‘Kâzım, Musul boş. İşgal etsene’

Başlıktaki ifade İsmet İnönü’ye ait. Konuştuğu kişi ise Kâzım Karabekir. Tarih 1924 olmalı. “Misakı Milli” sınırları içinde yer alan ve dolayısıyla İstiklal Harbi erkânının büyük önem verdikleri Musul’un kurtarılması meselesi Lozan görüşmelerinde halledilememiştir. Diplomatik bir çözümden ümidini kesen Ankara artık konunun askeri bir müdahaleyle çözülmesi şıkkını masaya yatırmıştır.

Kazım Karabekir’in anlattıklarına bakarsanız önce Atatürk’ün sonra İsmet Paşa’nın bu konu hakkında eski Şark Cephesi komutanının ağzını aradıkları anlaşılıyor. O tarihte Karabekir’in 1. Ordu Müfettişliğine getirilmiş olduğu hatırlanırsa mevcut görevi dolayısıyla değil, ordu içindeki ağırlığı göz önünde tutularak muhatap alındığı düşünülebilir. Yani Atatürk’ün asıl niyeti askerin nabzını ölçmek olabilir. Öte yandan Atatürk’ün yönetim anlayışı karşısında eski silah arkadaşlarının hoşnutsuzluklarının arttığı ve hatta giderek bir muhalefet bloğunun oluşmakta olduğu günlerde gerçekleşen bu görüşmenin siyasi anlamı da olmalı.

(Nitekim Karabekir kendisine yapılan teklifi Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya açtığında “Tuhaf şey! Benim böyle bir şeyden haberim yok. Böyle bir hareket yapılacağı hakkında, benimle bir şey görüşmemişlerdi” cevabıyla karşılaşacaktır.)

***

O günlerde Haliç Konferansında müzakereler de -beklendiği gibi- sonuçsuz kalmış ve Musul konusunda diplomatik çözüm ümidi tamamen sona ermiştir. Bu durumdan dolayı muhalefetin eleştiri okları Atatürk’e yönelmiştir. Çünkü daha önce bu konunun Lozan görüşmelerinden ayrılması kararına tepki gösterildiğinde hem Atatürk hem de İsmet Paşa meselenin bilahare yapılacak ikili görüşmelerle çözülmesinin mümkün olduğunu ileri sürmüşlerdir. O günlerde verilen sözlerden biri de gerekirse silah kullanılarak Musul’un muhakkak kurtarılacağına dairdir. Muhalefet şimdi bu sözleri paşalara hatırlatmaktadır.

Ne var ki “Musul hakkında Haliç Konferansında Fethi Bey siyaset yolu ile muvaffak olamadı. Sıra Karabekir’e geldi. O, bu meseleyi asker kuvvetiyle başaracaktır!” diyen Mustafa Kemal’e eski Şark Cephesi komutanı olumlu cevap vermez. Kendi anlatımına göre, “İngilizlere harp açmak, felaketli bir iş olur” diyerek itirazını dile getirir. Ayrıca iktidarın Lozan’da izlediği politikayı da kibar bir dille eleştirir; kendilerinin fikri sorulmadan alelacele hilafetin kaldırılmasına karar verilmesinin ülkeyi İstiklal Harbi zamanından daha zayıf bir halde bıraktığını ileri sürer. Ayrıca “Herhangi bir muvaffakiyetsizliğin, bilhassa Kürtlük mıntıkasındaki akisleri pek zararlı olabilir” uyarısında bulunur.

***

Musul meselesinin askeri yoldan çözümlenmesi fikrine Karabekir’in net bir şekilde karşı çıkmasına ve Atatürk’ün bu yoldaki teklifine olumsuz cevap vermesine rağmen aynı teklif bilahare Başvekil İsmet Paşa tarafından da tekrarlanır. Eski silah arkadaşına başlıktaki sözü söyler Başvekil: “Kâzım, Musul boş! Şunu işgal ediversene!” Karabekir yine daha önce Atatürk’e söylediği minvalde sözlerle İnönü’nün teklifini de geri çevirir.

Aslına bakarsanız, Musul konusundaki bu teklifin gerçekçi ve samimi bir yaklaşımın ifadesi olmaktan ziyade iç siyasete yönelik bir girişim olduğunu düşünmek daha mantıklı. Ancak, Karabekir’in kendisine yapılan teklife cevaben dile getirdiği siyasi ve askeri gerekçeler, aynı zamanda Musul meselesinin neden çözülememiş olduğunu da gayet anlaşılır biçimde izah etmeye yetecek maddi delilleri ortaya koyuyor:

“Bu hareket, İngilizlere karşı ‘ilansız bir harp’ demek olur. Oradaki kıtaları az da olsa, hava kuvvetleri üstündür; kısa bir zamanda takviye edebilirler! Sevk olunacak kuvvetlerimizin muvaffakiyetini de ümit etmem! Fakat işin tehlikeli ciheti, bu hareketin İngilizlerin bütün sahillerimizde faaliyete geçmelerine mucip olur! İşin daha felaketli ciheti de Ermeni ve Yunan ordularıyla yapamadığını, bu sefer Suriye’den Fransızlarla ve İzmir’den de İtalyanlarla yapmaya kalkışmasıdır! İzmir Harp oyununda, İtalyanların böyle bir hareketi misâl olarak yaptırıldığı halde, şimdi onun fiilen tatbikini mi görmek istiyorsunuz? Yunanistan bile derhal doğuyu, Trakya’yı işgale can atacaktır. Bu suretle tarihî ayıplarından kurtulmak isteyecektir. (…) Bundan başka cihan efkârı umumiyyesinde Türklerin her fırsatta harbe atıldıkları ileri sürüleceğinden siyasî ve askerî düzenimiz ve neticede, Musul uğruna kazandığımız İstiklalimiz de tehlikeye düşer.”

(Yazıdaki bütün alıntılar Kâzım Karabekir’in “Kürt Meselesi” kitabından. Yay. Haz. Prof. Dr. Faruk Özerengin, Emre Yayınları, 2004, sh. 142-155)

YORUMLAR (6)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
6 Yorum