Back To Top
Siyasette isimler mi değişmeli, zihniyet mi?

Siyasette isimler mi değişmeli, zihniyet mi?

 - Son Güncelleme: 01.10.2019 Salı 07:48
- A +

Yönetim mekanik bir işleyiş değil. Belirli bir zihniyetin uygulama alanına çıkışı. İyi yönetim de kötü yönetim de sonuçta bir anlayışın ürünü. Dolayısıyla bir ülkede söz gelimi yalnızca ekonominin kötü yönetildiğinden, yalnızca dış politikanın kötü yönetildiğinden söz etmek anlamlı olmaz. Veya tam tersine iyi yönetildiğinden… Yönetimdeki hâkim anlayış bütün alanları etkiler. Aynı yapı içindeki birbiriyle ilgisi yokmuş gibi görünen bütün alanlar bileşik kaplar gibi benzer tepkiler verirler.

Böyle olunca meselenin tek tek şahıslarla da ilgisi olamaz. “Ahmet’in yönettiği dönemde falanca kurum çok iyi çalışıyordu, Mehmet gelince bozuldu” diyebilmek için ancak kurum özelliği taşımayan bir işletmeden söz ediyor olmamız gerekir. Kurumsal karakteri olan bir yapının işleyişini kişisel tercihler kolay kolay değiştiremez çünkü. Yönetici diyelim ki verimliliği artırmaya yönelik hedeflerin gerçekleştirilmesi konusunda kendisinden beklenen katkıyı yapamıyorsa oturduğu koltuğu bir başkasına devretmesini sağlayacak mekanizmalar kendiliğinden devreye girer. Bu olmuyorsa zaten sistemde sorun var demektir.

Türkiye’nin yönetimle ilgili sorunları başından beri hep sistem sorunuydu. Ancak son devirde bu sorunları çözmek iddiasıyla gerçekleştirilen “sistem değişikliği” girişimleri durumu düzeltmedi, aksine tamamen sistemsizliğe yol açtı. Çoktan beridir elimizde ne kurumlar var ne kurallar ne de denetim mekanizmaları. Dolayısıyla iyi yönetim ancak tesadüf eseri karşımıza çıkabilir artık.

***

Yaşanan ekonomik sorunları diğer alanlardaki sorunlardan ayırmak yanlış olur ama tabiatı itibarıyla güncel ağırlığını hep koruduğu için bu alan üzerinden konuşursak, 2000’li yılların başında yaşadığımız ekonomik krizden çıkışı sağlayan faktörleri ve aktörleri hatırlayalım…

2000’li yıllara dönmeden önce ise bugünkü duruma bakalım: 2016 sonlarında ortaya çıkan döviz kurundaki hızlı ve sürekli yükselişi iktidar “kur darbesi” olarak tanımladı ve Türkiye’nin büyümesinden çıkarı tehlikeye giren bazı güçlerin dışarıdan müdahalesine bağladı Türk Lirası açısından bir tür devalüasyon anlamı taşıyan gelişmeyi. Buna karşı koymak için de vatandaşın yastık altında tuttuğu dövizleri bozdurması gibi çözüm yolları önerildi.

Burada iki büyük yanlış bir arada yapıldı. Rasyonalitenin terk edilmesi ve kurumsal-sistemik çözümlere gözlerin kapatılması… İkisi de birbirinden vahim iki tavır. Ama aslında belirli zihniyetin zorunlu neticeleri.

Oysa böyle zamanlarda probleme el koyması gereken bağımsız kurumlar var bütün dünyada. Merkez Bankası veya Sermaye Piyasası Kurumu gibi… Üstelik bizde bu kurumların sistem içinde rol üstlenmeleri ve bağımsız olarak görev yapabilmeleri AK Parti iktidarlarının ilk döneminde sağlanmıştı. (Bir ölçüde o dönemde yaşanan ekonomik kriz dolayısıyla kabullenilen Dünya Bankası’nın denetimi altındaki vergi ve bütçe politikalarının da sayesinde…)

Uzmanlar İhale Kanunu’nun değişmesi ve şeffaflığın sağlanmasının da yine aynı dönemin eserleri olduğunu ve bunun meyvelerini ekonomideki büyüme ve verimlilik artışı olarak görmüş olduğumuzu belirtiyorlar... “Şimdi durum tam tersi” diyerek…

Şimdi durumun tam tersi oluşunu yalnızca yönetimdeki tepe kadroların değişmesiyle açıklamak doğru olur mu peki?

***

2000’li yıllardaki AK Parti iktidarlarının başarıları arasında sayılan eğitim ve sağlık alanlarındaki reformları düşünün. İşin başındaki kadrolar değiştiği için mi bu alanlarda da “şimdi durum tam tersi” diyoruz? Yoksa, sonraki dönemde benimsenen yönetim anlayışı veya genel olarak zihniyet düzleminde zamanla değişen yaklaşımlar ve tercihler mi yolun bir yerine gelindiğinde kadroların değişmesini de beraberinde getirdi?

Aslında buradaki durum bir anlamda “tavuk-yumurta diyalektiği”nin yansıması. Bir dönem sosyal ve politik şartlara bağlı olarak belirli bir tutum içinde olan siyasi aktörlerin kendi kişisel hedeflerine ulaşmak için daha elverişli gördükleri yöntemleri benimseyerek yolun geri kalanında eskisinden farklı bir anlayışa yönelmeleri hâkim oldukları yapıdaki hâkim zihniyetin değişimine ve dönüşümüne de yol açabiliyor. Zihniyet alanında yaşanan bu dönüşüm sürecinde doğal olarak kadroların dönüşümü de gerçekleşiyor.

Binaenaleyh bugünlerde tartışma konusu olan yeni siyasi arayışların mevcut problemlerin çözümü için kadro değişimini esas alan bir yaklaşımı yansıtmaları yanlış olmasa da eksik bir politik tutum. Tartışmanın zihniyet temelli olması gerekir. Toplumda bir zihniyet dönüşümünün yolunun açılabilmesi için ise şahıslar ve isimler üzerinde değil, değerler ve standartlar üzerinde bir mutabakat sağlanması gerekir.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Sevgili Hocam Zihniyerahatsız Değişimi Zihniyet Meselesi Liderin Tek adam anlayışı değil Kadro Felsefe Bilimsel Çağdaş Kurumsal yapı Açık Şeffaf Herşeyin Bilimsel ilmi Herşeyin Gelecek Nesiller uzerine Her Düşünceye Saygılı Katılımcı Batılı Anlamda
KARAR OKURU 01 Ekim 2019 20:40
Önemli olan zihniyet ve yönetenlerdir. Sistem ne kadar sağlam olsa da yönetici isterse önce ortamı hazırlar ve ne yapıp eder sistemi kendine göre değiştirir. Sistemi değiştirirken de evrensel kuralları değil de kişisel davasını, amaç ve düşüncelerini temel alırsa bugünkü durum ortaya çıkar. İçi boşalmış kurumlar, sallanan bir ekonomi, deneme yanılma yöntemiyle yönetilen bir dış politika ve yarınından endişeli bir toplum...
KARAR OKURU 01 Ekim 2019 19:25
İsveç'te lider önemli değil, onlar kurumlara inanır. Bizde lider önemli, şark demek kurnazlık demek, yani kendini kurtarıp milleti satan demek.
cumhur 01 Ekim 2019 14:38
Doğru söylüyorsunuz ama hesaba katmadığınız kraldan çok kralcı kesilenleri hiç hesaba katmıyorsunuz!Yalan söylemek eskisi gibi günah veya ayıp sayılmıyor! Yalan söylemek moda haline geldi.
Çerkez Ethem 01 Ekim 2019 13:58
..."Siyasette isimler mi değişmeli, zihniyet mi?"...İkiside değişse birşey değişmez ve çünkü gördük kim gelirse gelsin t.c. sisteminin içine girince hepsi aynı oluyor! Evet, biri da az zulm yapabilir, biri da az çalabilir, biri daha çok yollar yapabilir AMA sonuç aynı kolpa! Kendimizi kandırmaya devam ederiz Çürük t.c. sistemi değişmedikçe!
Karar okuru 01 Ekim 2019 13:21
Türk siyasi tarihimize baktığımız zaman aktörler değişmiş,ama biz bir arpa boyu yol almamışız.Demek ki zihniyet değişmelidir.Zihniyet değişirse doğruyu görme oranımız belki değişir.Bu defa ikisi bir değişmeye başlar.
KARAR OKURU 01 Ekim 2019 12:46
İsimler diyeceğim ama, şimdi gider Tayyip ismini değiştirir. :)
KARAR OKURU 01 Ekim 2019 20:50
0
Ben de zihniyet diyeceğim ama Kılıçtaroğlu'nda o çap yok... :))
Okur ve sorar 01 Ekim 2019 11:36
Erdoğan "Anonim şirket nasıl yönetilirse Türkiye de aynı şekilde yönetilmeli." demişti. Doğru demişti. Bir şirketin insan kaynakları, satınalma, üretim, pazarlama, vd. bölümleri var. Görünürde hepsinin bağımsız görevleri var. Görünmezde birbirine olmazsa olmaz bağları var. Satınalma hammaddeyi alamazsa üretim durur. Üretici üretemezse pazarlama bir şey yapamaz. Pazarlama vazifesini yapamazsa stoklar büyür ve şirket iflasa bile gider. Ama içlerinden en önemlisi insan kaynakları. Birimlere doğru insanlar seçilemezse şirkette her şey kötüye gider. Ülkemin sorunu insan kaynakları mı acaba ?
musto 01 Ekim 2019 11:14
Yeni semer yeni bir binici ile eşeklik değişmez.Eşekliği kabul ettiğiniz sürece binicinin insafına kalmışsınız bazen insaflısı bazende acımasız gaddarı olur farketmez size ihtiyacı olduğu müddetçe yeminizi verir.
Karar Okuru 01 Ekim 2019 10:47
Parlamenter sisteme ve ortak akila donmek zorundayiz. Simdi bir de yuzde 40 ile partili tarafli cumhurbaskani secilsin diye dusunuluyor. Anayasa gibi Cumhurbaskani konusunda da toplumun cogunlugu mutabik kalmadan icraata kalkismak felaket olur. Baskanlik sistemi ile yonetilirken yuzde elli birin bile yetmedigini yasayarak goruyoruz. Yurumuyor.
KARAR OKURU 01 Ekim 2019 09:44
Kurumsal kültür ve birikim berheva edildi Başkanlık sisteminde. Zor toparlarız. Koca Türkiye tek akla emanet. Dua edelim de çıldırmasın.
KARAR OKURU 01 Ekim 2019 11:54
2
Türkiye'de hiç bir zaman kurumsal bir kültür olmadı. 10 tane orgeneral ne isterse o oldu.
OKUR 01 Ekim 2019 09:43
Ne kadar çeşitli olursa olsun, milletin müşterek menfaatleri ve ihtiyaçlarına dair bütün alanlarda (eğitim, sağlık, ulaşım, ekonomi, ticaret ve sair, ve sair) yetki-görev-sorumluluk sınırı ve gücü hukuksal düzeneklerle tahkim edilmiş kurumsal yapı sistemli işleyiş yeteneği kazandırıldığı an, o sistemin ve kurumların mecburiyetleri, yönetenin de denetleyenin de , yürütenin de uyması gereken mecburiyetler olur çıkar. Bütün farklı fikirler, düşünceler, ideal veyahut ülküler de bu ana yolda buluşur ve BİRLEŞİRLER. Aksi halde, gitti memo, geldi haso devri döner durur.
Hiç 01 Ekim 2019 06:35
Bir iktidar uzun süre ülkeyi yönetince yozlaşma da kaçınılmaz oluyor.ustelik sınırsız yetkiler verilince, demokrasi rafa kalkıyor ve ülke tek kişinin malı oluyor.insan psikolojisi bu.ancak unutulmaması gereken ak partiye bu koşulsuz desteğin arkasında daha önceki yönetimlerin elitist ve laiklik tabulu anlayışlarının olduğu..
evin 01 Ekim 2019 05:56
"savaşta hile yapılır" mottosuyla muhaliflere yapmadığı eziyet kalmayan zihniyetin tamamen ortadan kaldırılması gerekir...değişmesini beklersek en az 1000 sene daha bekleriz...
Biz de isimler değişince zihniyet de değişiyor. Çünkü zihinler bir değil. Yani ortak bir zihin yok. Batı karşısında geri kalışımız toplumda zihin bölünmesine sebep oldu. Bu bölünmeyi yıllarca sağ, sol, dinci, dinsiz, muhafazakar modern vs. gibi tasnif edip durduk... Asıl bölünme Batıcılık ve Millilik ekseninde oldu. Mesela Batıcı olup dinci olanlarla, modern olup milli olanlara şahidiz. Ama hem Batıcılık hem Millilik mümkün olmuyor. Bu yüzden bizde iktidar değişiklikleri zihniyet değişikliği ile neticeleniyor.
Cidden mühim şahsiyet 01 Ekim 2019 09:11
0
Insan kısım kısım yer damar damar Koyun kurt ile gezerdi fikir başka başka olmasaydı Her akıl bir olsa Bilecikte pazar olmaz Soğuktan donanı buzla ovarlar
KARAR OKURU 01 Ekim 2019 20:56
0
09.11, Söylediklerimi "her akıl bir olsun" diye anlamışsın. Yanlış anlamışsın. Batıda çok zengin görüş ayrılıkları vardır ama Batılılar ülkelerinin bekası hakkında tek düşünceye sahiptir.
Merkez bankasi ve sermaye piyasi kurumu gibi modern ekonomilerin rasyonel yonetimlerini saglayan bagimsiz kurumlari AKP degil, AKPden onceki koalisyon hukumeti doneminde derin kriz sonucu Turkiye' ye getirilen Kemal Dervis olusturdu. AKP donemindeki buyume esas olarak Dervis reformlarinin sonucudur. AKPnin katkisi iktidara tam hakim olamadigi icin bu rasyonalite cercevesinde yonetmesidir. Iktidara tam hakim olunca da Dervis reformlarini tepetaklak geri ceviren irrasyonel zihniyetin neler yapageldigi malum, sonuclarini yasiyoruz...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN