Uzak komşuda pişen bize de düşer mi?

Macaristan’da otokratik bir liderin halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla iktidarı kaybetmesi dikkat çekici elbette. Pek çoklarına sürpriz gelen Macaristan’daki gelişme, yalnız bizde değil dünyanın hemen her ülkesinde de, konunun bu yönüyle değerlendiriliyor.

Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi bir ülke olduğu için, yaşadıkları coğrafyayı bir ‘demokrasi kıtası’ görmek isteyen Avrupalılar Macaristan’daki seçimin sonucundan memnun…

Şahsen ben de memnunum ve seçimin çok öncesinden başlayarak fırsat buldukça konuya değinen yazılar yazdım.

Bir itirafta bulunacağım: Hakkında yorumlar yaptığım ülkeyi, geçmişte birkaç kez yolum düşmüş olsa da, ilk elden tanımıyorum. Yansıttığım bilgileri yabancı güncel kaynaklardan yararlanarak yazdım, yorumlarım o bilgilere dayanıyor…

Türkiye’den hiçbir medya grubu, iki halk arasında ‘akrabalık’ ilişkisi bulunduğu yolunda zihin ekzersizlikleri yapılmış Macaristan’daki seçime, muhabir veya yazarla izleyecek kadar ilgi duymadı.

[Macaristan halkının bin yıl öncesinde Orta Asya’dan göç ettiği ve Macarca’nın Türkçe ile aynı dil grubundan olduğu yolunda hayli çalışma vardır. Viktor Orban zaman zaman bu tezi dile getirmiş ve konuyu araştırmak üzere bir enstitü de kurdurmuştu. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün çıkardığı bilimsel derginin 1960-70 yıllarına ait sayılarında teze ilişkin makaleler okuduğumu hatırlıyorum.]

Başka benzerlikler bir tarafa, böylesine bir tez konusunun varlığı bile Macaristan seçimlerine özel ilgi göstermemizi sağlamalıydı.

Ülke hakkında ayrıntılı haberlerden mahrum oluşumuz, güncel siyasetimize dönük değerlendirmelerimize de yansıyor doğal olarak…

Uzak komşumuz sayabileceğimiz Macaristan’da Putin-Trump ikilisinin özel ilgi gösterdiği bir siyasi parti -Fidesz- ve lideri Viktor Orban tam 16 yıldır iktidardaydı.

2024 yılına kadar partide ve bürokraside çeşitli görevler üstlenerek iktidarın bir parçası haline dönüşmüş Péter Magyar’ın, o zamana kadar fazla ismi duyulmamış küçük bir parti olan Tisza’yı devralarak muhalefeti canlandırması ve Orban’ı devirebilmesi bizdeki muhalefetin ilgisini herhalde çekmiştir.

Çeyrek asra yaklaşan AK Parti iktidarı da, Macaristan’da meydana gelen bu siyasi sarsıntıya herhalde muhaliflerden daha fazla ilgi duymuş olmalı.

İktidarlar, daha uzun süreler iktidarda kalabilmek için çeşitli yollara başvurur; bu bir sır değil.

Macaristan’da yaşanan, dünyanın iki önemli ülkesini de arkasına aldığı halde otoriter bir liderin partisinin seçim kaybetmesi olayı, içerisinde ‘sırlar’ barındırıyor…

‘Cumhur İttifakı’ için uyarı, muhalefet için ise yol-yöntem açısından önemli bir gelişme bu.

Kamuoyu yoklamaları, köklü bir maziye sahip CHP’nin, erken veya zamanında bir seçimde, iktidara gelebileceğinin işaretlerini vermiyor…

Macaristan’da geçmişi iki yıldan eski olmayan bir parti bunu başarmışken…

Orban’ı koltuğundan eden Magyar, aralarına kara kedi girene kadar Orban’ın çevresindeydi. İktidar ortaklığını unutturup kendisini halka nasıl kabul ettirebildi acaba?

Yukarıdaki soru, uzun AK Partili yılların en parlak döneminde, muhaliflerin bile kabulüne mazhar olmuş hayati icraatlarda imzası bulunan, iktidarın daha sonraları takibe başladığı farklı çizgiyi benimsemedikleri için yollarını ayırmış siyasetçilerin kurdukları partilerin üzerinde düşünmesini gerektiriyor.

Acaba Magyar, bütün muhalefeti, kendi liderliği ve partisinin şemsiyesi altında nasıl buluşturabildi?

Merak ettiğim, ancak okumalarımdan cevabını çıkaramadığım bir sorum daha var: Artık yolun sonuna yaklaşıldığını gören ve ilk seçimde halkın kendisini yolcu edeceğini fark eden Orban, ne yapacağını bilemeyeceği birileri eliyle tasfiye edilmek yerine, bildiği bir ismin önünü kendisi açmış olabilir mi?

Hatta kimselere fark ettirmeden?

Konuyu işlediğim son yazımda dikkat çekmeye çalıştığım gibi, bizdeki tek partili dönemden çok partili demokrasiye geçiş döneminde, CHP içerisinden çıkan bir kadronun kurduğu Demokrat Parti’nin (DP) iktidara yürüyüşünün bir benzeri Macaristan’da yaşanmış olabilir.

DP’ye o dönemde ‘muvazaa partisi’ gözüyle bakanlar çıkmıştı; acaba Magyar’ın Tisza partisi için de aynı düşünce Macaristan’da tartışma konusu olmuş mudur?

Olmuşsa hiç şaşırmam.

Ülkelerini seven ve gerçek anlamıyla halklarına hizmeti ön planda tutan liderler, akıllı ve deneyimli iseler, değişen dünya şartlarına karşı durulamayacağını bilerek, halklarının nabzının farklı attığını gördüklerinde geçişi bizzat hazırlamayı tercih edebilirler…

Sağlığının bozulmaya yüz tuttuğu dönemde Atatürk’ün, 2. Dünya Savaşı sonrasının oluşan şartları kendini belli ettiğinde İsmet İnönü’nün yeni arayışlar içerisine girdikleri gibi…

Keşke bu soruların cevaplarını bilebilecek kadar Macaristan iç siyasetine vakıf olabilseydim.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.