menkıbe halkın tarihi ve vicdanıdır, unutmayın! Saygılar.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 12:25
(8)bedrettin, zayıf ama pratik açıdan elverişli biçimde alınmış ve sunulmuş bir fütühat yorumu getirmiş. pratik olması halka sunulması ile ilgili. ve halka sunulması.. bunun bir sebebi olmalı ki, -varsa, yoksa- isyancılık buralardan neşet etmiştir; niyet!. şunu düşünüyorum; bedrettin dönemi, islamın devlet olarak siyaseten değil, tarikat vb unsurlarla güçlü olduğu bir zaman; bedrettin GÜÇLER DENGESİ İÇİNDEYER TUTMAK istemiş olabilir. zira her ekol, siyasi oluşuma da tesir etmekteydi. dayanağını kendinden alan bir sosyal-siyası alana ihtiyaç duyuyordu.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 12:16
(7)bedrettin, fütühat görmüş biri için pek zayıf bir ibni arabi 'tefsircisi' gibi görünmektedir. (sadece varidatı gördüm, başka varsa?) fütühattaki DERİNLİĞİNE ilerleyen mülahazalar karşısında, ben dahil her muhatabın hemen içine düşeceği gibi, 'kısayollar' üretmeye çalışan, bir binanın iskeleti üzerinden yürüyen ve sonra oluşan 'boşlukları' kendisi doldurmaya çalışan; ama süleymaniyeyi veya sagradayı 'mühendislik' incelemesi üzerinden mi okuyacağız, mimarlık ve tezyin?. derinlik buralarda zira telkin edilmek istenen RUH DURUMU buralarda idi.
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 12:12
(6)bu orjinal olan şey nedir, ne olabilir?. rüyanın içinde ve dışında, tarihte ve gelecek BİR VE AYNI OLAN şuura şahitlik; bunun verileri ile istikamet tayini; tarihle veya rüya ile ne diye uğraşıyoruz ki?. şuur, hür manasına 'hareketli'yi ifade ediyorsa, istikamet zaruridir.. tarihin akışını gözetmeden vakıalar üzerinde tartışmak beyhudedir. bence.. tarihi de olsa bir kişiyi, bir vakıayı fikirler üzerinden konuşmak gerek; ilk önce de kendi fikirleri ve bu düşüncelerin YÖNÜ üzerinden..
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 12:01
(5)mümkünleri nedense hep geleceğe aitmiş gibi konuşuyor kitaplar. geçmişin ne farkı var ki?. 'ama o GERÇEKLEŞMİŞ olanı anlatır'!. acaba?. gelecek de en az onun kadar gerçekleşmiş olanı anlatmıyormuş gibi; bizler şimdide oluşmuş bir 'karar' ile geçmişi ve geleceği düşüncede kuruyoruz. BİR FİKİR GERÇEKLEŞTİĞİ ANDAN İTİBAREN GEÇMİŞİ VE GELECEĞİ KENDİSİ İÇİN DÜZENLER-DÜZENLİYOR; hikaye bu!. bu düzenleme bir RÜYA TABİRİ gibi geliyor; yorumlama.. bir yorum, rüyanın nesneleri arasında (günümüzde olduğu gibi 'salakça' ) dolaşmak değil; aralarından ORJİNAL OLANI ÇIKARTMA olmalıdır
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 11:52
(4)mişel balivet'in simavnalı hakkında incelemesinden alınmıştır. kirasın birkaç zamandır takip ettiği 'çizgi'nin de, diğer kaynaklar üzerinden ilerlenmesine rağmen YÖN VE METODUNUN bu eserden alınmış olma ihtimalini gördüğümüz için buraya aktardık; bazen bir kitabı okursunuz aklınızda pek bir şey kalmaz. sonra bir başka metin görürsünüz. muhtevasını hatırlayamazsanızda 'tını'sına aşinalık hissedersiniz. bakarsınız; öyledir.. tarih ilmi bize hep bir RÜYA İLMİ gibi görünmektedir. şimdi'den ve şimdi dediğimiz halihazırdaki şuurumuzdan başka br şeyimiz yokken!
KARAR OKURU 31 Ağustos 2019 11:50
Sonuç nedir? Sizin kanaatiniz nedir?
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 11:47
(3)'Aslinda Bedreddin’in siyasi tavn bile kesinlikle saptanmij degildir; 1416 isyam ona mal edilse de, onun bu isyanin itaat edilen §efi ve etkin elebaji oldugu, kujkusuz Osmanli yanlisi kaynaklar tarafindan ileri siiriilen, ancak ba§ta torunu olmak iizere yakinlan tarafindan siirekli olarak reddedilen bir varsayimdan oteye gegmemektedir. '(..)Yine de, ister bu hareketin gerçekten orgiitleyicisi olmuş olsun ve zararsiz bir sufi, ister yola gelmez bir sapkin ve ciiretkar bir DİNLERÜSTÜ BAĞDAŞTIRMACI olsun (..)
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 11:39
(2)'Onun hakkinda kendi yapitlanndan dogrudan alinmij kesin bilgilerden ya da politika ve din alaninda ki§isel olarak aldigi tavirlardan yola gkilarak degil, menakibnamesinin yazan tarafindan aktanlan hayat hikayesinden kesitleri birlejtirerek ya da sufi miirjidlerini, aile baglanni, gergek ya da varsayimlara dayali muridlerinin cografi alanlanni ve hareketlerini incele- yerek, dolayli bilgilere ulajiliyor. Ibn Arabi onun iistadi olduguna gore, Bedreddin’in dujiincelerinin Endiiliislii sufininkilerle aym oldugu varsayi- liyor. '
ramazan gün... 31 Ağustos 2019 11:33
(1)'Aile tarafından Mevlevîlere, tasavvufı açıdan İbn Arabi’ye bağlanan ve olasılıkla Bcktaşîlerle kaynaşmış bir hareketin kurucusu olan Simavnalı Şeyh Bedreddin (1358/59-1416), Avrupa’da doğan birinci kuşak Türk- lerdendi. Bir gazi ile Hıristiyan bir annenin oğlu olan Bedreddin, ortaçağın sonunda Balkanlar’m bağrında kurulmakta olan Türk-Osmanlı dünyasında önemli bir rol oynamasını sağlayacak birçok mirası kimliğinde barındırıyordu. Müridlerinin en kalabalık olduğu ve varlıklarını hâlâ kısmen korudukları yerler Bulgaristan, Trakya ve Makedonya’dır.'
Umut Emiroğlu 31 Ağustos 2019 10:27
Tarih, ne ise odur. Tarihte yaşananlar, insana dairdir ve elbette onun iyi ve kötü yönlerini içerir. Osmanlı tarihi de böyle. Nitekim Osmanlı tarihi, saltanat hırsının doğurduğu zulümlerle doludur. Şeyh Bedreddin hadisesi de bunlardan biridir. Şehzadeler kavgasından galip çıkan şehzade, kardeşinin müntesibi olduğu Şeyhin çok geniş müridanı olmasını bir tehdit olarak görmüş ve sudan bir bahaneyle (Varidat'taki bir ifadenin mülkiyeti reddettiği ve şeriata mugayyirlik) Şeyhi idam ettirmiştir.
KARAR OKURU 31 Ağustos 2019 06:25
Ne diyorsunuz sayin Kiras Allah aşkına? Ne anlattiginizi anlamak mumkun değil bu Şeyh Bedreddin konusunda. Geveleyip duruyorsunuz lafi. Açık acik söyleyin ne söyleyecekseniz. Hem kaynak gösteriyorsunuz hem de gösterdiğiniz kaynagin tersini savunuyor gibisiniz. Anlamadim doğrusu.
Deli Emin 31 Ağustos 2019 06:13
Sayın Ustad soru esası saklıyan nitelikte değil mi! Osmanlı ve sonraki iktdar- muhalefet geleneğimiz komplocu, pusu kültüründen beslenir. Potansiyel tehdit algısı müktedirce, beyat/itaat veya hasmı krıminalize eden yönteme göredir.Her kültürün iktidar muhalif ilişkileri kodları farklıdır. Sosyoekonomik, siyasi olay ve olguların ardındaki bu dinamiği göz ardı etmemek lazım. Mesela günümüzde 17/25 Aralık,15 Temmuz,Ergenekon gösterilen kısmı ile gerçeği anlamaya yeter mi! Galip olanın bu olaylara yüklediği anlam ile mağlup, mağdurun ki aynı mı? Dalkavuk gazeteci var da tarihçi yokmu!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN