Back To Top
Suriye’de yaratıcı düşünmek…

Suriye’de yaratıcı düşünmek…

 - Son Güncelleme: 01.09.2019 Pazar 09:55
- A +

Bir zamanlar “bahar” metaforuyla birlikte anılan Arap dünyasını sarsan siyasi-sosyal deprem Suriye’ye ulaştığında Türkiye’nin ilk tepkisi uzun yıllar sonra ilişkilerini normalleştirdiği bu ülkeyi korumak için çaba harcamak oldu. Ancak ziyaretler ve uyarılar işe yaramadı. Esad ve özellikle de yakın çevresi demokratik değişime direndi.

ABD ve pek çok Avrupa ülkesinin Suriye’deki rejim değişikliğinin kendileri için yararlı olacağını düşündüğü açıktı. Tunus’ta başlayıp Mısır ve Yemen’i ciddi biçimde etkileyen bu “devrimler” dalgası Libya’da BM Güvenlik Konseyi’nin 1973 sayılı kararına ve iki gün geçmeden de Fransa’nın başını çektiği, 27 ülkenin katkıda bulunduğu, derken NATO imkanlarının kullanıldığı görünürde insani bir müdahaleye dönüşmüştü.

Türkiye, Libya müdahalesine önce direnç gösterdi ama sonra muhtemelen bu değişim dalgasını durduramayacağına kanaat getirerek destek sağladı. Bu arada ülkede mahsur kalan vatandaşlarını da çok başarılı bir operasyonla kurtardı. Suriye’de ise bir yandan rejimi uyarırken diğer yandan muhalefetin ülkesinde örgütlenmesine izin verdi, hatta yardımcı oldu. Çünkü Ankara Irak’ta yapılan “hatayı” tekrarlamak istemiyordu.

***

Türkiye çıkacak ve büyüyecek sorunun tarafı olarak yönetiminde söz sahibi olmayı seçti. 911 kilometrelik sınırla komşu olduğumuz bu ülkedeki gelişmelere, yapılacak muhtemel müdahalelere karşı kayıtsız kalınması zaten mümkün değildi. Türkiye soruna müdahil olmasa da ülkesine mülteci akımı olacak, IŞİD ortaya çıkacak, Amerika PKK’ya, Rusya Esad’a yatırım yapacaktı.

Benim görebildiğim kadarıyla o dönemde Ankara’nın hedefi sorunu kendi çıkarlarını maksimize edecek şekilde yönetmek, Suriye’nin geleceği üstünde söz sahibi olmak ve çatışmanın içine doğrudan çekilmekten kaçınmaktı. Ve aslında bu hedeflerine de büyük ölçüde ulaştı. Türkiye hala masada, Suriye’nin geleceği üstünde söz sahibi, gerekli gördüğünde müdahale etse de çatışmanın dışında.

Ancak beklentisi gerçekleşmedi. Suriye’de rejim değişmedi, değişmesi de artık pek mümkün görünmüyor. Cenevre Süreci ve BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla desteklenen yol haritası marifetiyle seçimlere gidilmesi, Esad’ın kazandığı bir savaştan sonra görevini bırakması imkansıza yakın.

Üstelik, Suriye sorunu başladığından çok daha karmaşık bir halde. Rejime karşı muhalefet aksı dışında pek çok çatışma ekseni var. Muhalefet de tek değil çok. Zaman zaman birbirleriyle  çatışıyorlar. En güçlü olanlar da komşumuz olarak görmek istemeyeceklerimiz. PYD/PKK ise ülkede önemli zemin kazandı. Suriye’nin yaklaşık yüzde 30’unu kontrol ediyor.

Suriye dendiği zaman da karşımızda sadece Esad rejimi yok. Rusya var, Amerika var, İran var. Bazen Fransa ile çıkarlarımız çatışıyor, bazen de Suudi Arabistan’la. PKK varlığı, kontrol altında tuttuğu topraklarda kurmaya çalıştığı devlet kendi Kürt sorununu çözmekte zorlanan Türkiye için tehdit. IŞİD ve El Kaide bağlantılı grupların verebileceği zararlar da öyle.

Kısacası tek bir sorundan değil eş zamanlı olarak yönetmek zorunda olduğumuz pek çok sorundan söz ediyoruz. Rusya 17 Eylül 2018’de Soçi’de vardığımız mutabakat gereği davranmamızı, İdlip’te muhaliflerle teröristleri birbirinden ayırmamızı talep ediyor. İdlip’teki askeri varlığımız üstünde baskı oluşturuyor, insanları göçe zorluyor. Nihai hedefinin daha kapsamlı olması olasılığı çok güçlü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Rusya ziyareti üstümüzdeki baskıyı belli ki bir nebze hafifletti. İki lider arasındaki şahsi dostluk, işbirliğini derinleştirme çağrıları, Rusya’nın Türkiye’nin beklentilerini karşılamaması halinde kaybedeceklerinin münasip dille anlatılması İdlip sorununu dondurdu. Fakat sorun çözülmedi, her an yeniden ısınabilir.

Can Kasapoğlu ve Emre Kürşat Kaya’nın geçtiğimiz günlerde EDAM tarafından yayınlanan kısa değerlendirmelerinde vurguladıkları gibi Suriye birlikleri Türkiye’nin Morek gözlem noktasına tehlikeli bir yakınlıkta. Rusya’nın verdiği garantilere ve sağladığı imkanlara rağmen taktik düzeydeki basit hataların veya yanlış anlaşılmaların politik-askeri tırmanmaya yol açma olasılığı göz ardı edilemez.

Benzeri Amerika ile vardığımız mutabakat için de geçerli. Güvenli bölge önemli ama sorunu çözmüyor, bize şimdilik zaman ve zemin kazandırıyor. Türkiye’nin PYD konusunu, Amerika’nın bu ülkedeki varlığını kendi sorunu olmaktan çıkartıp Suriye’nin öncelikli sorunu haline getirmesi gerekiyor. Bu da ancak Suriye sorununun ana aksının çözümüyle mümkün.

***

Çözüm için sihirli bir formül olmadığı gerçek. Ayrıca Amerika ve/veya İran’ın sorunun çözümüne doğrudan ya da dolaylı yollardan direnme olasılıkları da mevcut. Ancak yine de denememiz, yaratıcı düşünmemiz, Suriye’nin Türkiye’yi daha fazla ve daha derinden etkilememesi için siyasi ve diplomatik atılımlar yapmamız, inisiyatifler geliştirmemiz bana gerekli gibi geliyor.

Yeni bir göç dalgasının yaratacağı komplikasyonları Avrupa’ya hatırlatmak işe yarar mı emin değilim. Onlar nasılsa Rusya üstünde baskı oluşturmaya kalkmayacaklar, kaldı ki kalksalar da sonuçlarına biz katlanacağız. Rusya ile kurduğumuz dengeler sarsılacak. ABD deseniz ilgisiz. BM ise yetersiz. Geriye Esad rejimi ile bir “modus vivendi” başlatmaktan başka pek çare kalmıyor.

Türkiye’nin güvenlik endişelerini gidermenin, sorunun başlangıcındaki hedeflerimizi, amaçlarımızı korumanın, Suriye’de daha fazla insan kıyımı olmasını engellemenin yolu yeni koşullara uyum sağlamaktan geçiyor. Unutmayalım ki Suriye’deki dengeleri pek çok şey değiştirdi. Amerika’nın öncelikleri değişti, Rusya sorunun doğrudan tarafı oldu. Bizim de değişmemiz kaçınılmaz…

