Back To Top
İngiltere’nin sahibi kim?

İngiltere’nin sahibi kim?

 - Son Güncelleme: 21.04.2019 Pazar 09:56
- A +

Aslında bu bir soru değil, bir kitabın başlığı. Mayıs başında raflardaki ve elektronik kitapçılardaki yerini alacak. Konusu İngiltere’deki toprak mülkiyeti. Yazarı Guy Shrubsole adlı bir çevreci aktivist. 25 milyon tapu kaydını gözden geçirerek İngiltere’nin sahibinin kim, daha doğrusu kimler olduğunu bulmaya çalışmış.

Bir kopyası New York Times’a da verilen kitapta Shrubsole belli ki isimlerden çok orantılarla ilgilenmiş. 56 milyon kişinin üstünde yaşadığı toprakların yarısının 25 bin kişiye ait olduğunu, yani nüfusun yüzde 1’inden azının toprağın yüzde 50’sini kontrol ettiğini tespit etmiş. Ayrıca Kraliyet ailesi, aristokrasi ve kilisenin sahip olduğu arazilerin çoğunun da kayıtlı olmadığını bulmuş.

Yazarın çıkış noktasında Brexit referandumu var. Madem ki AB’den ayrılışın amacı ülkenin kontrolünü geri almak o zaman ülke kimin diye sormak gerekir diye işe başlıyor. Ekilebilir arazilerin çoğunun aristokrasiye ait olduğunu, bazen paravan şirketlerin de kullanıldığını, emlak piyasasındaki aşırı fiyat artışının tekelci kontrolden kaynaklandığını vurguluyor. Shrubsole bu durumun gelir dağılımdaki adaletsizliğin artmasına yol açtığını iddia ediyor.

***

Gerçekten de İngiltere Avrupa ülkeleri arasında gelir dağılımının en kötü olduğu ülke. Zenginlerle fakirler arasındaki uçurum çok derin ve her geçen yıl daha da derinleşiyor. Bunun artık televizyonların yoksulluğu makbul hale getiren dizileriyle yönetilmesi, sınıfa özel mutluluk reçeteleri yazılmasıyla örtülmesi mümkün değil.

İktidar bloğu AB’den çıkmanın çare olacağını, mesela tarıma verilen desteğin kesilmesinin hakkaniyeti sağlayacağını savunuyor. Ancak sorun Kraliçe Elizabeth’in Sandringham’daki çiftliğine 2017 yılında verilen 695 bin Poundluk desteğin çok ötesinde. İngiltere’nin sorunu toprak reformuyla bile çözülebilecek bir sorun değil. Ve aslında sorun sadece İngiltere’nin de sorunu değil.

Neo-liberal politikalar, küreselleşme, emperyalizm, teknolojik sıçrama ve daha pek çok neden hemen yerde gelir uçurumları oluşmasına, bir kesimin diğerinin aleyhine zenginleşmesine yol açtı. Günümüzde hem küresel eşitsizlik, hem ülkeler arasındaki eşitsizlik, hem de ülke içi eşitsizlik had safhada.

Birkaç ay önce yazdığım gibi dünya nüfusunun yüzde 50’sinin yani 3.8 milyar insanın toplam serveti  en zengin 26 kişinin servetine eşit. Bu rakam, yani zengin kişi sayısı 10, 20, 30 yıl önce çok daha yüksekti. Buna karşılık yüzde 50’nin sayısı da düşüktü. Dünyada daha az insan yaşıyordu.

Yardım kuruluşu Oxfam’ın Ocak ayında yayınlanan raporunda süper zenginlerin servetinin günde 2.5 milyar dolarlık bir hızla arttığı tespit edilmişti. Bir önceki yılın raporunda da Bangladeşli bir işçinin hayatı boyunca kazandığını ortalama bir CEO’nun dört günde kazandığı vurgulanıyordu.

Gelirin, servetin adaletsiz dağılımı hakkında yapılan çok araştırma var. BM de eşitsizliğin giderilmesi için çalışıyor, sivil toplum örgütleri ve düşünce kuruluşları da. Ancak eşitsizlik her geçen yıl büyüyor, derinleşiyor. Daha fazla insan yoksullaşırken, daha az sayıda insan daha da zengin hale geliyor.

