Back To Top
Bir ayna olarak Şeyh Bedreddin

Bir ayna olarak Şeyh Bedreddin

 - Son Güncelleme: 20.07.2019 Cumartesi 08:05
- A +

Şeyh Bedrettin hakkında Nazım Hikmet’in destanının öncülük ettiği sol edebiyattaki olumlu “devrimci şeyh” portresine mukabil sağ kesimde teşekkül eden olumsuz “devlet düşmanı/zındık şeyh” imajının bir yanıyla Nazım’ın ve takipçilerinin ürettiği solcu Şeyh Bedreddin anlatısının, bir yanıyla da Osmanlı resmi tarihyazımının eseri olduğunu söylemiştik.

Şeyh Bedreddin’in kişiliği ve fikirleri konusunda evvelce de birbirine zıt iki ayrı yaklaşım vardı. Bir kısım Osmanlı tarihçileri “isyan” hadisesi konusunda farklı kanaatler serdettiği gibi ulema arasında ve hatta tasavvuf muhitlerinde bile özellikle Varidat’ın değerlendirilmesinde birbirine zıt görüşler sözkonusuydu. Tarihçilerin yaklaşımlarını daha sonra “isyan” hadisesi bağlamında ayrıca tartışmaya çalışacağımızdan, şimdilik yalnızca ulemanın ve sufiyenin içindeki muhtelif bakış açılarına birkaç örnek verelim:

Taşköprülüzâde “âlim, âmil, fâzıl ve kâmil” sıfatlarıyla andığı Şeyh Bedreddin’in iftiraya maruz kalarak idam edildiğini söyler. Aynı ifade Gelibolulu Mustafa Âlî’de de vardır. Bursalı Mehmed Tahir “hür fikirli şeyhlerin büyüklerinden” dediği Bedreddin’in tartışılan eseri Varidat hakkında “inceliklerine vakıf olamıyan bazı kimseler tarafından kabule mazhar olamamıştır. Maksadlarını anlayan zatlar ise beğenmişlerdir” der.

Şeyhülislam Ebussud Efendi ise “Şeyh Bedreddin Simâvî ki ‘Vâridât’ sahibidir, ‘tekfir etmeyip lâ’net etmeyen kâfirdir’ diyen Zeyd’e ne lâzım olur?” sorusuna “Anın müridlerinden olan kâfirlerdir demek lâzımdır” cevabını vermiştir ki bu fetvada Şeyh’in değil, sonradan kendilerini Şeyh Bedreddin’e nispet eden Rumeli’deki bazı heterodoks unsurların tekfirine cevaz verildiğini düşünenler de vardır. Ancak Ebussud’un kendi devrindeki önde gelen sufi şeyhlerinden üçünün (İsmâil Ma‘şûkî, Muhyiddin Karamânî ve Hamza Bâlî’nin) idam kararını veren şeyhülislam olduğunu unutmamak gerekir.

Buna mukabil Ebussud Efendi’nin babası Şeyh Muhyiddin Yavsi, oğlunun tam aksine Şeyh bedreddin’i derinden seven ve Varidat’ın şerhini kaleme almış olan bir sufidir. (Bayramî şeyhidir, yani oğlunun idamlarına fetva vereceği kişilerle aynı tasavvuf ekoluna mensuptur.) Vâridât’ın ilk şârihi ise vahdet-i vücut anlayışına taraftar olan “ilk devir” Nakşilerinden Abdullah-ı İlahi’dir.

Sufilerin, özellikle de vahdet-i vücut doktrinini benimsemiş olanlarının, çoğunlukla Bedreddin’e sevgi ve bağlılık duydukları söylenebilir. Niyazi Mısrî, meşhur şiirinde,

“Muhyiddin ü Bedreddin ettiler ihyâ-yı din / Deryâ Niyâzî, Füsûs; enhârıdır vâridât” diyerek Şeyh Bedreddin’in eserini İbn Arabi’nin Füsus’una bağlar.

Sufi çevrelerde genel anlamda benimsendiği söylenebilirse de Varidat’ın bilhassa Melami gelenek tarafından nispeten daha fazla sahiplenip okunduğu ve bugünlere taşındığı görülüyor. Nitekim “Üçüncü Devre” Melamiliğinin kurucusu Seyyid Muhammed Nur’ül Arabi’nin Varidat şerhi de halihazırda okunmaya devam ediyor.

Ancak sufiler arasında Şeyh Bedreddin hakkında fazlasıyla olumsuz yaklaşıma sahip olanlar da yok değil. Sözgelimi Halvetî şeyhi Sofyalı Bâlî Efendi “Allah indinde gazaba uğramış, maslub şeyh Bedreddin” demektedir. Keza Celvetî şeyhi Aziz Mahmud Hüdayi de Bedreddinin “ölümden sonra bedenlerin dirilmesini inkâr ettiğini ve dinden çıkmış olduğunu” söyler.

