Back To Top
Kitapta kalan adalet, liyakat ve ehliyet ne işe yarıyor?

Kitapta kalan adalet, liyakat ve ehliyet ne işe yarıyor?

 - Son Güncelleme: 09.10.2019 Çarşamba 07:43
- A +

Modern zamanların en gelişmiş yönetim biçimi olan demokrasinin esasını oluşturan adalet, liyakat, ehliyet gibi temel değerlerin Müslüman dünyada yeterince gelişmediği, daha doğrusu bu esaslara dayalı bir yönetim modelinin oluşturulamadığı bir gerçek. Bu tespite itiraz edenler haklı olarak, adaletin, liyakatin ve ehliyetin İslam’ın en temel ilkelerinden olduğunu, Kur’an’ın bu ilkeleri uygulamak üzere insanlara emrettiği söyleyeceklerdir.

Evet doğrudur, bunlar dinin vazettiği en temel ilkelerdir. İslam siyaset doktrininde yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişki adalet, ehliyet, emanet ve istişare olmak üzere bir dizi temel kavramlarla tarif edilmiştir. Pek çok ayet ve hadisteki adalet vurgusu bunun en önemli göstergesidir. Kısacası İslam siyaset doktrininde yönetimlerin en önemli meşruiyet kaynağı adalettir.

Bu temel yaklaşımdan hareketle ifade etmek gerekirse, ehliyet ve liyakat adaletin gereği olduğu kadar sağlıklı karar alınmasını ve uygulanmasını temin etmesi yönüyle iyi bir idarenin zaruri şartıdır. “İş ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekle” (Buhari) hadisi bu bağlamda yorumlanmaktadır. Aynı şekilde istişare de bir yandan katılımcıların birikimlerinden yararlanmayı, kararların daha iyi anlaşılmasını, kolayca uygulanmasını ve meşru kabul edilmesini sağlarken öte yandan yönetilenlerin katılımına yer açarak otoriter yaklaşımların önünü kesme işlevi görür. (1)

İslam siyaset doktrininin özellikle yönetime ilişkin belirlediği temel kavramlar, aslında Müslüman dünya için teorik anlamda önemli bir külliyat oluşturmaktadır. Fakat bu tarihsel süreç içinde bu kavramların nasıl gerçekleştirileceği belli bir prosedüre bağlanamamıştır. Kabul etmek gerekiyor ki teorik olarak var olan ilkelerin, yüzyıllar içinde somut olarak bir yönetim modeline dönüştürülememesi günümüz dünyası açısından örnek teşkil etmesi ne yazık ki mümkün değildir.

Hiçbir komplekse kapılmadan bir gerçeği açıkça itiraf edelim; İslam dünyasında cami hutbelerinden meydanlara kadar her yerde, her mekanda binlerce kez adalet, liyakat, ehliyet kavramları telaffuz edilmektedir, ama hiçbir Müslüman ülkede adaleti tesis edecek bağımsız ve tarafsız yargı kurumları yoktur. Hukukun üstünlüğüne dayalı modern yargı kurumları gelişmemiştir, ehliyete-liyakate değil, ideolojik taraftarlara ve kifayetsizlere itibar eden despotik yönetimler hakim durumdadır.

Oysa beğenmediğimiz, her vesileyle şeytanlaştırmaktan keyif aldığımız demokratik toplumlarda insan hak ve özgürlüklerini teminat altına alan, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı prensiplerine dayalı demokratik bir sistem hakimdir. En önemlisi de devletin kurumsal yapılanması, bilgi ve deneyim sahibi olmayan liyakatsiz insanların devlet kurumlarında yer almasına izin vermemektedir.

Kuşkusuz Batı toplumlarının da karanlık dönemleri olmuş, engizisyonların özgür düşünceyi biçtiği, kilise despotizminin bilimsel gelişmelerin önüne duvarlar ördüğü de bir vakıadır. Ama Batı dünyası, Rönesans ve aydınlanmayla birlikte aklın ve bilimin esas alındığı yeni bir dönem başlatmayı başarmıştır.

Oysa İslam dünyası Kilise benzeri bir baskı mekanizmasına sahip olmamasına rağmen, özünde var olan adalet, liyakat ve ehliyet prensiplerini esas alan bir yönetim modeli oluşturmayı başaramamıştır.

Maalesef İslam hukuk metodolojisi (Fıkıh usulü) her çağın şartlarına göre kendisini yenilemeyi başaramamıştır. Bugün bile İslam fıkhı konusunda başvurulan kaynakların önemli bir bölümü yüzyıllar öncesine ait eserlerdir. Dolayısıyla günümüzün hukuki sorunlarına ilişkin İslam fıkhının söyleyebileceği şeyler son derece sınırlıdır. Çünkü İslam fıkhı konusunda, modern dünyanın şartlarını okuyabilen yeni eserler üretilememiştir.

Değerli anayasa hukukçusu Prof. Dr. Kemal Gözler’in bu konudaki tespitleri son derece çarpıcıdır: ” Fıkhın Avrupa hukukuna ihtiyacı yoktur; ama fıkıh usûlünün Avrupa hukuk bilimine ve teorisine şüphesiz ki ihtiyacı vardır.

Bin küsur yıl önce ortaya çıkan fıkıh usûlü, kendi ortaya çıktığı dönemde ve bütün Ortaçağ boyunca Batı hukuk metodolojisinden ileriydi. Ancak günümüz için aynı şeyi söylemek mümkün müdür? Son 200 yıldır, Batı hukuk bilimi ve metodolojisinde çok önemli gelişmeler yaşandı.

Son 50 yıldır Avrupa ve Amerika’da hukuk metodolojisi sofistike ve matematiksel bir hâl aldı. Bugün birçok hukukî sorun ve hukukî muhakeme, sembolik mantıktaki formüllerle ifade edilir hâle geldi.” (2)

1- İslam Siyaset Düşüncesi, editörler: Lütfi Sunar- Özgür Kavak, s. 31-32

2- Hukuk-Fıkıh ilişkisi İslâm Hukukçusu Kimdir?, Prof. Dr. Kemal Gözler

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
cumhur 10 Ekim 2019 13:42
Çok doğru ve güzel tespitler.Tebrik eder yüreğinize ve kaleminize sağlıklar dilerim.İyiye iyi,kötüye kötü,doğruya doğru,yanlışa yanlış diyebilen herkese selamlar ve saygılar...
murat can 10 Ekim 2019 00:41
müslüman dünyasında iktidar demek mülkü ele geçirmek demektir. bu maksatla siyaset yapılır. bu mantıktan kurtulmadığımız sürece iflah olmayacağız. dün “yüzüstü çok süründün ayağa kalk sakarya!!!!” diye haykırarak şiir okuyanlar mülkün başına geçince cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve hırsızlıklarını yaptılar.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 21:43
kemal gözlerin makalelerini okudum; bir müslüman olarak halimize üzüldüm. doğru dürüst akıl yürütme, yöntem -en az onlar kadar önemli ihlas- olmayınca yağmanın, talanın, zulmün dini dayanakları(!) kolayca bulunuveriyor tabii... Yazık şimdiki nesle
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 20:52
Müslüman dünyanın Adalete ve liyakate dayalı yönetim oluşturamadığını söyleyen yazarı eleştiren arkadaş, Peygamber dönemi sonrasında adaletin, liyakatin esas alındığı bir modeli ve bu modelin hangi islam devletinde uygulandığını gösterirse seviniriz.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 19:26
Modern zamanların en gelişmiş yönetim biçimi olan demokrasinin esasını oluşturan adalet, liyakat, ehliyet gibi temel değerlerin Müslüman dünyada yeterince gelişmediği, daha doğrusu bu esaslara dayalı bir yönetim modelinin oluşturulamadığı bir gerçek. GERÇEKTEN BÖYLE DÜŞÜNÜYORSANIZ YAZIK Halbuki taaa HZ. PEYGARBER ile başlayan bir çok örneği var da o bakımdan bunları bilmemenize yada yazamamanıza yazık..
semiramis 09 Ekim 2019 15:02
Yazar burada İslam dünyasının değerleri var ama, uygulanmayan değer birşey ifade etmez diyor. Gayet doğru bir tespit. Değerleri kurala dönüştürmeden ve onları uygulamadan sadece hamaset yapıp biz çok büyük medeniyetiz diye kendini avutan ümmet olduk maalesef
Ah bu dediğinizi bir yapabilsek Türkiye nerelere gelmez ki. Artik bunları savunan değil gelir gelmez uygulayacak partilere ihtiyaç var. Neye mal olursa olsun ilk iş bunu saglayacak ansyasa değişikliği olmalı. Lamı cimi yok artık. Milletin bahaneye karnı tok.
Etmezler. Edemezler. Bunu yüz sene önce denediler. Fiili işgalin imkansızlığını ya da sürdürülemez olduğunu gördüler. Bu yüzden Lozan'da, işgal yerine Türkleri Batılılara benzetmeyi taahhüt eden bir güruhun devlet kurmasına müsaade ettiler. Türkiye'de iktidar yüz sene sonra bu taahhüde ters düştü. Tanzimatla gavura gavur demek yasaklandı. Cumhuriyetle birlikte gavura benzemek mecbur edildi... Şimdi Erdoğan bu gidişata dur demek istiyor... Aşırı gürültü bundan çıkıyor.
ramazan gün... 09 Ekim 2019 12:21
evet!..
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 10:20
Yeryüzünde çok az bir dönem hariç adalet ve liyakat sözde, var özde yoktur. Kıyamete kadar bu iki kavram asla hayata yansımaz. Şeytan insana ilahlık yaptığı müddetçe herkes bu kavramları kendine göre yorumlar. Uzay boşluğunda duran boş ifadeler bunlar. Adalet ve liyakat hangi zorba ve zalimin hoşuna gider?
Karar okur 09 Ekim 2019 10:13
Adaletsizlikten en çok zarar görenler müslümanlar, ancak maalesef günümüzde İslam dininin, Müslümanlığın ve Müslümanların yok edilmesini, masum her kesime zulmedilmesini alkışlıyorlar. Allah basiret ve feraset versin. Akıl ve vicdan nasip etsin.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 09:37
Hukuktan, likayattan, demokrasiden, insan haklarından, özgürlükten bahsedilince tüyü diken, diken olan arkadaşlar var. Bu gibi kavramlar Batı’da olduğundan hemen “Batı hayranlığı” diye kestirip atıyorlar. Bu kafalar aydınlanmadığı sürece işimiz çok zor.
karar okuru 09 Ekim 2019 08:50
Kitapta kalan adalet,sözde kalan liyakat ve ehliyet insanı candan eder,mutsuz eder,ümitsiz eder,malı iflas eder,üretimi yok eder,iyi duyguları yok eder,fakirliğe ve kıtlığa yol açar.Ahlaklı harcamayı,ahlaklı çalışmayı yok eder.
selahattin 09 Ekim 2019 08:40
Yüce ALLAH kuranda muhakkakk emaneti ehline verin diyor işlerin iyi yürümesi açısından müslüman olduğunu idda eden ülkelerde mazallah particilik akrabacılık hemşericilik ırkçılık say saya bildiğin kadar sonuç ortada
Sayın Ocaktan son zamanlarda epey hakkaniyetli imiş miş miş gibi yazıyorsunuz... Günümüz problemini (problem kişinin yaptıklarını) biraz tarih toprağı sererek eleştiriyor gibi yapıyorsunuz... Oysa bu duruma siz de çok katkı sağladınız (zamanında epey de nimetlerinden şeee ettiniz) üstelik eleştirmek için tarihi kendinize peştemal yapıyorsunuz.... Eğer gerçekten birşey söyleyecekseniz kendi zamanınıza doğrudan seslenme cesareti gösterin...
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:03
Bizimkiler Kur'andaki akrabaya iyilik edin kısmını görüyorlar sadece. Bektaşinin namaza yaklaşmayını okuyup arkasından gelen sarhoş iken bölümünü es geçmesi gibi. Akrabaya iyilik edini de devlet imkanlarını onlara peşkeş çekin olarak anlamışlar. Saraya bir tefsirci danışman daha lazım bence.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 10:47
0
Sizinkiler kim?
Sayın Ocaktan yazılarınızı okuyan Müslüman; demokrasiden, gayrimüslim de İslam'dan ikrah eder. Aynı anda hem Müslümana hem gayrimüslime zarar veren nadir insanlardansınız...
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 07:04
7
Süper bir yorum
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 08:03
1
Komik...!
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 15:10
1
08.0.3, Kimini hakikatler gıdıklar...
Karar okuru 09 Ekim 2019 02:55
Sn. Ocaktan her şeyi din esaslı ayrıntılar olarak görmemelisiniz. Dinlerin insanlığın senaryoları olduğu düşüncesi kuşkusuz ki dogmalardan daha genç. Gerçekten saygı duyduğum zekanız yaşlıları değil gençleri ilginç bulmalı. Binlerce yaştaki düşünceleri savunmak hazırcı zihinli insanlara göredir. Zeki insanlarda hayal, merak ve kuşku ölümlü olamaz. Bunların yokluğu ölüm demektir Sn. Ocaktan.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 06:35
1
2.55, Senin için kuşku duyuyorum.
Tabi Tabi 08 Ekim 2019 23:52
"Batı dünyası, Rönesans ve aydınlanmayla birlikte aklın ve bilimin esas alındığı yeni bir dönem başlatmayı başarmıştır." Avrupa hayranlığının geldiği son nokta. Başaranlar hep batı hep Avrupa. Başarı nedir sayın yazar? Akla yapmak mı? Ateist bilime tapmak mı? Batı tahrif edilmiş dine karşı çıkmış ama dinsizliğin de dibine vurmuştur. Son nokta bu mudur.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 01:15
4
yorumunuz/tepkiniz bilgiye dayali degil, psikolojik bir tepki. anlasibilir nedenleri var, ama ise yaramaz...
Yorumsuz 09 Ekim 2019 06:15
1
Sayın yazarın tamda işaret ettiği ve vurguladığı bir yaklaşıma sahipsin, değişin ve bilime İnan’ın artık, elbette inançlarımızı da batının yaşam baskısından koruyalım.
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 10:23
0
6.15, Yazarın dinsizliği kutsadığını sanmıyorum
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN