Yeni parti nereye ve nasıl varır?
Siyasetin en belirgin özelliği artık bilinen anlamıyla siyasetten bahsedilemeyeceğidir. Adı siyaset ama yapılan hiçbir şey siyasi değil ve bu durum yeni de değil, çoktandır böyledir. Seçimle gelmek yani demokratik usul hala önemli ama sonrasında demokrasiden, hukuktan iz bulmak imkansız hale geldi. Dolayısıyla, yarış için tek tutamağı demokrasi olan muhalefet için hayat zorlaştı. Adil yarış zemini kalmadığı gibi, adil olmayan şartlar da her geçen gün daha adaletsiz hale geliyor. Çünkü, iktidar bütün yapıp ettiklerine rağmen kazanmayı garanti edecek eşiğe ulaşamıyor.
Yani hukuku diskalifiye ederek art arda yapılan hamlelere ne kadar sert, keskin ve inanılmaz olsa da iktidara seçim kazandıracak neticeyi sağlamıyor. Bu kez daha sert ve daha keskin hamleler geliyor. 18 Mart’ta (2025) Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmek ve buna eşlik etmesi için ertesi sabah 19 Mart’ta onu hapse göndermek ağır bir hamleydi. Ama neticeye ulaşmadı, muhalif seçmen tutumundan vazgeçmedi. Ardından, bu kez de diğer belediye başkanlarını tutuklamaya başlamak -ki hala devam ediyor- muhalefete yolsuz ve usulsüz imajı yükleme çabasında ısrarın sonucudur. Bundan da netice alınamadığı için, bu kez CHP’nin ele geçirilmesi ve aslında sadece kayyum değil doğrudan mahkeme emrine verilmesi hamlesi geldi. Öyle ki Özgür Özel ekibinin çok istediği kurultaya mevcut CHP yönetiminin asla evet dememesi bir yana, evet dese bile mahkeme bir bahaneyle buna mani olacaktır. Karar yetkisi YSK’nın otoritesinden çıkartılıp yerel mahkemeye verildikten sonra partinin kaderini belirleyecek hamleler de artık oraya ait hale gelmiştir.
Dava dosyası açık ve son derece belirsiz olan CHP, artık muhalif bir hareket yahut muhalefeti sürdürmek için uygun zemin olmaktan çıkmış bulunmaktadır.
Gayet tabii Özel de bunu biliyor. İmamoğlu da Yavaş da…
Yeni parti girişimine dair mesajların sıklaşması, Özgür Özel’in ülkeyi dolaşarak yeni partinin altyapısını hazırlaması bu analizin sonucudur. Gücün, ağırlığın ve halk desteğinin kendilerinde olduğu biliyorlar. Dolayısıyla, muhalif hareketi CHP çatısı dışında harekete geçirmenin kendilerine bir şey kaybettirmeyeceğini hatta merkezden gelebilecek oylar düşünüldüğünde kazandıracağını görüyorlar.
Eğilim yeni partiye kaymakta olduğu için -anketler de bunu gösteriyor- CHP’ye yapılan operasyon da tıpkı 19 Mart gibi beklenen sonucu doğurmamış sayılabilir. Hatta, yeni partinin kuruluşunda çeşitlilik ve çoğulculuk sağlanabilirse tablo iktidar açısından daha tatsız bile olabilir.
Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve iktidarın maksadı en nihayet muhalefeti yerel seçimlerde ulaştığı birincilikten düşürmek ve seçim kazanamayacak hale getirmek olduğuna göre yeni partinin yolunun engebesiz olacağı düşünülebilir mi? Asla. Özel ve arkadaşları siyasete tutunmaya çalışırken karşılarında siyaset dışı bütün imkanları kullanabilen iktidar gücü olmaya devam edecek. Amansız takip kesinlikle sürecek. Nitekim Özel ve Yavaş’a uzanan ve yabana atılamayacak söylentileri duyuyoruz.
Ancak, bir yandan da operasyonlar ve söylentilerden daha güçlü bir siyasi model yürüyor. Tek belirleyici iktidar ya da mahkemeler değil, millet de olup biteni tartıyor, ölçüyor, biçiyor. Bunca ağır hamleye rağmen muhalefetin ahlaki üstünlüğü ve sayısal gücü azalmıyor. Yeni partiye yönelik muhtemel hamlelerin de bunu azaltma yahut bitirme garantisi bulunmuyor.
İktidarın yöntemi yeni partiyi de baskılamak olduğuna göre, Özel-İmamoğlu-Yavaş için de tek yol yerel seçimden ve 19 Mart’tan beri halkla kurdukları bağı devam ettirmektir. Bütün kaos, toz bulutu ve gerilime rağmen kazananı belirleyecek olan şey bu basit denklemde yatmaktadır.