Şeyh Bedreddin’in kişiliği ve özellikle Varidat’daki fikirleri konusunda bütün bu farklı yaklaşımlar tek bir faktöre bağlı olarak açıklanmaya kalkışılırsa doğruya ulaşmamız kolay olamayabilir. Çünkü adı geçen -ve geçmeyen- kişilerin Bedreddin’e yaklaşımlarını belirleyen çok sayıda faktör var. Bir yandan tarafların devlet kavramına yükledikleri anlam ve mevcut siyasi otorite ile ilişkileri, diğer yandan ise benimsedikleri din yorumu, mensup oldukları tasavvuf ekolü veya felsefe anlayışı birer faktör…

***

Günümüzün Bedreddin literatürü için de benzer bir tespit yapmak durumundayız. Ancak konu hakkında bugün yazılıp çizilenlerin ne yazık ki büyük bölümünde orijinal ve temel metinlerden yola çıkılarak değil, son dönemde ikinci veya üçüncü dereceden “kaynak”lara bağlı olarak ortaya çıkan tartışmalarda “saf tutma” eğilimini daha fazla gözlemliyoruz. Tarafların kendilerine göre birer Bedreddin algısı var ve bu algılara veya kabullere göre sürdürülen tartışmadan verimli bir sonuç çıkması mümkün olmuyor, bir tür kör dövüşü yapılıyor.

Nazım Hikmet’in destanından sonra konunun iyice politik/ideolojik kamplaşma nesnesi haline gelişine dair hazin bir örnekle karşılaştım. Bursalı Mehmed Tahir’in “Osmanlı Müellifleri” eserinin yeni harflerle yapılan neşrini elime alıp Şeyh Bedreddin maddesine baktığımda tuhaf bir şeyle karşılaştım. Yukarıda da sözünü ettiğim üzere, müellif hem Şeyh’in kişiliği hem de Varidat hakkında övücü ifadeler kullanır. Kitabı yayına hazırlayanlar yazarın konu hakkında yazdıklarının beş altı katı hacminde bir dipnot yazmışlar Şeyh Bedreddin maddesine. Burada Bursalı Mehmed Tahir’in ilahiyat eğitimi almamış olduğu için dini konulardaki inceliklerden habersiz olduğunu, bu yüzden Bedreddin hakkında söylediklerine itibar edilmemesi gerektiğini söylüyorlar.

Bu uzun “dipnot”un aslında tamamını okumak meseleye ilişkin bazı hususların aydınlığa kavuşmasını sağlayabilir ama bu sütunda o kadar yerimiz olmadığı için yalnızca bir paragrafını belirli bir bakış açısına örnek olması bakımından buraya alıyorum:

Bedreddin, pek mâruf olduğu veçhile, iştirakçiliği terviç ve müdafaa ettiği için sosyalist ve hattâ ihtilâlci sosyalisttir. Onun ilk komünistlerden olduğu fikri bile ortaya atılmış, tarihçi İ. Hâmi Dânişmend, haklı ve yerinde olarak onu ilk Osmanlı komünisti saymıştır. Vatan hâini Nâzım Hikmetofun ona meftun ve hayran olduğu, onun ismiyle bir destan (!) yazdığı, Bedreddîn’i astıran hünkârı (yâni- Çelebi Mehmed’i) zem ve hicvetmiş olduğu keyfiyeti herhalde gözden uzak tutulmamalıdır. Yerli Anadolu kaynakları, onun malda ve kadınlarda iştirakçiliğe tarafdar bulunduğunu yazarlar.”