Pazarlama teknikleri, beğeni yaratma biçimleri ve tabii ki medya da dahil hegemonya araçları eşitsizliğin, adaletsizliğin gelir dağılımında iyice pekişmesine, patlamaya hazır bir küresel tehlike haline dönüşmesine yol açıyor. Daha çok malımız olsun diye daha çok sömürüyoruz, çalıştırdığımız insanlara daha az ödüyoruz. Ürettiklerimizi hep daha da pahalı satmak istiyoruz.

***

Gerçekçi olmak gerekirse yapılabilecek çok da bir şey yok. Sistemi kökünden değiştirmek zor. Ne de olsa hepimiz bir şekilde içindeyiz. Ama yine de küresel bir varlık vergisi koymanın, yoksulluk ve eşitsizlik hakkında farkındalık yaratmanın, satın alma tercihlerimizi değiştirmenin fark yaratabileceğini vurgulamak gerek. Yardım da gerekli fakat yeterli değil.

Bana öyle geliyor ki çare aramak ahlaki sorumluluk olduğu kadar siyasi bir zorunluluk da. Çünkü konuyu yakından takip edenler bu denli büyük bir adaletsizliğin popülizme, aşırı sağın yükselişine, dolaysıyla da istikrarsızlığa, krizlere ve hatta savaşlara yol açabileceğini söylüyor.

İyi ve olabildiğince mutlu bir Pazar günü dileğiyle…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 21 Nisan 2019 23:53
Kendi ülkemizde kimler neleri götürmüş şimdi merak ettim.İngiltere buysa oturup şükredelim karnımızın doyduğuna ve bizi doyuranlara hayır dua edelim.
Sistem 21 Nisan 2019 14:05
Dünyada zenginlerin sömürenlerin sistemi hüküm sürüyor önce osmanlıyı bitirip somürdüler sonra da sosyalizim ve komünizm i çökerttiler çünkü kapitalizim insanın doğasında var ve bu yüzden kapitalistler her ülkede sistemin adamlarını buluyorlar ve bu sistemin bekçiliğide en fakirler tarafından yapılıyor. Sistem değişmez çağ değişir isimler değişir sadece: maraba - işçi, ağa -patron, bekçi -güvenlik gibi ayrıca siyasi islamcılık diye bir şey yok sanki islama göremi yönettiler hayır. Sistem yönetim kapitalistlerin senin olmayan tarlayı diled
Muhtefi. .. 21 Nisan 2019 12:51
Coook şaşırdım. Demokrasi Beşiği İngilterimzde MİLLİ MARSLARI **Tanrı korusun iyi yürekli kralımızı, Uzun ömürler soylu kralımıza, Tanrı kralı korusun! Yengin kılsın onu, Mutlu ve şanlı,. Başımızdan etmesin eksik; Tanrı kralı korusun!. * Devam eder. Ogrenmesem Afrika ülkesinin sanırdım. 21 .yüzyılda. :)))..Kralicenin TACİNDAKİ ELMAS bile (Koh i Noor) araklamadir; ))..elbette belli oranın sahibi kimler. ...bu dünya çok komik gerçekten. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Dönüyor bir tiyatro, üç kağıt 3-4 yüzyıldan bu yana bakalım filmin s
altan 21 Nisan 2019 12:06
bence thomas piketty'nin 21. yüzyılda kapital eseri daha kapsamlıdır. burada bir stok büyüklüğü olan servet toprağa indirgeniyor ki öyle olmamalı. piketty'nin bulgusu servet artış hızının gelir artış hızından yüksek olduğu yönündedir.
KARAR OKURU 21 Nisan 2019 09:56
Sosyalizm çöktü, Liberalizm çöktü, siyasal İslamcılık çöktü. Yeni bir sistem de yok galiba. Belki liberalizm tehlikeyi fark edip kendine çeki düzen verir, ya da iyice şımarır ve bari yoksullukta eşit olalım diye sosyalizm geri döner.
KARAR OKURU 21 Nisan 2019 13:58
0
Emperyalizmi ayakta tutan demokrasi var ya!..
KARAR OKURU 21 Nisan 2019 00:41
Evet muhterem üstad.Buna(adi)kapitalizm derler.Doğum yeride Britanyadır,malumunuz!
A aaa!.. 21 Nisan 2019 00:23
A aaa!.. Demokrasinin beşiği İngiltere de olur mu öyle şey?.. Bir yanlışınız vardır...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN