Tekkeden Tik-Tok’a, dergâhtan stadyuma

Kadın-erkek, genç-yaşlı, inançsız-inançlı herkesin kulağına ve diline adeta yapışan bir müzikal tekerleme, 2026 yılının Ramazan’ına damgası vurdu.

Bu akılda kalıcı, ritmik, melodik parçaya “ilahi“ demek doğru değil.

Müzikologlar ve sosyologlar bu türden parçalara “yeşil pop” veya “pop-ilahi” diyorlar.

Bu parçalarla Cumhur İlahisi yahut Tekke Musikisi tarzı ilahiler arasında hem teknik hem de estetik açıdan derin uçurumlar var.

Klasik ilahi denince, Türk din musikisinin cami ve tekke geleneği içinde gelişmiş, belirli makam ve usûl kurallarına sadık kalınarak üretilmiş müzik eserleri anlaşılır. Bunlar tasavvufî temaları işleyen ve dinî toplantılarda okunan eserlerdir.

Pop ilahiler genellikle 4/4’lük düz pop ritimleri ve akılda kalıcı basit melodiler üzerine kuruludur.

Klasik ilahilerde, insan sesi (fem-i muhsin) merkezde olmak üzere ney, kudüm, bendir, rebab ve kanun gibi akustik enstrümanlar kullanılır.

Buna karşılık yeşil pop parçalarının temelinde synthesizer (klavye), dijital altyapılar ve bazen elektro bağlama bulunur. Cehrî zikir sesleri sıkça ritim unsuru olarak kullanılır.

Klasik ilahilerin icrasında “vakar” ve “huşu” esastır. Bağırmaktan kaçınılır ve dinleyiciler düşünmeye yönlendirilir.

Pop ilahilerde, arabesk vokal teknikleri (nağmeler, gırtlak oyunları ve ajitasyon) öne çıkar. Temel hedef, kitleleri heyecanlandırmak, coşturmak veya ağlatmaktır.

Klasik ilahilerin güfteleri genellikle Yunus Emre, Niyazi-i Mısri, Aziz Mahmud Hüdayi gibi büyük mutasavvıfların derin semboller içeren şiirlerinden seçilir.

Yeşil pop parçalarının sözleri daha ziyade sloganvari, tekrara dayalı ve pedagojik derinliği az olan metinlerden oluşur. Soyut metafizik göndermelerin yerini “Kabe yolları”, “yeşil kubbeler” gibi somut imgeler alır.

Mekânı, dergâh veya cami olan klasik ilahiler bir terbiye, derinleşme ve ibadet vasıtası olarak görülürken, mekânı televizyon ekranları, düğün salonları ve dijital platformlar olan pop ilahiler bir tüketim nesnesidir.

Klasik ilahi, “hâl” dilini temsil ederken, yeşil pop parçalar birer “şov” aracıdır.

“Kabe’de Hacılar Hu Der” gibi yeşil pop parçalarının başarısı, geniş halk kitlelerinin aşina olduğu arabesk/pop formlarını dini temalarla birleştirmelerinden kaynaklanır.

Türkiye’deki ilahi geleneğinin geçirdiği bu dönüşüm, aslında ülkemizin son 40 yılındaki sosyolojik kırılmalarının, kentleşme serüveninin ve kasaba dindarlarının kamusal alanda görünür olma çabalarının bir özeti gibidir.

1980 sonrası hızlanan kırdan kente göçün beraberinde getirdiği hibrit kültürde ne şehirli yüksek sanat estetiğinin ne de kulak eğitimi gerektiren ağır sofistike makamların bir karşılığı vardı.

Dini müzik kentin hızlı ritmine ve “arabesk duyarlılığına” uyum sağlamak üzere basitleştirildi.

90’lı yıllardan itibaren yükselen muhafazakâr orta sınıf, kendi eğlence ve estetik normlarını yarattı.

Dini müzik, “yeni kentlilerin” damak tadına uygun olarak “cami / tekke / dergâh” disiplininden çıkarılıp “stadyum / düğün salonu / TikTok” mecralarına taşınmak üzere yeniden üretildi.

İlahiler artık metafizik derinleşme ve tefekkür aracı olmaktan çıkıp, müzik marketlerde satılan, klipleri çekilen, viral olan ve listelerde diğer pop müzik parçalarıyla yarışan tüketim nesnelerine dönüştü.

Fakat niteliği ne olursa olsun, bu yeni dînî musiki tarzı kentlerin yeni sakinleri olan kasabalı muhafazakârlar için aynı zamanda bir kimlik meselesi.

Parçanın bu denli sahiplenilmesi, aslında yeni kentli muhafazakâr kesimin şehirde görünür olma arzusunun tezahürü.

İlkokul çocuklarının bu parçayı bağıra çağıra söylemeleri, kültürel gettolara sıkışmış bir “yeni estetiğin” şehrin görünmez bariyerlerini nihayet aşmasının bir işareti olarak algılanıyor.

‘Çatlayın’, ‘kudurun’ gibi nidalarla paylaşılan bu videolar, sadece bir müzik tercihini değil; kültürel bir gettonun şehrin merkezine attığı imzayı temsil ediyor.

Asıl soru şu: Bu gürültülü estetik, bir gün dindarların o eski medeni ve vakur sükunetine ve özgüvenli derinliğine erişebilecek mi; yoksa dijital bir gürültü olarak sönüp gidecek mi?

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.