Özgürlük bir gün Louvre’dan koşar adımlarla meydanlara çıkarsa

Meclis İnsan Hakları Komisyonu olarak 2008 yılında Fransız cezaevlerinde inceleme için gittiğimizde Louvre müzesini ziyaret etmiştim. Ziyaret sırasında özellikle Leonardo da Vinci’nin “Mona Lisa” tablosu ile Eugène Delacroix’nın “Halka Yol Gösteren Özgürlük” tablosu önünde durup hayranlıkla seyretmiştim.

Dünyada çığır açan deha çapındaki sanatçıların eserlerini izlemek, insan bilincini fiziksel gerçekliğin ötesine taşıyarak zihinsel bir aşkınlık yarattığı muhakkak.

Önünde bir süre durarak düşüncelere daldığım Delacroix’nın ünlü eserlerinden birisi olan “Halka yol gösteren özgürlük” tablosu, yapıldığı günden bu yana siyasette, toplumsal hareketlerde ve de reklamlarda en çok referans alınan ve yeniden yorumlanan sanat eserlerinden birisidir. Bu arada resimle ilgili yaygın bir yanlışın altını da özellikle çizmekte yarar var. Tabloda 1789 Fransız Devrimi’nin resmedildiği düşünülür. Oysa Delacroix bu resminde 1830 Temmuz Devrimi’nden bir sokak çatışmasını canlandırmıştır.

Kral X. Charles’ın özgür basını yasaklaması, bölge milletvekilliklerini lağvetmesi ve seçmenleri sınırlandırması gibi kararları yüzünden Paris halkı 27, 28, 29 Temmuz 1830 günlerinde ayaklanır ve mutlak monarşi yanlısı X. Charles’ı tahtan indirerek yerine daha mutedil olarak tanınan parlamenter monarşi (meşrutiyet) yanlısı olan kuzeni Orléans dükü I. Louis-Philippe’i getirir.

Eser, 1831 yılında “Barikat Sahneleri” adıyla Paris Salonu’nda sergilenir. Günümüzde bir ikon/sembol olarak kabul edilen tablo, döneminde özgürlüğü sembolize eden kadının yarı çıplaklığı gibi aşırı realist detayları ön plana çıkardığı için özellikle akademik çevrelerin eleştirilerine maruz kalmıştır.

Başlangıçta eseri çok beğenen Louis-Philippe, resmi satın alır. Siyasi geleceğinden endişe etmeye başlayınca da resimden rahatsız olur ve ressamın tabloyu geri almasına izin verir. Kışkırtıcı ve de politik bir mesaj içeren tablo, ne yazık ki sadece birkaç ay Luxembourg Kraliyet Müzesi’nde kalabilmiştir.

1848 Devrimi sonucunda Louis-Philippe devrilip yerine III. Napoléon başkan seçildiğinde, “Halka Yol Gösteren Özgürlük” kısa süreli olarak yeniden sergilenebilmiştir. Louvre’a girmesi ise ancak 1870’de İkinci İmparatorluk’un yıkılıp Üçüncü Cumhuriyet’in kurulmasının ardından 1874 yılında, yani Delacroix’nın ölümünden 11 yıl sonra gerçekleşmiştir.

Halka yol gösteren özgürlük” resmi çoğu büyük eserde olduğu gibi insanlığın derin çelişkilerinden beslenerek aşkın bir özellik kazanır. Delacroix sadece bununla yetinmez, aynı zamanda olgunlaşmış olan insani çelişkileri aşma yolunda irade gösteren insanı resmeder.

Aslında bu eser, gerçek bir halk isyanının resmidir. Delacroix bu resminde, her kesimden insanın bir ideal uğruna ayaklandığı ve devrimin gerçekleştiği bir anı ele almıştır.

Tabloda özgürlüğü simgeleyen kadın, Fransız Cumhuriyeti’nin alegorisi Marianne’dır. Bir elinde tuttuğu Fransız bayrağı ile özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarını; diğer elinde tuttuğu tüfek ile direnişi ve başkaldırıyı simgeler. Peşinden gelen kitlelere barikatları aşmada öncülük etmektedir. Öncü kadının resimdeki görüntüsü, doğrudan kitlelere doğru yöneldiği hissini vermektedir.

Bu resim aynı zamanda, Antik Yunan heykelleri dikkate alınarak yapılmıştır. Kasları, belirgin vücudu, yüz hatları, göğsü ve ayakları çıplaktır, elbisesi yırtıktır; başında özgürlük simgesi olan kırmızı bir Frigya bonesi vardır. Roma İmparatorluğu’nda kölelikten özgürlüğe kavuşanlar tarafından kullanılan “Frigya” bonesi resmin yapıldığı dönem Fransa’sı için “Cumhuriyet” ile özdeştir.

Victor Hugo’nun sefillerinden esinlenerek oluşturulmuş kadife şapkalı çocuk figürü ise resmin sağ tarafında yer alır ve öğrencileri simgeler.

İnanıyoruz ki bugün de dünyanın herhangi bir coğrafyasında özgürlük için meydanlara çıkıldığında “Halka Yol Gösteren Özgürlük” koşar adımlarla Louvre Müzesinden çıkarak meydanlara koşacaktır... Tıpkı Anadolu Ajansı Fotomuhabiri Mustafa Hassona tarafından yakalanan o ünlü karedeki üstü çıplak Filistinlinin, Gazze’de bir elinde bayrak, diğer elinde de sapanla katillere taş atarken görüldüğü gibi…

Hiç unutmamamız gereken bir gerçeği tekrar hatırlatalım; çığır açan sanatçılar, her zaman toplumun bir adım önünde yer alırlar.

Dijitalleşmenin ve rasyonelliğin hız kazandığı ama insani değerleri yok etmek için pusuda bekleyen otokratların yükselişte olduğu bir dünyada yaşıyoruz. İşte böyle bir dünyada, insanın özünü korumak ve duyguları harekete geçirmek için öncü sanatçılara ihtiyaç var. Çünkü büyük sanatçılar, bize duvarların arkasını görmemizi, toplumsal olaylar karşısında eleştirel refleksler geliştirmemizi ve geleceği inşa etmemizi sağlayacak yaratıcı bir vizyon sunarlar.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.