‘Absürt’ün kitabını yazan dava!

Türk Dil Kurumu sözlüğü Fransızca kökenli “Absürt” kelimesine tek bir kelimeyle tanımlıyor: ‘Saçma.’

Dönüp aynı sözlükte ‘Saçma’ kelimesine de baktım. Onun için de şöyle diyor: “Akla ve mantığa uymayan, gereksiz, düşünülmeden söylenen (düşünce, davranış, söz); saçma sapan, abuk, abuk sabuk, abuk subuk, abidik gubidik, pestenkerani, vahi, absürt.”

Silivri’de Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ, 20’şer yıl hapisleri istenen bir davada yargılanmaya başladı.

“Casusluk davası” diye bilinen bu davayı düşünürken aklıma gelen yegane kelime oldu ‘absürt.’

Çünkü bu dava bu kelimenin cisimleşmiş hali.

Temel suçlama şu: Hüseyin Gün diye birisi var, zaten itirafçı olmuş ve kendisinin “İngiliz casusu” olduğunu söylüyor, bu kişi 2019 yılında, hizmetinde olduğu ülkenin (İngiltere) çıkarlarına uygun olarak Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’a Belediye Başkanı seçilmesini sağlamış!

Sahiden mi?

Hepimiz o zaman hayattaydık ve İmamoğlu’nun ne kadar zorluklardan sonra seçim kazandığını biliyoruz.

İmamoğlu’na 31 Martta yapılan seçimi Binali Yıldırım’a karşı kazanması yetmedi, hatırlayın.

“İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” sözüyle meşhur Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kükremesiyle sözde bağımsız Yüksek Seçim Kurulu bu seçimin tekrar edilmesine karar verdi.

23 Haziranda yeniden seçim yapıldı ve Ekrem İmamoğlu o seçimi de kazandı.

Şimdi bir savcı diyor ki, “İngiliz ajanı Hüseyin Gün olmasa kazanamazdı.”

Oysa aynı savcının iddianamesine göre Hüseyin Gün, İmamoğlu’nun kampanya yöneticisi Necati Özkan ile ikinci seçimden, yani 23 Haziran 2019’dan sadece 12 gün önce ilk kez karşılaşıyor ve tanışıyor.

Düşünün ne becerikli bu Hüseyin Bey, sadece 12 günde İmamoğlu’na seçim kazandırıyor.

Oysa hatırlayın, İmamoğlu o seçimi zaten 31 Martta kazanmıştı.

Dava, TCK’nın casusluk suçunu düzenleyen 328/1 maddesiyle açılmış. Bu madde “Devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası verilir” diyor. Ama iddianame devletin hangi gizli bilgilerinin hangi yabancı ülkeye gönderildiğini söylemiyor.

Şaka değil, iddianame.

“Yurt dışına” sızdığı iddia edilen yegane şey 20 tane İBB çalışanının elektronik posta adresleri ve şifreleri. Bunlar da, defalarca kanıtlandı, yıllar ve yıllar önce, Ak Parti döneminde yabancı hackerlar tarafından elde edilmiş şeyler, çok da önemli değiller ayrıca.

Peki başka ne var? Havada uçuşan laflar var ama delil yok.

Bu dava “absürt” kelimesinin karşılığı olmaz da ne olur?

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.