Kime ucuz kime pahalı?

Türkiye İstatistik Kurumu, Haziran ayında TÜFE’yi 1,94, ÜFE’yi ise 4,01 olarak hesapladı. Yıllık enflasyon ise yüzde 17,53 oldu ve 2019’un Mayıs ayından bu yana en yüksek enflasyon verisiyle karşılaşıldı.

Haziran ayı enflasyon verisinde iki gösterge ise özellikle gelecek dönemlerde beklenen olumlu havayı tamamen ortadan kaldırdı. Bunlardan ilki 2018 yılından bu zamana kadar ilk kez yüzde 40’lı seviyelerin üzerine çıkan Üretici Fiyat Endeksi’ydi. Mayıs 2020’den bu yana kademeli olarak artan ÜFE, yani üretici maliyetleri, tüketiciye de doğal olarak yansıtıldı. Her ne kadar ÜFE-TÜFE makası bizde üreticinin maliyet yükünü tüketiciye yansıtmadığı gibi bir algı oluştursa da durumun böyle olmadığını TÜİK’in yayınladığı fiyatlara bakarak açıklamak gayet mümkün. Temel tüketim maddelerinde ve hizmet sektöründe fiyat artışlarının ortalama yüzde 30-40 aralığına ulaştığı açık bir şekilde görülüyor. Bu, talebi yüksek olan mallarda maliyetlerin doğrudan fiyata yansıtıldığını bize gösteriyor. Bu ayın üretici fiyatlarının sonraki ayı etkileyeceği göz önünde bulundurulduğunda enflasyonun önümüzdeki ay da artması kaçınılmaz oluyor.

Gelecek aylara dair beklentilerimizi olumsuz etkileyen diğer gösterge gıda enflasyonu oldu. Yıllık %19,99 olarak açıklanan gıda enflasyonu düşük ve orta gelirli vatandaşın maalesef bir süre daha geçim kaygısı yaşayacağını bize gösterdi. Buna bir de işsizliğin eklenmesi vatandaşın sadece ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik olarak da zor zamanlar geçireceğine işaret etti. Gıda enflasyonunun ortaya koyduğu diğer bir sonuç ise diğer kalemlere olan talebin giderek düşeceğiydi. Fiyat artışlarından dolayı temel tüketime daha fazla bütçe ayırmak zorunda kalacak olan vatandaş, harcamalarını da buna göre ayarlayacak ve yeterli gıdayı tüketmek için diğer harcamalarından feragat etmek zorunda kalacak. Bu da diğer sektörlere olan talebin düşmesine neden olacak. Sonuç olarak, Türkiye’de enflasyon frenlense de önümüzdeki birkaç ay ciddi bir yoksulluk sorunu ile karşılaşılacak.

Öncelikle Türkiye birbirini etkileyen bu TÜFE-ÜFE sarmalından kurtulmalıdır. Bunun için üreticinin maliyetlerini düşürecek politikalara yönelmek gerekir. Ancak bu zamana kadar alınan önlemler üreticiyi desteklemeye değil, daha çok tüketimi sınırlamaya yönelik önlemler oldu. Gerek faizi sabit tutan TCMB’nin son üç toplantıdaki yaklaşımı gerekse BDDK’nın kredi kartlarındaki taksitlendirmeyle ilgili kararı tamamen talep temelli enflasyonu çözmeye yönelik önlemlerdi.

Pandemi sürecinden bu yana üreticinin karşılaştığı sorunlar sadece bize özel değildi. Tüm ülkelerde arz kaynaklı gıda fiyatlarında artış yaşandı. Ekonomik açıdan istikrarlı ülkeler, üreticisini destekleyerek fiyat artışlarını engellemeye çalışırken bizde tercih edilen yöntem talep temelli bu artışları engellemekti. Ancak bu yöntem çalışmadı. Bundan sonra da çalışacak gibi görünmüyor.

Ürün fiyatlarındaki artışı önlemeye yönelik hamlelerin başında kur istikrarı geliyor. Kur istikrarı sağlanamadığı müddetçe Türkiye’de Türk halkı fakirleşmeye, yabancı ise zenginleşmeye devam ediyor. Nitekim dün açıklanan reel efektif döviz kurunun, 59,8 ile tarihin en düşük seviyesine gerilemesi de bunu bize gösterdi. Türkiye’deki tüketici sepetinin diğer ülkelere kıyasla pahalılık düzeyini ölçen reel efektif döviz kuru Haziran ayı itibariyle, Sevgili Murat Kubilay’ın da dediği gibi “Türkiye’nin yabancılar için tarihi ucuzlukta” olduğunu ortaya koydu.

Kabine toplantısı sonrası açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkiye’nin yabancılar için oldukça ucuz olduğunu belirtmiş ve “Önceden yurtdışından gelenler, depolarını doldurup geliyorlardı. Şimdi tam tersi. Buradan giderken depolarını fulleyip öyle sınır dışına gidiyorlar” açıklamasını yapmıştı.

Ancak buradaki mesele Türkiye’nin yabancılar için tarihi ucuzlukta olması değil, bu ülkenin vatandaşları için tarihi pahalılıkta olmasıydı.

Hem reel efektif döviz kuru hem de enflasyon verisi bunu bize gösterdi.

YORUMLAR (8)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
8 Yorum