Millet ırk değil, ırk millet değil

Millet devleti… Bu kavramın doğru Türkçe adı budur: “millet devleti”. Ama, birçok alanda olduğu gibi “İngiliz Türkçesi” ağır bastı: Ulus devlet… Bunun Türkçede yanlış bir tamlama olduğunu anlamak için hemen ulus yerine millet koyun. Ne oldu: millet devlet. Tamlamanın Hint-Avrupaca olduğu açığa çıkıveriyor. Neden ulussal devlet demediler? Çünkü öz İngilizcesi “nation state”. Kelimeleri bire bir yerine koyun. Ne oldu? “Millet devlet”. İşte bu kadar. Neyse İngiliz Türkçenin hikmetinden sual olmaz. “Kanal İstanbul”, “deprem dayanıklı” gibi tamlamaları sorguya çektiniz mi?

Maksadım başka. Çağı isimlendirmek istemiştim. İşte o çağdayız. Millet devletleri çağı.

Sağ cenahta bu konudan bahsedenlerde görülen bir sapma. Başlangıçta birkaç cümlede “millet” deseler de az sonra millet yerine “ırk” demeye başlıyorlar. Eh, ırk ırkçılığa götürür. O hâlde millet milliyetçiliğe götürürse o da ırkçılığa götürür. Demek ki millet devleti kötü bir şeydir. Çünkü ırk üzerine kurulmuştur. Geçende bir yorumcu da yazmış: “Ulus devlet İslam’da yoktur!”

ULUS DEVLETTEN NEREYE?

Durumun vahameti gittikçe artıyor. Hem ırkçılık tehlikesi var hem de Müslümanlığımıza halel gelecek. Bir an önce kurtulalım şu ulus devletten. Peki nereye gidelim? Yukarı mı çıkalım, aşağı mı inelim? Ulus devletten büyük imparatorluk var. Kendimize bir imparatorluk bulup ona yamalanalım. Hani bir zamanlar manda dediğimiz şekilde de olur…

Ulustan büyük bir de ümmet var. Ümmet devleti olalım. Bir tane bulsak da ona dâhil olsak. Hiç ümmet devleti gördünüz mü? Galiba Vatikan var ama bizi almazlar. Bir de İsrail var ama o hem ümmet hem de millet devleti. O da olmadı. Zaten bize Müslüman ümmet devleti olur, başkası olmaz. Ondan da hiç yok.

Aşağı yönde aşiret devleti, hanedan devleti falan var. Eh birini seçelim bari ki hem ırkçılık olmasın hem de şeriata uysun. Kabile devleti ırka dayanmaz değil mi? Hanedan? O soya, sülaleye dayanır canım; ırka değil. Falan oğulları, filan oğulları… Kızları, anaları boş verin. Oğullar, babalardır aslolan.

DEVLET VARSA MİLLET DE VAR

Buraya kadar yazdıklarımı lütfen ciddiye almayınız. Şimdi şu millet, ırk ve millet devleti meselesine bu sefer ciddiyetle dönelim. Tarihe, milletin sosyolojisine bakalım.

Sülaleden kavme, kavimden kabileye, aşirete ve nihayet millete kadar insan toplumlarını incelemek beşerî bilimlerin asıl görevidir ve bu konu en küçük ayrıntısına kadar incelenmiştir. Hâlâ da incelenmeye devam ediyor. En yeni ve en geniş incelemeleri kapsayan ve net bir sonuca varan Azar Gat ve Alexander Yakobson, bulgularını kısa bir formülle açıklıyor: Devlet varsa millet de var. Eski Mısır’dan Çin’e bütün kıtalar ve bütün zamanları kapsayan bir gezi onun kitabı: Nations (Cambridge 2019. Türkçesi Milletler, Bilge Kültür 2019). Birinci Dünya Harbi’nden önceki imparatorluklar devrinin de aslında millet imparatorlukları olduğunu kıta kıta gösteriyorlar.

Devlet varsa millet var. Kendi devletlerini kuracak güce sahip olmamış etniler (milliyetler) de yirminci asırda imparatorluklardan kurtulup kendi devletlerini kurmuş ve millet olmuşlar.

ÇOKTAN BİRE Mİ BİRDEN ÇOĞA MI?

Yalnız bütün bu hikâyede devletlerin dayandığı “ırk” diye bir toplum birimi veya siyasi sebep yok. Irk kavramını tutup yükseltenler emperyalizm çağının sömürgecileri. Kendilerinin başkalarına Tanrı veya tabiat tarafından yönetici tayin edildiklerini ispata çalışan Avrupa milletleri.

Milletle ırkı birbirine karıştırıp şaşıranları daha da şaşırtacak bir resim göstereyim. Dünyanın en güçlü milleti hangisidir? Amerikan milleti değil mi? Millet ırk demekse bunlar hangi ırktan? Amerikan diye bir millet yok diyenler de var. Amerikan okullarında çocuklar her sabah ellerini kalplerinin üstüne koyup “Tanrı’nın emrinde tek millet!” (One nation under God) diye yemin ede dursunlar.

19. asır, feodal Avrupa’nın hızla millet devletlerine dönüştüğü yüzyıldır. Yirminci asırda, imparatorluklar dağıldı, koloni yönetimleri çöktü ve istiklalini kazanan milletler millet devletlerini kurdu. Millet devletleri de istiklallerini sağladıkları andan itibaren millî birliği, kültür birliğini ve kültürün taşıyıcı sütunu olan dil birliğini sağlamayı temel gaye edindi. Amerika kendini “eritme kazanı ~ melting pot” diye tarif edip bununla öğünür. Sloganı “E pluribus unum ~ Çoktan bire”dir. Bunu devlet mührüne ve paralarına yazarlar. Fransa’nın Fransızca konuşan %15’i nasıl “Fransa’da yalnız Fransızlar yaşar.” kesinliğine dönüştürdüğünü birkaç yazımda anlattım. Almanya da İtalya da Rusya da hep öyledir. Hepsi çoktan teke gitmiştir. Teki çoğa götürmeye çalışılan sadece biz varız galiba. Bir de ABD’nin işgalli teşvikiyle Irak.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.