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muhtefi. . 01 Eylül 2019 17:41
Çok ciddi ve vahim durum, Suriye meselesi tam Mutabakat lazım içimizde. Butun Uzman **Akademisyenler,Uluslararası Diplomasiyi bilen eski,yeniler, Tarihçiler, Askeri uzmanlar, İstihbaratcilar, Siyasetçiler vd** Bolge Halkindan ileri Gelen Bilge sahsiyetler..mezhebine, mesrebine, fikrine, zikrine, etnisitesine vb bakılmaksızın Samimiyetle Stratejik,Planlı, Dikkatli uzun vadeli Çözümlerimiz olmalı. Sorun belli Çözüm lazım. .!!.Güç Dengelerini gözeterek. .İki Elimizde Çaremiz. ..
Mehmet 01 Eylül 2019 17:24
Biz hatayı bop ile yaptık artık çıkış tutmaz.Suriyeliler sözümüzü tutmadigimizi,hatta bizi hain ilan ediyor.Onlari koruyamiyoruz
İdris 01 Eylül 2019 14:29
Düşünecek bir şey yok. ABD ve Rusya Suriye'de anlaşacaklar. Biz de uyum sağlayacağız.
2.Erdogan sürekli olarak Bati karşıtı hamasi nutuklar attığı ve secim propagandalari sırasında ve sonrasinda hep Osmanlıcı ve Islâmci işaretler verdiği için icinde yer aldığı Batı blokunun güvenini kaybetti. Güvensiz bir ortakla da beraber gareket etmediler. Bati için Suriye'deki bütün alternatifler kârlı idi. Neticede Suriye ve müslümanlar zayiflayacak ve kstbefecekti. Tek istemedikleri şey Rusya'nin oraya gelmesidir. Onu da sineye çektiler. Erdoğan iktidari Suriye'yi tek başına yemek istedi. Yedirmezler. Yedirmediler de. Paylaşmayı dusunseydi birşeyler olabilirdi.
KARAR OKURU Demokrat hukukçu 01 Eylül 2019 17:19
1
3- Bu yazima biraz açıklık getireyim. Erdoğan iktidari Suriyeyi tek basina yemek istedi derken şunu kasdettim. Suriye'de Türkiye yanlısı bir islami veya demokratik iltidar olsun istedi. Ama Bati bunu istemez. Ancak onlarin da kabul edebileceği bir iktidar sunmak lazımdı ki razı olsunlar. Yoksa elbette ki Türkiye Suriye yi işgal etmek gibi bir niyeti olmadı olamaz da.
1.Geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye diye bir atasözü var biliyor muydunuz Sayin yazar? Artik dönüşü olmayan bir yola girildi. Ancak esasli bir iktidar ve politika degisikligi ile ve yeni sıkıntılar çekilerek problem çözülebilir. Arap Bahari sırasında Bati ve ABD'nin reddetmeyecegi bir iktidar ve demokratik sistem Suriye'de garanti edilebilseydi durum farklı olurdu. Hatta o zaman ABD Türkiye'ye siz girin bile demişti. Ama biz bir kere Batı bloku ile diplomatik ilişkileri zayıflatıp onlarda radikal Islamcı şüphesi dogurarak güvenlerini kaybettiğimiz için bizim arkamizda durmadılar.
KARAR OKURU 01 Eylül 2019 12:23
Türkiye iki büyük devletten medet umarken savaş uçaklarına para harcamak yerine Suriye ile masaya oturmalıydı. Bu arada da sınırları açıp ülkedeki mültecilerin avrupaya geçişlerine de göz yummalı hatta teşvik etmelidir.
Halil Akıncı 01 Eylül 2019 10:59
Yaratıcı düşünceye gerek yok.Olanı biteni görmek yeter. Bizim gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünü,Kürt’lere özerklik verilmemesini ,ABDnin doğrudan veya dolaylı bölgeye yerleşmemesini, isteyen tek otorite Esaddır.Yani taktiksel düşmanımız stratejik müttefikimizdir.ABD ve Rusya ile olan ilişkilerimizde bir bakkal hesabı yaptığımızda onların bizden aldıklarının veya bizi mahrum ettiklerinin somut(F 35den çıkarılmamız)bize verdiklerinin de soyut(laflar)olduğunu görürüz.Bir önce Esad’la görüşmemiz gerek.Ama doğrudan.Orta yol bulunur.Aracıyla görüşmek sdaece aracının çıkarınadır.
karar okuru 01 Eylül 2019 08:15
ilk paragraftan itibaren yazı aslında rejimin arap baharı olayının bop ihanet çerçevesinde nasıl baş aktörlerinden biri olduğu akan kanların,zulme uğrayanların ve daha nice fecaatların ve son aşamadada bugün yuvarlanmakta olduğumuz durumun müsebbibi olduğunun ispatı niteliğinde.
Yurdumun İnsanı 01 Eylül 2019 07:42
