Başkanlık sistemi neden diktatörlük olsun ki...

Pazartesi günkü yazımda “Önümüzde iki yol var ya parlamenter sistemi reforme ederek halen Batılı demokrasilerdeki işleyen modeli oluşturacağız ya da yine demokrasinin bir unsuru olan başkanlık sistemini evrensel hukuk normları içinde bu ülkede inşa edeceğiz” şeklinde ifade ettiğim görüşlerime bazı okurlardan itirazlar geldi.

Deniyor ki, “Başkanlık sistemi demokrasinin bir unsuru değildir.” Nasıl yani, Amerika diktatörlükle filan mı yönetiliyor? Biliyoruz ki, haklar ve özgürlükler anlamında şu anda dünyanın belki de en gelişmiş demokrasi örneği Amerika’dadır. Dolayısıyla hiç öyle lafı dolandırmaya gerek yok, parlamenter sistem ne kadar demokrasinin içinde bir sistemse başkanlık sistemi de o kadar demokrasinin özüne ve ruhuna ait bir sistemdir.

***

Başkanlık sistemine itiraz edenler gerekçe olarak diyorlar ki, “Hukuk, ahlak ve olgun demokrasi kültürünün olmadığı toplumlarda demokrasi işlemez...” İyi güzel de bu arızalar sadece başkanlık sistemine has bir şey değil ki...

Eğer bir toplumda hukuk sağlam temeller üzerine inşa edilmemişse demokratik kültür içselleştirilememişse adı ister parlamenter sistem olsun isterse başkanlık, orada esas itibarıyla gelişmiş bir demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Ayrıca işleyen bir demokrasiyi hayata geçirememişseniz adının parlamenter ya da başkanlık sistemi olmasının ne önemi var ki...

Unutmayalım, bugün dünyada adı başkanlık olan pek çok diktatörlükler olduğu gibi, parlamenter görünümlü despotik yönetimler de mevcuttur. Bu konuda en dramatik örnek Hitler Almanya’sıdır. O gün Almanya parlamenter sistemle yönetiliyordu ama Hitler gibi bir diktatör dünyanın başına musallat oldu. Yani, bir sistemin adının başkanlık ya da parlamenterizm olması onun mutlaka demokratik bir yönetim olacağı anlamına gelmiyor.

Sistemin adı ne olursa olsun önemli olan, hakların ve özgürlüklerin teminat altına alındığı, hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim modeli oluşturabilmektir. Ama bu modern demokratik yapının inşa edilebilmesi için öncelikle o toplumda demokratik kültürün özümsenmesi şarttır. Zira demokrasi kültürünün olmadığı toplumlarda gelişmiş demokratik yönetim modelinin oluşması maalesef mümkün değildir.

***

İşte Türkiye yıllardır parlamenter sistemle yönetiliyor. Peki, memnun muyuz? Hayır... Çünkü darbe dönemlerinde bu sistemin DNA’sıyla o kadar oynandı ki; ortaya çıkan model Batı demokrasileri ölçeğinde bir parlamenter sistem değil, kelimenin tam anlamıyla parlamenterimsi bir modeldir. Bu yüzden de yıllardır bu sistemin arızalarını tartışıyoruz.

Mesela milletvekillerini halk seçiyor ama esas itibarıyla bu liderlerin denetiminde kontrollü bir seçim. Yani kontrollü parlamentirizm... Dolayısıyla parlamenter sistemden vazgeçtiğimizde çok da hayıflanacak bir iş yapmış olmayacağız.

Ancak başkanlık sistemi gelince peşin peşin her şey güllük gülistanlık olacak diye sevinecek bir durumda da değiliz elbette.

Eğer çerçevesi doğru çizilmiş, sağlam bir hukuki zemine dayalı başkanlık sistemi oluşturamazsak muhtemelen önümüzdeki on yıllar boyunca bu kez de başkanlık sisteminin arızalarını tartışacağız demektir.

Şimdi önümüzde 15 Temmuz darbe girişimine karşı halkın sergilediği çok değerli bir sivil toplum direnişi örneği var. Bu durum sıfırdan yeni bir sistem oluşturmak için çok önemli bir fırsat. Eğer maksadımız gerçekten demokratik bir sistem inşa etmekse bunu başarmamak için hiçbir neden yok. Pekala hak ve hürriyetlere dayalı bir başkanlık sistemini hayata geçirebiliriz.

YORUMLAR (8)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
8 Yorum