Yolun sonu görünüyor bana ne yazdan bahardan…
Haydutların, zalimlerin kötülükte sınır tanımadığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu despotlar için çocukların, kadınların, sivil insanların hiçbir değeri yoktur. Bazen çocukları bombalarla katlederler bazen de kadınlara akıl almaz zulümler yaparlar.
Sadece insanlara karşı değil, yaşadığımız dünyada nefes almamızı sağlayan tabiata ve hayvanlara karşı da zalimdirler. En acısı da dünyamızı cehenneme çeviren bu manyak despotlar karşısında yaşadığımız çaresizliktir.
İşte böylesine zalim bir dünyada, katillere gücümüzün yetmediği anlarda tek yapabildiğimiz şey, kahredici olsa da kendi içimize ağlamaktır…
Bütün bu karanlığa rağmen, yine de umutsuzluğa teslim olmadan hayata tutunabilmenin yollarını ararız. Bu, bazen bizi kalbimizden yakalayan bir şarkıdır bazen de bir şiirin berrak ırmağıdır…
Her zaman hayatıma zenginlik kattığına inandığım Caz müziğine tutku ile bağlı bir insan olarak, şu günlerde müthiş bir türkünün rüzgarına kapılmış durumdayım.
Musa Eroğlu ve Cem Adrian’ın “yolun sonu görünüyor” türküsündeki düeti dinlerken, ölümün o benzersiz gerçekliği ile yüz yüze geliyor insan…
‘Yolun sonu görünüyor’ türküsünün sözlerindeki anlam anlamsal derinlik ve müzikal zenginlik, dünyanın bir nefeslik ömrü olduğunu hepimize yeniden hatırlatıyor.
Bu vesileyle, iktidar gücünü kullanmanın şehvetiyle dünyamızı cehenneme çeviren muktedirlerin, aslında ruh dünyalarının nasıl bir kirlilikle malul durumda olduğunu da bir kez daha görmüş oluyoruz.
Düette Musa Eroğlu usta bir öğretici, Cem Adrian ise modern bir usta gibi icra etmişler türküyü.
Türkünün sözleri Dursun Ali Akınet adlı Fatsalı bir şoföre ait. İnsanın yüreğine dokunan bu türkünün dramatik bir hikayesi var aynı zamanda… Dursun Ali, Hastalanan 85 yaşındaki annesini Ankara Hacettepe hastanesine götürür, tedavi için tahliller yaptırılır. Dursun Ali, tahlil sonuçlarını almak için odadan çıkacakken annesi seslenir: “nereye dursun ali?” Tahlil sonuçlarını almaya gittiğini söyler Dursun Ali. Annesi oğlunu yanına çağırır, elini tutarak der ki: “Gerek yok oğlum, yolun sonu görünüyor.” Sonunda Dursun Ali, tahlil sonuçlarını alır ve odaya döner ama annesi son nefesini vermiştir. Dursun Ali annesinin cenazesini alır ve Fatsa’ya dönüş yolunda, cenaze arabasında bu türkünün sözlerini yazar.
/Bana ne yazdan, bahardan
bana ne borandan, kardan
aşağıdan, yukarıdan
yolun sonu görünüyor.
Geçtim dünya üzerinden
ömür bir nefes derinden
bak feleğin çemberinden
yolun sonu görünüyor.
Ezrailin gelir kendi
ne ağa der ne efendi
sayılı günler tükendi
yolun sonu görünüyor./
Musa Eroğlu, hayatını Türk halk müziğine adamış efsane bir sanatçıdır. Kimisi onu “Mihriban”la tanımış, kimisi “torunuyuz bir dedenin” türküsü, kimisi de “yolun sonu görünüyor” türküsü ile…
Musa Eroğlu’nun müziği, her zaman yeniliğe açık bir müziktir. Albümlerinde akustik gitar ve bas gitara yer vermiştir. Bazı albümlerinde yaylılar da vardır. Kendisiyle yapılan bir söyleşide caz dinlediğini söyler.
Repertuarında sadece tahtacı ezgileri ya da alevi deyişleri yoktur. Birçok albümünde bir eşkıya türküsü, bozlak ve baraklara yer vermiştir. Doğu’dan Batı’ya tüm güzellikleri türküleriyle buluşturmaya özen göstermiştir. Mesela Karadeniz, Ege, İç Anadolu türküleri okur, bununla da yetinmez, besteler yapar.
Özgün müzikal kimliği ile halk müziğinde ayrıcalıklı bir yere sahip olan büyük usta, türkü söylerken standart Türkçe ile geleneksel söyleyişleri harmanlamayı da başarmış bir sanatçıdır.
Musa Eroğlu, yazdığı türkü sözlerine rağmen, kendisini şair olarak görmez. Bu konudaki şu sözleri son derece anlamlıdır: “En güzel şiirleri benden önce yazmışlar. Ben nasıl şiir yazabilirim. Ben bir çiçekle konuşan Karacaoğlan’ı anlatıyorum: “Bahar gelir kayalarda bitersin/ Güz gelince başın alır gidersin/ Kim ne dedi boynun eğri tutarsın/ Senin boynun hep eğri mi menevşe?”