Bu görüşler sol literatürdeki Bedreddin tasvirinin aynadaki yansıması. Biri isyankâr olduğu için övüyor şeyhi, öbürü yine bu gerekçeyle lanetliyor. Ama gerçekten bir isyan hareketinin yaşanıp yaşanmadığı, yaşandıysa da bunun mahiyetinin ne olduğu iki tarafça da merak edilmiyor.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 24 Temmuz 2019 11:43
Şeyh Bedreddin bu zamanın ihsan eliaçığı,doğru mu anlamışım, tasavvuf kısmı ve alimlik kısmı hariç, tavır olarak..
iyildiz 23 Temmuz 2019 10:48
Gölpınarlı'nın aktardığı bir rivayete göre Maşuki, müritlerine bazen "Allah, Allah" zikri yerine "Allahım, Allahım" dedirtirmiş. Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle oniki öğrencisiyle birlikte padişahın yanına gelen İsmail Maşuki, padişahın önündeki sorgulamasında Vahdet-i vücud'a dair görüşünde ısrar etmiş ve Şeyhülislam İbn Kemal'in fetvasıyla öğrencileriyle birlikte idam edilmiştir.
KARAR OKURU 21 Temmuz 2019 08:40
Sn. Kiras size göre bir isyan yaşandı mı, yaşandıysa arkasında kimler vardı bunlarıda yazarmısınız.
Umut Emiroğlu 21 Temmuz 2019 14:10
0
Bir parça vakıf olduğum bu konuda soruna cevap vermeye çalışayım kardeşim: Timur’dan sonra yaşanan fetret devrinde Y.Beyazıt’ın 4 oğlu taht için 11 yıl birbirleriyle savaştılar. Bu çok uzun bir iç savaş aslında. Batı Anadolu ile Balkanlar’da (ki o dönem Osmanlı coğrafyasının ağırlığı buralardı) çok yaygın müridanı bulunan Şeyh Bedreddin’in müridlerinden birisi de bu 4 kardeşten birisi olan Çelebi Mesut’tur. Kardeş kavgasından Çelebi Mehmet galip çıkınca kendi kardeşinin de bağlı olduğu şeyhi müridanının çokluğu sebebiyle tehdit olarak görmüş ve buradan kardeşine bir fırsat doğmasını engelleme
hamza akyol 20 Temmuz 2019 23:26
geçen hafta, ibrahim kirasın doğru değerlendirdiğini, nazımın ideolojik yaklaştığını, peşinen kabul eden çok bilmişlerden, kirasın yetersiz argümanlarından sonra da görüş bekliyoruz. ne dersiniz, nazım, bedreddini yanlış mı yorumlamış?
Muhtefi. . 20 Temmuz 2019 21:39
Bu konular bizleri, sizleri Aşar hemde cooook aşar. :))))...bilenler ketum bilmeyenler Atıp, tutuyor. !..Konular İmanın Zevki, Neşesindendır. Meşgul olalım Tefekkür ile Istidatimiz oranında vakıf oluruz. Gazte Köşesi Muhabbetleri hiç değildir. Yapabiliyorsunuz. Ülkede İşleri Ehline Verelim. Bunu gözetelim. !..bişey çıkmaz bu lakirdilardan. !..Bilgi sadec yetmez İrfan lazım,,Arif olmak gerekir. !!...
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 18:10
Bizim Mustafa Öztürk iyidir demek istiyor galiba sayın yazar.
Karar okuru 20 Temmuz 2019 13:25
Şeyh Bedreddin'i değerlendiriken "Vatan hâini Nâzım Hikmetof" kelamını kullanan ve Varidat'ta mevcut olmadığı halde Bedreddin için "...ve kadınlarda iştirakçiliğe tarafdar bulunduğunu" iftira edenlerin düzeyi belli. Bu tıynetteki insanlardan öğreneceksek eğer Bedreddin'i, Nazım'ın şiiriyle yadetmek evladır. Ayrıca, iptidailiği kullandığı kavramlara yansımış olan zihinlerden sadır olan görüşleri, "sol literatürdeki Bedreddin tasvirinin aynadaki yansıması" olarak görmek, ikisini aynı kantara çıkarmak da, bence uygunsuz kaçmış.
E.K 20 Temmuz 2019 12:41
Sn yazarin alintiladigi dip not onyargili bir kalemden cikmis gibi duruyor. Muhteviyat olarakta son derece sathi. Keske bu dipnotu yazanin isminide zikr etseydiniz..Biz gelenek olarak, kendimiz gibi olmayanlara ve dusunmeyenlere kotu gozle bakmaya alismisiz..Bizim gibi dusunmeyenleri, genel kabul gormus dusunce kaliplarinin disinda kalanlari seytanilestirmeyi severiz. Bunlar haindir..Merkezi otoritenin karsisinda olan her sey haindir..Seyh Bedreddin'de bunlardan biri..Cagdaslarina gore Islami farkli yorumladigi yonleri olabilir. Osmanlinin zulmunden nasibini almis bir dusunur ve aydindir..
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 05:33
Aslında Şeyh Bedrettin hakkında yazanların sosyoekonomik, siyasi, ideolojik, psikolojik durumlarını bilmek lazım. Bu hallerinin Şeyh hakkında yazdıklarını etkilediği ve buna göre şeyhi biçimlendidiklerini.. Ve bu yönü ile şeyh kendi hakkında yazanlar için bir ayna olduğu gerçektir. Tanımadan tanımlamak birçok insanın enek yaklaşımdır. Katlinde de bu marazi hal neden olmuştur. Hallacı Mansur, Nesimi, Şeyh hasta insanların kurbanları...
ramazan gün... 20 Temmuz 2019 00:54
'dipnot' deyince sen.. pascalın bir kitabı; adını filan unuttum, geçmiş zaman. kaldırma, aratma beni.. tercüme berbat ötesi.. pascal malum 'kalbin idrakleri' peşine düşmüş mizaç.. şimdi bu minval 'yürüyor' kitabında.. fakat bizim mütercim(!) meşreb olarak uygun değil belli ki, yer yer 'tabi pascal böyle dese de işte ne bileyim bilimsel bilmem neye göre aslında durum bu' gibi dipnotlar düşüyor. hani, 'ekmek parası' hesabı mecburen çevirmiş de, soran olursa 'ben bu fikirde değilim'i peşin peşin dipnota düşmüş gibi:)
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN