2025’in ağır yükü...

2025 neresinden tutarsanız tutun zor bir yıldı. Siyasetten jeopolitiğe, ekonomiden spora kadar her alanda muhatapları için sıkıntılı gelişmelerle dolu bir yıl geçirdik.

PANORAMATR’nin her ay gerçekleştirdiği Odak çalışmasında Aralık raporunda Prof. Nebi Sümer ile ele alınan Yaşam Memnuniyeti ve Duygular araştırması 2025’in hiç de iyi geçmediğini rakamlarla ortaya koyuyor.

5-12 Aralık’ta gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların üçte biri mutsuz. Üstelik her on kişiden en az biri çok mutsuz. Yüzde 39’luk kesim “Yaşamınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlusunuz?”

sorusuna orta yanıtını veriyor. Mutluyum diyebilen ise en fazla dört kişiden biri. Mutlu olduğunu söyleyenler de çoğunlukla AK Parti ve MHP’ye oy verecek olanlar. Mutluluğun siyasal aidiyet ekseninde bölünmüş olması siyasetin bireysel hayatları nasıl esir aldığını göstermesi açısından çok çarpıcı.

Siyasetin hayatın sayısız parametresi arasında kısıtlı bir alanı işgal etmesi gerekir. Aile, refah, eğitim, sağlık ve daha onlarca parametre varken iktidara oy verenlerin daha mutlu, muhalefet oy verenlerin daha mutsuz olması siyaset kurumunun toplumu bir bütün olarak kapsamadığını, “kendisinden olmayanları da memnun etme” gibi bir önceliğin ya olmadığını ya da varsa bile pratikte hiç de anlam ifade etmediğini gösteriyor.

2025 yılına 10 üzerinden not vermeleri istendiğinde katılımcıların geçen yıla notu 4. Yani 2025 genel olarak sınıfta kaldı. Kim yaşadığı yıla kaç verdi diye baktığımızda AK Partililerin 2025’e notu 6,2. MHP’liler için ise 5,4. Yani sadece iktidar partilerine oy verenler geçtiğimiz yıla geçer not veriyor. Son araştırmalarda her üç kişiden birinin oyunu alan CHP’ye oy vereceğini belirten katılımcıların notu ise 2,6. Diğer muhalefet partilerine oy verenler ise 3,5 civarında notlar veriyorlar.

Bu sonuçlar da 19 Mart itibarıyla yaşanan siyasi sürecin ve CHP’li belediyeler ile partinin kurumsal olarak odakta olduğu yargı süreçlerinin sadece siyaset kurumu ve yargı ile ilgili olmadığını toplumun çok geniş bir kesimini de duygusal çerçevesinin içine aldığını ve genel yaşam memnuniyetini negatif yönde etkilediğini gösteriyor.

Bir yıl içerisinde bireylerin en çok hangi duygu durumunu yaşadıkları sorulduğunda en yüksek olanlar ne yazık ki iç karartıcı. En fazla hissedilen duygular “kızgın, üzgün, olumsuz, kötü” ile ilk dört sırayı alıyor. Ve her gün birbirimizle bu duygu çerçevesinde muhatap oluyoruz. Olumlu ve olumsuz duygu dağılımında yine iktidar ve muhalefet seçmeninin ayrışmasını görebiliyoruz.

2025’den hafızamızda ne kalacağına bakıldığında da durum aynı. Geçen yılın en sevindirici olayı nedir sorusuna yüzde 42 sevindirici olay yok yanıtını veriyor. Yüzde 17’nin ise fikri yok. Neredeyse her üç kişiden iki kişinin aklına 2025’le ilgili sevindirici bir olay gelmiyor. Koca senenin toplum üzerinde bıraktığı tortu çok derin.

Üzücü olay sorulduğunda herhangi bir üzücü olay yoktu diyenler sadece yüzde 4. Sevindirici olay yok diyen yüzde 42 ile arada dev bir fark var. Üzücü olayların en tepesinde asker kazalar ve şehit haberleri, İmralı’da Öcalan ile görüşülmesi, ekonomik zorluklar ve Kartalkaya otel yangını, kadın cinayetleri geliyor.

Liste daha uzun ama herkesin hafızasında üzüleceği bir olay var.

Sadece Türkiye değil tüm dünyanın zor bir dönemden geçtiği vakıa ama Türkiye’deki umutsuzluk ya da üzüntü hali sadece 2025’e ait de değil. 2024 araştırmasında da benzer sonuçlar vardı.

Bunun üstüne her gün uyanılan yargı operasyonları, herkesin farklı derecelerde beğeni ilişkisi kurduğu özdeşlik geliştirdiği kamuoyunda bilinen isimlerin göz altına alınması, serbest kalsa bile yanında güvenlik görevlileri ile birlikte adli tıpa girip çıktığı görüntüler binince modern zamanların bireysel kırılganlığı daha da zirve yapıyor. Kimsenin kendisinin ya da sevdiğinin güvende olmadığı hissi toplumdaki karamsarlığı besliyor.

2025’in 2026’ya devrettiği en temel umut PKK’nın silah bırakması süreci. Süreçteki gerilimlere ya da bireysel endişelere rağmen eğer süreç olumlu nihayetlenirse Cumhuriyet tarihinin önemli bir sorunu en azından pratik maliyetleri açısından geride bırakılmış olacak.

Bunun dışında 2026’nın en azından ilk altı ayı ekonomik, siyasal ya da jeopolitik açıdan olumlu gelişmeler vaat etmiyor. Yine de umut edelim.

Herkese mutlu yıllar.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.