Yanıltıcı bilgi suçu!
Eskiden hiç bilmezdik çünkü böyle bir suç yoktu. Fakat bir süredir “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçunu sık sık duyuyoruz. Bu yüzden gözaltılar, tutuklamalar, mahkumiyetler oluyor.
İki gün önce gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç aynı suçlamayla tutuklandı,
İsmail saymaz ve Murat Ağırel, “ev hapsi” ile tutuklanmaktan kurtuldular.
İsmail Saymaz’la Hürriyet’te beraber çalışmıştık. Birinci sınıf gazetecidir. İktidar mensuplarından bile dürüstlüğüne güvendikleri için açıklamalarını İsmail Saymaz’a yapanlar oluyor.
Murat Ağırel de araştırmacı haberciliğiyle kamuoyunda tanınan başarılı bir gazeteci.
Fon rezaleti hakkında haberlerinden dolayı soruşturmaya maruz kalmışlar.
SORUŞTURMALAR
TÜSİAD yöneticileri Ömer Arif Aras ve Orhan Turan, ekonomideki sorunları dile getirdikleri için bu suçtan ve yargılamayı etkileme suçundan soruşturmaya maruz kalmışlar, polis eşliğinde sorguya götürülmüşlerdi. Yurt dışına çıkma yasağı konulmuş, sonunda hapis cezası verilerek hükmün açıklanması ertelenmişti.
Mehmet Şimşek, bir açıklama yapabilirdi, susmuştu. AK Partili ekonomist Nihat Zeybekçi “polis eşliğinde ifadeye götürülmesini ben kabul edemem" diyerek tepki göstermişti sadece.
Çorum’da esnaf Murat Kırcı, Mehmet Şimşek’e tepki göstererek “Ya, siftah var mı ben fiş keseceğim?" dediği için soruşturmaya maruz kalmıştı.
Yerli yersiz bu suçtan soruşturmalar açılıyor. En çok gazeteciler hakkında…
Bu suçu TCK’ya koyan kanun çıktığında bu köşede “Neden Sansür yasası?” başlıklı yazımda eleştirmiş, bunun fikir ve ifade hürriyetini bastırmak için kullanılacağını yazmıştım. Öyle de oluyor.
‘GERÇEK’ NEYE GÖRE?
Ceza Kanunumuzda böyle bir suç yoktu… Ekim 2022’de, TCK’nın 217. Maddesina A) fıkrası olarak eklendi. 217/A maddesi şöyle:
“Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”
Lafzen ‘masum’ görünüyor. Fakat…
Metindeki “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli” şeklindeki ifadeler sübjektiftir.
“Siftah…” feryadı kamu düzenini mi, ülke güvenliğini mi tehlikeye atmıştı? Yahut TÜSİAD açıklamaları ya da İsmail Saymaz’la Murat Ağırel’in haberleri mi?
Kanun teklifi Komisyonda görüşülürken, uzman olarak dinlenilen Yargıtay Üyesi Hukuk Doktoru İhsan Baştürk, “gerçeğe aykırı bilgi nedir, neye göre kim kim karar verecek” diyerek böyle bir suç tanımının sakıncalarını anlamış ama kimseye dinletememişti.
Çünkü iktidarın amacı “gerçek” değildi, eleştirilerde çekingenlik yaratmaktı.
AYM NE DEMİŞTİ
Böyle sakat bir suç tanımı elbette Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. AYM’de, atamalarla oluşan çoğunluk üyeler, bunu anayasaya uygun buldu, iptal talebi reddedildi. (8 Kasım 2023, K.2023/193)
O zamanki Başkan Prof. Zühtü Arslan dahil 5 üye anayasaya aykırı bularak muhalefet şerhi yazdı. Arslan, 217/A maddesinin “keyfi ve öngörülemez uygulamalara yol açmaya elverişli olan belirsizlikler” içerdiğini belirtti…
Arslan’ın şu sözleri hürriyet felsefesinin özünü vermektedir:
“Tarih boyunca düşünceyi bastıranların en büyük gerekçesi ‘gerçek’ iddiası olmuştur. ‘Hakikat’in sihirli küresine sahip olduğunu düşünenler, kendileri gibi düşünmeyenleri ‘hakikat düşmanı’ veya ‘sapkın’ olmakla suçlayabilmişlerdir…”
Halen üye olan Prof. Yusuf Şevki Hakyemez muhalefet şerhinde şöyle diyordu:
“Sadece ‘gerçeğe aykırı bilgi’ ibaresi bile bu kuralın ifade özgürlüğü açısından belirsiz bir sınırlama getirmekte olduğunu ortaya koyma noktasında yeterli kabul edilebilir… Maddedeki bu ibarelerin hem kişilerin ifade özgürlüğünü hem de başkalarının bilgi ve haber alma özgürlüklerini ne derece olumsuz biçimde etkileyebileceği üzerinde daha dikkatli biçimde düşünülmesini gerektirmektedir.”
Bizim sorunumuz, siyasi kültümüzde öteden beri özgürlükler konusunda dikkatin olmaması, “güç” unsurunun ağır basmasıdır, gittikçe de ağırlaşıyor.