HADDİNİ BİL! Elin emanet borç sıcak parası ile borç olarak büyüyüp,enflasyon düşünce ağa kendini dev aynasında gördü. Geleceği beton, asfalt mücahitleri işi ile BORÇLU BÜYÜMÜŞ,bilgi, teknoloji, katma değeri yüksek kalkınan büyüme, istihdam yoktu.Takke düştü kel göründü. Bu gaz ile Müslüman coğrafya hava atıp, baş olmaya kaltı. Bi ara aşka gelip İhvancılar laiklik dersi verdi Arap Baharı ve son perdesi Suriye de, 3.günde Şam'da namaz kılma hayaline kapıldı. İstikrar, demokrasi steyen komşu ülke hakkında böyle mi düşünür. Yangına körükle gitti RTE.Şimdi Suriye'liler Kocatepe Namaz kılıyor.
KARAR OKURU 1517 01 Eylül 2019 07:35
savaşın en başından itibaren Türkiye , Suriyeye girseydi söz sahibi olurdu..İran 2011 yılından beri Suriye'ye Kudüs bahanesiyle 250.000 asker gonderdi..İran , Şam'a Humus'a Halep'e Hama'ya şuan şii nüfusu yerlestiriyorlar.zaten 1.500 000 ehli sunneti katlettiler.. 500.000 den fazla insan hapishsnelerde iskence görüyor..300.000 fazla bacimiz tecavüze uğradı..biz kendimizle ugrasacagimiza kafamizi kaldirip sinir etrafa iyi bakmadigimiz sürece dibimize pkk,pyd teröristlerini yerleştirdiler.. Allah c.c. Muslumanlarin yardımcısı olsun.
N.Y. 01 Eylül 2019 12:46
5
1517! Onun için mi 23 milyon Suriye'linin 18 milyonu Esad'ın hakim olduğu bölgelerde yaşıyor, Suriye ordusunda savaşıyor? Onun için mi Ürdündekiler Esad'ın hakim olduğu bölgelere geri dönüp yerleşiyor. Bence seni Beyaz Miğferlilerle Bat basını fena doldurmuş.
KARAR OKURU 1517 01 Eylül 2019 15:07
0
N.y ,Suriyede suriyeli mi biraktiniz zalim esed, iran, hizbullat, rusya ve amerika..palavra atmayi cok iyi biliyorsunuz..siz şia ve nusayri medyasından beğendiğiniz icin bu görüşünuz size gore normal..biz bizzat suriyede içerden haber yapiyoruz..sizin gibi nusayri medyasinin haberlerini de çok iyi biliyoruz merak etmeyin.. zalim esad sevicileri..
Muhtefi. . 01 Eylül 2019 17:47
0
1517 tamam da. Ne diye paramparçalik var.O kadar çete ismi var ki.Kim kimdir belli değil.Bu mu İslam Adına Cihad.Yazıklar olsun. Sadece Ağlamayı, Sizlanmayi biliyoruz/sunuz. Niye TEK YÜREK olmaz.Hangi Zafer Tarihte böyle Akıllar, Kalpler, Ruhlar paramparca iken gelir/di, sadece SİYONİST ve uzantıları elini ovusturuyor .bir kişi bile eksilse sia veys sunni farketmez kardır onlara. !.Yazıklar olsun bu Nefis kibrine.Acilen, hemen BIRLIK lazim amasiz, fakatsiz. !
KARAR OKURU 01 Eylül 2019 07:07
Açık konuşsak esad kalıcı ise esadla masaya oturalım desek. Uzun uzun yazmak bazen söylemek istediğini söyleyememekten kaynaklanıyorsa sıkıcı oluyor. Akif Beki'yi okumanızı tavsiye ederim.
KARAR OKURU 01 Eylül 2019 11:00
5
Esadla masaya oturalım öyle her babayiğidin kurabileceği bir cümle değil. Anlayışlı ol.
Yurdumun İnsanı 01 Eylül 2019 07:10
HİKAYE Suriye'nin tümünde ABD nin planı hakim olsa idi, askeri, siyasi, ekonomik olarak Rusya ve İran nasıl duruma düşerdi? Enerji arz eden iki ülke kuşatılmış olurdu. Peki bunu Türkiye neden görmek istemedi.Ganimetçi zihniyet Arap Baharı ardından yıkılan rejimler yerine İhvancılar gelir. Bizde Birleşik İslam Devletleri Neo Osmanlı, Hilafeti kurarız. RTE Halife=Başkan olur. Ak Saray da yönetim merkezi. Bunu A. DİLİPAK anlattı. 2015 öncesine ait you tube girin görürsünüz. Yanisi şu, kendi çıkarı ve fantastik hayali için ülkeyi ve toplumu, devleti, hukuk, kurumları, komşuları tehlikeye attı.
KARAR OKURU 01 Eylül 2019 03:16
Erdoğan posterleri yakıldığı yerde avukatları devreye koyupta Suriye’lilere dava açsa iyi olurdu.
KARAR OKURU 01 Eylül 2019 01:01
Türkiye, Suriye'nin geleceği üzerinde söz sahibi falan değil.ABD ve Rusya söz sahibi artık.Türkiye kendi geleceğini dahi sıkıntıya soktu.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN